Aidiyet duygusunu kaybetmiş kırık kalpler ülkesi

Nihat Genç yazdı...

Aidiyet duygusunu kaybetmiş kırık kalpler ülkesi

İnsan bedeni, güvenmediği insanlar arasında stress geliştirir, korkuya kapılır ya da savaşır ya da kaçar.

Amerika ilaç tekelinin otuzbin dolara varan ilaçlarını alamayan yüzbinlerce emeklinin yalnızlık ve çaresizlik içinde ölmesi ya da gencecik çocuklarını uyuşturucuya kurban vermiş insanların sosyal dışlanmışlığı ya da işte 2010'lu yıllarda yabancı maden şirketlerin topraklarına el koymasıyla her yıl on bin ve toplamda 250 bin Hintli çiftçinin intihar etmesi, hepsi, vahşi kapitalizmin insanları ve insanlığı sürüklediği ebedi yalnızlık.

Komşular ve sosyal yardım ve devlet ve hukuk kendilerine ulaşamayınca önce derin bir yalnızlığın güvensizliğiyle boğuşup sonra yaşadıkları ülkeye ve sonra insanlığa ait değerlere hiç inanmıyorlar ve kendilerini hiç bir yere ait hissetmeyip çekip gidiyorlar!

Çocuklarımız çekip gidiyor ve güvenimiz çekip gidiyor ve devlete ve hukuk'a inancımız çekip gidiyor ve etrafımıza ve bizi yaşatan değerlere güvenimiz çekip gidiyor.

Ve ama hala, mesela, 90'lardan beri uyuşturucu trafiğini yöneten ve dizi filmlere konu olan çeteleri yöneten yapılar Türkiye'nin derin gerçeği. Özal'ı Tansusu Tayyip'i ve her partide sağ sol Türk Kürt demeden mevzilendikleri yerler iktidarında muhalefetinde hiç değişmedi. Gitmekte olan iktidarda gelmekte olan muhalefette her yere arkalanıyorlar. Narko gemileri ve tetikçileriyle ve cinaetleriyle ve meşhur simalarıyla bu Türkiye gerçeği hepimizi kanun ve devlet karşısında yapayalnız ve çaresiz bırakıyor.

Kiminle-kimlerle helalleşmek istediğini kimlerin partinde ve ittifakında mevzilendiğini etraflıca öğrenmek istiyorsan sayın Kılıçdaroğlu, mesela, Tansu'nun tetikçisi Memduh Bayraktaroğlu, şu anda Sözcü yazarı, size, uyuşturucu ve karaparacıları ve parababalarını ve FETÖ'nün ve derin devletin tetikçi elemanları dün ve bugün her yerde nasıl KÖKLEŞTİĞİNİ eski kankileridir bir bir anlatsın!

İktidarın kimlerle düşüp kalktığını milletçe biliyor ve çok çaresiziz, ve muhalefet bu umutsuzluğa çare olmalı değil mi, değil!

Aksine topraklarımıza el koyan yabancı şirketlerle, narko baronlarıyla, öğretmenlerimizi öldüren katillerle, uyuşturucu baronundan FETÖ'süne tetikçisine derin devletine söyleyecek tek sözü yok!

Aksine aynı derin yapılar, iktidar muhalefet her yerde, hukukun karşısında hesap soracağına, bu derin felaketleri bilmiyor ya da dünyayı ayağa kaldıran aydın suikastlerini küçümseyip halı altına süpürüyor! Hadi Memduh Bayraktaroğlu'nun suskunluğu 'omerta', o halde, Soner Yalçın niye anlatmaz karanlık FETÖ'cü ve uyuşturucu çetelerinin iktidar ve muhalefette son kırk yıldır kökleşmiş devletmiş partileşmiş ayaklarını! Çünkü iktidarı muhalefetinde aynı 'narko' derin çeteler!

Modern bir toplumda bu derin karanlık yapılara çok mecburmuşuz gibi, kimse karşısına geçip laf edemiyor, ya da sağını söyleyip solunu kayırıyor ya da kendine ulaşan tarafı örtüyor, oysa ilk insanlar, düşmanı hepimizden iyi biliyordu ve kendilerine güvenli küçük topluluklar kuruyordu, tanıdığı ve güvendiği insanlardan... Sen de uyuma Sinan Meydan, Kılıçdaroğlu'nun helalleştiği vatan haini Seyit Rızalar kimin adamıdır Sözcü gazetesinde okuyucularını bir uyarıversen!

