Amerikan iç savaşı ve 'Great Reset' darbesi

Hüseyin Vodinalı yazdı

Amerikan iç savaşı ve 'Great Reset' darbesi

Huzur içinde uyusun, ünlü Amerikan stand up sanatçılarından George Carlin sahnede şunları söylerdi:

“Politikacılar size seçim yapma özgürlüğünüz varmış gibi yanlış bir fikir yayarlar. Doğru değil. Seçim hakkınız filan yok. Sizin sahipleriniz vardır. Sizi malları gibi görürler. Her şeyin sahibi onlardır. Toprağın sahibi onlardır, şirketlerin sahibi onlardır. Senatonun, kongrenin, belediye meclislerinin de sahibi onlardır. Yargıçları kıç ceplerinde taşırlar. Büyük medya şirketleri de onlarındır. Böylelikle haberleri kontrol ederler. Sizin nasıl bilgilendirilmeniz gerektiğine de karar verirler. Sizi billurlarınızdan yakalamış durumdalar. Bu, büyük bir kulüptür ve siz orada değilsiniz. Siz ve ben o büyük kulüpte değiliz dostlar!”

Tüm bunları mizah kılıfı içinde rahatça söylese de, pek çok farklı sansüre uğrayan Carlin 12 yıl önce bir kalp krizi sonucu öldü.

Ama bugün yaşadıklarımız ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Hele de Amerikan seçimlerinin tam da gölgesinde, meşhur “karanlık kış” terimi duruma çok iyi bir başlık olarak görünüyor.

SEÇİM VE İÇ SAVAŞ

Biden mı, Trump mı?

Soru bundan öteye gidiyor.

Yani iç savaş mı, seçim mi?

Amerika artık farklı bir evrede.

Carlin’in sözünü ettiği sahipler, yani “müesses nizam”, “Corporate America” veya “establishment” olarak da adlandırılan Amerikan kapitalist elitleri artık “ekonomik büyüme” diye bir masalı satamayacakları bir noktaya geldiler.

2008’deki Amerikan ekonomik krizi, yıllarca şişirdikleri o finans balonunun patlamasına yol açtı.

Daha doğrusu artık daha fazla şişiremeyeceklerini anladıkları için o balonu kendileri patlattı.

1 dolarlık bir değer için minimum 100 dolarlık türev kağıt üretilmişti ve artık halka satabilecekleri yeni bir hayalleri kalmamıştı.

Çünkü halk artık fakirleşmişti.

O meşhur Amerikan Rüyası ile dünyanın başını döndüren orta sınıf giderek azalıyordu.

Carlin’in bunun için de güzel bir cümlesi vardı: “Neden Amerikan Rüyası diyorlar bilir misiniz? Çünkü uyanmanızı istemiyorlar!”

Amerikalılar fakirleştikçe rüyadan uyanmaya başladı.

Tüm kamuoyunu yöneten 6 büyük medya şirketi (Ana akım medya/main stream media) yerine internette pıtrak gibi çoğalan alternatif haber sitelerine yöneldiler.

Ana akım medya önce bunları kaale almadı ama halkın giderek daha çok buralara yönelmesi onları telaşlandırdı.

Artık işler eskisi gibi kolay değildi.

Sadece Amerika’da değil, tüm dünyada işleri zorlaşıyordu.

Asya’da yükselen Çin Halk Cumhuriyeti, Amerikan sermaye elitinin, “Bırakalım ucuz iş gücü işimizi görsün, nasılsa kontrol altına alırız” türünden rahatlığından yararlanarak bağımsız planlarını yaptı.

Çin kendi yarattığı teknolojik, ekonomik ve bilimsel dinamiğiyle güçlenirken, tek dünya lideri rehaveti içindeki ABD zayıfladı.

Aynı şey Rusya için de geçerliydi.

SSCB’nin Batı dostu Gorbaçov eliyle çökertilmesi ve ardından Yeltsin gibi Batı kuklası bir siyasetçinin iktidarı ele geçirmesi, Amerikan elitinde büyük bir kibre yol açmıştı.

Ancak Asya güçleri kolay lokma olmadıklarını kanıtladı.

Güçlü devlet geleneğinden gelen Vladimir Putin’in Rusya’yı derleyip toparlaması, ABD ve onun güdümündeki Avrupa’da büyük hayal kırıklığı yarattı.

Carlin’in deyimiyle “Büyük Kulüp”e karşı homurdanmalar da başladı.

Amerika’nın orta kesimlerinde yoğunlaşan çiftçi, işçi ve esnaf kitle, küreselci müesses nizama baş kaldırmaya başladı.

Aynı biçimde Amerika’nın doğu ve batı kıyılarındaki büyük şehirlerde yaşayan özellikle işsiz veya işten atılan genç kesimler de isyanları oynuyordu.

