Atatürk ve Ecevit'in Cumhuriyet'e özgün projesi; köylerin kentleşmesi modeli

Atatürk ve Ecevit'in Cumhuriyet'e özgün projesi; köylerin kentleşmesi modeli

“Köylü milletin efendisidir” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet Köy Modeli" ve Bülent Ecevit’in "Köy Kent Modeli", dünya çapında, kalkınmayı köylerden başlatan özgün Türkiye Cumhuriyeti projeleridir.

Bu proje Türkiye Cumhuriyeti’nin Köy Enstitüleri Projesi'nden sonraki en kapsamlı kırsal kalkınma projesinin adıdır.

Bu projeler gerçekleşmiş olsaydı deprem, salgın gibi doğal veya hesaplanamayan afetlerin felakete dönüşmesi önlenmiş ve ülkemiz dünyanın en güvenli, huzurlu ve zengin ülkesi olmayı başarmış olabilirdi.

Atatürk, Türkiye’nin tabandan kalkınması için 1937 yılında İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi’ni bizzat kendisi çizerek hazırlamıştır.

Atatürk’ün bizzat üzerinde çalışarak uygulanmasını istediği bu proje, Afet İnan’ın “Devletçilik İlkesi” ve “Cumhuriyetin Ellinci Yılı İçin Köylerimiz” adlı kitaplarında yer almıştır.

Bu projenin hayata geçirilmesi için 70’li yıllarda çalışma atölyeleri kuran Afet İnan, finansman sorununa çözüm getirmeye de çalışmış ancak proje bir türlü hayata geçirilememiştir.

Türk Tarih Kurumu’nda aslı muhafaza edilen “İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi”nde okul, cami, köy konağı, sağlık ocağı, otel, çocuk bahçesi ve fabrika dahil toplam 43 yapı bulunmaktadır.

Dairesel çizilmiş planın tam merkezinde bir “Anıt” ve merkezin hemen sağına “Köy Meydanı” yerleştirilmiş ve içinde “Köy Parkı” ve “Çocuk Bahçesi” konmuş. Bunun çevresinde ise oyun yeri, telefon, itfaiye, çeşme, havuz ve tuvalet gibi ortak alanlar, sosyal tesisler, terzi, bakkal, berber gibi dükkanlar ve mekanlara yer verilmiş. Yeşil alan olarak da koruluk yerleştirilmiştir.

1937 yılında, Atatürk'ün ölmeden önce tasarladığı Türkiye Cumhuriyetini temelden kalkındırmayı amaçlamış olan bu 'İdeal Cumhuriyet Köyü' projesi, Danimarka'nın Brondby şehrinde uygulanmış ve tüm dünyaya örnek olmuştur.

Atatürk’ün bu ‘İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi’ yıllar sonra Bülent Ecevit’in “40 yıllık hayalim” dediği Başbakanlığında hayata geçirmeye çalıştığı “Köykent” projesinin esin kaynağı olmuştur.

Köy Kent projelerinde yer alan tarım kredi kooperatifleri de tarihimizde özgün bir yere sahiptir. Çünkü bu proje ekonomik kaynağını genelde kooperatifleşmeden almaktadır. Tarihimizde, ilk tarım-kredi kooperatifini 1862 yılında kuran Mithat Paşa’dır. O dönemde kooperatifin kurulduğu kasaba Şarköy, şehirköy adını taşımaktadır.

Atatürk’ten sonra 1960’lı yıllarda tasarlanan köykent projesi, ilk kez 1978 yılında iki farklı yörede uygulanmaya başlamıştır. Bunlardan birisi 13 köyü kapsayan Van’ın Özalap ilçesinde Dorutay köyü ve çevresidir. Diğeri ise 16 köyü kapsayan Bolu’nun Mudurnu İlçesinde Taşkesti köyü ve yöresidir.

Fakat bu uygulama 1979’da yarım kalmıştır. Yapılan araseçim sonucunda Ecevit’in iktidardan ayrılmasıyla yerine gelen hükümet projeden kamu desteğini çekmiştir.

Bir Cumhuriyet projesi olan; Köykent projesinin ikinci kez uygulaması Ecevit’in yine iktidara gelmesiyle bu sefer de 2000 yılında, Ordu’nun Mesudiye İlçesinin Çavdar köyü ve yöresinde başlatılır.
Toplam 9 köyü kapsayan uygulamada ulaşım, elektrik ve iletişim sistemleri yenilenir. Sağlık merkezi, ilköğretim okulu, ağaç işleme fabrikası kurulur. Köylüler kalkınma kooperatifi çatısı altında toplanır ve yörede yaşam değişmeye başlar.

Tam bu noktada proje bir kez daha yarım kalır ve nedeni de aynıdır.
2002 yılındaki erken genel seçim sonucunda Ecevit’in iktidardan ayrılması ve gelen iktidarın projeye soğuk bakması sebebiyle bir kez daha yarım kalır.

Dünya Bankası’nın projeye sağladığı 300 milyon dolar düzeyindeki destek nedense kullanılmaz ve kullanılmadığı için de geri çekilir.