Oysa bugün hiç tanımadığımız güvenmediğimiz insanlarla yani katillerle ve uyuşturucu baronlarıyla iç içe yapılarla son elli yılın acı tecrübeleri gün gibi ortadayken kalkmış siyaset/ittifak inşa ediyoruz, hadi sağcısını islamcısını anladık da, ve ama Atatürk ismini resmini kullananlar dahil, aynı 'derin' fotoğrafa neden giriyor!

Seçmenin sadece pasif seyirci olduğu bu köleleştirici düzenin adı demokrasi olamaz. Bu kadar susan insan vatansever olamaz.

Hangi gelir hangi statüde olursak olalım parti ve devlet ve hukuktan derin ve büyük yapıların olduğu bir ülkede kimse 'insan' 'yurttaş' olamaz.

Bu 'omerta' suskunluğuna kendine Atatürkçü diyenlerin dahil olması ahlak ve vicdan olarak katlanılamaz!

Ve, bu karanlık ittifaklarla güvenini inancını kaybetmiş ihanete uğramış çok yorulmuş seçmenlerle oturup konuşan bu insanları ciddiye alıp bir sohbet eden de yok.

İflahı kesilmiş çok acılar çekmiş bu çok yorgun insanlarla, aile, gençlik, ülke, çocukluk, gelecek üzerinden konuşabilen, karanlık çetelere ve karanlık FETÖ'ye ve karanlık ajanlara karşı halkı uyaran tek bir yazar da kalmamış!

Bir yeni siyasetin heyecanı, kardeşliği, ortaklığı, bir şarkıyı birlikte söylemek, yarına dair bir plan program bir ideal beslemek, 'birliktelik' 'yanyanalık' 'kardeşlik' 'birbirini anlama/dinleme' ortalıkta hiç yok!

Ve böyle böyle bilinen felekat türlerinin en büyüğü derin bir yalnızlık duygusu 'aidiyet' yoksunluğu kitle kitle derinleşiyor yaygınlaşıyor!

Sohbet, seminer ve telefon ve yüz yüze, kapımızı çalıp dert yanan içi yanan muhalif seçmenleri tanıyan eden bilen soran anlayan hiç yok.

Bir emekli öğretmen geliyor, ihaneti tarif edemiyor, çökmüş, yürüyecek hali kalmamış, yaşam enerjisi sıfır, kimseye inancı kalmamış, ve bitmişlik içinde zar zor konuşuyor, ülkeye cumhuriyete ve Atatürkçüler'e bir inancım vardı, o (meşhur Atatürkçü yazarlar) yazarları okuyor kendimi yakın hissediyordum, yıkıldım...

Bir başka emekli mühendis, ağlayarak konuşuyor, kendimi hep Atatürkçüler'e yakın hissettim, ve ama 'milli düşmanlarla' ittifak içindeler, mahvoldum,, öyle bir boşluğa düştüm ki, size de ona da buna da kimseye de inanmıyorum! Kendimi hayatımda bu kadar yalnız itilmiş hiç hissetmedim, ne yapacağımı bilmiyorum!

Bir başka seçmen, eskiden bizim yazarları okurdum, arada bir gidip geldiğim dernekler vardı, şimdi, tiksiniyorum, siyasetten koptum, tarihten koptum, ilgi duydugum sanatçı yazar siyasetçi kalmadı, onlarla ortak bir idealim kalmadı, kendimi kandırılmış hançerlenmiş hissediyorum, nereye gitsem, kandırılmışlık duygusunu içimden atamıyorum!

Bir başkası, yalvarırım bir cümlemi not ediver, diyor, eskiden ortak bir öfkemiz ortak bir isyanımız vardı ama şimdi, vatan hainlerine övgüler düzüyorlar, olacak şey değil, yıllarca mücadelesini verdiğim parti yapıyor bunu...

