AKP'nin şeytanlıkları ahlaki ölçü olabilir mi?

Nihat Genç yazdı...

AKP'nin şeytanlıkları ahlaki ölçü olabilir mi?

Fetö'nün kullanışlı aptallarından Yıldıray Oğur bugünkü yazısında, burjuvanın, TÜSİAD'ın, Fetö'nün, Nato'nun, emperyalistlerin, şeriatçıların, ümmetçilerin, liberallerin... Atatürk'ten ve bizden ne istediklerini anlatan dersler dolu (?!) bir yazı yazdı.

Fetö'nün donuna yapışıp kalmış kurumuş bok kırıntısı, yazısına, Libya'da Çanakkale'de Sakarya'da vs. savaşıp ülkeyi kurtaran Atatürk'e övgüler düzerek başlıyor ve bir kahraman olduğunu söylüyor, yani biz Cumhuriyetçiler'e rüşvet veriyor ya da ileriki bölümlerde Atatürk'ü harcamak için argo tabir .ötünü yiyiyim ayağı yapıyor.

.ötünü yiyiyim ayağı, makamdan makama geçmek için bir okşama bir rüşvettir. .ötünü yiyim ayağı yapıyor bunun için deriz biraz sonra yediği yaladığı .ötü düzmek için aklınca yağla övgüyle hazırlık yapıyor!

Yani Atatürk'ün iyi tarafı cephelerde savaşan bir kahraman oluşuymuş, ve ama, yazısının ikinci paragrafından sonra, Atatürk ne yapmışsa, batırmış bozmuş mahvetmiş dağıtmış...

Şöyle, Atatürk Türkiye'yi kurtardı, ne güzel, ama, tekkeleri kapatarak yanlış yaptı, Kürt isyanlarını ve şeriat ayaklanması, Menemen isyanınını bastırarak yanlış yaptı, ve kendisine yapılan İzmir Suikastını bile soruşturarak yanlış yaptı, ve laiklik'i getirerek yanlış yaptı ve savaştan önce Lenin'i övüp savaştan sonra komünistlere uzak durmasıyla yanlış yaptı, ve müslümanlığı överek yanlış yaptı çünkü sonra da Türklüğü övmüş, ve Türk Dili'nin kökenlerini araştırarak yanlış yaptı, ve Osmanlı ve birinci meclis varken Cumhuriyet'i kurarak ve devrimler yaparak yanlış yaptı, böyle gidiyor, zır manyak kudurmuş psikopatın yazısı..

Çalakalem yazılan her yazı bilinçaltını teşhir eder, kör düşmanlık psikolojinizi ele verir!

Yazıdan şu sonuç çıkıyor ortaya, Atatürk, cephelerde gece gündüz savaştı, ne güzel, ne büyük kahraman, ama, laiklik, şeriat, cumhuriyet, devrimler, parti, medeni hukuk, isyanları bastırmak, mahkemeler kurmak, vs. işine HİÇ GİRMESEYDİ, ki Atatürk bu işlere girerek bir sürü vahim düzeltilmez yanlışlarla ülkeyi bozdu mahvetti ve işin içinden çıkılmaz hale getirdi.

Özetle, sen cephelerde savaş, ama siyaset, laiklik, devrim, cumhuriyet işlerine girme, zaten Atatürk de siyasete girerek ortaya abuk subuk ucube bir ülke çıkarttı!

BUGÜN DE, TÜSİAD'ından Sözcüsü'ne Davutoğlu'na İyi Parti ve CHP'sine kadar, alayı, Türk halkına aynısını söylüyorlar, siz, gidin güneydoğu dağlarında savaşın ve ölün, ve ama gerisine karışmayın.

Bizlere de aynısını söylüyorlar, siz 10 Kasım ve 29 Ekim'de Atatürk'ü anın cumhuriyet'i kutlayın, ama, gerisine karışmayın altını deşmeyin!

Zaten Atatürk ortalığı fena karıştırdığı için biz: Fetöcüler, liberaller, Natocular, emperyalistler... olarak, Atatürk'ün yanlışlarını, yıktığı parçaladığı mahvettiği bozguna uğrattığı memleketi toparlamaya çalışıyoruz. Neyle, kimlik siyasetiyle, açılımla, tarikatları açarak din mezhep siyaseti yaparak ve kamu mallarını satarak ve ülkenin madenlerini borsasını yabancılara açarak...

Ama, siz sadece savaşın ve ölün!

