Amerikan treniyle Asya’ya gidilmez... Nursultan Nazarbayev’i örnek alın

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Amerikan treniyle Asya’ya gidilmez... Nursultan Nazarbayev’i örnek alın

Aslında olay çok karmaşık ama hadi biraz basite indirgeyelim.

Siyah ile beyaz gibi bakalım.

Batı ile doğu çelişmesi gibi.

Veya Amerikancılar ile Avrasyacılar arasındaki zıtlaşma gibi.

Önümüzde duran somut olgular var.

1-Asya yükseliyor.

2-Batı geriliyor.

3-Batı gerilerken, Asya’yı çelmelemeye ve çevrelemeye çalışıyor.

4-Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler de artık bu olanların farkında.

Türk Dünyası Teşkilatı’nın kurulması bu bakımdan büyük bir adımdır.

Ancak şu da var ki, geçmişin tortuları gelecek için şüpheler yaratmaktadır.

Adriyatik’ten Çin seddine Türk coğrafyası edebiyatı SSCB yıkıldığında Ankara’da ortaya çıkmış ve NATO koruması altında bir Pan-Türkizm korkusu yaratmıştı.

İran, Rusya ve Çin bundan hiç hoşlanmadı.

Türkiye de onları rahatsız edecek ne varsa, ABD adına yerine getirdi.

Çeçenlerden Uygurlara, dinci radikallerden CIA ajanı Fetöcülere kadar NATO’nun süngüsü gibi girdi Asya coğrafyasına.

Türkiye’nin Özallı (ve sonra Demirelli) yıllardaki bu tutumu, sadece Çin, İran ve Rusya’da değil, Türki Cumhuriyetler’de de rahatsızlık yarattı.

Hem arkasına ABD’yi almış büyük ağabey imajından, hem de dinci akımlardan çok rahatsız oldular.

Hem de soyguncu ve vurguncu işadamlarından illallah dediler.

Türkmenistan ve Özbekistan Ankara’ya açık tavır aldı.

Hele Özbekistan, bölücü unsurları koruyan ve FETÖ’yü gönderen Türkiye’ye neredeyse rest çekti.

Tüm öğrencilerini geri çağırdı ve Türklere vizeyi zorlaştırdı.

Türkiye 1990 sonrası büyük hatalar yaptı.

Sadece Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri’ne karşı değil, bizzat kendisini de sabote etti.

Mesela Irak’ın işgaline göz yummak, Suriye’nin bölünmesine aracılık etmek, AB hatrına Doğu Akdeniz ve Ege’de tavizkar politikalar izlemek, bölücü ve dinci terörle stratejik mücadele edememek gibi sayısız hatalar işledi.

Tüm bunların nedeni Türkiye siyasetinin NATO’ya ipotekli olmasından kaynaklıydı.

Çünkü NATO hep dediğim gibi öyle top tüfek teşkilatı filan değildi.

NATO, tüm üyelerini ABD’nin istekleri doğrultusunda yöneten ve siyasetten sol ve Kemalizmi yasaklayan bir bütüncül sistemin adıydı.

NATO, bunu yapmak için de orduyu, emniyeti, istihbaratı, sermaye ve medyayı sonuna kadar kullandı.

Türkiye, 1950’den bu yana komprador sermaye ve bürokrat sınıf eliyle Batı’ya çıpalandı.

Sıcak para, yüksek faiz sarmalıyla soyuldu.

Borçla ithalat yöntemiyle bitirildi.

Din tüccarları ve NATO milliyetçileri kullanıldı.

1990 sonrası bunlara liberal çakma solcular eklendi.

Bizim bildiğimiz adlarıyla “Yetmez ama evetçiler”.

Şimdi mevzuya gelirsek.

Eğer Türkiye Asya’ya yönelecek ve Türk Devletleri Teşkilatı ile yeni bir Doğu açılımı yapacaksa, bu sözünü ettiğim NATO sisteminden çıkması gerekiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun tabiriyle, NATO ile helalleşilmesi lazım yani.

Daha doğrusu NATO ile hesaplaşılması lazım.

ABD’nin bize, bizden önceki ve sonraki kuşaklara olan borçları, inanın bizim mevcut astronomik borçlarımızı yüze çarpar.

Peki başka ne yapılması gerekiyor?

ASYA’YA NASIL GİDİLİR?

Bunu isterseniz gerçek bir Aksakallı’dan öğrenelim.

Binali Yıldırım’ı kastetmiyorum elbette!

Kazakistan’ın efsane lideri Nursultan Nazarbayev’den söz ediyorum.