“Establishment”, değişen oyun koşullarında oyuncu değiştirmeye karar verdi.

Irak ve Afganistan savaşları sonrası, hem içeride, hem dışarıda büyük itibar kaybına uğrayan Cumhuriyetçi Bush – Cheney ekibine alternatif olarak Demokrat siyahi Obama’yı sahaya sürdü.

Establishment’in adamı ünlü Amerikalı Stratejist Brzezinski, 2008’de yazdığı kitabında Bush yüzünden Amerika’nın dünyada yabancılaştığını ve Çin-Rus direnişinin diğer ülkelerce takip edilmesi sayesinde artık liderlik yapamadığını söylüyordu.

Obama da siyahi olmasının dışında emperyalist olarak farklı değildi. Aynı düzenin laciverdi olarak Suriye, Libya, Yemen’de işgaller, Arap Baharları, Ukrayna darbeleri gibi pek çok kirli işe imza attı.

Değişim sloganıyla gelen Obama da düş kırıklığı olunca, bu kez sistemin dışından ama kapitalist kontenjandan Trump çıktı sahneye.

Küreselci” Establishment”e karşı, ulusalcı “Amerika First” sözcüsü olarak alternatif sağın sahneye çıkışıydı bu aslında.

Kendisine seçimi kazandıran danışmanı Steve Bannon ile yer yer “Nazizm” ve “Beyaz Hristiyan” çizgisine kayan Trump, küresel elite karşı diktatör kartını oynamaya başladı.

Bizdeki Tayyip Erdoğan gibi zaten pek sevilmeyen ana akım medya ile kavga etti, onları aşağıladı.

Yargıya nüfuz etti, elitlerin elindeki Pentagon ve askerlerle dalaştı.

Bush ekibinin yarattığı yabancılaşma etkisini ülkesinde de yaygınlaştırdı.

Mussolini’ye benzeyen tavırlarıyla, çoğunluktaki cahillerin sevgisini, geri kalanların nefretini topladı.

Amerika artık ortadan cart diye ikiye bölünmüştü.

Sokak olaylarında silahlı çatışmalar çıkıyordu artık.

GREAT RESET’E GİDEN SÜREÇ

Establisment’in niyeti artık işleri eski yoluna sokmak değildi.

Bunu mesela Soros destekli Black Lives Matter hareketinin provokatif eylemlerinden anlıyoruz.

Trump’ın faşizan milliyetçiliğine bayrak yakarak cevap veriyorlardı.

Kapitalistler artık farklı bir oyun planı düşünüyordu.

Çünkü zaten o kadar yağmalayıp zenginleşmişlerdi ki, fakirleşen halktan alabilecekleri bir şey de kalmamıştı.

Neoliberal Kapitalizm o kadar yozlaşmıştı ki öyle derlenip toparlanacak durumda değildi.

Küresel elitin Davos toplantılarında uzun süredir pişirdiği bir fikir vardı.

İklim değişikliği ve çevre kirliliği üzerine kurulu bir yeşil kapitalizm ideali.

Buna kısaca “Great Reset” yani “Büyük Sıfırlama” adını verdiler.

Bunun için önce Amerika’da üretilip Çin’de tedavüle sokulan Covid 19 piyasaya sürüldü.

Sürekli korku ve endişe aşılandı, olağanüstü hal tedbirleri, sokağa çıkma yasakları, maske uygulamaları, yeni “Great Reset” faşizmi için gerekli  şartlı refleksleri oluşturdu.

Yeni düzen için ortam yaratılıyordu.

Küresel ısınma, iklim değişikliği, yeni pandemi, ekonomik kriz, su ve gıda sıkıntısı yeni ve yeşil kapitalizm için somut “gerekçeler”di.

Yeni ekonomiye geçiş, yani Great Reset için gerekli teknolojik alt yapı da artık mevcuttu.

Zenginler için artık bankadaki hesaplar yeterli değildi.

Parayla satın alınan siyasetçiler, bilim insanları, gazeteci ve yazarlar da kesmiyordu elitleri.

Onlar artık tükenmekte olan dünyayı  tapularına geçirmek istiyordu.

Çünkü o kadar zenginlerdi ki dünyayı da sahipleniyorlardı.

Great Reset ile yerküredeki tüm canlı ve cansız varlıklar, insanlar dahil olmak üzere her şeyi envanterlerine alıp “korumak” için tam yetki istiyorlar.

Bu darbe için de işe 3 Kasım seçimleriyle Amerika’dan başlıyorlar.

Trilyonlarca dolarınız varsa aşağıdaki herkes size karıncalar gibi görünür.

Hem de size ait kullanılabilir ve gereğinde harcanabilir karıncalar.

Şimdi yapay zeka, çipli aşı, 5G, biyoteknoloji ve robotik teknolojileri ile insanları, devrimlerle elde edilen vatandaşlık haklarından soyup, yeni nesil serfler haline getirmek var hesapta.

