AKP İktidarı 2009’da yaptığı hatayı tekrarlar mı?

featured

Gürbüz Evren yazdı

İsveçliler, Türklere karşı Avrupa’nın en mağrur, şımarık, saygısız halklarından biridir. Tamamı öyle değilse de büyük bir kesimi maalesef böyledir. Orada yaşayan vatandaşlarımız ne demek istediğimi çok iyi bilirler.

İsveçlilerin en büyük korkusu ise Ruslardır. Ama gelin görün ki, başları ne zaman Ruslarla belaya girse hep Türklere muhtaç olmuşlardır.

İsveç kralı 12. Şarl (bizdeki adıyla Demirbaş Şarl), Rusya ile 1707 yılında başlayan savaşın ilk döneminde başarılıydı. Ama ordusu 1709 yılında hem de Ukrayna seferinde Poltava’da Ruslara yenildi. Bunun üzerine Demirbaş Şarl, yanındaki 2 bin askerle Osmanlı Devleti’ne ait Özi Kalesi’nde Abdurrahman Paşa’ya sığındı.

Padişah 3. Ahmet’in emriyle beş yıldan daha uzun bir süre Osmanlı topraklarında korunarak misafir edildi. Her türlü masrafı ve ihtiyacı karşılanan İsveç Kralı, 5 yılın sonunda 600 Osmanlı askerinin koruması altında ve çok değerli hediyeler verilerek ülkesine gönderildi.

Yıl 2022 ve “Tarih tekerrürden ibarettir” sözü bir kez daha gerçekleşti. Rusya’dan korkan İsveçliler, yine Türklere muhtaç oldu. İsveç’in NATO güvenlik şemsiyesi altına girebilmesi için Türkiye’nin onayına ihtiyacı var.

Buraya kadar anlattıklarımı bir köşede tutun ve yazının asıl bölümüne geçelim.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusunda bin kez düşünmelidir. Neden mi?

Yunanistan ve Fransa, NATO’da müttefiklerimiz değil mi?

Bu müttefiklerimiz, Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarımızda, Kıbrıs konusunda, Ege Denizi’ndeki sorunlarda başımıza resmen bela olmadılar mı?

Müttefiklerimiz Yunanistan ve Fransa, aynı zamanda soykırım iftiraları ve terör örgütü PKK/PYD konularında da sonuna kadar karşımızda değiller mi?

Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası NATO’nun askeri kanadından ayrılan Yunanistan’ın, ABD’nin girişimleri sonucu Rogers Planı kapsamında ittifaka geri dönmesi için Türkiye’nin de onayı gerekiyordu.

12 Eylül darbecisi Kenan Evren, “ABD’li General bana asker sözü verdi. Yunanistan rahat duracak” diyerek onaylayınca, Atina Kasım 1980’de NATO’ya döndü.

Peki NATO’da yeniden güya müttefikimiz olan Yunanistan ne yaptı?

Topraklarında PKK’lı teröristleri ağırladığı kampları kurmadı mı? Ege’de karasuları ve hava sahası konularında her fırsatta sorun yaratıp bizi dünya aleme şikâyet etmedi mi?

Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecini sürekli engellemedi mi?

Onayımızla müttefikimiz olan Yunanistan, bugün NATO ve Avrupa Birliği içinde bize her türlü düşmanlığı hatta düşmanın bile yapamayacağını yapmıyor mu?

Peki Yunanistan’ın NATO’ya dönüşü 12 Eylül darbecilerinin büyük hatasıyla gerçekleşti de Fransa’nın ittifakın askeri kanadına dönüşüne kim imza attı?

Hatırlayalım Fransa, 1966 yılında, General Charles De Gaulle döneminde, ABD’ye kafa tutarak, “Ben de büyüğüm” diye böbürlenerek NATO’nun askeri kanadından ayrılmıştı. Ama ne oldu o kuyruğu dik tutmaya çalışan Fransa’ya, tam 30 yıl sonra 1996’da NATO’ya geri dönme isteğini gündeme getirdi.

Fransa, yolsuzluk nedeniyle yargılanıp hüküm giymiş Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı döneminde, Nisan 2009’da NATO’ya döndü.

Bize düşman gibi davranmayı yaşam biçimi olarak seçen, her konuda karşımıza çıkan Fransa’nın NATO’nun askerini kanadına geri dönüşünde Türkiye’nin de onayı gerekiyordu.

Peki Türkiye’yi 2009’da hangi iktidar, hükümet ya da Başbakan yönetiyordu?

Türkiye’yi bugün de yöneten dönemin iktidarı, Fransa’dan, Türk düşmanlığından vazgeçeceğinin garantisini almış mıydı?

