Ankara ve Çankaya Belediyesi’nin asfalt çalışmaları üzerine

Ankara ve Çankaya Belediyesi’nin asfalt çalışmaları üzerine

Bilindiği gibi bir kentin uygarlık seviyesi kaldırımlarının kalitesinden belli olur derler. Avrupa seyahatimde bunu gördüm. Sanırım tüm Türk seyyahlar da aynı nedenle bu söze bir değer yüklemişler. (Amerika’yı saymıyorum; asfalt konusunda Türkiye’ye benzerler.)

Bakü’ye gidince özellikle Hazar kıyısındaki geniş büyük kaldırımların, bir otelin lobisindeki siyah mermer döşemesi gibi olduğunu gördüm şaşırdım; kayıp düşebilir bile insan; bu kadarı da abartılı geldi bana.

Son zamanlarda, cahil bir işçinin insafında döşenmiş taşlar, (kaldırımın altına beton dökülmesi gerektiğini yıllar sonra kavradık ama o betonun da düz olması gerektiğini anlamaya biraz zaman var galiba!) kısa sürede yerinden oynayıp yağmurla havalarda paçalarımızı sıkça mahvetse de kaldırım döşeme ustalığımızda bir ilerleme var!

Eskiden belediye başkanlarının ilk işi eski kaldırımı söküp yerine kendisinin (kendi müteahhidinin!) kaldırımını yaptırmaktı. En azından bu israf son yıllarda durdu.

ASFALT VE YAMA

Ancak otomobili olanlar bilirler ki gerçek uygarlık göstergesi kentin asfalt döküm kalitesinde, yol çizgilerinde vs.dir!

Bir mühendis arkadaşımdan duydum ya da bir yerden okudum: İtalyanlar “Asfaltı biz bulduk yamayı da Türkler!” dermiş.

Bahar geldi belediyelerimiz, “geleneksel” asfalt dökme ve “yama” yapma sezonunu açtılar ve hele de karantina günlerinde işlerini rahat yapıyorlar.

Meşrutiyet Caddesine bulvardan arabamla girip yeni dökülen asfaltla karşılaşınca Orhan Veli’nin “gemliğe doğru / denizi göreceksin / sakın şaşırma” kısa şiirini okumuş gibi oldum.

Karanfil Sokağın kesiştiği yerdeki iki muhteşem kasisi ve devamında iki tümsek halindeki rögar kapağı ezbere bildiğim için üzerine gelince yılların alışkanlığıyla frene basmış zik zak çizmiştim ki heyhat, kaymak gibi geçiverdim.

Önce anlamadım ama Konur Sokağın kesiştiği yerden Selaniğe doğru olan yerdeki tanıdık kasisler ve kapaklar da yok olmuştu.

Deyim yerindeyse jilet gibiydi asfalt!

Kırk yıldır Ankara’da yaşıyorum böyle kalitede, incelikle ve özenle dökülmüş bir asfalt gerçekten görmedim.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Fen İşleri Daire Başkanlığı ekiplerini canı gönülden kutlarım.

Meşrutiyet’in sonunda Bülbülderesi Caddesi’ne inen o eğri büğrü korkunç kasisli iniş/yokuşa da sihirli bir el değmiş olduğunu görünce gerçekten gurur duydum.

İsmet İnönü Bulvarı’ndaki özenli eski yeni asfalt bütünlüğü

Arabam bile şaşırdı inanın!

Genelkurmay’ın önünden geçerken eski asfaltla (yama yapılmış) yeni asfaltın (bu da en çok hatalı yapılan işlerdendi) yine aynı özenle sanki milimetrik özenle yapıldığını gördüm.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Fen İşleri Daire Başkanlığı Çankaya, Kahramankazan ve Elmadağ’da yoğun bir şekilde asfalt ve yeni yol açım çalışması yapıyor. Hepsinin ellerine sağlık; emeğine sağlık.

 

Anımsayanlar bilir, her yeni asfalt döküldüğünde daha tadını çıkarmadan kazıcılar gelir ya telefon ya doğalgaz ya bilmem ne için kanal açar, döker patlatır içine ederler.

Aman bu titizliği bozmayalım.

Az sayıda okurlarım bilirler, bu sütunda Şubat ayında yazdığım yazıda tabela ve ses kirliliğinden söz etmiş ve “Tabelalara bir standart getirin ve Ankaramızı modern bir görüntüye kavuşturun.” demiştim.

O yazıdan sonra daha yeni göreve gelmiş Ankara Büyükşehir Zabıta Dairesi Başkanı Mustafa Koç’tan açıklama gelmişti.

Koç, veryansıntv’ye, “25 yıllık pisliği 10 ayda temizlemek mümkün değil. Ama en kısa sürede düzeldiğini göreceksiniz. Cumhuriyetimizin başkentini yüzüncü yılına hazırlıyoruz. Cumhuriyetin yüzüncü yılına yakışır bir başkent, Mansur Yavaş imzasını taşıyacak.” demişti.

Ankara girişinden işe başlamışlar; dikkat ederseniz o kocaman tabelalar yok.

O “imza” yavaş yavaş belirginleşmeye başladı!

YA ÇANKAYA BELEDİYESİ

Ancak maalesef Çankaya Belediyesi’nin asfalt ve “yama” çalışması facia durumda.

Büyükşehir’in çalışmasını görünce durumun vahameti daha belirginleşti.

Yaptıkları asfalt bir köy yolunu çamurdan kurtarma düzeyi ve özeninde. Yani “çamurdan kurtarıyoruz neyinize yetmiyor” havasındalar.

Döktükleri (serdikleri) asfalt çağdaş kentlere layık özende değil; çok kaba ve üstünkörü yapılıyor; atmosfere girmiş uzay aracı gibi paldır küldür otomobille üzerinden geçmek zorundasınız.

Hele rögarlar tam bir tuzak; sakın ola yeni asfalt döküldü diye aldanıp dikkatsizlik etmeyin; gider ön takımlar!

Sayın Alper Taşdelen’e önerim, asfaltçılarını tez elden Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Fen İşleri Daire Başkanlığı’nda kursa göndersin ya da işinin ehli olanlarla değiştirsin.

Eğer Çankaya Belediyesi de Büyükşehir’in çalışmalarının inceliğine ulaşırsa Ankara’yı asla kaybetmezler.

ASFALTLANMAYI BEKLEYEN ZAVALLI SOKAKLAR

Bu yazıyı okuyan Çankaya Belediyesi asfaltçılarının “Asfalt seriyoruz ya elinize yüzünüze dursun; o asfalta bile razı sokaklar var” dediğini duyar gibi oluyorum.

Gerçi hangi sokak hangi cadde Büyükşehir’in ya da Çankaya’nın sorumluluğunda bilmiyorum; sokak adları caddeleşince o da karıştı.

İşte zavallı Ankara’nın göz bebeği o sokaklarının hali:

İniş çıkışlarla dolu ve rögarları tehlikeli Kumrular Caddesi’nin facia hali: Sağda PTT’nin eştiği kablo tv yolu!

Ünlü Özveren Sokağı’nın GMK Bulvarı’na çıkarken ki ünsüz hali

Sümer Sokağı’nın Bulvara çıkan hali. Çıkıştaki mazgallara aman dikkat!

Bu da Özveren Sokak’tan