Hatta icap ederse, “dünyanın yararı” için tıpkı Bill Gates’in 2010’da dediği gibi nüfusun azaltılması da gündemde.

İşte bunun için savaş suçlusu bunak ve Neocon Biden köy sandığından çıkartılıp Trump’ın karşısına konuldu.

SEÇİMİN KAZANANI YOK KAYBEDENİ ÇOK

Amerikan seçimlerinin kazananı olmayacak.

Trump kazansa, Biden bunu kesin olarak kabul etmeyeceğini açıkça söyledi.

Zaten yüzde 7’lik fark, ancak Trump’ın hile ve oyun bozanlıklarıyla kapanabilir.

Seçimin belli olacağı Florida, Pennsilvanya ve diğer tartışmalı bölgelere şimdiden ulusal muhafızları gönderdi.

Mektupla kullanılan oyların çoğunluğunun, demokrat Biden oyları olduğu da biliniyor.

O yüzden Trump yüksek mahkemedeki 6-3 üstünlüğünü de kullanacak.

Yani o da yenildiğini kabul etmeyecek.

İşte bu yüzden New York, Los Angeles gibi pek çok kentte sokaklarda tedbir alınıyor.

Mağazalar  ve evler tahtalarla kaplanıyor.

Tam bir savaş hazırlığı var ortalıkta.

Amerika hiçbir seçiminde böylesi bir iç savaş atmosferi yaşamadı.

Müesses nizam, bunu önlemek için hiçbir şey yapmadı, aksine ateşi bol bol harladı.

İçeride ve Atlantik alanında bu tezgahı bozabilecek tek güçler olan Rusya ve Çin’e soğuk savaş da zaten başladı.

Hele Çin’e karşı, Hindistan, Avustralya, Japonya triosu kuruldu.

Biden Rusya, Trump Çin düşmanı.

Her ikisi de, müesses nizamın krem döle kremi İsrail’in sadık hizmetkarları.

Yani bu işin sonunda Amerika’da ortaya çıkacak bir iç savaş, kapitalist elitin elindeki Pentagon  kullanılarak bir darbeyle sonuçlanacak ve Great Reset başlatılacak.

Tıpkı bizdeki anarşi sonrası 24 Ocak ve 12 Eylül süreci gibi.

Kapitalist elit, perde arkasından kontrolü bırakacak, bizzat devletin ta kendisi, hatta dünyanın yönetimine el koyacak.

Bu da son derece yüce fikirler içine sarılarak lanse edilecek.

Davos’ta ta 2016’da bildirildiği üzere, yeni dönemde kimsenin kendine ait malı mülkü arabası olmayacak.

Şişman serfler az yemekle zayıflatılacak. Arıza çıkaranlar ileri teknolojilerle cezalandırılacak, mesela artık kağıt para olmayacak, her şey dijital kimlik üzerinden merkez kontrolünde yürütülecek.

Yani istenmeyen kişiler 404 not found haline gelecek.

Her şey kiralanacak, her şeyin sahibi müesses nizam olacak.

Tabii bunlar Davos’takilerin, Establishment’in planları.

Ama sorun şu ki, ne Amerikan halkı, ne Avrupalılar ve ne de dünyanın geri kalanı buna tamam demeyecek.

Küresel elitin para ve derin devletleri aracılığıyla yarattığı bu çılgın ve cahil yeni ortaçağ ortamı bile artık bunu sağlayamaz.

Küresel gelir dağılımı bozukluğu ve işsizlik için elitler daha çok savaş isterken, halklar devrim ve sosyalizm talebinde bulunuyor.

Aslında Biden-Trump dilemması bizde de mevcut.

İktidar ve muhalefet hala o eski Atlantikçi dünyada yaşadığını sanıyor.

Ama bundan sonra mücadele, ezilen sınıfları içeren ulusalcılar ile neo-liberalizmi yaşatmak isteyen elit küreselciler arasında olacak.

Türkiye ve Amerika gibi dünyanın her yerinde insanlar, vatandaşlıktan modern kulluğa geri dönüşe karşı çıkacak.

Atatürk, Lenin, Castro ve Mao, bugün dünyanın önünde bunun yaşanmış örneklerini oluşturuyor.

Yani ABD seçimlerinden Great Reset’e uzanan 2021’de bizi bu mücadele bekliyor.

 

DİP NOT: İzmir depreminde insanlığın gösterdiği saf dayanışma bu tezime destek veriyor. Hele de Elif ve Ayda’nın mucize kurtarılışları geleceğe dönük büyük umutları yeşertiyor. Çok acı bir olayda ölümler üzerken, insanların maddiyatı aşan dayanışma güdüleri motivasyon sağlıyor.