Yazının içsel anlam ve manası açıkça, tam da böyle.

1789'dan önce, soylu ve aristokrat ve kral ve kilisenin halktan köylüden istediği de tam buydu, siz sadece savaşın, ülke idaresini bize bırakın, vergileri, bütçeyi, madenleri, servetleri, asaleti, dini kitabı, sarayları, nişanları, kahramanlıkları, bize bırakın..

Ülkemizde de 90 yılın sağ muhafazakar iktidarları bunu istedi, siz sadece ölün!

Özallar, Aydın Doğanlar, Cinerler, Fox TV,  Halk TV ve TÜSİAD'ın ve şeyhlerin ve tarikatların ve AKP'nin, ve gelmekte olanların da istediği aynı şey, siz savaşın ölün, gerisini bize bırakın....

Gerisini kime bırakalım?

Gerisini Davutoğlu'na bırakalım, Fetö'ye bırakalım, AKP'ye bırakalım, İyi Parti'ye bırakalım, gerisini, laiklik'i TÜSİAD'a bırakalım, açılım'ı HDP'ye bırakalım, ekonomiyi IMF'e dünya bankasına, sıcak paraya bırakalım, siz, sadece ölün, siz sadece oy verin, siz sadece sandık'a gidin, gerisi bizim işimiz!

Sağcı solcu ilerici gericisi farketmiyor, hepsinin Türk halkından istediği bu, siz sadece ölün, gerisini bize bırakın!

Yani, halkın iradesini, bırakın, halkın meclisini bırakın, halkın kooperatiflerini bırakın, Cumhuriyet kazanımları ve kurumlarını bırakın, şeyhlerin yakasını bırakın, devrimler zaten yanlıştı reklam arasını kapatın, unutun gitsin, düşmanla haince işbirliği yapıp ülkeye saldıran PKK'yı salın-meşrulaştırın..

Ve son sözü, yine bize söylüyor: bırakın Atatürk'ün yakasını, rahat uyusun!

Ve, istekleri burada da bitmiyor, aynı cenahtan başkaları da ilave ediyor, taş beton Anıtkabir'e gidip öyle ayakta dikilmeyin, Kur'an okuyun, mevlid okuyun, fatiha okuyun, diye akıllar veriyorlar!

Yani, Atatürk öldü, gerisine karışmayın, siz sadece savaşıp ölün ve gidin, cumhuriyetin ruhuna fatiha okuyun!

Oldu, tamam, bu kullanışlı ağbilerin dediklerini yapalım, başüstüne, biz yoksul halk çocukları gidip doğuda savaşalım, gerisini, büyük devlet ve millet meselelerini liberallere, AKP'ye, CHP'ye İyi Parti'ye bırakalım, eyvallah, hadi buna da tamam diyelim.

Ama bitmiyor, piskopat şımarık narsist vekil Lütfi Türkkan şehidin bacısına, yani, çocukları PKK bombasıyla paramparça olmuş yakınlarına küfrediyor.

Yani, PKK sizi öldürmüş olsa da ananıza avradınıza burjuva vekillerimiz pekala küfredebilir, buraya da karışmayın, ölmeniz yetmiyor, küfre de sessiz kalın, buna da itiraz etmeyin, neden?

Çünkü AKP de zamanında şehidlere ooo ne çok iğrenç küfürler hakaretler etti.

Şehid'e, milli değerlere, cumhuriyet'i hakarette AKP'yle kim yarışamaz, çok doğru.

Ama, kıyas bu mudur, AKP küfrettiyse Lütfi Türkkan da küfretme hakkını mı kazanıyor!

Yeniçağdan Selcan Taşçı, Sözcü'den Yılmaz Özdil de ve laf etmeye dilim varmaz ama Necati Doğru da işte bu fikri işliyor.

Felsefesiz, idealsiz, fikirsiz, Cumhuriyetsiz ve ahlaksız bir 'Atatürkçülük' moda oldu, şuraya bakın, Lütfi Türkkan'ın küfrünü bile AKP de etti efendim deyip mazur görmeye örtmeye çalışıyoruz!

Tam aksine, kim hakaret küfür ediyorsa, karşı çık, küfrün/şiddetin sağcısı solcusu mazareti olabilir mi, ülkenin dirliği ve bütünlüğü ve milli değerleri herşeyin üstündedir!

Asıl dokunulmaz olan asilzade burjuva şeyhler değil milli itibarımız herşeyimiz milli değerlerin ta kendisidir!

