Abdullah Gül de konuştu: ABD sözümü tutmadı!

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Hürriyet gazetesinden Sedat Ergin’e 2003 yılında başbakanlığı döneminde ABD’nin Irak müdahalesi öncesinde yaşadıklarıyla bugün Kasım Süleymani'nin öldürülmesine uzanan süreci değerlendirerek ABD ile kendisi arasındaki ilişkileri anlattı.

Abdullah Gül de konuştu: ABD sözümü tutmadı!

Abdullah Gül, Hürriyet gazetesinden Sedat Ergin’e, 2003 yılında başbakanlığı döneminde ABD’nin Irak müdahalesi öncesinde yaşadıklarıyla bugün Kasım Süleymani’nin öldürülmesine uzanan süreci değerlendirerek ABD ile kendisi arasındaki ilişkileri anlatırken ABD’ye “Pandora’nın kutusunu açmayın. Bir kere açılırsa bir daha kolay kolay kapanmayabilir. Açtığınız takdirde Irak’ta savaş başlar, bu ülke altüst olur ve yerine yeni bir şey oturtmak mümkün olmayabilir” uyarısında bulunduğunu ancak “Dick Cheney ve Donald Rumsfelt’in buna uymadığı”nı söyledi.

Sedat Ergin’e konuşan Gül, ABD yönetimine o dönem şu uyarıları yaptığını aktarıyor:

“Her seferinde ısrarla şunu söyledim: Bu kutuyu açarsanız tahmin edemeyeceğiniz gelişmeler Ortadoğu’ya yayılır. Irak yaşanmaz hale gelebilir. Ülkede yeniden bir dengenin bulunabilmesi için birkaç neslin geçmesi gerekebilir, bu süre 20, 30 yıl gibi bir zamana yayılabilir.”

ABD’nin hedefi dışına çıktığının altını çizen Gül, Irak’ın durumundan derin üzüntü duyduğunu da ekliyor.

“AK Parti’nin ilk döneminde başbakanlık koltuğunda oturan Abdullah Gül göreve başladığında ABD’nin Irak’la ilgili askeri taleplerini masasında buldu”ğu ve  ABD ile yürütülen müzakereler, 1 Mart 2003 tarihindeki oylamada tezkerenin TBMM’de reddi ve ardından ABD’nin 20 Mart’ta savaşı başlatması gibi “önemli hadiseler”e dikkat çeken Ergin Abdullah Gül’ün kendisine şunları söylediğini aktardı:

ABD’NİN EMPOZESİ İLE KARŞILAŞTIK

Amerikalılara bütün telkinlerimiz şu yönde oldu: Madem savaşa girdiniz, hedefinizi liderlikle sınırlayın. Aksi takdirde çok büyük bir kaos olur. Aman Irak’ın kurumlarını ortadan kaldırmayın, bu kurumları yok etmeyin. Çünkü o kurumlar ondan sonra toparlanamaz. Bunları yeniden yapmak mümkün değildir. Ayrıca, Irak’ın çok iyi yetişmiş bir orta sınıfı vardır ve Iraklılık bilinci çok yüksektir. Irak’ı bu şekilde tahrip ederseniz Iraklılık bilincine de zarar verirsiniz. Hem mezhepsel yapısı, hem etnik yapısı dikkate alındığında, Irak küçük bir Ortadoğu’dur. Bunu dağıtırsanız bir daha toparlamanız mümkün olmayabilir… Dışişleri Bakanlığı’nın da Amerikan tarafına bu konuda çok telkinleri oldu.”

ABD HEDEFİN DIŞINA ÇIKTI

Gül, bu noktada dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın yayımladığı hatıratında, savaş kararının gerekçesini oluşturan ‘Irak’ta kitle imha silahlarının bulunduğu’ iddiasıyla ilgili olarak ABD istihbaratı tarafından nasıl “aldatıldığını” ayrıntılı bir şekilde anlattığını aktarıyor.

Gül’ün dikkat çektiği bir nokta, Powell’ın ABD savaş kararı aldığında yalnızca Saddam Hüseyin’i devirme hedefiyle yola çıktığı, Irak’taki kurulu yapıyı yok etmek gibi bir hedefinin bulunmadığını yazmasıdır.

Gül, “Powell, bu yönde bir hazırlıklarının olmadığını, ancak Başkan Yardımcısı Cheney ve Savunma Bakanı Rumsfeld’in Başkan Bush’u etkilemesiyle bu hedefin dışına çıkılarak Irak’ın bütün kurumlarının lağvedildiğini anlatıyor” diye ekliyor.

ABD’nin müdahale süreci içinde Ankara’nın önceliklerini de şöyle anlatıyor Abdullah Gül: “Bu süreç içinde iki şeyi gözettim. Birincisi, Türkiye’yi savaşın yol açacağı karışıklığın ve intikam duygularının hedefi haline getirmemek, bunlardan korumak. İkincisi, Türkiye’nin müttefiki ABD’nin öfkesini çekmemek. Her halükârda savaşın yaratacağı tehditler karşısında Türkiye’yi korumamız gerekiyordu. Tereyağından kıl çeker gibi yaptık, Türkiye’yi bu işin içine sokmadık…

Gül, Irak’ın bugün geldiği durumu da şöyle değerlendiriyor:

Bugün Irak’a baktığımda her şey darmadağınık görünüyor. Irak’ın içine düştüğü durumdan dolayı büyük ve derin bir üzüntü duyuyorum. O zaman çok söyledik, Irak hem tabii kaynakları olan hem de insan zenginliği, beşeri sermayesi yüksek olan bir ülke… Olanlar insana kıymet vermemenin bir sonucudur… Ateş düştüğü yeri yakıyor. Savaşın yol açtığı bütün bu felaketleri görünce savaş karşıtı duygularım daha da güçlendi. İnsanların çektikleri büyük acılar karşısında büyük bir sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Savaş en son başvurulacak şeydir. Bundan önce bütün yollar denenmelidir.”

Sedat Ergin’e göre Gül, gelinen noktada ABD’ye karşı oldukça eleştirel bir çizgide duruyor: “Meselenin temelinde ekonomik, askeri, siyasi ve kültürel anlamda bu kadar büyük bir gücün sadece çıkarcı, Makyavelist, oportünist, kendi değerlerinden de tamamen uzak bir şekilde hareket ediyor olması yatıyor. En büyük tehdit budur… Bu yönetim tarzını çok dehşet verici buluyorum, en büyük tehlike olarak görüyorum. Dehşet içinde izliyorum.”

KASIM SÜLEYMANİ

İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi hadisesinde de Gül şunları söylüyor: “Resmi görevleri olan, protokolde yeri olan insanların, devlet görevlilerinin drone’larla öldürülmesi yöntemi bir kez başladığında yeni sayfalar açılır ve oradan nerelere gidilir, doğrusu kestiremiyorum. Ama bir kere bu yolu açtığınızda yarın bambaşka yerlere gidebilir. Zaten Amerikalılar da bunu ciddi bir şekilde kendi içlerinde tartışıyorlar.”