Avrupa’ya Doğru... Budapeşte 1

Avrupa’ya Doğru... Budapeşte 1

Balkanları terk etmiş, Doğu ve Orta Avrupa’ya doğru bir adım atmıştım. Ancak zamanında Avusturya şansölyesi Kont Metternich (1773-1859) Viyana’dan Peşte’ye giden yolu göstererek “Şark buradan başlar” demiş. Bismarck da benzer şekilde “Avrupa Viyana’da biter” ifadesini kullanmış (*). Gezimizde bu yargıların geçerliliğini kendimce görecektim.

(*) Başka Kentler, Başka Denizler. Murat Belge. (İletişim Yayınları-2012, 9. Baskı)

Balkanlar Geride Kalırken…

Bir önceki adım olan Balkanları terkediş yazımızı aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz;

Kuzey Sırbistan, Vojvodina

Balkanlar geride kalıyordu. Çoğu zaman olduğu gibi belirli bir planım yoktu. Yolculuğun akışına bırakmıştım kendimi. Sırbistan’ın kuzeyinden Budapeşte’ye ulaşacak olan rotam, bir sohbet sırasında duyduğum Sziget Festivali’ne doğru yönelmişti. Kara Şimşek’in sağ koltuğunda geçici olarak yerini alan Yeni Zelandalı gezgin Math de Budapeşte’ye Avrupa’nın parti, eğlence kenti olduğunu duyduğundan geliyordu. Bu tarihi kentte yapılacak çok şey vardı.

Emektar dostum Kara Şimşek, Subotica çıkışında dört saate yakın bekleyiş esnasında ve sınır geçişinde biraz rahatsızlanmış olacak ki hapşırıp tıksırmaya başlamıştı. Math ile Sırbistan’ı terk ettikten sonra Budapeşte’ye doğru otobanda yol alıyorduk. Ufak bir duraklama sonrası Kara Şimşek açılmış, adeta su gibi akarak Macaristan yollarında ilerliyordu.

Sziget Festivali’nden Bir Görünüm.

Buda Kalesi’nden Budapeşte

Zincir Köprüsü, Budapeşte

Aziz Stefan Bazilikası önünde kitap okuyan kız.

Huysuz Bir Budapeşte Karşılaması…

Hava kararmaya başlarken vardığımız Budapeşte’de Math’in hostelini bulmak epey zor oldu. Genelde sahip olduğum gezgin şansı da yanımda değildi maalesef. Macarca, Vietnam dilinden sonra anlamakta en zorluk çektiğim dil oldu. Dilbilgisi olarak Türkçe ile aynı kuralları olan, bir köke birçok ek ekleyerek kelime ve cümle kurulan (yapıştırıcı-eklemeli-”aglutinative”) bir dilmiş. Türkçedeki sesli uyumu da varmış ve “Zsebemben Sok Kicsi Alma van!” “Cebimde birçok küçük elma var”ın Türkçesi dense de (*) ben bu dili anlamakta ve özellikle okumakta çok zorlanacaktım.

İlk karşılaştığımız kişilerin neredeyse hiçbirinin İngilizce bilmemesi nedeniyle sevimsiz bir adres aramasıyla başlamıştı Budapeşte. Yol sorduğumuz kişilerin anlam veremediğim ters tavırları ve kabalıkları da can sıkıcıydı.

Bir şehir sizi nasıl karşılıyorsa devamı öyle geliyor genelde. Budapeşte’ye bu tatsız hislerle merhaba demek nahoş bir başlangıç olmuştu. Kararan hava ile birlikte yorgunluğum artarken, bana o an için karmaşık gelen merkezde bir otopark bulmakta da oldukça zorluk çekmiştim.

Kalacak Yer Sorunu...

Festivaller ve yaz tatiline denk gelen 2014 Ağustos ayının ortası Budapeşte çok kalabalık bir ziyaretçi akınına uğramıştı. Math programlı bir anglosakson hassasiyeti ile önceden bir parti hosteline rezervasyon yaptırmıştı. Parti hostelleri çılgınca azmak, içmek, müzik ve dansla eğlenmek isteyen gençlerin çok rağbet ettiği yerler. Bu fazlaca ergen işi gürültülü ortamları pek sevmiyorum. Buna rağmen Math’in kaldığı hostelde yer sordum ama boş yatak yoktu. Ona veda edip kendim için o gece kalacak bir yer aramaya başladım.

