ABD, Ukrayna savaşı üzerinden Avrupa Birliği ve Çin’e ayar mı çekiyor?

Gürbüz Evren yazdı...

featured

Ukrayna’daki savaşın öncesine ve uygulamaya konulan senaryoya ilişkin 3 yazı paylaşmıştım. Bu köşenin altındaki söz konusu yazılarda, savaşın seyri ve bundan sonra olabileceklere ilişkin düşüncelerimi yazmıştım. İşte bu yüzden, yaşanan yeni gelişmelerle birleştirerek aynı şeyleri tekrar tekrar yazmak istemiyorum.

Yine de bir hatırlatma yapmam gerekirse, 5 Mart’taki yazımda, haziran ayında Ukrayna’ya geçen İngiliz askerlerin savaş başladığında nerede olduğunun bilinmediğini belirtmiştim. İngiltere Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili yeni bilgilerin ortaya çıkması üzerine açıklama yapmak zorunda kaldı ve “Bazı İngiliz askerleri izin almadan Ukrayna’daki savaşa katılmaya gitmişler. Hemen geri dönmeliler” türünden ifadelerle sorunu küçük göstermeye çalıştı.

Yine aynı yazıda, paralı askerlerin bağlı olduğu batılı güvenlik şirketlerinin de harekete geçtiğini aktarmıştım. Bu da doğrulandı ve bizzat Ukraynalı yetkililer, söz konusu şirketlerin gönüllü (!) göndermeye başladığını açıkladı.

Artık herkes ABD’nin, Rusya ile sıcak savaşa girmekten özellikle kaçındığını biliyor. Biden yönetimi, sonucunu garanti gördüğü için Ruslara ‘Ekonomik savaş’ ilan etti. Uzun sürmesini istediği, Ukraynalıların olabildiğince direnmesi için her şeyi yaptığı, uzlaşma sağlanmaması için tüm görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasını umduğu bu savaş sayesinde Rus ekonomisini yıkmayı, Putin’i de devirmeyi hedefliyor.

Amerika Birleşik Devletleri, uzunca bir süre yanında duruyormuş, her koşulda destekleyecekmiş görüntüsü vererek, askerlerini göndererek Rusya’ya karşı kışkırttığı Ukrayna’yı, savaşın başlamasına yakın bir dönemde, askerlerini de çekerek deyim yerindeyse ‘sap’ gibi ortada bıraktı. Bu gerçeği, ABD’ye taparcasına güvenen Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski bile sonunda anladı. Hatta, NATO’ya üye olma planları yapan Moldova, İsveç ve Finlandiya da anladı. Bu ülkeler de Rusya ile sorun yaşamamak için “NATO üyeliği konusu gündemimizde yok” türünden açıklamalar yapmaya yöneldi.

ABD, planladığı ve kışkırttığı savaş ile perişan ettiği, kalkınması ve yeniden toparlanması çok uzun yıllar sürecek Ukrayna’yı Rusya, Avrupa Birliği ve Çin’e yönelik vermek istediği kanlı mesajlar için acımasızca kullandı.

ABD’nin, Rusya’ya vermek istediği mesajı ve bunun için uygulamaya koyduğu planı daha önceki yazılarda özetlemiştik. Şimdi Ukrayna üzerinden Avrupa Birliği ve Çin’e yönelik hesaplarını anlatmaya gayret edelim.

ABD aslında Ukrayna’daki savaşta en büyük mesajı ve bununla birlikte zararı Avrupa Birliği’ne verdi. Her ne kadar ABD ve AB ortak gibi gözükse de durumun pek Avrupalıların lehine olmadığını biliyoruz. NATO’ya karşı çatlak seslerin çıktığı Avrupa Birliği’nde, bazı üye ülkelerin Amerikan politikalarına yönelik olarak da ciddi muhalefeti vardı.

