Avustralya'nın farklı hayvanları

Avustralya'nın farklı hayvanları
Avustralya'nın farklı hayvanları

Tazmanya gezi yazı serisi başladıktan sonra okuyuculardan “Tazmanya Canavarı”na ilişkin sorular geldi. Bu yazıda Tazmanya Canavarı başta olmak üzere Avustralya’nın değişik hayvanlarının bir kısmına bakacağız. Avustralya hayvan çeşitliliği açısından dünya genelinden çok farklı bir portföye sahip. Geziler yeni mekanların keşfi yanında yeni tip hayvanları da keşfediyoruz.

Geziler En Güzel Eğitmen…

Geziler insanın ufkunu açan içe ve dışa dönük keşiflerle dolu. Yazılanlar, anlatılanlar ve hayal edilenler ötesinde gerçek bir eğitim yollarda olmak. Ezber bozan niteliğiyle en büyük eğitim aracı oluyor yolculuklar. Tabii ki yeni yerlere, yeni insanlara, yeni yemeklere, yeni yataklara, yeni adetlere, yeni hayvanlara ve yeni olan her şeye açıksanız.

Yolculuğun mekanı Avustralya olunca birçok farklılığın ön sıralarında doğa ve hayvanlar geliyor. Avustralya dünyanın birçok bölgesinde bulunmayan hayvanları barındırıyor. Uzun zaman geçirdiğim Avustralya’da bu hayvanların birçoğunu hayvanat bahçeleri, koruma alanlarında bazısını da evin bahçesinde görme şansım oldu. Tabiatı gibi hayvanları da değişik bu uzak ülkenin. Bu hayvanlara karşı büyük bir sevgi ve ilgi var ülke genelinde. 

Tazmanya Canavarı (Tasmanian Devil), Wombat, Koala, Kanguru, Wallaby ve Possum bu hayvanlardan bazıları. Bu haftaki yazıda keseli hayvanları ele aldım. Bu bağlamda öncelikle keseli hayvanlara kısaca bir göz atalım.

Keseli Hayvanlar…

Keseliler Memeli hayvanların bir alt sınıfı. “Yavruları henüz iyi gelişmemiş (neredeyse embriyo) şekilde çok erken doğup annenin kesesinde gelişmeye devam ederler” diyor internet kaynaklarından wikipedia. Memelilerin %6’sını Keseliler oluşturuyormuş.

Keseliler başlığı; wikipedia bağlantısı için bu cümleye tıklayabilirsiniz.

Adı Büyük Kendi Küçük “Tazmanya Canavarı” (Tasmanian Devil)...

Avustralya’da iki yıla yakın zaman geçirmeme karşın doğal ortamda Tazmanya Canavarını hayvanat bahçesi veya koruma alanları haricinde görmedim.


Tazmanya Canavarı

Türkçede Tazmanya Canavarı dense de İngilizcede geçen adının birebir çevirisi  “Tazmanya Şeytanı”dır. Yırtıcı bir etçil olan bu keseli tip, günümüzde sadece Tazmanya Adasında yaşamakta.  Dünyaca etçil olan en büyük keseli canlı tipi olan bu hayvanlar küçük bir köpek boyutunda, ortalama 60 cm civarında bir boya sahipler. Ortalama ağırlıkları da 8 kg. 1936 yılında soyu tükenen Tazmanya Kaplanı (Thylacine) sonrasında bu bölgede yaşayan yırtıcı bir tür Tazmanya Canavarı.

Tazmanya Kaplanı (Soyu tükenmiş)

Tazmanya Canavarı

Tazmanya Canavarı

Sabaha karşı veya gece avlanan Tazmanya Canavar’nın bıyıkları ve kafa üzeri tüyleri ile algılamaları ile koku alma duyuları çok gelişmiş. Özellikle kendilerini tehdit altında hissettiklerinde çıkardıkları hırlamaları ve çığlıkları nedeniyle bu ismi aldıkları söyleniyor. Tazmanya’ya gelen ilk Avrupa kökenli insanları bu seslerden korktukları için bu adı vermişler deniliyor. 

Yılda bir kez çiftleşen Tazmanya Canavarlarının doğumları ve büyümeleri ilginç bir öykü. 21 günlük bir gebelik süresinden sonra çok sayıda (20 ile 30 arası) ve pirinç tanesi büyüklüğünde çok küçük boyutta doğan bu hayvanlar annelerinin dört edet memesine ulaşabilmeleri ölçütünde yaşama şansına sahipler. Doğumlarından üç ay sonra yaşayabilenler 200 grama ulaşan ağırlıklarıyla keseyi terkederler ve kanguru yavrularının aksine bir kez keseden ayrıldıktan sonra anne kesesine geri dönmezlermiş. Genellikle yalnız yaşayan bu hayvanlar çiftleşme haricinde pek bir araya gelmiyorlar.