Bir yer bulmam çok zor oldu. Gece yarısına doğru bir yer bulduğumda ise çok yorulmuştum. İlk gece bu yerde konakladıktan sonra ikinci ve üçüncü günler de benzer yer bulma sıkıntısını yaşayacak, ayrı ayrı yerlerde kalmak zorunda kalacaktım. Budapeşte genelde turist olarak gezenlerin anılarında çok parlak bir yer olabilir, ancak beni pek de misafirperver bir şekilde karşılamamıştı.

Avrupa Gençlerinin Parti Kenti…

Budapeşte delikanlı gezginler ve Avrupa’nın değişik ülkelerindeki gençler için çılgın organizasyonlar düzenleyen bir parti kentiymiş. Özellikle Peşte tarafı, sabahlara kadar barlarda, sokaklarda, parklarda coşan gençlerle dolu.

İki Kentin Birleştiği Şehir, Buda-Peşte...

Günümüzün bu güzel şehri aslında Buda ve Peşte isimli iki kentten oluşurken 1873 yılında birleşmiş. Tuna Nehri’nin ikiye ayırdığı bir şehir Budapeşte. Bu iki bölgeden Buda kısmı daha tarihi ve yeşillik iken Peşte kentin daha canlı ve modern yüzü diyebilirim.

İlk günüm Peşte sokaklarından başlıyordu. Sabah eşyalarımı otoparktaki Kara Şimşek’e bırakıp, hemen şehri yürüyerek dolaşmaya başladım. Öylesine dolaştığım bir sırada karşıma çıkan ilk yapı bana Arap mimarisini hatırlatan bir binaydı. Burası Büyük Sinagog’muş.

Büyük Sinagog ve çevresinden görünümler.

Sinagog’dan sonra İlk geldiğim yer klasik bir turist mekanı olan Aziz Stefan Bazilikası oldu.

Aziz Stefan (Istvan) Bazilikası…

Aziz Stefan veya Istvan isimli kişi Macaristan’ın kurucusuymuş. Stefan diyelim biz. Dışından da içinden de renkli ve ihtişamlı görüntüler veren bazilikanın çok sayıda fotoğrafını çektim. Günümüzde turistik bir mekan özelliği de olan Aziz Stefan Bazilikası ibadete de açık. 8500 kişilik kapasitesi beni şaşırtıyordu. Aynı zamanda her pazartesi bazilikada klasik ve dini müzikler içeren bedava konserler veriliyormuş. Aklınızda bulunsun.

Aziz Stefan Bazilika’sının içi ve dışından görünümler:

Bazilikanın uzun süren inşa süreciyle birlikte Macaristan’ın tarihini anlatan ayrıntılı bir sunum hazırlamış. Kamil AKAR, youtube kanalında samimi anlatımıyla size oldukça kapsamlı bilgiler verecektir.

Fotoğraf Makinası Sorunu…

Budapeşte keşfimin ilk duraklarından Aziz Stefan Bazilikası’nı fotoğraflarken başımdan aşağı kaynar sular indi. Bu heybetli yapının dışarıdan fotoğraflarını çekerken kontrol için baktığım karelerde ekranda büyüklüğü ve yeri değişen kara bir noktanın varlığını fark ettim. Birçok fotoğraf çekme denemesinde oldukça bariz lekeler her fotoğrafta görünüyordu. Sensör yandı herhalde, dedim. En önemli görsel hafıza cihazımın arızalanması nedeniyle oldukça sıkılmıştım. Makinamın işlerliğini yitirdiğimi düşünmüştüm. Belki de yeni bir makina almam gerekecekti. O tarihlerde, yani 2014 Ağustos ayında esas fotoğraf ve video çekme cihazım küçük ama profesyonel Panasonic GF-2 marka bir makinaydı. Cep telefonunu fotoğraf ve video için o kadar yoğun kullanmıyordum.

