Avrasya Birliği'ne giden yol: Altılı İşbirliği Platformu

Barış Adıbelli yazdı...

Avrasya Birliği'ne giden yol: Altılı İşbirliği Platformu

Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’da tarihi günler yaşandı. Karabağ Zaferi münasebetiyle düzenlenen geçit töreni için 44 gün süren vatan savaşında şehit olan Azerbaycan askerlerinin sayısı kadar Türk Askeri geçit törenine katılmak için Bakü’ye geldi. 100 yıl sonra bir kez daha Türk askeri bir zafer münasebetiyle Bakü caddelerindeydi. Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kafkasya’da yeni bir dönemin başladığına vurguda bulundu.

Ama esas gelişme akşam vakti düzenlenen ortak basın toplantısında yaşandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlham Aliyev’in bir önerisini paylaştı. Bu öneri Türkiye, Azerbaycan, Rusya, İran, Gürcistan ve Ermenistan arasında Altılı İşbirliği Platformunun kurulmasını içeriyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu öneri hakkında Putin ile de istişare edildiğini söyleyerek Putin’in de bu öneriye sıcak baktığını söyledi. Özellikle, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan’ın kendisine çeki düzen vermesi halinde, bir başka deyişle yıllardan beri ipe sapa gelmez sözde soykırım iddialarını bırakması halinde bu işbirliği platformunun bir üyesi olacağına ve aynı zamanda da Türkiye sınırlarını Ermenistan’a açacağına işaret etti. Altılı İşbirliği Platformu’nun gündeme getirilmesinin zamanlaması dikkat çekiciydi. Hem ABD’de hem de AB’de Türkiye’ye karşı yaptırım kararlarının alınmasının eli kulağındaydı.

Daha sonra Türkiye’ye dönüş sırasında Cumhurbaşkanının yaptığı diğer bir açıklamada da Altılı İşbirliği Platformu üzerine çalıştıklarını vurguladı. Buradan da anlaşılıyor ki bu işbirliği platformu çok öncelerden gündeme gelmiş ve üzerinde çoktan çalışılmaya başlanmış. Bu da bize Azerbaycan-Ermenistan savaşında Rusya’nın oynadığı rol hakkında biraz bilgi sahibi etti. Savaş sonrası dönemde Kafkasya ’da yeni bir sürecin başladığı şimdi daha net anlaşılıyor.

Eğer her şey söylendiği gibi gerçekleşirse Türkiye açısından Karadeniz’den Hazar Denizine kadar geniş bir coğrafyada yeni bir manevra alanı doğacak ve dışarıdan hiçbir yabancı güç bu bölgelerde inisiyatif alamayacak. Orta vadede Hazar denizinin karşı kıyısından Kazakistan’ın bu platforma katılması kesin gibi gözüküyor. Türkmenistan ise daimi tarafsızlık statüsü nedeniyle mesafeli durabilir ama bu tarafsızlık statüsünün de artık biraz esnetilmesinin gerekliliği son dönemdeki gelişmelerle daha net olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle geçtiğimiz günlerde hemen Bakü dönüşü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkmenistan’ın daimi tarafsızlık yıldönümünü kutlaması bu yönde üstü kapalı önemli mesajlar içermektedir.

Altılı İşbirliği Platformuna orta vadede katılacak diğer bir ülke de Katar olacaktır. Bunun yanında İran’ın girişimiyle Irak’ın da bu platforma katılma ihtimali yüksektir. Biraz daha uzun vadede ise Pakistan’ın katılması muhtemeldir. Zaten Azerbaycan-Ermenistan savaşında Azerbaycan ve Türkiye’nin yanında duran Pakistan, ABD ile yolları ayırdıktan sonra Rusya’nın da yakın takibinde. Tüm bu platformun faaliyet alanı ise Kuşak ve Yol Girişiminin etki alanı içinde ve aynı zamanda bütün üyeler Kuşak ve Yol Girişiminin imzacı taraflarıdır. Bu bağlamda bu platformun son üyesi de Çin olacak ve platformun finansmanında önemli rol oynayacaktır. Son olarak, Altılı İşbirliği Platformunun üç kurucu üyesi olan Rusya, Azerbaycan ve İran’ın doğal gaz ve petrol üreticisi ve ihracatçısı olması ve Türkiye’nin bu enerjiyi Batı’ya taşımak için bir enerji koridoru rolü üstleneceğinin de açık olmasıyla birlikte bu işbirliği platformu önemli bir enerji bloku haline gelecektir.