Bir başkası telefonda ağlıyor ve arada bize de küfrediyor, soytarı olmuşlar, onurlu tek bir yazar bulamıyorum, yıllardır gidip geldiğim partiyi dernekleri yerinde bulamıyorum, çok güvendiğim siyasiler yazarlar, hepsi yapmacık gösteriş şov peşinde, TV'de gördüğüm an kusasım geliyor, sağlığım bozuldu, destek olmak için koli koli kitap alıp arkadaşlarıma dağıtırdım, sokakta kahvede her yerde isimlerini onurla söyler gurur duyardım, şimdi, utanıyorum...

Bir başkası, ne kadar güvendiğim insan varsa bizi sattı, ve hala, olup biteni anlamıyorum belki ben hata ediyor belki benim bilmediğim bir şey var diye size telefon ediyorum, katillerimizle ve vatan hainleriyle helallaşmek, olamaz, etrafımda derdimi anlatacağım kimsem dahi kalmadı!

Bir başkası, çokta sıkı bir hatırlatma yapıyor, ağbiciğim, AKP'yle FETÖ dinlerarası diyalog diyerek ortaklık kurup Türk ordusunu lağvetmedi mi, diyalog diyenler sonra birbirini boğazlamadı mı, sonra Oslo'da Habur'da açılımla katilleri ekranlara çıkarttılar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne kuruluşuna atasına birlikte ekranlarda küfürler etmediler mi, sonra birbirleriyle kanlı bıçaklı hale gelmediler mi?

Devam ediyor, bunlar sağ'ı bilmiyorlar mı, 90'lı yıllardan beri uyuşturucu çetelerinin katilleri cinayetlerini ve sağ partilerine yuvalanmış derin yapıları ve şimdiki muhalefet ortaklarındaki parababalarının ekran sahiplerinin kökenlerinin aynı mafya paralarıyla kurulduğunu aynı FETÖ'cülerin aynı ajan ve mafya örgütlenmelerinin sağ'ın her tarafında zibil gibi kaynadığını kökleştiğini bilmiyorlar mı, bunlarla hiç bir fikri ve duygusal bağım kalmadı, (ve çok canımı yakan, bu yazımı yazmama sebep olan son cümlesi:) ben de duygu kalmadı!

Niye ağlıyor ne diyor kendini kandırılmış hançerlenmiş hisseden bu çaresiz insanlar!

Bölücü katillerle iş tutmanın sadece siyasi değil çok yüksek bir insani bedeli olduğunu haykırıyorlar!

'Kimseyle görüşemez-konuşamaz' hale geldik ne demek?

Siyasi bağların olabilmesi için sosyal bağlarınızın yani bir merhabanız olması lazım!

Şimdi, merhaba dahi diyemeyeceğiniz çetelerle derin yapılarla katillerle siyasi ittifak içindesiniz!

FETÖ'yle kanlı bıçaklı olan AKP'liler bugün FETÖ'yle birlikte oldukları o mutlu günleri bir olsun anıyor hatırlıyor mu?

Aksine, siyasi bir ittifak için kaliteli idealist dava arkadaşlıkları yoldaşlar lazım!

Diyalogla helalleşmeyle kaliteli bir güven yaratamazsınız, ittifak'ın matematik hesabıyla duygusal birliktelikler sağlayamazsınız!

İnsan insana açlık duyar, oysa bunlar birbirlerini yemek için yani leş'in hatırına yanyana gelmişler!

Sırtlanların dostluğu leş bitene kadardır!

HDP ve uyuşturucu çetelerinden sıradan bir CHP'li nefret eder, bu yapılarla hiç bir duygusal bağı yoktur! Anadolu'yu gezdiğimde de görüyorum, CHP teşkilatları beş-altı HDP'li isme teslim edilmiş, kapıları kapanmış, halkla irtibatları temasları hiç yok, parti teşkilatına girip çıkan sıradan insanlar hiç yok! CHP'li seçmenle CHP'nin sosyal duygusal bir ortamı ve teması hiç yok!

Sosyal bağ/arkadaşlık aynı zamanda duygusal destektir!

Hepimiz bugün çekirdek bir aile içindeysek de babadan/geçmişten büyük kalabalık ailelere özlem duyarız, geniş sivil örgütlerle temasa geçmek halkın ortak değerlerini taşıyan yazar sanatçı ve kitlelerle tanışmak kaynaşmak isteriz! Kendimizi daha büyük bir yere ait hissederiz!