Türkiye’nin, 2009’da NATO’ya geri dönüşü için onay verdiği Fransa, terör örgütü PKK/PYD yöneticilerini Paris’te Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ağırlamadı mı?

Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege’de karşımıza dikilmedi mi?

Avrupa Birliği sürecinin en önemli engellerinden biri değil mi?

Yunanistan ve Fransa örneklerinden ders çıkarıldı mı? işte soru bu. Türkiye’nin eline değeri ölçülemeyecek kadar büyük bir fırsat geçmiştir. Bu fırsat hiçbir şekilde kaçırılmamalıdır.

Yıllarca Fransa’dan İsveç’e birçok ülkede Avrupalıların arasında yaşadım. Avrupa üniversitelerinde eğitim gördüm, siyasi partilerinde çalıştım.

Türkiye’de halk arasında, “Senin ciğerini bilirim ciğerini” diye bir söz vardır. Ben de Avrupalıların ciğerini bilirim. İşte bu sözden hareketle, İsveç ve Finlandiya’nın, NATO üyesi oldukları andan itibaren, Yunanistan ve Fransa’dan bir farkları kalmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu yazıyı bir kenarda saklayın, çünkü bu iki ülke, özellikle de İsveç, başımıza resmen bela olacaktır. Sadece Ermeni soykırımı iftirasını değil Keldani-Süryani soykırımı iftirasını da kabul eden İsveç, terör örgütü PKK’nın daha büyük üssü haline dönüşecektir.

Ciğerlerini bilirim dedim ya, İsveç ve Finlandiya da tıpkı diğer birçok Avrupa ülkesi gibi, küçümsedikleri, sevmedikleri Türkiye’nin onayına muhtaç olmanın yarattığı ruh halini şimdilik gizliyorlar. Ama Türkiye’nin onayını alıp sözde müttefik olduklarında ise bunun hesabını bize sormak için ellerinden geleni yapacaklarından hiç kuşku duymayın.

Aslında çok garip bir ülkeyiz. Birlik ve bütünlüğümüzü tehdit eden ne kadar terör örgütü varsa, NATO’daki müttefiklerimiz tarafından korunuyor, kollanıyor, para ve silah yardımı yapılıyor. Daha açık bir deyimle üyesi olduğumuz NATO’nun bizi böldüğünü görüyoruz, ama “Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç” şarkısını söylüyoruz.

“Türkiye neler istedi ABD neyi verdi neyi vermedi?” başlıklı bir önceki yazımı okuyanlar İsveç ve Finlandiya konusunun bize kazandıracaklarını ya da kaybettireceklerini görmüşlerdir. Bu yazı, orada söylediklerimle birleştirilirse meramım daha iyi anlaşılacaktır.

AKP İktidarı 2009’da yaptığı hatayı tekrarlar mı?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

5 Yorum

  1. 1 ay önce

    Yakın, uzak geçmişi hatırlamak gelecek için de aydınlatıcı olabiliyor. Teşekkürler…

    Cevapla
  2. 1 ay önce

    Bilmek bizler için önemli. Yoksa iktidar neyin ne olduğunu bilmediğinden mi yanlış üstüne yanlış yapıyor. Tabi ki bilmemeleri imkansız. Ülke için doğru ve yararlı olanı yapmak, gözönüne alacakları en son etken bile olmayacaktır bence.
    İnsan, “Nato’dan çekmediğimiz kalmadı, bari burda bir işimize yarasa” diyor ama,
    Boşuna…

    Cevapla
  3. 1 ay önce

    Isveç’te şu an Erdogan’in daha önceki gibi döneceginden bahsediliyor. Ciddi bir tehdit olarak görulmuyor. Ayrica pkk disinda ypg/pyd terör örgütü olarak görulmuyor. “Amerika arkamizda, Turkiet bizi mecbur kabul edecek” yorumu yapiliyor. Umarim yaniliyorlardir.

    Cevapla
  4. 1 ay önce

    isvec ve Finlandiyayi veto ederiz dense de zerre kadar guvenmiyorum. Daha once orneklerini gordugumuz gibi son anda kabul edecektir. Tum hesap iceride secmene yoneliktir.

    Cevapla
  5. 1 ay önce

    Teşekkürler güzel ve bilgilendirici yazı için. Tarih, geçmişi bilmemizi, bugünü anlamamızı ve geleceği planlamamızı sağlayan biricik değer. Vetoya gelince. Bunu yapabilmenin olmazsa olmaz koşulu BAĞIMSIZ olmak. Ekonominin hali ortadayken daha fazlasını yazmaya varmıyor insanın eli.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!