Bu, zengin/burjuva dayanışmasıdır, parası olanlar parası olanlarla buluşur, parası olanlar birbirlerini tutar, destekler, işte bu da, siyaset tarihinin en sert yasasıdır! Paranın sağcısı solcusu olmaz, para parayla tarih boyu işbirliği içindedir, siyasette sanatta her yerde para herkesin aynı sınıfın aynı despotun aynı iktidarın adamı taraftarı yapıverir!

Yoksul halkımız, cumhuriyet'e sahip çıkmasın, laiklik'i savunmasın, şeriatçılar'a karışmasın, açılım işine burnunu sokmasın ve sadece ölsün, ve hatta, öldükten sonra megolaman burjuvamız pekala anasına bacısına düz gidebilsin.

Ve Yıldıray Oğur, dün Fetö bugün Davutoğlu destekçisi, Fox TV Davutoğlu destekçisi, Babacan, Davutoğlu aynı lağımın boku, ve İyi parti ve CHP aynı ve TÜSİAD ve Sözcü ve Cumhuriyet yazarları, hepsi AYNI şebeke! Bunları buluşturan uluslararası sermayeye bağlı aynı yerli para babalarının medyası TÜSİAD gibi örgütleridir!

AKP'nin kötülük ve şeytanlıklarını ahlaki ölçü almışlar, piskopat Lütfi Türkkan'a sahip çıkıyorlar, TÜSİAD'a sahip çıkıyorlar, hala Aydın Doğan'ı koruyorlar, IMF ve dünya bankasına sahip çıkıyorlar, hepsi Suriye'de milyonlarca müslümanı müslümana öldürtmüş Davutoğlu'na sahip çıkıyorlar, ve...

Dün'ün kullanılmış aptalı Yıldıray Oğur'la dünün kuvayı milliyeci yazarı Yılmaz Özdil (ve nicesi) aynı siyasi çizgide buluşmuş, hepsi İyi Parti'ye laf söyleyemiyor, ülkeyi ortadan bölecek açılım'a tek laf edemiyor, hepsi hizaya gelmiş, birbirlerini koruyorlar! Bu yanyana gelmez beş benzemezi yan yana getiren 'para'dır!

Bu, burjuvanın, paranın 'işbirliği'dir, yoksul halka, siz sadece savaşın ve ölün, ama, devleti, meclisi, medyayı, hukuku, vergileri, servetleri, bilim ve sanatı ve sinemayı, ve ödülleri ve kahramanlıkları, ve 'aydın' olmayı ve tepeden ve üstten konuşmayı, bize, yani beş-on işadamına ve işbirlikçilerine bırakın!

Kardeşlerim, Cumhuriyet demek, seçim demek, halk iradesiyle kurulmuş meclisin egemenliği demek, ama, bu işadamları, sizden medya bizim olacak, meclisi baskı ve kontrol altına biz alacağız, ve bayram seyranda da bir iki video reklam Atatürk'ü de tanırız, idare edin işte, diyecek, ve 90 yıldır değişmeyen yağma talan düzeni devam edecek, diyor!

Yani AKP'si ve İttifak'ı, değişmeyen statüko demek!

Asırların değişmeyen bu statükosu size sadece savaşın ve ölün, gerisine karışmayın diyor!

(Siyaset tarihi bilenler 1848 Fransası'nda burjuvanın kimlerle işbirliğine girip yoksul halka savaş açtığını, ve 1871'de yoksul kendi halkını bastırmak için ebedi düşmanları olan Alman askerlerini bile ülkeye kimin davet ettiğini bilir, ülkemizde de içerde Cumhuriyet kurumlarına tutunmuş aydınları yok etmek için düşman Amerika'yla işbirliği en yakın tarihimizdir, sonuç, yalılarda oturanlar hala yerinde oturuyor ve ama yoksul halkın yargıç olabilmiş çocukları yerine şeyhin .ötünü yalayanlar yargıç yapıldı, nice örneği var...)

Peki çözüm nedir?

Çözüm, gücümüz yettiğince halk iradesini işadamlarının elinden almak ve onların dokunulmaz statülerini parçalamak yani onları 'denetlemek'!

Yani, önce çocuklarınızı yüksek ideallerle millileştireceksiniz!

Akıllı olacağız, kooperatifler gibi milli dayanışma örnekleriyle milli bir seferberlik için kamucu bir gücümüz de olacak ve isteyen birey özgürlüğü, karma ekonomi işte, işadamlarınız da olacak, ki, denge çoktan bozuldu, Özal'la başladı ve işadamları bütün ülkeyi ele geçirdi, kooperatifler küçültüldü ve ortada kamucu diyebileceğimiz yapı örgüt kurum kalmadı...