Nazarbayev kanaatimce Türk dünyasında şu an Mustafa Kemal Atatürk’ün felsefe ve ideallerine en yakın isimdir.

Neden derseniz, öyle bilge bir liderdi ki, Rusya, Çin ve ABD’yi olabilecek en iyi şekilde “idare etti”.

Nazarbayev’in 1990-2019 arası 29 yıllık iktidar sürecinde yaptıklarına bir bakalım;

Rus siyaseti ile birlikte Sovyetler Birliği’nin dağılmasını en az hasarla atlatacak Bağımsız Devletler Topluluğu fikrine ve daha sonraki Avrasya Ekonomik Birliği oluşumuna öncülük etmesi, Amerika’ya teslim olmayarak (küstürmeden de), Yugoslavya benzeri bir dağılmadan ülkesini koruması ve Çin’in oyun değiştirici Kuşak ve Yol Girişimi’nde anahtar rol (2013’te Şi Cinping’in tarihi girişimi ilan ettiği yer Kazakistan idi ve Kazakistan halen orta koridorun kilit ülkesi) oynamasını sayabiliriz. (1)

Gerçek bir Avrasyacı olan Nazarbayev ayrıca Türk Keneşi/Konseyi’nin de en baştan beri hararetli destekçisi.

Keneşin İstanbul’da Türk Devletleri Teşkilatı’na dönüşmesi onun önerisiydi.

Kazakistan’daki Türkistan ilini de sırf bu amaçla Türk Dünyası’nın manevi başkenti olarak ilan etti.

2 bin yıllık Türk tarihine ev sahipliği yapan Türkistan’ın bir önemi de, Afro-Avrasya’yı birbirine bağlayan Tarihi İpek Yolu güzergahında yer almasıydı.

“Medine’de Muhammed, Türkistan’da Yesevi” ünlü bir sözdür.

Türkistan’ı tüm Turan bozkırının, aynı kökten gelen Türk halklarının manevi merkezine dönüştüren Nazarbayev, Çin ve Rusya’nın da iyi dostu.

Demek ki olabiliyormuş.

Türkiye’de ise dünya gerçeklerinden habersiz bir romantik akım, Türk’ün dünyaya hükmetmesi gibi arkaik fantezilerle gereksiz düşman kazanıyor.

Oysa yapılması gereken, Asya güçlerine yeni bir Turancılık, Pan-Türkizm, veya Neo Ottomanizm gibi lanse edilmeye çalışılan bu yeni oluşumu doğru bir biçimde anlatmaktır.

Türk Dünyası veya resmi adıyla Türk Devletler Topluluğu, ancak işbirliği ve dayanışma ile bu coğrafyada var olabilir.

Doğu-Batı Çin-Avrupa ticaret ekseni ile Kuzey-Güney Rus-Hint jeopolitik hattı ancak bu şekilde kapsanabilir.

Denizlere çıkış da bu yolla sağlanabilir.

Ancak bu biçimde bir Avrasya ülküsü, barışçı bir Turan ortaya çıkabilir.

Bakın Nursultan Nazarbayev’in öncülüğünde kurulan Türk Keneşi, kısa tarihinde nelere yol açtı?

Azerbaycan ile Türkmenistan’ın Hazar Denizi’ndeki ihtilaflı petrol ve doğalgaz yatağı sorununu 21 Ocak 2021’de, Kırgızistan ve Özbekistan’ın sınır ve su sorunlarını da 23 Mart 2021’de çözmeleri bu platformun getirdiği yakınlaşma sayesinde oldu. (2)

Günümüzde Türk Keneşi ömür boyu onursal başkanı, Kazakistan Güvenlik Konseyi Başkanı ve Nur Otan Partisi Genel Başkanı olan 81 yaşındaki Nazarbayev, bilge bir kişi.

Gerçek bir idealist.

Sovyetler’den devraldığı nükleer silah ve nükleer testlere karşı kararlı girişimleri çok ses getirmişti.

Daha da önemlisi Türklerin Araplaşmasına karşı çıkan net tutumuydu.

O’nun Kazak gençlerine hitaben yaptığı bir konuşması Türkiye’de de viral olmuştu uzun bir süre.

(https://www.youtube.com/watch?v=--DeL46ZcIc)

Nazarbayev, Sünni bir Müslüman olarak başkanı olduğu Nur Otan Partisi’nin 16 Ekim 2012 tarihindeki Gençlik Kongresi’nde (bizde olduğu gibi onlarda da ülkeye nüfuz etmek isteyen Batı kökenli köktendinci Arap akımlarına karşı) bir konuşma yapmıştı.

