Dolayısıyla ben diyorum ki; siz bunlara ‘cemaat ya da tarikat’ diyorsunuz, kodluyorsunuz, biz öyle bir şey yapmıyoruz, biz STK’lerle protokol yapıyoruz.

Pozitif hukuka göre dernek ya da vakıf olarak tanımlanmış bir yapıyı cemaat ya da tarikat olarak tanımlama yetkisini nereden buluyorsunuz? Böyle bir hakkınız yok. Bunlar pozitif hukuka göre kurulmuş STK’ler. Bu STK’lerle yaptığımız protokoller, biz burada dominant olan, egemen olan taraf Bakanlık olarak biziz.

STK’lerle yaptığımız protokollerin tamamı gönüllülük esasına dayanır. Yani hiç kimseyi zorlayarak bir STK ile protokol yapmayız. STK’lerin faaliyetlerini duyururuz, gönüllü olan öğrencimiz ya da öğretmenimiz katılır. Gönüllü olmayanları zorlayacak bir şey protokolde asla olmaz. Bu mutlaka yazılıdır.”

NE DEMİŞTİ?

Tarikatların okula girmesini sağlayan protokoller tepki çekerken, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada tarikatlarla yapılan protokolleri savunmuştu. “Sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır” diyen Tekin, “Ben bu protokollerle bize destek olanlara da teşekkür ediyorum. Onlarla protokol yapmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Tekin’in, geçen aylarda katıldığı bir televizyon programındaki laikliği ve karma eğitimi hedef alan “kız okulları” çıkışı tartışma konusu olmuştu. Tekin, “Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin en baştaki argümanı, ‘Ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum’ oluyor. Veliyi ikna etmek için gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz. Veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli” diye konuşmuştu.