Anayasanın ilk dört maddesini müzayede malı sananlar

Av. Mihriban Ünal yazdı

Anayasanın ilk dört maddesini müzayede malı sananlar

Hukukun temel ilkelerinden biridir, kimse sahip olmadığı bir hak üzerinde tasarruf edemez.

Peki hak sahibi olmadığımız için bir başkasının arabası üzerinde dahi tasarruf edemiyor ve onu satamıyorken Anayasa’nın özellikle ilk dört maddesinin hem terör örgütleri hem de sözde siyasi parti, dernek, sivil toplum kuruluşları tarafından sürekli tartıştırılarak pazarlık konusu edilmesi, sanki müzayede malı gibi “yok mu artıran” diye bağıra çağıra satışa çıkarılması neyin nesi?

PKK terör örgütü KCK Sözleşmesi’nde yeni bir ordu, vergi ve eğitim sistemi ile yargı teşkilatı kuracağından söz ederek, Sadat-Assam gibi “Mehdi” bekleyen sözde şirket, güya sivil toplum kuruluşları tüzüklerinde ve bildirilerinde aynı şekilde yeni bir güvenlik teşkilatı, başka bir devlet kurmak istediklerini belirterek, iktidarından muhalefetine, büyüğünden küçüğüne sözde siyasi partiler sürekli Anayasa’nın ilk dört maddesini tartışarak sahip olmadıkları ve asla olamayacakları bir hak üzerinde tasarruf etmeye kalkışıp emperyalizmin maşası terör örgütleri ile aynı çizgide buluşarak ülkeyi içerden ve dışardan el birliğiyle yıkmaya çalışmıyorlar mı? Bunların hepsi adı, konumu, çapı farklı olsa da nihai hedefte buluşmuyor mu?

Ülkemizde Anayasaya göre egemenliğini halktan alması gereken ne kadar yapı, kurum, kuruluş, teşkilat varsa millete, toprağa, egemenlik haklarımıza, Kurtuluş Savaşımıza, şehitlerimize, aydınlığa, ilerlemeye düşman olmuş, meşruiyetini yitirmiş, gericiliğin kalesi ve milli güvenlik sorunu haline gelmiş!

Konuyu saptırmaya çalışanların aksine, Cumhuriyet kurulduktan sonraki anayasalarımızın hepsine bakalım, bu anayasaların ilk dört maddesi birbirinden farklı şeyler mi söylüyor, yoksa aynı düzenlemeleri mi içeriyor.

1924 Anayasası’nın ilk dört maddesi:

Madde 1.- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde 2.- Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçıdır. Resmî dili Türkçedir. Makarrı Ankara şehridir.

Madde 3.- Hâkimiyet bilâ kaydü şart Milletindir.

Madde 4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin yegâne ve hakikî mümessili olup Millet namına hakkı hâkimiyeti istimal eder.

1961 Anayasası’nın ilk dört maddesi:

MADDE 1.- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

MADDE 3.- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Resmî dil Türkçedir. Başkent Ankara'dır.

MADDE 4.- Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir.

Millet, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almıyan bir devlet yetkisi kullanamaz.

Bugünkü 1982 Anayasası’nın ilk dört maddesi:

Madde 1.- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Madde 3.- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Milli marşı "İstiklal Marşı"dır.

Başkenti Ankara'dır.

Madde 4.- Anayasanın 1’inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Dikkat edileceği üzere, küçük farklar dışında Cumhuriyet kurulduğundan bu yana tüm Anayasaların ilk dört maddesi aynıdır, çünkü sanılanın aksine bu ilk dört maddeyi yazan ne üç beş kişidir ne de bu maddeler sadece kâğıt üzerinde yazılıdır!

Bu maddeleri kâğıt üzerine değil tarihimize yazanlar, alnımıza kazıyanlar, ilmek ilmek ruhumuza, damarlarımıza işleyenler işgalci emperyalistlere diz çöktürmüş Kurtuluş Savaşımızın kahramanlarıdır, Kuvayımilliye’dir, Müdafaa-ı Hukuk, İrade-i Milliye, Sakarya, Dumlupınar, Zafer Tepe, Fatma Seher Hanım, Mehmet Namık Kemal, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile aziz şehitlerimizdir!

Onun için Anayasanın ilk dört maddesi hiçbir kişi, grup, aile, parti, kurum, kuruluş, derneğin şahsi malı, müzayede oyuncağı değildir! Kanla, canla, bağımsızlık mücadelesiyle topraklarımıza kazınmış bu maddeler üzerinde kimsenin tasarruf yetkisi yoktur ve olması da mümkün değildir, buna rağmen kim bunları tartışıyorsa bilin ki bağımsızlığımızı, toprağımızı, egemenliğimizi, cumhuriyetimizi tartışıyordur ve adı da içerde veya dışarda fark etmez “düşman”dır!

Bu sebeple ancak ve ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti ile savaşmayı göze alanlar bu dört maddeye göz dikebilirler! Bunu içerden yapmaya kalkışanlar bugün olmasa bile yarın mutlaka Türk yargısı önünde hesap verir, dışardan yapmaya kalkışanlar da geçmişte olduğu gibi bugün de tokadı yer ve dersini alıp gider!

Vatan ve hürriyet şairimiz Mehmet Namık Kemal, Millî Mücadele’nin başlangıcında herhalde öksüzlüğün ne demek olduğunu da çok iyi bildiğinden: “Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini/Yok imiş kurtaracak bahtı kara maderini” diyerek feryat etmiş, bu duyarlı haykırışa Mustafa Kemal Atatürk, 13.01.1921 tarihindeki meclis toplantısında: “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini/Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini” diyerek cevap vermiş ve zaman hepimize Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünün de eri olduğunu göstermiştir. 

Bugün de bizler yine büyük düşünür ve şairimizin: “İnsan kudretten hürriyetle mefturdur bittab' o i'tây-ı ilâhiyyeden istifâdeye mecburdur.” şeklinde belirttiği gibi insanın hür doğduğunun ve ancak Tanrı vergisi olan bu özelliğinden ödün vermedikçe insan kalabileceğinin bilincinde olarak bağımsızlığımız için içerde ve dışarda her cephede savaşacağımıza söz veriyoruz!