Ayrıca, İran ile bu işbirliği platformunun etki sahası Basra körfezine ve Hint Okyanusuna kadar uzanıyor. Bunun yanında, Ermenistan’ın yapmaya hazırlandığı Basra Körfezi'ni Karadeniz'e bağlayan Kuzey-Güney Karayolu Koridoru Çin tarafından Kuşak ve  Yol Girişiminin bir parçası olarak kabul ediliyor ve Çin, bu karayolu ve demiryolu projesini Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında finanse etmek istiyor.

Toparlamak gerekirse, ABD ve AB’nin baskı kurduğu, ötekileştirdiği ve ötelediği iki ülke olan Türkiye ve Rusya biraraya gelerek enerji ve ticaret merkezli bir işbirliği oluşumuna gidiyor olması Batı’ya karşı büyük bir jeopolitik meydan okumadır. Eğer bu işbirliği platformu başarılı olursa Batı Asya Birliği; hatta Avrasya Birliği’ne giden yol da açılmış olacaktır. Her ne kadar bu birlik AB gibi sıkı bir birlik olmayacak olsa da Karadeniz, Kafkaslar, Hazar havzasını, Basra Körfezini ve enerji kaynaklarını kontrol edecektir.

İŞBİRLİĞİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Kuşkusuz bu işbirliği platformunun gerçekleşmesinin önünde de bir takım sorunlar bulunmaktadır. Bunun başında Ermenistan’ın ülke dışındaki Ermeni diasporasını sırtından atıp geleceğini kendinin belirlemesi ve özellikle Türkiye’ye karşı iddialarından vazgeçerek Kafkaslardaki yeni durumu kabul etmesi gerekiyor. Zira bu işbirliği platformu kazan-kazan ilkesi üzerine kurulu olacağı daha şimdiden belli olmaya başladı bile. Diğer bir sorun ise Gürcistan ile Rusya arasındaki Abhazya ve Güney Osetya sorunu. Bu iki toprak parçası Rusya tarafından Gürcistan’dan kopartılmıştı ve gelecekleri belirsiz durumdadır.

Diğer bir sorun da İran’da son dönemde özellikle genç nüfusun İslami rejime karşı giderek yabancılaşması yönetimin de daha fazla Fars milliyetçiliğini gündeme getirerek İslami rejimin olumsuzluklarını kapatmaya çalışması ki bu durumu Çin’de 1990’larda komünist rejime yönelik kamuoyundan gelen eleştirileri savuşturmak adına Çin milliyetçiliğini ön plana çıkarma gayretlerinde görülmüştü; hatta günümüzde bile aynı gayretler sarf ediliyor. İşte bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakü’de Bahtiyar Vahapzade’nin şiirini okumasına İran’dan toprak bütünlüğüne bir tehdit olarak algılanarak (!) büyük bir tepkiye neden oldu. Ancak bu işin bahanesiydi. Esas neden İran’ın ,AB’ye göz kırpıyor olması. Biden kazanınca İran’da bir umut meydana geldi. Biden’ın nükleer anlaşmaya döneceğini söylemesi ve AB’nin’de aynı yolu izleyecek olması İran’ı heyecanlandırdı. Bu nedenle, ABD ve AB’nin tepkisini, öfkesini ve nefreti çekmiş üç ülkenin Rusya, Türkiye ve Azerbaycan’ın kuracağı bir işbirliği platformunda yer almak istemiyor. Böyle güçlü bir platform, yarın bir gün İran’ı parçalayabilir.(!)

Ayrıca Tahran’a göre böyle bir platformun gizli görünmeyen bir üyesi de İsrail olacaktır. Zira Ermenistan ile savaş sırasında İsrail’in hem bölgede hem de ABD’de Azerbaycan’ın yanında durması ve uzun zamandan beri ilk defa Türkiye’nin İsrail’e bir Büyükelçi ataması İran’ı rahatsız etmiş durumda.