Bugün çocuklarımızı, Tugva, Menzil, PKK, Fetö, Süleymancı vs. devşiriyor, hepsi de çocuklarımızı Cumhuriyet düşmanı ve hatta ajan terörist katil yapıyor!

Çözüm, ve o yoksul çocuklara, yeteneklerini keşfetme ve ortaya çıkartma şansını parasız yatılı okullarla vereceksin!

Onlar, çocuklarınızı ya Kandil'e ya şeyhlerin kucağında köleleştirmek istiyor ve yüzbinlercesinden işte hain ve ajan devşirdiler!

Halk egemenliğinden saray egemenliğine, gençleri hain ve ajan diye devşiren bu katil örgütler ve tarikatlar sayesinde geldik!

Yolsuzluktan utanmayan bir din ve ahlak anlayışına, cumhuriyet kurumlarını yıkan bu devşirme siyasetiyle geldik!

Malikanelerinde saraylarında çiftlik ve rantiyelerinde milletin sırtına yan gelip yatmış ve bir de şehitlere dahi küfürler eden siyasetlere bu devşirme siyasetiyle geldik!

Çünkü kendilerinden hesap soracak yargıç bürokrat kimse kalmadı ortada!

Oysa, çocuklarımıza önce halkın beş kuruşuna sahip çıkmayı öğretecek ahlaki ve vicdani sağlam bir müfredat programıyla yetiştirmemiz lazım, eski günlerdeki gibi.

Eski günlerdeki gibi çocuklarımızı kimseye kaptırmadan vicdani hür milli bir terbiyeyle yetiştirmemiz lazım!

Çözüm, eski günlerde olduğu gibi, Van'ın Erzurum'un Kars'ın Ağrı'nın yoksul çocuklarını parasız yatılı okullarda kimseye muhtaç etmeden okutup yüksek yargıçlar yapabilmek...

Ve o yüksek yargıçlarla kendini dokunulmaz haşa Allah peygamber sananları ve bu ülkenin servetlerine çöreklenmiş zenginlerini kuruşuna kadar mahkeme edeceksin!

Halkı ve cumhuriyet'i koruyacak olan halkın çocuklarıdır, eski günlerdeki gibi, halkın çocukları yargıç olmadan aydın bilim adamı olmadan Cumhuriyet'i yağmacılardan koruyabilmenin yolu yoktur!

Hala duymayan bilmeyen varsa, duysun bilsin, Atatürk işte aşağılanan bu yoksul halkın çocuklarını kendine ve ülkesine güvenen öğretmen yüksek yargıç mühendis yapmanın yolunu açmıştır!

Yoksa, ODTÜ'de Boğaziçi'nde çok zeki çocuklar yetiştirirsiniz, yetiştiriyoruz da, ve ama o çocukların çoğunluğu, üniversite yıllarında solculuk eleştiricilik muhalifçilik anarşistçilik oynar ve ama mezun olduklarında o medya o burjuvanın sanayiinde bankalarında köpekleri oluverirler!

Çok iyi okumuşlardır evet ama ya kendilerine güvenleri yoktur, çok iyi okumuşlardır ama kimsenin adamı olmadan iş bulma şansları yoktur, yani çok zeki ve tertemiz çocuklar olmalarına rağmen, ülkesinin vicdanını ve hukukunu korumaktan çok uzaklarda kendi ekmeklerinin derdine düşmüşlerdir!

Oysa eski günlerdeki gibi ülkesine hazinelerine dağlarına vicdanına her şartta fedakarlıkla sahip çıkacak eyvallahsız dayısız torpilsiz rüşvetsiz şeyhsiz ağasız paşasız kendine güvenen genç bir nesle ihtiyacımız var!

Çünkü yoksul halkın acı çekmiş çocukları, oysa şehid olmuş ailelerin çocukları, oysa, altta kalmış aşağılanmış yok sayılmış halkın çocukları, okuyup büyüdüklerinde, tarih göstermiştir ki, ailelerini kültürlerini yoksulluklarını vatanlarını KİMSEYE SATMAZ, ülkeyi kimseye PEŞKEŞ çekmez!

