ABD, Çin’i imparatorluklar mezarlığına gömmek istiyor!

Barış Adıbelli yazdı...

ABD, Çin’i imparatorluklar mezarlığına gömmek istiyor!

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte Avrasya coğrafyasında da yeni bir dönem başladı. Geçtiğimiz günlerde birkaç gelişme dikkatlerden kaçmadı. Bunlardan bir tanesi Taliban sözcüsünün bir İtalyan gazetesine verdiği demeçte Çin’in Afganistan’ı yeniden imar edecek ana ortakları ve temel finansörleri olarak ilan etmesiydi. Diğeri ise ABD başkanı Biden’ın Çin ve Rusya’nın Afganistan’da daha fazla inisiyatif alması gerektiğini söyleyen bir açıklamada bulunmasıydı. Oysa daha geçen hafta BM Güvenlik Konseyi’nde Afganistan ile ilgili alınan karara Çin ve Rusya çekimser oy kullanmıştı. Bu da gösteriyor ki Çin ile Rusya, Afganistan konusunda ABD ile birlikte hareket etmeyecek, ama ne hikmetse ABD, Taliban’ın Çin ile samimi bir ilişki geliştirmesinden oldukça memnun. ABD, son bir asırlık sicili ortadayken Taliban’ın Çin ile ilişkileri geliştirmesini memnuniyetle karşılamasına şüpheyle yaklaşmak lazım! ABD’nin kafasında kırk tilki dolaşıyor ve kırkının da kuyruğu birbirine değmiyor, bunu da dikkate almak gerekir!

Bilindiği üzere Afganistan “imparatorluklar mezarlığı” olarak adlandırılmaktadır. Sebebi ise gayet basit: Afganistan’a bulaşan her imparatorluk burada perişan olmuş, başarısızlığa uğramıştır. Geçmiş dönemde Rus imparatorluğu ve Büyük Britanya imparatorluğunun yaşamış olduğu deneyimi yakın dönemde Sovyetler Birliği yaşamış ve dağılmasında Afganistan işgali büyük rol oynamıştır. Şimdilerde ise aynı deneyimi ABD yaşamaktadır. Muhtemelen Biden’ın siyasi geleceğini de Afganistan meselesi bitirecek gibi duruyor. Bu bağlamda, Taliban’ın bağıra bağıra ABD’nin en büyük jeopolitik rakibi Çin ile ortaklık kuracağını ilan etmesi ve ABD’nin bunu memnuniyetle karşılamış gibi durması, en azından hiçbir itirazın gelmemesi anlaşılır bir durum değildir. Daha birkaç ay önce hem G-7 toplantısının hem de NATO zirvesinin gündemine getirdiği Çin’i ABD neden Avrasya jeopolitiğinde inisiyatif almasına izin verecektir?

Ortaya çıkan bu fotoğraf mevcut jeopolitik iklime uygun değildir. O halde, ABD’nin gerçekte neyi planladığını bilmek lazım! Dahası, ABD, 20 yıllık süreç içerisinde Taliban’ı devşirdi mi devşirmedi mi? Yoksa zaten 1979’dan beri Taliban ABD ile bir şekilde beraber miydi? Bunun yanında görüşmelerde ne konuştular, CIA’in Pakistan’da yakalayıp hapse attırdığı şu günlerde devlet başkanı olarak ilan edilen Abdül Gani Birader Taliban’ın hangi vaadi veya tavizi üzerine Trump’ın emriyle serbest bırakıldı. Ya da Guantanamo hapishanesinden bu süreçte serbest bırakılan üst düzey Taliban mahkumları neyin karşılığında bırakıldılar? Hiçbir pazarlık olmadan taviz verilmeden ABD Taliban’a pardon deyip itibarını geri mi verdi acaba? Büyüklere masallar gibi duruyor.

Bizim kafamızı karıştıran mesele aslında Biden yönetiminin beceriksizliğidir. Çekilmeyi ve krizi iyi yönetemediler. Bu da ortaya çıkan kaosun Taliban’ın zaferi olarak yansıtılmasına neden oldu. ABD, kısa sürede bu durumu düzeltme adına yeni bir kaos dalgası yaratabilir. Bu yönde Rus Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zaharova da ABD’nin bir şekilde intikam alacağını vurgulaması dikkat çekicidir.

O gün havaalanında yaşanan terör saldırısı IŞİD-Horasan örgütünün dünya kamuoyuna bir lansmanıydı. Çünkü ABD, Afganistan’dan çekilme sonrası politikasını Taliban üzerine değil daha önce bu coğrafyaya yerleştirdiği, eğittiği ve donattığı IŞİD-Horasan gibi radikal terör örgütleri üzerinden yürütecek olmasıdır. Belki de bu terör örgütlerini tıpkı Suriye’de olduğu “Afganistan Demokratik Güçleri” adını vereceği tek bir çatı altında toplayacak. Biden zaten konuşmasında  ABD’nin Afganistan’a ulus ve devlet inşası veya demokrasiyi götürmek için gitmediğini sadece ve sadece  terörle mücadele için gittiğini söylemişti. Bundan sonra da ABD’nin böyle bir yükümlülük altına girmeyeceği açıktır.

Sonuç olarak ABD, Afganistan’ı Taliban’a devrederken Çin’e de jeopolitik bir tuzak kurmayı unutmamıştır. Çin’e karşı bu tuzağın en önemli yemi de Taliban’dır. Taliban’ın Çin’e karşı bakır, lityum ve öteki maden kaynaklarının reklamını yapması, Çin’e teklif etmesi, Kuşak ve Yol Girişimi’nin sadık bir parçası olacaklarını açıklaması açıkçası Çin’i tuzağa çekmek adına büyük sözler ve vaatlerdir.

Çin ise tüm bu gelişmelere mesafeli ve soğukkanlı yaklaşıyor. Haftalardan beri Çin Dışişleri, Savunma ve Kamu Güvenliği Bakanlıklarında gece gündüz Afganistan meselesinin olası sonuçları değerlendiriliyor, hazırlıklar yapılıyor. Kuşkusuz bu süreçte Çin yalnız hareket etmiyor. Her safhada Rusya ile istişarede bulunuyor ortak adım atmaya gayret ediyor. Her şartta Çin, Afganistan’a ve Taliban’a istediği finansal desteği verecek ama Afganistan’da ne kadar etkin olur ya da varlık bulundurur bu net değil. Muhtemelen Afganistan’ın yeniden imarında taşeron olarak Pakistan’ın da dahil olduğu birkaç Müslüman ülkeyi göndererek kendisi sahaya girmeyecek. Çin, halihazırda Pakistan’daki yatırımlarına ve vatandaşlarına karşı bir terör tehdidiyle karşı karşıya olduğu için benzer bir durumun Afganistan’da da olacağını biliyor. Zaten Pakistan’da saldırı düzenleyen grupların bir ayağı Afganistan’da. Öte yandan Taliban tüm bu sürecin farkında mıdır? Bu bilinmez ama çok da fark etmez. Nihayetinde Taliban’ın da kendisine ait bir gündemi var. Bu süreçte Taliban, kendisini ABD prangasından kurtartıp kendi bağımsız gündemini de oluşturabilir bekleyip görmek lazım.

Sonuç olarak Afganistan’da ABD’nin en uzun savaşı biterken Avrasya’nın en uzun savaşı başlamaktadır…