Ağırlıklarının %15’inden %40’ına kadar yeme kabiliyetine sahip bu hayvanlar her türlü küçük memeyi, böcekleri, kurbağaları, sürüngenleri, evcil kümes hayvanlarını tüyleri ve kemikleri dahil tümüyle yiyorlar. Avlanma yetenekleri olsa da genellikle leş yiyorlarmış. Leşleri ve avlarını hiçbir parça geriye bırakmadan tümüyle yeme özellikleri, çiftlik hayvanlarına zarar verebilecek böcek vs üremesini engellemeleri nedeniyle Tazmanya çiftçisinin saygısını kazanmışlar. İçi boş kütükler, kaya altları, küçük mağara ve wombat tünellerinde yaşıyorlar.

Gövdeye göre büyük kafaları, güçlü çeneleri ile sert kemikleri kırabilme yeteneğine sahip olan Tazmanya Canavarı, genellikle siyah ve koyu renkli tüylere sahip bir canlı. Diğer memelilerde olduğu gibi kuyruklarında biriktirdikleri yüksek yağ oranını av veya leş bulamadıkları zamanlarda hayatta kalabilmek için kullanıyorlarmış. Diğer canlılarda görülmeyen şekilde uzun olan ön ayakları genç iken ağaca tırmanma kabiliyeti verse de kilo aldıkça bu özelliklerini kaybediyorlarmış. Son yıllarda bir yüz tümörü olan “Devil Facial Tumour Disease (DFTD)” nedeniyle soylarının devamı tehlikede olan Tazmanya Canavarları koruma altında olan bir tür.

Kazdığı Tünellerde Yaşayan “Wombat”... 

“Wombat” da keseli bir hayvan türü. Koala’nın yerde yaşayanı olarak da tanımlanan bir hayvan. Günümüzde türlerinin devamı tehlikede olan bir tür. Aborjin kökenli dillerden gelen  bir isim Wombat.

Kısa ayaklı, güçlü pençeleri olan en fazla bir metre boyunda ve 25-30 kilo civarındaki Wombatlar, ormanlık dağları olan güney ve doğu Avustralya’yada ve Tazmanya’da yaşıyorlar. 25 ila 40 milyon yıl önce o zamanın keseli hayvanlarından evrildiği düşünülüyor.

Wombat

Wombatlar ot yiyerek besleniyorlar. Doğal ortam hayvanı olmasına karşın sanki evcil bir hayvan gibi muamele gösterilenleri de var. İlginç bir özelliği küp şeklinde dışkıları olması. Genellikle sessiz olan wombatlar domuzunkine benzer sesler çıkarıyorlar. Çiftleşme dönemlerinde ve tehdit altındayken çıkardıkları sesler haricinde sakin hayvanlar.

Tazmanya Canavarı ve Dingo isimli vahşi Avustralya köpekleri Wombat’lara sorun yaratan yırtıcı hayvanlar. Bu tip yırtıcı hayvanlara karşı en önemli savunma özellikleri kazdıkları tünellerde popoları dışa dönük olarak saklanmak. Son derece sert popo bölümü ve kuyruğunun olmaması nedeniyle yırtıcılar tünele giriş yapsa da bu çok sert kıkırdak yapının ısırılması neredeyse olanaksız olduğundan kendilerini koruyabiliyorlar. Güçlü arka ayaklarıyla eşeklerinkine benzer çifte atmaları da başka bir korunma mekanizması.

Wombat

4000 yıl önceki Aborijin kaya resimlerinde hayvan resimlerine yer verilse de az sayıda tasvir edilmiş Wombat resimleri var. Genelde korumalı alanlarda yaşayan wombatların vahşi ortamda tam olarak serbest yaşadıkları bölge Avustralya’nın Kuzey ve kuzeydoğusundaki “Queensland” içinde yer alıyor. 

Asosyal Uykucu “Koala”…

Avustralya’nın sembolü olan hayvanlardan biri de Koala. Koala otçul bir keseli hayvan. En yakın benzerlikleri olan hayvanlar da wombatlar. 60-85 cm olan boyları ve 4-15 kg arasında ağırlıkları var. Erkekler, dişilere oranla %50 kadar büyük ve daha yuvarlak burunlarıyla ayırt ediliyorlar. Gümüş grisinden kahve rengine uzanan renkli tüyleri var. Genelde Avustralya’da yaygın okaliptus ağaçları olan bölgelerde bulunuyorlar. Okaliptus yapraklarıyla beslenen ve çok fazla hareket etmeyen koalalar günde 20 saate kadar uyuyabiliyorlar. AVustralyada 600 farklı tip okaliptus ağacı olmasına karşın bunlardan 30 adedini severek bu tip ağaçlarda yaşıyorlarmış. Erkek ve dişi üreme organlarını birlikte taşıyan canlı tiplerinden. Oransal olarak en ufak beyne sahip memelilerden biri Koala. 13-18 yıllık bir ömürleri oluyor.

