ABD, Afganistan'daki madenleri Çin’e bırakır mı?

Gürbüz Evren yazdı...

ABD, Afganistan'daki madenleri Çin’e bırakır mı?

Öncelikle belirtmekte yarar var, Türkiye medyasında göremeyeceğiniz belge ve bilgiler içeren bu yazı, çok zahmetli bir araştırmanın sonucu ortaya çıkmıştır.Konuya gerçekten ilgi duyanlar bunu anlayacaktır.

Medyada son günlerde “Taliban’ın 1 trilyon dolarlık maden rezervini kontrol edeceği ve bu konuda Çin ile anlaştığı” haberleri dolaşıyor.

Başta bakır olmak üzere bazılarını bir kenara bırakırsak, sözü edilen madenlerin en önemlileri altın, uranyum ve lityumdur. 

Konuya, Afganistan’daki ABD üslerinin sayısını ve kuruldukları yerleri biliyor musunuz? Sorusuyla başlayalım.

ABD’nin Afganistan’daki en büyük Hava Üssü Başkent Kabil yakınlarındaki Bagram olmuştur.

Diğer üsler ise Kâbil, Mezar, Celalabad, Gardez, Kandehar, Helmand, Şindand, Herat, Uruzgan, Paktika ve Lahman şeklinde sıralanmaktadır. 

Söz konusu üslerin bazılarında uçak pistleri bulunmaktadır. Tamamında ise helikopter pistleri vardır.

Bu üslerden Şindand, Uruzgan, Paktika ve Lahman’ı diğerlerinden ayıran bir özellik vardır. Bu da söz konusu bölgelerde altın, uranyum ve lityum madenlerinin bulunmasıdır.

Bu üslerin çevresindeki ikinci koruma kuşağını oluşturma görevi Afgan ordusuna verilmişti. Yine bu üslerin içinde çok sayıda Afgan sivil ve uzman-mühendis ABD’li siviller faaliyet göstermiştir. 

Şindand ve Uruzgan’dan lityum, Paktika ve Lahman’dan ise uranyum ile altın çıkarılmıştır.

Günümüzde stratejik bir maden haline gelen lityum, dayanıklı ve uzun ömürlü olduğu için elektrikli arabalar, akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarların pillerinde, ayrıca savunma sanayinde kullanılmaktadır.

Lityum maden rezervleri en büyük iki ülke ise Bolivya ve Afganistan'dır. Bu arada, Bolivya’da ABD karşıtı Morales’in birkaç yıl önce neden devrildiğini anlamışsınızdır.

Önce lityum madenlerini değerlendirelim, Paktika ve Lahman’dan çıkarılan uranyum ile altın konusunu ise sonraya bırakalım.Lityum madeninin çıkarılması ve ABD’ye taşınmasıyla doğrudan ilgilenen ilk isim Bill Gates olmuştur. Onu Elon Musk takip etmiştir. 

Gates ve Musk’un elektrikli arabalar, akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarla bağlantısı düşünüldüğünde lityuma ilgileri de anlaşılacaktır. 

Freeport-McMoran, ABD’nin önemli maden şirketlerindendir. Altın madeni denilince akla gelen ilk isim olan bu şirketin hisselerinin önemli bir bölümü yaklaşık 15 yıl önce Bill Gates’in şirketleri tarafından satın alınmıştır. 

Ayrıca ‘Lilac Solutions’ Lityum madeni konusunda Amerika Birleşik Devletleri'nin önde gelen firmalarından biridir. Bu firmanın arkasında ise Bill Gates'in sahibi olduğu 'Breakthrough Energy Ventures' adlı şirket vardır. 

Lilac Solutions'a doğrudan sahip olarak fazla dikkat çekmek istemeyen Gates, 'Breakthrough Energy Ventures' şirketini kullanmayı tercih etmiştir.

Elon Musk ise Mart 2007’de, Teslamotor ve SolarCity şirketleri aracılığıyla Bill Gates ile de anlaşarak, Freeport-McMoran hisselerinin bir kısmını almıştır.

11 Eylül saldırıları sırasında CIA Başkanı olan George Tenet ise Freeport-McMoRan'un Ceo'su Richard Adkerson’un, Bill Gates ve Elon Musk ile yaptığı görüşmelere aracılık eden kişidir.

Tenet ismi çok önemlidir, çünkü 1997-2004 döneminde CİA Başkanlığı yaparken, “Afganistan’ın stratejik madenleri” başlıklı raporu Beyaz Saray’a sunmuştur. Yeri gelmişken belirtelim, bakmayın siz medyada dolaşan 1 trilyon dolarlık maden haberine. Afganistan’daki madenlerin gerçek değerinin ölçüldüğü tek rapor, CİA’nın kamuoyu ile paylaşılmayan raporudur.

Söz konusu raporda, lityum madeninin stratejik öneminin altı çizilerek, ABD’nin izlemesi gereken yol haritası belirlenmiştir. 

Burada bir püf noktası var, o da aslında bir altın madenciliği şirketi olan Freeport-McMoRan’ın, Lityum madenlerini aramada ve işletmede Amerika Birleşik Devletleri'nin en önemli şirketi Albemarleile ortaklığıdır. 