Çözüm, kimseye muhtaç olmayan, kimsenin adamı olmayan, kendi maaşı kendi emeğiyle geçinmeyi öğrenmiş insanlar, ona buna dayıya ağaya şeyhe muhtaç olmayan insanların hukukları ve vicdanları, istatistiksel çoğunluk olarak halkın-genelin-herkesin-yurttaşların-ülkenin vs. daha çok yanındadır ve ülke ve kültürüne sahiplik duygusu çok daha yüksektir!

Milyonlarca çocuğumuzu bugün tarikatlar devşiriyor, dün Fetö devşiriyordu, yüzbinlercesini PKK devşirdi, ve Tugva ve Süleymancılar ve nicesiyle devşirmeye devam ediyorlar, yani, birilerine mihnet duyuyorlar, yani birilerine bağlanıyorlar, yani ekmek yedikleri kapının kulu oluyorlar, yani, ekmek yedikleri kapıya vefa ve sadakat duygusuyla bağlanıp ülkenin menfaatini ikinci sıraya atıyor önce parababalarını şeyhlerini örgüt liderlerini savunuyorlar! Ya da parababalarının gazetelerinde medyasında ister istemez aynı zurnanın deliği oluveriyorlar!

Kimseye muhtaç olmamış olmayacak yoksul halk çocukları mahkemeleri kurmadan yargıç siyasetçi bilim adamı sanatçı ve siyasetçi olmadan, bu ülke, bir yağmacıdan diğer yağmacının eline geçer, ortaçağların derebeylik asilzadelik ve kilise ve yaşasın saray ve kral siyaseti hiç değişmeden devam eder!

Milli Mücadelede kanı dökülen bu toprakların yoksul çocuklarıdır, bugün de kanı dökülen yoksul halkın çocuklarıdır... Eski günlerdeki gibi, çözüm bu çocukları yüksek mevkilere getirecek parasız bir eğitim sistemidir!

Kardeşlerim, zenginlere para babalarına güvenmeyin, şeyhlere tarikatlara güvenmeyin, parababaları ve şeyhlerin sağcısı solcusu ilericisi gericisi yoktur, hepsi, aynı yağmacı kanlı sömürü düzenidir!

Fazıl Say'ı Yılmaz Özdil'i Cumhuriyet'in patronu Halk TV'si, tabii ki, kendi sınıflarının dayanışmasını gösterip Yıldıray Oğur'uyla Davutoğlu'yla dahi kuvacı denilen adamlar dahi siyaset biliminin tabiatı budur tabii ki çıkarları gereği yanyana gelecektir!

Rakıda buluşurlar, baloda buluşurlar, çıkarda buluşurlar, TÜSİAD'da buluşurlar, Aydın Doğancılıkta buluşurlar, İmamoğlusu'nda buluşurlar, Cengiz Holding'de buluşurlar, Fetö'de buluşurlar, Menzil'de buluşurlar, İyi Parti'de Davutoğlu'nda buluşurlar, Karar Gazetesi'yle Sözcü gazetesi aynı ittifakta buluşur, çünkü, kan dökmemişler acı çekmemişler, ülkenin ve yoksulluklarının acılarını kemiklerine kadar hissetmemişler!

Kardeşlerim, Cumhuriyet'i kuran askerler yoksul halkın çocuklarıdır, içlerinde babası ağa paşa derebeyi tüccar tek kişi yoktu, Cumhuriyet'in bekçiliğini yapan yargıçların hiçbirinin babası zengin tüccar değildi, genelkurmay başkanlarının alayı köylü kasaba çocuklarıydı, nicesi.

Bu yoksul halkın, önce parasız yatılı okullarını yıktılar, sonra, bu ülkenin milli sanayiisini sattılar sonra paralı eğitim sonra cemaat okulları sonra Allah ve din adına ülkeyi şeyhleri adına soydular, soyuyorlar!

Kardeşlerim, eski günlerdeki gibi, önce gençlerimizi millileştireceğiz, yani, milli bir vicdanları olacak, önce Türk Milleti'nin yargıcı oldukları için onur duyacaklar, sonra, şeyhleri sarayları sigaya çekecek gücü bu milli bilinçten bu milli cesaretten alacaklar!

Bu TOPRAKLAR VE DEĞERLERİNE göz diken hakaret eden kimse varsa hesabını soracak olan Habertürk'ün Fox'un vs. kaşar işbirlikçisi patron köpeği yazarları değil, babaları ve ağbileri ve dedeleri bu topraklar için ölmüş çocuklardır!

Gerisi, aynı .okun soyudur!