Güçlü bir ekonomik birlik olan AB, askeri alanda hiçbir varlık gösterememenin ve Amerikan ordusuna muhtaç olmanın sıkıntısını yaşıyor. Birlik içerisinde ABD’nin sözcülüğünü ve casusluğunu yapan İngiltere’nin de ayrılmasıyla Avrupa Birliği’nde dişe dokunur askeri gücü olan sadece 2 ülke, Almanya ve Fransa kaldı.

Hatırlayalım, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” sözlerine Avrupa Birliği içindeki bazı ülkelerden de örtülü destek gelmişti. Hatta NATO öyle bir hale düşmüştü ki, birçok üye ülke ittifak bütçesine vermesi gereken katkıyı yapmaz olmuştu. Bu ciddiyetsiz durum, eski ABD Başkanı Donald Trump’ı sinirlendirmişti. Trump, bazı NATO zirveleri öncesi üye ülkelere söz konusu ödemeleri sert bir dille hatırlatmak zorunda kalmıştı. Trump, diğer NATO ülkelerinin ABD’den faydalandığını, askeri harcamalarını yüzde 2’ye çıkarma sözünü yerine getirmediğini söylemişti. Temmuz 2018’de paylaştığı Twitter mesajında da “NATO üyeleri DAHA FAZLA ödeme yapmalı. ABD DAHA AZ. Çok adaletsiz!” demişti.

ABD’nin öncelikle NATO’nun gücünü ve ölmediğini özellikle ortaklarına kanıtlamaya ihtiyacı vardı. ABD Afganistan, Suriye, Irak başta olmak üzere dünyanın sorunlu birçok bölgesinde kullandığı NATO’nun itibar kaybetmesine hem de ittifakın ortakları tarafından zayıflatılmasına izin veremezdi. NATO’nun önemi ve değerinin, bizzat müttefikler tarafından anlaşılacağı bir kriz gerekiyordu. İşte bunun için her şeyi yaparak sağladığı Ukrayna savaşı, ABD’nin Avrupa Birliği’ne vermek istediği en iyi ders oldu.

Rusya’ya karşı ekonomik tedbirlerin ve yaptırım kararlarının alınışında ABD ile birlikte hareket eden Avrupa Birliği, askeri alanda ne kadar çaresiz olduğunu, Amerikan desteğine ihtiyaç duyduğunu bir kez daha gördü. Ama hepsinden önemlisi Avrupalılar, NATO’nun varlığının kendileri için ne anlama geldiğini anladılar. Özellikle NATO’yu geçmişte üye olmuş, Avrupa Birliği’ne de alınmış Doğu Avrupa ülkeleri için ittifak, Rusya’dan korunmanın garantisi haline geldi.

Ukrayna’da savaş devam ederken, çatlak seslerin çıktığı Fransa, Almanya gibi Avrupa Birliği’nin lider ülkeleri NATO’ya daha sıkı sarıldıklarını gösteren açıklamalar yapmaya başladılar. Bu ülkelerden etkilenen diğer üyeler de NATO konusundaki duyarsız tavırlarını bir kenara bıraktılar.

Özetle ABD, Ukrayna savaşı ile Avrupa Birliği’nin savunması için NATO’nun hayati önemde olduğunu Avrupalılara kabul ettirdi.

Bu savaş sırasında ABD ile AB arasında elbette her şey yolunda değil. Örneğin, Avrupa Birliği ABD’nin, Rusya’nın petrol ve doğal gaz ihracatına yasak getirme girişimlerine sıcak bakmıyor. Son olarak, Almanya, Hollanda ve Macaristan’ın başını çektiği bazı AB ülkeleri, Rus petrol ve doğal gazına büyük oranda bağlılıklarını hatırlatarak, olası yaptırım kararına şiddetle karşı çıktıklarını bildirdiler. ABD’nin bu konuda AB’yi daha fazla zorlamayacağını da biliyoruz. Çünkü ekonomisinde giderek daha büyük sorunlar yaşayan bir Avrupa Birliği, ABD’nin pek de tercih edeceği ortak olmaz.