Tekrar Afganistan’a dönersek, askeri üs olan Şindand ve Uruzgan, bizzat lityum maden yataklarının üzerine kurulmuştur. Buralarda çalıştırılan Afganlar, aile bağları bulunmayan, üslerin dışında hayatları olmayacak sivillerden seçilmiştir. 

Söz konusu üslerin bir diğer özelliği ise helikopter trafiğinin çok yoğun olmasıdır. Öyle ki, üsse kalkıp inen her 10 helikopterden 8’i askeri kamuflajlı kargo helikopterleridir. Ayrıca üslerin yakınında kargo uçaklarının inebileceği pistler inşa edilmiştir.

Helikopterlerin destinasyonu Kabil Yakınlarındaki Bagdam Hava üssüdür. Helikopterlerin yolculukları boyunca ABD savaş uçaklarının gözetiminde olduğunu da vurgulamak gerekiyor.

Helikopterlerdeki gri çuvalların yüklendiği kargo uçaklarının ABD’de 2 varış noktasından biri North Carolina diğeri de Nevada’dır. Askeri nakliye uçağı olmayan bu uçakların Bagdam ile North Carolina ve Nevada arasında izledikleri rota, sivil uçakların kullandığı rotadır. Zaten söz konusu uçakların varış noktalarında indikleri alanlar da askeri değildir. Ama bu alanlar Irak işgalinde de görev yapmış bir güvenlik şirketi tarafından korunmaktadır.

Söz konusu üslerdeki faaliyet ve uçuş trafiğini sorgulayan yazılar, 2008-2016 yılları arasında, Washington Post, The Wall Street Journal, The Economist, USA Today, Le Monde, Le Figaro, Le Pais, Der Spiegel, Focus, The Guardian gibi gazete ve dergilerde yayınlandı. Bunlara Pentagon’dan 2 kez yalanlama yapıldı.

Bill Gates ve Elon Musk, Şindand ve Uruzgan üslerine birçok kez ziyarette bulunmuştur. Ancak bu ziyaretler kimi zaman şüphelerin de artmasına neden olmuştur. 

Şindand üssü yakınlarındaki İspanyol askerlerin bulunduğu karakola röportaj için gelen Le Pais gazetesi ve RT Noticias televizyon kanalından bir grup gazeteci, Nisan 2012’de, “Gates, Afganistan’da hem de çok yakınımızda” ifadelerinin öne çıktığı bir haber yayınlamıştır.

Önce The Wall Street Journal, ardından da İngiliz Financial Times gazetesi Freeport-McMoRan, Albemarle, Teslamotor, SolarCity, Breakthrough Energy Ventures ve Lilac Solutions şirketlerinin son 15 yıllık bilançolarındaki büyük değişimi, görülmemiş kar oranlarını ve şirketler arasındaki para akışını sorgulamıştır.

Finans ve borsa uzmanlarının görüşlerine yer veren The Wall Street Journal, şirket yöneticilerinin stratejik madenlerin ve geldikleri yerler konusundaki bir soruyu yanıtsız bıraktıklarına dikkati çekmiştir. Uzmanların ayrıca, başta Hazine Bakanlığı ve Vergi Kurumları olmak üzere Amerikan resmi makamlarının söz konusu şirketleri özel bir korumaya aldığını söylediğini vurgulamıştır.  

Şimdi Bill Gates’in sahibi olduğuLilac Solutions şirketi için Nisan 2019’da hazırlanan "The future of lithium and new resources" başlıklı rapora gelelim ve özetle şu cümlelere dikkate çekelim: “Öngörülen süreden önce maden çıkarma çalışmalarını tamamladık. Madenlerin artık verimli olmayacağı bilgisini 2017 sonunda Pentagon’a da vermiştik. Yönümüzü Bolivya ve diğer ülkelere çevirmenin zamanı geldi.” 

Adı özellikle verilmese de burada sözü edilen ülkenin Afganistan olduğunu anlamakta zorluk çekeceğinizi sanmıyorum. 

Rapordan da anlaşılacağı üzere Afganistan’daki lityumu tüketen ABD, yönünü bu stratejik maden bakımdan çok zengin Bolivya’ya çevirdiğinde karşısında çok büyük bir engel olarak gördüğü solcu Devlet Başkanı Evo Morales vardı.

ABD, bu sorunu da Morales’i Ekim 2019’da görevden uzaklaştıracak siyasi hamleleri yaparak ve orduyu devreye sokarak çözdü. Ama son seçimde işler yine karıştı.

Aslında Bill Gates, 2017 ve 2018’de, 2 kez Bolivya’ya giderek, Morales ile görüşmüştü. Son görüşmeden sonra Morales, “Bolivya’nın zenginlikleri yoksul Bolivya halkınındır. Burası, uçaklarını, helikopterlerini indirip zenginliklerimizi taşıyacakları bir ülke değildir” açıklamasını yapıyordu.

Bill Gates ise açıklamasında, “Morales’in bazı gerçekleri anlaması zaman alabilir. Gerekli zamanı bulacağı günler de gelecektir” diyordu.

Afganistan konusunu yıl sonuna kadar bitirmeyi planladığım kitabımda çok daha derli toplu bir halde anlatacağım.