Koala

Koala ve Wombat Yavrusu

 Koala

Asosyal hayvanların en fazla ilişkisi anne ve bebekleri arasında yaşanıyor. Altı yedi aya kadar annelerinin kesesinde yaşıyorlar. Oldukça güçlü ve pek de hoş olmayan koku salan bir hayvan tipi Koala. Aborijin kaya resimlerinde olan ve eski zamanlarda yerliler tarafından avlanan bir türmüş.

Avustralya’nın meşhur “Bush Fire” denilen orman yangılarında hareketsizliklerinden ötürü en fazla etkilenen canlı türü. 20. Yüzyılda kürkü için yoğun biçimde avlanan Koalalar da yok olmaya yüz tutmuş canlı türlerinden. 

Koala ismi yerli dilinde “Su yok (No water)” anlamındaki “Gula”dan geldiği söyleniyor. Bol su içeren okaliptus yapraklarını yemeleri nedeniyle pek fazla su ihtiyacı duymayan bu hayvanların hiç su içmedikleri ise sadece bir tevatür (çok yaygın bir söylenti). Çok nadir olsa da asılı olarak yaşadıkları ağaç dallarından aşağı inerek su içiyorlar.

Melbourne gezim sırasında Koala’ları doğal ortamlarında görme şansım oldu. Ağaçların dallarına sarılıp uyuyan hayvanlar hakkında rehberimizin anlattıklarını dinlemiştik. Bir orman bekçisi (ranger) bulduğu bir yavru koalayı nasıl beslediğini ve tekrar doğaya teslim ettiğini anlatmıştı. Hayvan sevgisi olanların çok derinden hissedeceği bir bağlılık öyküsünü tüm yönleriyle anlatmıştı. Aklımda kalan en çarpıcı kısmı göğsünde gömleğinin içinde tuttuğu bu minicik yavru hayvanın keskin ve rahatsız edici kokusuna karşın anlatımındaki tutku ve gözlerindeki sevgiyi görmek beni çok etkilemişti.

Kanguru ve Wallaby…

Avustralya’nın sembolü olan Kangurular da otçul ve keseli hayvanlardan. Aynı ailenin dört tipi varmış. En büyük üyesine Gri Kanguru gibi bir isim verilirken ailenin en küçük olanına Wallaby ismi verilmiş. Kanguruların beden boyu 2 metreye kadar ulaşabilirken Wallaby’ler 50 cm ile bir metre arasında büyüklüğü olan hayvanlar. Avustralya’nın sembolü olmakla birlikte kuzeydoğusundaki komşu ada Yeni Gine’de de görülüyorlarmış.

Avustralya’ya 1770 yılında ayak basan ve tam tabiriyle olmasa da keşfettiğini söyleyebileceğimiz HMS ENDEAVOUR gemisinin komutanı Yüzbaşı James Cook’un notlarında ilk defa adı geçen bu hayvanın isminin Aborjin dillerinden geldiği düşünülüyor. Hatta hayvanı görüp ne olduğunu soran ilk beyaz adamlara yerlilerin “Bilmiyorum, anlamıyorum” anlamında verdiği yanıt olarak yanlış bir anlama sonucu bu ismi aldığı yönünde söylenceler var.

Kucakta Kanguru

Cinsel hayat olarak çok aktif bir canlı olan kangurular fazla çoğalan canlı türlerindenmiş. Avustralya’da 35 milyona yakın kanguru nüfusu bulunduğu belirtiliyor. Kanguru etinin düşük yağ oranı nedeniyle sağlıklı olduğu biliniyor. Ete pek düşkün olmayan bir kişi olsam da Avustralya günlerimde kanguru eti yedim. Ete uzak konumum ve lezzet konusunda pek takıntılı olmayan biri olarak pişirilmesine bağlı olarak yiyebildiğim bir et cinsiydi ama timsah eti bana göre daha lezzetli.