Mesela, FETÖ'nün diyaloğu/hoşgörüsü bir balon'du, ki, on yıl ortak iktidar olduğu AKP'yle bile diyalog kuramadı, kimse, bana, HDP ve karanlık İyi Parti'yle diyalog kurulabileceği mavalını anlatmasın!

Akıl alır gibi değil, karanlık derin çeteleri FETÖ ajanlar ve katillerin yerleştirildiği kökleştiği partilerle ittifak!

Pirince giderken evdeki bulgurdan halis tertemiz samimi vatansever ve çok sabırlı kitleleri kaybediyorlar!

Dışlanmışlık, itilmişlik, yalnızlık, bir de, erken ölüm sebebidir!

İnsanlarla/seçmenlerle/halkla bağ kuramayanlar sonunda uyuşturucu çeteleri ve katillerle ittifak kurmak zorunda kalır!

Ve sonunda duygusuz ve fikirsiz ve plansız ve tarihsiz ve insansız boş çuvallara döndüler!

Kardeşlerim!

Bir insanın anne baba çocuk eşi en yakın arkadaşını kaybetmek gibi fecidir 'aidiyet' duygusunu yitirmek!

Düşünün, sıradan bir okur/seçmen/yurttaş/cumhuriyetçi, güvendiği inandığı Atatürkçü yazarları kaybetti, hafızası/tarihi/kişisel geçmişi/kültürel sosyal bağları, hepsini yitirdi ve çırılçıplak yapayalnız ortada kaldı!

Açlık susuzluk bedeni, yalnızlık, beyni bitirir!

Cumhuriyet ideallerini yitirmiş, yürekleri parçalanmış, dışlanmış kandırılmış büyük bir kitleyle karşı karşıyayız!

Biz yazarlar sivil kurumlar ya da partiler, seçmenlerinin nelere incinebileceğini kalp kırıklıkları çok iyi bilmeli yani herşey 'delege' hesabı herşey 'ittifak' matematiği değildir!

Matematik dışında da bilimler vardır, sosyo/psikoloji gibi!

Uygarlığımızın asıl gücü büyük topluluklarla (sivil kurumlar/partiler) iş yapabilme büyük kitlelerle duygusal bağ kurabilme ve ortak hareket edebilme becerisidir!

Partilerin de ilk işi budur, idealleri planları için ortak 'duygular' heyecanlar ve coşku yaratmak!

Yani, endişelerinizi paylaşacak kimseyi bulamıyorsanız bir ülkeniz yok demektir!

Edorfin, vücutta bulunan morfin, tempolu bir yürüyüşte endorfini bulursunuz, ve ama asıl, aynı şeye gülmüş, aynı endişeleri taşıyan, aynı eleştirileri yapan, aynı tepkileri veren insanlar arasında hepimiz içinde hepimizi mutlu eden bir endorfin salgılanır!

Büyük küçük yanyana yürüdüğünüzde endorfin sağlayan birlikteliğinizin ritmi'dir!

Aynı kaderi inancı fikri paylaşmadığınız insanlar arasında ise vücut 'stress'e girer, yani zehir üretir!

Sosyal bağ/arkadaşlık/fikirdaşlık aynı zamanda birbirimize karşı 'duygusal destektir'.

Yıkılmadık diyeceğiz, hesaplaşacağız, yedirmeyeceğiz, hukuk diyeceğiz, daha ölmedik, yaşasın Cumhuriyet diyeceğiz ve birbirimize fikren ve duygu olarak şarkılar söyleyip umutlar besleyeceğiz!

Duygusal çöküş yaşayan her insan aileden başlayarak ülkesine insanlığa kadar 'aidiyet' duygusunu kaybeder!

Aksine, sınırlarımız konusunda aynı fikirlere sahip olmadığımız katillerle ittifak içindeyiz, aksine, tarihimiz ve Cumhuriyet ve Atatürk konusunda aynı fikirlere sahip olmadığımız bölücülerle ittifak içindeyiz, aksine, uyuşturucu yapıları ve sıcak para ve FETÖ ve ajanlar ve derin devleti bağrında besleyen sağcı partilerle ittifak içindeyiz!

Cumhuriyet'i yıkanlarla ittifak içindeyiz!

Aydınlarımızın katilleriyle ittifak içindeyiz!

Derin yapılarla ittifak içindeyiz!

Kardeşlerim!

Aşk, her insana sırların kapısını açmak için bir anahtar verir.

