Bakan Koca son rakamları açıkladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Mücadelemizde her yeni gün daha iyiyiz, daha ilerideyiz. Veriler bize, salgının kontrolümüz altında olduğunu gösteriyor.' dedi.

Telekonferans yöntemiyle toplanan Bilim Kurulu’nda, koronavirüs ile mücadelede son durum ele alındı.
Toplantının ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklama yaptı.

Sağlık Bakanı Koca: “İstersek başarırız! Tarihimiz buna şahittir. Yeter ki düşünceli ve bilinçli hareket etmekten taviz vermeyelim. Ulaşacağımız güzel yarınlar bugün alınan tedbirler sayesinde olacaktır. Sorumluluklarımızı unutmayalım: Temas, Mesafe, İzolasyon.”

Koca’nın açıklamalarından satır başları:

Ne gerçekten azı ne gerçekten fazlası. Bize bu mücadele gerekli olan gerçeğin kendisidir. Bugüne kadar her basın toplantısında karşınıza bu ilkeyle çıktık.

Mücadele gücünüzü bu bilgilerden aldınız. Ne sizin ne de 83 milyon adına mücadelelerini sürdüren sağlıkla çalışanlar için güven yoksa böylesi büyük bir salgının üstesinden gelinemez.

Mücadelenin görünmeyen kahramanları bu mücadeleye güven duyanlardır. Paylaştığınız bilgilerin sağlam olduğunu biliyorsunuz.

Bu güveni zedeleyecek sözlerin, iddiaların sahipleri bilerek, bilmeyerek bu güveni tehlikeye atıyor.  Bugün sizlerle, sağlık çalışanlarımıza, Bilim Kurulumuza bazı konular hakkında konuşacağım.

Biraz sonra paylaşacağım sayısal verilerden önce altını çizmekte yarar gördüğüm bir konu var. Koronavirüsle mücadelemizde her yeni gün daha iyiyiz daha güvenliyiz.

Bu kontrol siz tedbirleri esnetirseniz bir anda boş bir umuda dönebilir. Apaçık şekilde paylaştığımız bilgiler size ‘bu iş bitti’ dedirtmesin. Tedbirleri uygularsak ölüm oranları düşüyor, kesin olan budur. Yeni hasta sayımız tedbirleri uyguladığımızda azalıyor, kesin olan budur.

Şimdi son 24 saatin sonuçlarını arz etmek istiyorum. Bugün 37 bin 535 yeni testin sonucunu aldık. 3083 yeni hasta keşfedildi. Toplam vaka sayımız 98 bin 674’e ulaştı. Son 24 saat içinde 117 hastamızı kaybettik. Allah’tan rahmet diliyoruz. Yoğun bakımdaki hasta sayımız bugün 1814, 985’nin solunumu yapay yollarla sağlanıyor. Hastalığı yenen 1559 vatandaşımızla birlikte iyileşen hasta sayımız 16 bin 470’e ulaştı.

Salgın başlar başlamaz tedavileri daha sonra yapılması mümkün olan hastalarımızın tedavilerini o dönem ertelemiştik. Bu sayede hastanelerimizde ciddi rahatlık sağlayarak pandemiye hazırlık yapmıştık. Biz bu dönemde yatak doluluk oranlarımızı yüzde 70’lerden yüzde 30’lara çektik.

Yüzde 80’lere yakın seyreden yoğun bakım yatak doluluk oranlarımızı da şu an yüzde 60’lara indirmiş durumdayız. Pandemiye rağmen gerek servis, gerek yoğun bakım odalarımız pandemiden önceden bile dolu değildir.

Avrupa ülkelerinin, Amerika’nın karşılaştığı dramatik sahneleri yaşamamışsak sebebi açıktır. Türkiye’de hiçbir sonuç arka planı bilen için sürpriz değildir. Dünyanın pekçok ülkelerinde hastaların stadyumlarda, avm’lerde tedavi edilmeye çalışıldığını gördük.

Bu dönemde yatak sayımız OECED ortalamasının neredeyse yarısına yakın olmasına rağmen halen yüzde 30 dolulukla hizmeti sürdürüyoruz. Avrupa’daki yoğun bakım yatak doluluğu ile Türkiye’yi karşılaştırmak ilginç bir sonuç ortaya koymaktadır. Ülkemiz çok iyi durumda; yani Türkiye’de her üç yataktan, servis yatağından bahsediyorum, sadece bir tanesi dolu, iki tanesi boştur. Biz huzurevlerinde olan hastalarımızı pozitif olan dışında temaslı olan vatandaşımızı da hastane ortamına alarak tedavi ediyoruz.