Bir tamirci sormak için yanaştığım birkaç kişinin tavırları da akşamkinden farklı değildi. Çaresiz yeni bir makina alacağız, derken beni dinleme nezaketi gösteren ve ingilizce bilen bir kişi, bir fotoğrafçı dükkanı tarif etti. Bazilika’nın az ilerisinde, sanıyorum “Cam Optica” isimli dükkana geldim. Usta kendinden emin biriydi. Baktı “Ver makinayı” dedi. Yukarı çıkıp geldi. İşlem tamam, der gibi işaret etti. Sensörü temizlemiş ve sorun hallolmuştu. Babacan fotoğrafçıya, kaç para?, dedim. 3000 Forinti yazdı bir kağıda. Gülümseyerek, işaret ve orta parmaklarımla 2 sayısını gösterdim. Güldü “Ok” dedi. Beni büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştı. 6 Euro kadar tutan 2000 Forinti verdim. Yeni makina sahibi olmuş gibi sevinmiştim. Tebessüm eder bir halde, gülerek tekrar Budapeşte sokaklarında dolaşmaya başladım.

Peşte’den görüntüler, Budapeşte:

Tuna Nehri Üzerindeki Budapeşte Köprüleri... 

Hemen bazilika sonrasında yürüdüğüm yol beni Tuna Nehri’ne ve Budapeşte’deki meşhur Zincirli Köprü’ye (Szechenyi) çıkarmıştı. Budapeşte’de Tuna üzerinde 8 adet büyük köprü var. Şehri gezerken bu köprüleri geçerek bir yakadan diğerine ulaşılıyor. Bu köprülerin en turistik ve meşhur olanı, sizi Buda Kalesi’nin hemen altındaki meydana çıkaran Zincirli Köprü.

Zincirli Köprü’den görünümler, Budapeşte:

Bu köprünün hemen sonunda Buda Kalesi’ne çıkan fünikülerin bulunduğu bir alana çıkıyorsunuz. Kaleye yürüyerek de ulaşmak mümkün. Bu meydanın yakınında, Osmanlı izlerinden son Budin Beyi olan Abdi Paşa’nın mezarı bulunuyormuş. Mezar taşına “En kahraman düşmandı” gibi bir ifade yazılmış. 

Buda Kalesi’ne çıkan füniküler.

Budapeşte’nin iki yakası arasındaki diğer köprüleri merak eden olursa yandaki bağlantıdan okuyabilir; http://www.bridgesofbudapest.com/bridges

Buda Kalesi…

Güneşli pırıl pırıl bir gündü. Şehrin dün gece bana karamsar gelen yüzü açılmıştı. Keyifle etrafı seyrederek arnavut kaldırımı yollardan yürüyerek kaleye çıkmayı tercih ettim. Bu yolun her iki tarafında uluslararası bir festival kapsamında kurulmuş elişi tezgahlarını inceleye inceleye ilerliyordum. Kaleye gelmeden çimenlik bir alanda kurulmuş yiyecek tezgahlarından aldıklarımla bir kenara oturup, cıvıl cıvıl insanları ve renkli festival ruhunu izlerken karnımı doyurdum.

Buda Kalesi çıkışında tezgahlar ve ufak bahçeli avlular:

Bu uluslararası festival kale içindeki alanlarda kurulmuş değişik ülkelerden el sanatları örneklerinin sergilendiği ve satıldığı tezgahlarla donatılmıştı. El sanatı örneklerinin çeşitliliği dikkat çekiciydi. Özellikle çocuklar için farklı tahta oyuncakların bulunduğu, renkli bir ortamdı.

Tezgahlar ve çocuklar:

Düdük imalatçı tonton ve çocuklar.

Kalenin yüksek kesimlerinden Tuna’nın ve kentin güzel bir görünümü vardı. Kalenin büyük meydanında bir sahne kurulmuş farklı ülkelerden folklorik müzik ve dans gösterileri sunuluyordu. Ülkemizden resmi olarak katılım sağlayan çok sayıda tezgah da vardı.

Buda Kalesi’nden Tuna Nehri ve Budapeşte’nin görünümü ile etnik gösterilere ilişkin görünümler:

Çin ekibinin dans gösterisi:

Kale’nin meydanları ve bahçelerindeki heykellerin çokluğu da dikkat çekiciydi.

