Askeri öğrencilere ve SAT komandolarına kumpas

Askeri öğrencilere ve SAT komandolarına kumpas

Askeri Öğrencilere ‘Sahte Sağlık Raporu’ Veren Doktor ‘Sahte Kimlikle’ Yakalandı

Bir bulut gibi hareket eden Fetullahçı çetenin soru çalmaktan şantaja, şantajdan tehdide, tehditten işkenceye ve hâkim kiralamaya kadar işlediği pek çok suç bulunuyor. Bu suçlar arasında casusluk da var kadın pazarlama da illegal ses ve görüntü kaydı da…

Bu suçlara 15 Temmuz gecesi vatana ihanet de eklendi.

15 Temmuzda kendi milletine, kardeşine, dostuna bile kurşun sıkan Fetullahçılar tabandan tavana büyük bir kokuşmuşluğun ve insani değerlerden kopuşun en uç örneklerinden birini oluşturdular.

Bulut gibi hareket etmeleri, arkalarında iz bırakmamaları ve şeytani kurgularıyla giderek güçlendiler, güçlendikçe arsızlaştılar, arsızlaştıkça daha çok masumun canını yaktılar. Bu zamana kadar işledikleri suçlardan bir şekilde hep aklanmışlardı, kendileriyle mücadele eden vatansever kişiler ise hep zarara uğratılmıştı.

***

Fetullahçılar 2006-2014 yılları arası kendilerinden olmayan askeri öğrencilere kuduz köpekler gibi saldırdılar. 4000 asker öğrenci “işkencelerle, sahte sağlık raporlarıyla, iftiralarla, tehditlerle” bu okullardan atıldı, ayrılmak zorunda bırakıldı.

İçlerinde ölenler, intihar edenler, sakat kalanlar oldu. Tek suçları Fetullahçı olmamaktı!

1 Ekim 2019 tarihinde “Vefa Operasyonu” başladı.

Kuleli Askeri Lisesi’nde 44 öğrenciye “sahte sağlık raporu” vererek bu öğrencileri Harp Okulu’na geçemeden tasfiye eden 17 uzman doktor hakkında Savcı Levent Bilgi’nin talimatıyla gözaltı kararı verildi. Ardından 9 doktor daha “FETÖ/PDY Terör Örgütü üyeliği, müteaddit kez eğitim hakkının engellemesi ve müteaddit kez resmî belgede sahtecilik” suçlarından dolayı tutuklamaya sevk edildi.

5 Mart 2020 tarihinde ise İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Tabip Hüseyin Günay gözaltına alındı. Ankesörden aranan FETÖ şüphelisi bir yarbayın üzerine kayıtlı sahte kimlik ve arabayla yakalanan Günay, çıkarıldığı 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından ‘FETÖ üyeliği, 41 ayrı sahte sağlık kurulu raporu düzenlemek ve eğitim, öğretim hakkının engellenmesi’ suçlarından tutuklandı.

Mustafa Önsel’in “Ağacın Kurdu” kitabında Tabip Hüseyin Günay hakkında çok çarpıcı bilgiler bulunuyor.

Psikiyatrist Yüzbaşı Günay’ın bazı askeri öğrencilerin subay olmasını engellemek amacıyla “bunlardan subay olmaz” şeklinde düzmece raporlar verdiğini öğreniyoruz.

Bununla birlikte “SAT komandolarına kurulan kumpas” tam bir film gibi…

Tabii baş aktör yine Hüseyin Günay!

2013 yılında Deniz Kuvvetleri’nin en seçkin birliği olan SAT komandolarını her ne hikmetse normal periyodik muayeneleri için Kasımpaşa Deniz Hastanesi’ne değil de Hava Harp Okulu’ndaki dispansere gönderirler. Baş aktörümüz Hüseyin Günay da orada görevlidir.

SAT komandolarının hemen hemen hepsinde dövme bulunur. Daha önce bu şekilde defalarca çeşitli muayenelerden geçmişlerdir. Yine bir muayeneye gireceklerdir. Söz konusu dispansere gelirler. Bir de ne görsünler! SAT komandosu Ali Sarıbey isimli üsteğmen dövmesini sildirmiş. Sorarlar: “Neden sildirdin, bu ne yahu, dövmesiz SAT komandosu mu olur?”

Sarıbey de arkadaşlarını geçiştirir tarzda “Birden sıkıldım, sildireyim dedim” der.

Cildiyede bulunan Doktor Ercan Karabacak dövmeleri görünce SAT komandolarını psikiyatriye sevk eder.

Ve sahneye Günay çıkar.

Üzerinde dövme olanlara “bipolar bozukluk, yani duygu durum bozukluğu” tanısını koyar. Bu durum yıllarca özel eğitimden geçen SAT komandolarının bir kalemde, sahte sağlık raporlarıyla sistem dışına itilmesi demektir. Herkes şaşırır. Deniz Kuvvetleri muayeneleri hemen keser yoksa bu seçkin birlik lağvedilecektir!

Peki, bu muayenelerden hemen önce sıkıldığı gerekçesiyle dövmesini sildiren ve tek sağlam raporu alan Ali Sarıbey’e ne oldu dersiniz?

Sarıbey 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı almak için Marmaris’e giden ekibin içinde bulunuyor. Sonra kaçıyor. Marmaris’ten Yunanistan’a kaçmak için hazırlık yaparken yakalanıyor.

Gerçekten film gibi…

Ağacın Kurdu kitabında vurgulandığı gibi “Fetullahçı çetenin kitabında tesadüflere yer yoktur!”