Türkiye’de vakaların pinomaniye dönüşüm oranı her geçen gün azaldı. Yüzde 60’dan yüzde 12’ye kadar vakaların zatüreeye dönüşüm olanı düştü.Burada kritik durum zatüre oranı ne kadar düşürülürse ölüm oranı o derece azalmaktadır. Yoğun bakımda entübe edilen hasta sayısı o oranda azalmaktadır.

EN DÜŞÜK ÖLÜM ORANINA SAHİP ÜLKELER ARASINDAYIZ

Türkiye’nin yüzde 2.3 ile en düşük ölüm oranına sahip olan ülkelerden biri olduğunu görüyoruz. Bu bizim hastalığı belirtiler ilerllemeden kontrol altına aldığımızı kanıtlamaktadır. Bizim Çin’e benzer bir seyir izlediğimiz görülmektedir. Ölüm oranlarının stabilleştiğini bir tabloyu çok net görüyoruz. İlk 1-2 hafta içinde bizde de yükselişi görüyorsunuz, tedaviyi devreye soktuğumuzda ölüm oranlarının nasıl azaldığını gösteren bir tablo var önümüzde.

Almanya baştan düşük seyrederken giderek son dönemlerde dünya ortalamasına paralel nasıl seyrettiğini görmüş oluyorsunuz. İtalya’da ise dünya ortalamasını yükselten dramatik bir artışa sahip. Sağlık altyapısı çöktüğü ve yaşlı nüfusu yüksek olduğu için dünya ortalamasını yükselttiğini görüyoruz. İspanya da dünya ortalamasını yükselten ölüm oranına sahip.

ABD dünya ortalamasının aniden üstüne çıkıp, sonra ortalamanın altına düştü ve tekrar yeniden bir yükseliş içinde olduğunu görmüş oluyoruz.

Burada özellikle ölüm oranlarını ve Türkiye’deki ölüm oranlarının haftalar içinde nasıl bir seyir içinde olduğunu görmüş olduk.  Gündeme çok getirilen yoğun bakımlardaki vefat oranlarımızdan bahsetmek istiyorum.

Erken teşhis ve tedavideki başarımız sayesinde her geçen gün vefat oranlarının düştüğünü görüyorsunuz. Yoğun bakımdaki hasta sayımızda son günlerde düşüş olmaktadır. Bu derecede hazırlıklı olmasaydık çok ciddi vefat oranları olurdu. Bugünkü tablomuz Avrupa ve ABD’dekinden pek farklı olmazdı.

Halen dünyada entübe edilen vakaların yüzde 50 oranında kaybedildiğini özellikle söylemek istiyorum. Bu salgında kimse ‘bana bir şey olmaz’ deme gücüne sahip değildir. Hayatını kaybedenlerin yüzde 8’i 60 yaşından küçük ve başka hastalığı bulunmayan kişilerdir. Koronavirüs bu sağlıklı bünyeleri de yenmiştir. Dolayısıyla tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.

Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi kademeli bir şekilde normalleşmemiz kurallara uyarak hareket etmemiz sayesinde olacaktır.  Hareketlilik haritalarımıza dayanarak hazırladığımız simülasyona göre strateji belirliyoruz.

Kurallara uymamız ve bilinçli hareket etmemiz ölçüsünde normalleşme takvimi gecikmeyecektir. Bayram ve sonrasında kademeli olarak normalleşme sürecine geçebilmemiz ilan edilen tedbirleri sıkı uygulamamıza bağlıdır.

Her gün virüsü ve hastalığı daha iyi tanımalı, mücadelede bilinç kazanmalıyız. Hastalığın nasıl seyrettiğini, en ağır tabloları bile az çok öğrenmeliyiz. İzolasyondan, sosyal mesafe kuralından taviz vermemeliyiz. Sokağa çıkma yasağını harfiyen uygulamalıyız, bu yasak değil fırsattır. Salgının bu noktadan sonra özellikle nasıl seyredeceği tedbirlerimize sıkı sıkıya bağlı olmamızla mümkün olacaktır.