İşte o konuşmasından önemli satırbaşları:

Bizim kızlarımız nasıl giyineceğini bilir, Araplardan öğrenecek değiliz... Biz İslam’ı resmi din olarak kabul ediyoruz ve bundan gurur duyuyoruz. Fakat Müslümanlığımızı konu ederek bir yerlere gelemeyiz. Diğer Müslüman devletlere ve İslami yaşama biçimlerine saygımız sonsuz, fakat biz Arap değiliz. Biz göçebe ve Türki bir halkız, Araplar gibi kızlarımızı, dini, kültürel ve toplumsal baskılarla kapatıp, bunu Müslüman devlet imajı olarak kullanamayız. Onları çarşaflara bürüyerek, eve hapsetmek, bizim yolumuz değildir. Tekrarlıyorum! Herkese saygımız sonsuz fakat, giyim kuşam insanların kendi özelindedir. Biz Kazakız, halkımız göçebe hayatı süresince, at üzerinde bugünlere kadar kadın-erkek ayrımı yapmadan geldi. Kadınlarımız, erlerinin yanında veya ardında değil, aksine önünde yürürdü. İslam öncesi dönemlerde, kadınlarımız nasıl isterlerse öyle giyinirlerdi ve toplumu rahatsız etmek gibi bir amaçları hiç olmadı. Bugün ise bir sorun olması, bizim halkımız için mümkün değil. Müslüman ve Sünni bir halk olmamız, insanların hayatlarına karışmamız için sebep değildir.”

İşte bu kadar net.

Mustafa Kemal Atatürk, 2012’de yaşasaydı, eminim buna benzer ifadeler kullanırdı.

2019 yılında Çin’de Nazarbayev onuruna bir tören düzenlendi.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (geçen hafta, modern Çin tarihindeki üçüncü önemli ÇKP Merkez Komite toplantısıyla kurucu lider Mao Zedong statüsüne yükseltildi), Şangay İşbirliği Örgütü’nü ve Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı’nı (AİGK) kuran Nazarbayev’in siyasi vizyonu sayesinde bölgesel ve küresel düzeyde barışın sağlanmasında büyük katkılarının olduğunu söyledi.

Çin’i, Türk dünyasının en büyük destekçisi olarak tanımlayan Nursultan Nazarbayev ise Kuşak ve Yol Girişimi’nin amacına ulaşacağına inandığını vurguladı.

Şimdi kötü bilgi beslenmesi ürünü bazıları kızacak, “Uygurlara zulüm uygulayan Çin için bu sözler söylenir mi” diyecek.

Vallahi söylemiş.

Türk Dünyası’nın yaşayan en bilge kişisi bunu söyleyen, ben değilim.

Bazı batılı gazeteciler Türk Devletleri Teşkilatı’nın Rusya, İran ve Çin karşıtı olduğunu söyleyedursun, Rusya, Çin ve İran’ın da bu teşkilata katılma olasılığını benden duyun.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geçmiş senelerde “Önemli Türki nüfusumuzla biz de konseye katılabiliriz” demişti.

Tuva Türkü Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun kızı Ksenia’nın Rusya-Güney Kıbrıs Rum Kesimi maçı öncesi yaptığı bozkurt işareti twitterde yayılmıştı geçen gün!

Konuya dini, siyasi ve ekonomik açıdan belki en olumsuz bakan İran bile 40 milyona yakın Azerbaycan Türkü nüfusuyla bu teşkilatın doğal üye adayı bence.

Hakeza 20 milyona yakın Uygur nüfusu ile Çin de öyle.

Zaten Çin’in inanılmaz kalkınması olmasa Asya bu derece çekim etkisi de yaratmazdı.

Mesela Macaristan’ın ta Avrupa ortasından gelip bu teşkilata girmesinde, Hun Türkleri kökenleri kadar bunun da etkisi var.

Hasılı kelam, Mackinder’in deyimiyle meşhur Dünya adasının kalbinde genç ve dinamik bir oluşum var.

Bu kutlu oluşum henüz emekleme döneminde.

Büyümesi için düşman değil dost, rakip değil ortak üretmesi, gerçek düşmanlarını tanıması şart.

Bu yolda Türklere uzun bir süredir ışık tutan Nursultan Nazarbayev’e uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum.

 

(1) “30 YILIN Ardından Türkiye ve Türk Dünyası” Pankuş Yayınları 2021, ‘Kazakistan Örneğinde Avrasyacılığın Tarihi’ S.65 - Dr. Barış Hasan

(2) “30 YILIN Ardından Türkiye ve Türk Dünyası” Pankuş Yayınları 2021, “Yükselen bir Uluslararası Örgüt: Türk Keneşi” S.129 – Vusal Hasanzadeh