Ayrıca büyük sermayelerin sahibi Rus oligarklara, ABD’nin baskısıyla yapılan uygulamalar konusunda da Avrupa Birliği ülkeleri arasında ciddi bir rahatsızlık yaşandı. “Bunların kim olduğu biliniyordu da neden önceden değil de şimdi böyle bir karar alındı” sorusu yüksek perdeden soruldu. Yanıt olarak ise “Oligarklar Putin’e yakın isimlerdir” cümlesi kuruldu.

ABD, Ukrayna’yı Rusya’nın önüne atarken, bu savaş üzerinden diğer önemli hedefinin de Çin olduğunu vurgulamıştık. ABD, Çin’in kendi toprağı saydığı Tayvan’a saldıracağını ve bu ülkeyi işgal edeceğini uzunca bir süredir tahrik içerikli açıklamalarla dillendiriyordu.

Washington’a göre, Ukrayna’ya saldırması nedeniyle ABD, AB ve diğer birçok önemli ülkenin Rusya’ya karşı uygulamaya koyduğu sert yaptırım kararlarını Çin dikkate alacak ve atacağı adımlara dikkat edecek.

Biden yönetimi, ABD ile birlikte hareket eden dünyanın büyük bir bölümünün, olası bir Tayvan işgalinde Çin’e karşı tavır alacağını öngörüyor. Amerikan yönetimi bir yandan da Rusya’ya yapılanların belki de daha fazlasının Çin’e yapılacağı düşüncesini yayıyor. Ayrıca Çin ile çok büyük ticari ilişkileri bulunan Avrupa Birliği’nin, ABD’nin yanında olmasının Pekin’e büyük zarar vereceğini düşünüyor.

ABD’de bazı kesimler, Rusya’ya karşı alınan yaptırım kararlarını dünyanın önemli bir bölümünün desteklemesinin Çin’de tedirginlik yarattığı ve Tayvan’a saldırı planlarının rafa kalkmasını sağladığına inanıyor. Bunu da Çin’in Rusya’ya karşı alınan kararlarda çekimser kalmasına ve giderek savaşın bir an önce bitirilmesi yönünde Moskova’ya mesajlar vermesine bağlıyorlar.

Acaba durum gerçekten ABD’nin düşündüğü gibi mi?

Çin’in, ABD’nin tüm bu hesaplarını, Ukrayna savaşı öncesinde ve sonrası için hazırladığı planı öngörememesi mümkün mü? Çin, sıra kendisine geldiğinde, yalnız kalmamak için Rusya’ya daha çok yardım etmesi gerektiğini bilmiyor mu?

Ayrıca, Rusya ya da Çin’den birinin ABD karşısında zayıflaması, diğerinin de direnme gücünü etkileyeceği gerçeğini Çinlilerin bilmemesi imkân dahilinde mi?

Ukrayna’nın ardından Güney Çin Denizi’ne yönelik politikalarını uygulamaya koymayı planlayan ABD için Çin’in zayıflatılması büyük önem taşıyor. Malakka Boğazı üzerinden dünya ticareti için en önemli noktalardan biri olan Güney Çin Denizi, birçok ülkenin hak iddia ettiği bölge haline dönüştü. Ayrıca bölgedeki zengin doğal kaynakları da unutmayalım. Burada Filipinler, Vietnam, Malezya, Kamboçya, Brunei ve Tayvan’ın karşısında Çin var. İşte ABD, Japonya ile birlikte tüm bu ülkelere destek vererek, bölgede varlık göstermeyi ve Çin’in etkisini kırmayı hedefliyor. Çin’in, kendi toprağı olduğunu iddia ettiği Tayvan’a yönelik giderek sertleşen, işgal tehditlerine varan söylemlerinin nedeni de bu.

İşte bu konuyu daha ayrıntılı şekilde başka bir yazıda değerlendirmeye çalışacağız.

[email protected]

 

 

ABD, Ukrayna savaşı üzerinden Avrupa Birliği ve Çin’e ayar mı çekiyor?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!