ABD’nin en uzun savaşı biterken Avrasya’nın en uzun savaşı başlıyor!

Barış Adıbelli yazdı...

ABD’nin en uzun savaşı biterken Avrasya’nın en uzun savaşı başlıyor!

Günlerdir kaos senaryolarının yazıldığı ABD’nin Afganistan’dan çekilme süreci nihayet bitti. ABD artık Afganistan’da yok. 11 Eylül saldırılarının ardından bir hışımla Afganistan’ı işgal eden ABD 20 yıl sonra Afganistan’dan çıkmak zorunda kaldı.

11 Eylül saldırıları ile birlikte ABD hem Afganistan’ı hem de Irak’ı işgal ederek Avrasya ve Ortadoğu coğrafyalarında düzeni yeniden ‘inşa etme’ görevini üstlendi. Ancak ne Avrasya’da ne de Ortadoğu’da ABD’nin istediği ve hedeflediği hiçbir şey gerçekleşmedi. Dünya, ABD’nin istediği istikamette dönmüyordu. ABD için Afganistan ve Irak birer Vietnam haline gelmişti. ABD buralarda debelenirken Rusya ve Çin Avrasya’da hiçbir maliyet ödemeden stratejik mevzileri birer birer ele geçiriyordu. Bu süreçte en büyük gelişme 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre önce kurulmuş olan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün sessiz sedasız gelişmesi ve büyümesi olmuştur. ABD bu sürece etki edememiş Rusya, Çin, İran bölgede yeni bir blok oluşturmuşlardır.

Avrasya’da istediğini alamayan ABD, Ortadoğu’da da beklediğini bulamamıştır. Ne Avrasya’da ne de Ortadoğu’da sınırlar değişmiş ne de yeni devletler kurulmuştur. ABD çok sonra gerçeği fark etmiş ama iş işten çoktan geçmişti. ABD, Arap Baharı ile uğraşırken bu defa da Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi hayata geçmiştir. ABD, Kuşak ve Yol Girişimini ticari bir girişimden öte kendi düzenine meydan okuyan yeni bir düzen olarak görmüştür.

Tüm bu süreçte ABD, bir takım değişikliklere gitmiştir. Her şeyden önce özellikle İran’ın devlet dışı aktörleri sahada nasıl kullandığı konusunda özellikle Suriye’de özel olarak incelemiş Kudüs Gücü ve Hizbullah’ı çok yakından takip etmiştir. Çok büyük askeri güce sahip olmamasına rağmen İran’ın nasıl olup da sahada etkin olduğunu anlama adına yaptığı çalışmalar soncunda devlet dışı aktörlerin etkin  bir mücadele aracı olduğuna kanaat  getirmiştir. Gerçi ABD, devlet dışı aktör kullanma konusunda çok da yabancı değildir. Dolayısıyla Obama yönetimi, yerel çatışmalarda yerel unsurların kullanılması stratejisini benimseyerek devlet dışı aktörlere yönelmiş bu bağlamda terör örgütlerini devşirerek kendi kara gücü yapmaya başlamıştır. Buna en güzel örnek Suriye’de PKK/YPG terör örgütüdür. Ayrıca Suriye’de IŞİD militanlarını toplayarak Afganistan’a taşımıştır. Özellikle geçtiğimiz Temmuz ayında Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun ABD’nin Ortadoğu’dan Afganistan’a IŞİD militanlarını getirdiğine işaret etmesi bu bağlamda dikkat çekicidir.

Bugün Afganistan’da yaşananlara bakıldığında Rusya’nın uyarıları daha da anlamlı hale gelmektedir. ABD’nin çekilmesiyle birlikte birden gündeme gelen IŞİD-Horasan grubunu da bu bağlamda ele almak gerekir. ABD, Avrasya’nın kilit ülkesi Afganistan’dan çekilirken burayı ne Taliban’a ne de Çin ve Rusya’ya altın tepside hediye etmiştir. ABD, Avrasya’yı almak için Afganistan’ı vermiştir.

Taliban’ın şu anda Afganistan’da diğer muhaliflerinin yanında bir de IŞİD-Horasan grubu sorunu ortaya çıkmıştır. Havaalanında düzenlemiş olduğu sadrının ardından hemen her gün bir saldırıda bulunan İŞİD-Horasan aynı zamanda ABD’nin de hedefinde. Ancak Taliban IŞİD-Horasan’a Afganistan topraklarında ABD’nin saldırı düzenlemesine karşı çıkıyor. Bir bakıma IŞİD-Horasan’ın hedef alınmasına karşı duruyor ki bu hiç anlaşılabilir bir durum değil. IŞİD-Horasan ilginç bir örgüt. Eski ve küskün Taliban militanları tarafından kurulduğu iddia edilen bir örgüt. Bünyesinde dünyanın her yerinden militan var. Özellikle Kafkaslardan, Orta Asya’dan ve Doğu Türkistan’dan savaşçılar bulunuyor. Bu savaşçıların çoğu Suriye’de savaşmış, savaş deneyimi olan militanlar. Ancak geçtiğimiz günlerde Taliban IŞİD-Horasan’ın yerli ve milli bir örgüt olduğunu ve Afganlılar tarafından oluşturulduğunu söyleyerek içerisinde yabancıların olmadığını iddia etti. Taliban’ın neden IŞİD-Horasan’ı korumaya yönelik bu kadar çaba sarf ettiği de ayrıca merak konusu.