Bülent Ecevit, Köykent’lerde köylerin değil, hizmetlerin, okulların ve sağlık ocaklarının birleştirileceğini, bir köyün kendi başına fabrika kuramayacağını ama birbirine yakın konumda olan ve emekleri, bilgileri ve maddi olanakları birleşen köykentler sayesinde, verimli tarım işletmelerinin yanı sıra, ortaklaşa sanayi işletmeleri de kurabileceklerini, kültür ve spor tesislerinden ortaklaşa yararlanabileceklerini, böylelikle kentlerin tüm olanaklarının köylere de ulaşmış olacağını öngörüyordu.

Bülent Ecevit'in 'Hayalim' dediği 'Köy-Kent Projesi' Ordu'nun Mesudiye İlçesi'nde, merkezi Çavdar Köyü olmak üzere Esatlı, Türkköyü, Kışlacık, Çardaklı, Yuvalı, Dayılı, Göçbeyi ve Ilışar köylerinde uygulanır.

2000 yılındaki proje kapsamında Türk köyünde Köykent İlköğretim Okulu, Çavdar Köyü'nde Köykent Kültür ve Sanat Evi, Sağlık Ocağı, Köykent Spor Sahası, Dayılı köyünde orman köylüleri için orman ürünleri entegre tesisi projeleri gerçekleştirilir.
Köylerde elektrik, su telefon sorunu giderilerek, meyve ve çam fidanlıkları hazırlanır. Her köye 'Köykent' adını taşıyan özel köy mezarlıkları, köy konakları, futbol ve basketbol sahaları, çocuk oyun alanları inşa edilir.

Orman köylüsüne gelir sağlamak ve göçü tersine çevirmek amacıyla devlet Köy-Kent köylerinde yaşayanlara krediyle Yap-İşlet-Devret modeliyle Dayılı köyünde kereste fabrikası kurulur.

Köy muhtarının da aralarında bulunduğu Köykent Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin kurucu üyeleri ve Kooperatife üye olan köylüler fabrikaya ortak edilir. Orman ve Köy İlişkileri (ORKÖY) Genel Müdürlüğü'nden sağlanan krediyle kurulan Köykent Orman Ürünleri İşletmesi ve Değerlendirme Tesisi 2001 yılında dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit tarafından açılır.

Yüzde 75'i tamamlanan projenin iktidar değişimi sonrası yarıda bırakılmasıyla, yapılan çalışmaların büyük bölümü de atıl kalır.

2 bin metrekaresi kapalı, 26 bin metrekaresi açık alandan oluşan fabrikanın çatısı 2007 yılı kışında aşırı kar yağışı nedeniyle çöker. Milli Eğitim Bakanlığı'nın standartlarına uygun olarak okul sırası ve orman ürünleri mamullerini üreten fabrika devlet tarafından onarılmayınca iflas eder.

ORKÖY kredisinin taksitleri gecikip ödenmeyince fabrika makineleriyle hacizlik olur. Çatısı çöktükten sonra onarılmayan fabrika çürümeye terk edilir.

Sonuçta ORDU’nun Mesudiye İlçesi’nde Türkiye’de ilk kez 2000 yılında uygulanan ‘Köy-Kent Projesi’ ile yapılan kereste fabrikası, sosyal ve spor tesisleri çürümeye terk edilir.

Sadece Spor Tesisleri’nin doğa kampı olarak kullanılması için yıllar sonra çalışma başlatılır.

Ancak Bugün Türkiye’nin yeniden kırsal ve tarımsal kalkınma projelerine ihtiyacı vardır.

En son Bülent Ecevit tarafından yaklaşık 30 yıl önce gündeme getirilen ve yarım kalan, Köy-Kent Projesi, devam edebilseydi;

- Köylerimiz kentleşme sürecine girecek, köylümüz de köyünde kentlileşecekti.

- Kentlerimizde çarpık yapılaşma olmayacaktı. Depremle yaşanan yıkımların, kayıpların ve acıların çoğu yaşanmayacaktı.

- Kentlerimiz, alt yapı hazırlığı olmaksızın kitlesel göç akınları ile bu kadar şişmeyecekti. Korona Pandemisi gibi salgın hastalıklar aşırı kalabalık nedeniyle bu kadar tehlike arzetmeyecekti.

- Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk ve işsizlik büyük ölçüde giderilmiş olacaktı.

- Ayrıca, ilkim değişikliği, salgın hastalıklar, doğal afetler, ekonomik ve finansal saldırılar gibi klasik olmayan tehditler de riski azaltmış, tarımsal üretimin bu koşullarda dahi devam etmesi sayesinde gıda ve su güvenliğini de sağlamış olacaktı.

- Türkiye bugün yaşadığı sorunların hemen hiçbirini yaşamayacaktı;
bölgesinin yanı sıra dünyanın da sayılı ülkeleri arasında yer alacaktı.

Covid 19 Virüsü Pandemisi ve ardarda yaşanan depremler göstermiştir ki bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden kırsal ve tarımsal kalkınma projelerine acilen ihtiyacı vardır. Ülkemiz bize özgün “Cumhuriyet Kent” projeleriyle kaldığı yerden devam etmelidir.