Ali Tatar: Karanlığa ışık olabilmek

'Yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için…' *

Ali Tatar: Karanlığa ışık olabilmek

Üç yıl önce sevgili Ahmet Tatar, Ali Tatar Öykü Yarışması ödül töreninde Ali’yi anlatan, Ali ile ilgili anılarımı içeren bir konuşma yapmamı istediğinde evimde bir koltukta oturuyordum ve yanımda da o zaman seksen altı yaşında olan annem vardı.

Ahmet’in verdiği görev beni onurlandırdı ve heyecanlandırdı. Konuşmamız bittikten sonra anneme döndüm, “Kim aradı biliyor musun?” dedim. Annem merakla “Kim?” dedi. “Ahmet Tatar’dı arayan, Ali’nin abisi” dedim.

Gözleri çok az gören ve zaman zaman tanıdığı birçok kişiyi unutan annemin yüzünde bir acı ifadesi belirdi. İki elini birden dizlerinin üzerinde duran ipek şala uzattı. Şalı gözlerinin hizasına kaldırdı ve ağlayarak “Biliyor musun” dedi, “Bana bu şalı Ali hediye etmişti. İskenderun’dayken boynuma şalı dolayıp, sakın bunu boynundan çıkarma demişti. Ali çok iyi bir çocuktu.”

Ali’nin anneme böyle bir armağan verdiğini anımsamıyordum. Ama annem hiç unutmamış ve unutmadığı gibi Ali’ye verdiği sözü de tutarak şalı yanından ayırmıyormuş.

Ben sevgili Ali Tatar’ın bir arkadaşı olarak istiyorum ki Ali unutulmasın, adı edebiyatla, sanatla yaşasın. Ali’ye yapılanlar da unutulmasın. Unutulmasın ki bir daha başkalarına aynı şeyler yapılmasın.

Ama anlıyorum ki Ali zaten unutulmuyor. Dostluk kurduğu herkes, kaç yaşında olursa olsun onu anımsıyor, anılarını yaşatıyor. Onu tanımayanlar da Ali’ye yapılanları anlayıp, karanlığın kötülüğünü idrak ediyorlar.

Ali Türk Milleti’nin vicdanında yaşamaya devam ediyor.

* * *

Uluslararası organize bir suç örgütü, FETÖ, ne yazık ki iktidarın gücünü ve kendi ülkemizin insanlarının bazılarının desteğini de alarak bu cinayetleri işledi.

Bu saldırılar istiklal savaşı yıllarında emperyalist ülkelerin yurtseverlere yaptıklarına benzer biçimde Ali gibi yüzlerce insana yöneltildi.

Asıl hedef elbette bireyler değildi. Hedef Türkiye idi. Türkiye’mizin sahip olduğu maddi ve manevi değerlerdi. Ülkemizin gücüydü. Çocuklarımızın geleceğiydi.

Peki, Ali ne yaptı da hedef alındı acaba?

Ali, eğitim uzmanıydı. İşini çok iyi bilir ve uygulardı.

Ali, eğitim ve öğretim alanındaki başarılarından başka güzel özelliklere de sahipti.

Ali, iyi bir askerdi. Birlikte görev yaptığı muharip subaylar, görev performansı nedeniyle Ali’den övgüyle bahsederlerdi.

Ali, insanları, hayvanları, doğayı severdi, müziğe çok düşkündü.

Ali, görev yaptığı her birlikte en üst rütbedeki komutan tarafından el üstünde tutulur, en zor görevleri birlik komutanları ile birlikte sabahlara kadar çalışarak başarırdı.

Ali, bu karanlık çete için çok iyi bir hedefti.

Çünkü Ali, Cumhuriyetin gelişimini simgeliyordu.

Çünkü Ali, Anadolu’nun çalışkan, akıllı, dürüst çocuklarının devletin kurumlarında liyakat ilkesi çerçevesinde başarılı görevler yapıp, kendileri gibi başarılı insanlar yetiştirebilecekleri konusunda iyi bir örnekti.

Çünkü Ali, icra edilecek emperyalist planlara direnebileceği düşünülen insanlardan biriydi.

Çünkü Ali, Atatürkçüydü.

Çünkü Ali, sadece laik bir sistemde yetişebilecek değerli bir insandı.

* * *

Ve kıydılar Ali’ye… Alçakça iftiralarla… Suratlarında pişkin gülümsemelerle… TV ekranlarında insanları kandırarak… Gazete köşe yazılarında kin kusarak…

Bunların bazıları şimdi hapiste… Bazıları kaçtı… Bazıları tahliye oldu… Bazıları her nasılsa hala gazetelerde ve televizyon ekranlarında kendilerine verilen görevleri yapmaya devam ediyor… Bazıları bugüne kadar asla dokunulmayan siyasal kanatta ikbal mücadelelerini sürdürüyor…

Hiçbirinden bir pişmanlık ve özür duymadınız. Aynı vicdansızlığa ve ahlaksızlığa devam ediyorlar…

Bu vicdansızların kıydıkları aslında sadece Ali değildi biliyorsunuz.

Bu alçaklar Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerine kıydılar… Anadolu insanının çağdaşlaşma şansına kıydılar… Demokrasiye, hukuka, adalete, laiklik ilkesine kıydılar… İnsanlığa kıydılar…

* * *

Ali’nin yokluğu yaşamımızda kocaman bir boşluktur.

Ne mutlu Ali’ye ki hepimizin içinde doldurulamayacak bir boşluk bırakarak gitti.

Ali’yi seviyoruz.

Ali’nin iyiliğini, güzelliğini, başarılarını ve ona yapılan kötülükler ile bu kötülüğün arkasındaki karanlık düşünceyi gelecek kuşaklara azimle anlatacağız.

Anlatacağız ki, gelecekte FETÖ gibi kült örgütler ile FETÖ zihniyetinin oluşmasına ve gelişmesine zemin hazırlayan düşünce ve kültür yapısı bir daha asla yaşama olanağı bulamasın.

Sevgiyle kalın.

(*) Ali Tatar’ın veda mektubundan…