IŞİD-Horasan’ın Afganistan’ın ötesinde bölgesel hırsları ve amaçları var. Güney Asya ve Orta Asya’da bir İslam Halifeliği kurmak istiyorlar.  Bu durum da ister istemez Avrasya coğrafyasını hedef hale getiriyor. Fotoğrafa başka bir açıdan bakıldığında tam da ABD’nin istediği bir iklimi yaratacak talepleri var.

Başından beri ABD, Afganistan’daki kaos ve şiddetin tüm Avrasya coğrafyasına yasılmasını istemekteydi. İran ile bir mezhep savaşı, Rusya ve Çin topraklarında ise Müslüman halkların bir intifada sürecine girmesi ve Orta Asya bölgesine terörün hâkim olması, kaosu yöneten ve bundan beslenen ABD için bulunmaz bir fırsat olacak. Bunun için de en iyi biçilmiş kumaş IŞİD -Horasan grubu gibi duruyor. Son günlerde IŞİD-Horasan’ın artan saldırıları ABD’nin de bölgede elini güçlendirecek. ‘Terörizmle mücadele’ konusunda ‘hassas’ bir imaj çizen ABD, bölge ülkelerinden daha rahat bir şekilde üs talebinde bulunabilecek ve asker bulundurabilecek. Rusya’nın ve Çin’in bölgesel terörizmle mücadele konusundaki etkinliği konusunda şüphelerin de bulunması ABD’yi tekrar ön plana çıkaracak gibi duruyor. Özellikle Rusya’nın son günlerde Orta Asya’da askeri varlığını daha da görünür hale getirmesi Orta Asya devletlerini de endişelendirmektedir. ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve IŞİD-Horasan’ın etkinliğinin artması Rusya’yı bölgenin tek kazananı haline getirdi. Zira Rusya tekrar Orta Asya’ya döndü. Rusya’nın NATO’su olarak adlandırılan Kolektif Güvenlik Anlaşma Örgütü de korunmak isteyen devletlere kapılarını açmış durumda.

Meseleyi daha en başında tahmin eden ülke ise Çin. Taliban heyeti ile görüşmelerde bulunsa da Taliban heyeti Çin’e karşı Afganistan topraklarının kullanılmasına izin vermeyeceklerini söylese de Çin, bu sözlerin diplomatik nezaketin ötesinde bir anlamı olmadığını gayet iyi biliyor ve ona göre de davrandı ve mesafeli yaklaşıyor. Zira Çin’in endişesi Taliban değil. Afganistan’daki Doğu Türkistan İslami Hareketi’ne ve Türkistan İslam Partisi’ne mensup Uygurlar. 2020’deki BM raporuna göre Doğu Türkistan İslami Hareketi’ne mensup 3 bin 500 Uygurun Afganistan’da bulunduğuna işaret ediyor. Bu Uygurların IŞİD-Horasan grubunun bünyesinde olduğu söyleniyor. Bunların çoğunun Suriye’de savaşmış ve savaş deneyimine sahip olması nedeniyle Çin’i kara kara düşündürüyor. Zira IŞİD-Horasan örgütünün arkasındaki görünmeyen elin ABD’ye ait olması ihtimali bu örgütü çok tehlikeli bir hale getiriyor.

IŞİD-Horasan, Afganistan’da eylemlerde bulunduğu sürece Çin ve Rusya gibi ülkelerin Afganistan’da  Taliban’ın yanında herhangi bir şekilde yer alamayacağı gayet açık. Örneğin Çin’in Afganistan’da olası yatırımlarının IŞİD-Horasan’ın hedefi olacağı belli. Örneği ise Pakistan’daki Çin yatırımlarının ve Çin vatandaşlarının sürekli terör saldırılarının hedefi olması. Bu terör saldırılarının arkasındaki gizli servislerin IŞİD-Horasan’ı kullanmayacağının garantisi yok. Her şeye rağmen Rusya ve Çin ilkesel olarak Taliban’ın yanında duruyorlar gibi görünüyor. Ancak IŞİD-Horasan Taliban’a, ABD’ye ve tüm bölgeye meydan okurken sırtını kime ve kimlere dayadığı da önemli bir mesele.

Son söz olarak, 20 yıl sonra ABD bu defa da IŞİD- Horasan ile anlaşıp Afganistan’ı Taliban’ın elinden alıp IŞİD-Horasan’a verirse şaşırmayalım!