Aşkınıza kavuşur-kavuşamazsınız o ayrı mesele.

Ama aşk sizin için hapishanenizden çevrenizden hatta ülkenizden hatta dünyadan daha ötelere daha derin sırları anlamanız için gizemli bir anahtardır!

İç dünyanız evrenin ötelerin ve mekanların ve sanatın ve müziğin ve kalbin ve beynin kilitlerini açabilen anahtarımızdır!

Yalnızlığımızı aşabileceğimiz tek anahtar! Birbirimizin insanlığın yüksek ve büyüleyici değerlerin kapısını açan gizemli bir anahtar!

Nereye ait olduğumuz duygusunu kalbimizi ruhumuzu imkanlarımızı sınırlarımızı bize öğreten aşkın anahtarıdır ve sınırları aşmaya insanlığımızı aşmaya bizi zorlayan, aşkın anahtarıdır!

En kötü en yalnız en itilmiş en umutsuz günümüzde elimizden tutup bizi kaldıran aşk'ın anahtarıdır!

Aşkla yola çıkmayanlar o ittifak bu katil bu uyuşturucu çetesi bu sıcak paracı şu ajan bu FETÖ'cü, kapıları karıştırır, insanlığı ve ülkesini karıştırır ve onur ve gurur gibi en soylu değerlerini karıştırır!

Aşkı tanımayanlar ülkesini vatanını cumhuriyetini tarihini karıştırır ihanet işbirliği köle köpek inançsız ruhsuz savrulurlar!

Ey ülkesinden partisinden ideallerinden gittikçe kaçan gittikçe yalnızlaşan gittikçe duygusuzlaşan genç arkadaş!

Bizler, doğduğumuz toprakların eyvallahsız tertemiz çocuklarıyız!

Ait olduğumuz ve tutunduğumuz yer toprağımız ve cumhuriyet'tir!

Tarihimiz ve şairlerimiz ve egemenliği aşk'ımızdır!

Ve aşkla kendimi bu milletin çocuğu olarak hissediyorum, bu milletin değerleri, tarihi, kültürü, gelenekleri ve bağımsız cumhuriyet'i benim için varlık nedeni, herşeyim!

Ait olduğum bu varlıkların hazinesi gözümü doyuruyor, fazlasında kumpasında tezgahında bu yüzden hiç gözüm yok!

Yani toprağımızı ve değerlerimizi, kimseyle pazarlık konusu etmeyiz, etmeyeceğiz!

Çerin çöpün pisliğin irinin büyüyüp hepimizi zehirlediği böyle sert günlerde ihaneti hiç unutmayacağız, yukarda Allah arkamızda Türk Milleti var!

Genç arkadaş, ihanete uğramış çok yorgun ve kırık kalbin seni boşluğa düşürmesin, ayağa kalk!

Senin gibi soytarı kukla köpek yazarlardan midesi bulanıp duygusal çöküntü hayal kırıklığı yaşayan onbinlerce genç arkadaşımız var!

Aşk'a düşen insan aşkını dünyanın en güzeli en büyüğü görür, dünya bir yana, o tek aşkım, bir yana der, yani, bir rakamı, dünyadan büyük hale gelir ve bu gerçek'tir!

Önce sıfırdan başlayacak gücün olmalı ve soylu bir düşünceden onurdan bir evimiz olması için...

Şöyle düşün, de ki kendine, en azından ben varım, kimse beni susturamaz, kimse beni satın alamaz, elde var, bir!

Bir kişi miyiz? Vatan ve aidiyet duygusunu kaybetmiş yazarlara uyutulmuş kandırılmış duygusal çöküntü yaşayan milyonlara karşı, bir kişi, büyük bir rakam, büyük bir başlangıç!

Kendi varlığını umutlarını geleceğini aşkla kendine güvenerek ilk sıraya yazıp yola çıktığın o zaman, yanına beni de yaz, elde var iki!

İki, çok büyük, ittifak'ın matematiğinden derin yapılardan uyuşturucu çetelerinden FETÖ'cü ajanların topundan iktidarın yağmacı islamcı talancı vakıf ve partilerinden daha büyük bir rakam!

Çünkü onların ülkesi yok gururu yok vicdanı yok kendilerini ait hissettikleri bir millet yok, çünkü, onların aşkı yok!