Buda Kalesi’nden heykeller:

Budapeşte’nin güzel manzara fotoğraflarının çekildiği Surlar ve Balıkçılar Tabyası’na geldiğimde gün batımı vakti gelmişti. Buranın hemen önündeki meydanda da vebaya karşı savunma maksadıyla dikildiği söylenen Trinity Heykeli ve az ilerisinde de Matthias Kilisesi bulunuyor.

Surlar ve Balıkçılar Tabyası’ndan kentin görünümü, Trinity Heykeli ve Matthias Kilisesi:

Kale içinde bir de müze bulunuyor. Müzeyi de gezdikten sonra akşam yemeği için tavsiye edilmiş restoranı aramaya yola koyuldum.

Buda Kalesi içindeki müzeden görüntüler:

Akşam Yemeği Tabani Gösser’de Kaz Ciğeri Kızartması…

Günce tutmanın faydalarını her an görüyorum. Ne kadar canlı ve ayrıntılı yazmışım akşam yemeğimi.

“Tabani Gösser, şehrin Buda kısmında Atilla Caddesi 19 numarada bir restoran. Sabah kahvaltı ettiğim yerdeki kızın tavsiyesi üzerine geldim. Kızarmış ciğer yanında üstü kızartmaya elverişli un gibi bir şeyle kaplı elma ve püre yanında Tokaji Azsu şarabıyla çok leziz bir akşam yemeği yedim. Turizm öncelikli gelir kaynağı olunca her dilden hitap etmeyi öğrenmiş çalışanlar. Türklere de büyük hürmet var burada. Tüm garsonlar ve ilgilenenler Türkçe “Afiyet Olsun, İyi Akşamlar, Merhaba, Güzel” vs. ne varsa bildikleri sıralıyorlar.”

Tabani Gösser restorandan görüntüler:

Güzel Bir Günün Sonunda Tekrar Kalacak Yer Bulma Uğraşısı...

Buda, daha tarihi ve eski şehrin merkezi aynı zamanda. Kale gezisi ve akşam yemeği sonrası, kalacak yer ayarlamak için tekrar Peşte’ye döndüm. İkinci gece de birçok yere uğradıktan sonra son anda bir yer bulmuştum. Tekrar arabadan o gece için eşyalarımı alıp, hostele yerleştim. Etrafta gençlerin coşkusu sürse de ben günlüğümü yazıp dinlenmeyi tercih edecektim.

Sziget Festivaline Gidiş Hazırlığı...

Bir sonraki gün meşhur Sziget Festivaline gitmek için tek günlük bilet almam gerekiyordu. Bu festivalin biletleri uzun süre önceden bir hafta süre için genelde blok olarak satılmakta. Gelen gençlerin çoğu festivalin yapıldığı Margaret Adası’nda çadır kurduklarından yer problemleri olmuyor. Benim gibi son anda katılmak isteyenler ise günlük bilet alıp giriyorlar. Festival bana göre tam bir para tuzağına dönüşmüş. Bilet fiyatlarının günlük giriş için 50 Euro civarı olduğunu ve içerde de her şeyin aşırı pahalı satıldığını düşününce bu adaya gelip haftalar önce bira ve içkilerini toprağa gömen gençleri anlayabiliyordum. Sabah festival alanına gidip giriş kapısında bilet almaya karar verdim.

Yeni Yıla Merhaba ve Yollara Düşme Umudu!

Bu yıl nasıl geçecek bilemem ama benim içimde normale dönüp, yıl sonunda yollara düşme hevesi ve umudu var. Yazmayı seviyorum ama yollarda geçirdiğim zamanları da özledim. Dünyanın sınır geçişleri veya resmi işlemler açısından gezginlere sıkıntı çıkarmayacağı ilk fırsatta yola düşeceğim. Ama hayat bu, bakalım neler getirecek? Bende iyi olacağına ilişkin bir his var.

2021’in sağlık ve mutluluklar getirmesini dilerim.

Saygı ve sevgilerimle.

******

Destekleyici Videolar:

Gezi Amaçlı Gideceklere Rehberlik Edebilecek Bazı videolar;