Aborjinlerin Kanguru Avına İlişkin Bir Çizim

Kangurular öne doğru zıplayabilen en büyük hayvanlar. Arkaya doğru zıplayamıyorlar. Bu yazımızın başındaki Tazmanya Canavarı bölümünde söz edilen ve türü tükenmiş Tazmanya Kaplanı, Kanguru ailesi için tek tehdit olan yırtıcı türüymüş. Tazmanya Kaplanının soyunun tükenmesinden sonra onları tehdit eden bir tür kalmamış. Tazmanya Canavarı’nın ufak Wallaby’lerle baş edebildiği biliniyor ama bu da çok küçük bir sayıyı işaret ediyor. Elbette asıl yok edici olan insan varlığını bu noktada da unutmamak gerekiyor. Bu noktada kangurularla ilgili üzüldüğüm şeylerden biri çoğunluğu bakir olan bu ülkede yollardan geçerken arabaların çarptığı hayvanlarının bedenlerinin yollarda görülmnesi. Bir de her yerde bulunan “Kanguru Çıkabilir” anlamındaki trafik levhaları. 

Kanguru Çıkabilir Trafik Levhası Önünde (Avustralya ve dünyanın en uzun dümdüz yolunda)

Özellikle yavrusu olan dişi kanguruların maruz kaldığı bu kazalarda acil önlem alınması konusunda örgütlenmiş sivil toplum kuruluşları da bulunuyor. Devlet de müdahale için etkin bir çalışma içinde ama dünyanın en büyük ülkelerinden birinde ve doğal hayatın bu kadar çok olduğu yerlerde bu işin kontrolü zor olabiliyor. Maalesef kanguruların telef olması üzücü. Bu çarpışmalar ufak arabalarda da büyük hasar yarattığından arabaların sigorta poliçelerinde bu konunun varlığı sigorta açısından önemli bir konu. 

Maalesef Kazaya Uğramış bir Kanguru Yol Kenarında Yatarken

Oppossum veya Possum…

Bir ev kedisi büyüklüğündeki bu hayvanı Sidney’deki evimizin bahçesindeki ağaçtaki yaşamından gözlmleme fırsatım oldu. Onun beslenmesi için bıraktığımız havuçları ve yeşillikleri yemesini camın arkasından severek izlediğim bir keseli hayvan possum veya opposum. Güney ve Kuzey Amerika’da da bulunan bu hayvan da bir keseli.

Bahçemizin Possum’u havucunu yerken

Kuyruğu hasarlı Possum’umuz.

Bir sebze versek de ölü hayvanlar, böcekler, kemirgenler ve kuşları da yiyebilen, çok geniş bir beslenme yelpazesi olan bir hayvan. Bu nedenle de çok aykırı ortamlarda yaşamını sürdürme kabiliyetinde olan bir hayvan possum.

Tabii ki şehrin ortasında yaşayınca kediler de onları tehdit eden hayvanlar oluyor. Ancak iki yıla yakın yaşadığım Sidney’de bizim sokakta sadece bir kez kedi gördüğümü düşünürseniz çok da sorun yaşamıyorlar diyebiliriz. Yine de bizim posumun kuyruğunun muhtemelen mahallemizin zaman zaman komşu evin firar eden kedisi tarafından hırpalandığını düşünüyorduk.

Aslolan Yaşamdır…

Avustralya’daki hayvan türleri sadece bunlarla sınırlı değil. Sadece keseliler bile başlı başına bir dünya. Bu kadar çeşitliliği olan bir yaşamda her gün yok olan türler var. Bu yok edici insan yaklaşımı aslında kendi ayağına kurşun sıkıyor. Bu konulara biraz gönül verip daha farklı bir açıdan bakıldığında insanın yok edici ve şiddet içeren yapısını görmemek mümkün değil. Tüm dünyamız bu hayvanlarla ve canlılarla çok bağlantılı.

Benim anladığım anlamdaki yoga biliminden öğrendiğim bir konu var. Bu da doğanın ve bedenin özde “İyileşmeye” yönelik bir yapısı olduğu. Yani doğaya ve bedenimize özellikle; yanlış, yıkıcı veya yok edici uygulamalar yapmazsak her şeyin iyileşmeye doğru meylettiği.

Yıkıcı ve yok edici olmamak da diğer her şey gibi kendimizden başlıyor. Dünyamızın her geçen gün daha fazla yanlış ve kötü müdahalelerle kendi yarattığımız sorunlar içinde tam olarak boğulan bir yer olmasına ramak kaldı. İşte bu nedenle başta kendimiz olmak üzere, doğaya ve hayvanlara bu gözle bakarak aslında herşeyin bu birbirine bağlı olduğu dünyada şiddetten uzaklaşıp, bütünleşmeye varmak için düşünmeye ve iyileştirici eylemlere başlayalım.

Geçmiş bayramınızı kutlar sağlık ve esenlikler dilerim. Sevgiyle kalın.