Baltık Denizi NATO gölü olurken

Dr. Barış Adıbelli yazdı...

featured

Finlandiya ve İsveç’in  NATO üyeliğine başvuru konusundaki tartışmalar kıran kırana devam ediyor. Türkiye’nin her iki ülkenin de teröre destek verdiği gerekçesiyle üyeliklerine itiraz ettiği Finlandiya ve İsveç hafta sonu Almanya’da NATO gayri resmi Dışişleri Bakanları toplantısında ABD’nin girişimi ile bir araya geldiler. Türkiye gerekçelerini ortaya koydu. ABD ve NATO arabuluculuğa soyunarak Türkiye ile Finlandiya ve İsveç arasındaki sorunları hızlı bir şekilde çözeceklerini söyledi.

Ancak Mesele Türkiye ile NATO arasında bir meseleymiş gibi yansıtılması kasıtlı olarak Türkiye’nin NATO ile ilişkilerinin baltalanmasına yönelik bir psikolojik harekât da gündemde. Oysa Türkiye’nin NATO’yla bir meselesi yok. Türkiye’nin NATO’nun genişlemesini ve NATO’nun açık kapı politikasını destelediğini hafta sonu NATO gayri resmi Dışişleri Bakanları toplantısında Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bir kez daha teyit etti.  Türkiye’nin hamlesi NATO’yu sabote etmek veya NATO’nun genişlemesini  engellemek değil aksine ulusal güvenliğine karşı saygı duyulmasını ve ittifak tarafından çifte standart uygulanmadan önemsenmesini istemektedir. NATO bir türlü Suriye ve Irak’tan Türkiye’ye bir terör tehdidi olduğunu gerçeğini görmek istemiyor, görmek istese bile bu kâğıt üzerinde kalıyor.

Finlandiya ve İsveç, bağımsız ve egemen bir devletin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve ulusal güvenliğine yönelik tehdit olan terörist unsurları ve örgütleri Irak’ta ve Suriye’de destekliyor, Avrupa’da bu örgütlere kucak açıyorlar. Uluslararası hukuka göre bağımsız, egemen bir devletin toprak bütünlüğüne, bağımsızlığına,  egemenliğine ve ulusal güvenliğine yapılan dolaylı ve doğrudan tüm saldırı fiilleri yasaktır. Bunun aksine hareket etmek casus bellidir, yani savaş nedenidir. Bir başka deyişle terör örgütlerini desteklemede ısrar etmek aynı zamanda Türkiye’ye dolaylı olarak savaş ilan etmekten bir farkı yoktur. O nedenle arasında dolaylı bir savaş hukuk olan Finlandiya ve İsveç Türkiye müttefik veya ortak görünmekten  çok düşman olarak görünmektedir. İşte Türkiye’nin temel sıkıntısı budur.

Finlandiya’nın uzlaşma mesajları vermesine rağmen İsveç hala ayak diriyor, kelime oyunlarıyla günü kurtarmaya çalışıyor. İsveç, Irak’taki PKK unsurlarını terörist olarak tanıyor ; ancak Suriye’deki unsurları terör örgütü olarak kabul etmediğini vurgulayarak, aklı sıra ABD,NATO üyeleri ve Rusya’nın da benzer bir tutum içerisinde olduğuna işaret ediyor ve Ankara’nın o ülkelere de tepki göstermesi gerektiğini söylüyor. Tabi ki bunları söylerken Türkiye’nin ABD, Rusya ve öteki ülkelerle teröre destek vermeleri nedeniyle gerilen ilişkilerini görmezden geliyor.

Finlandiya ve İsveç meselesinde diğer bir husus da ilginç bir şekilde Rusya’nın bir acizlik içerisinde olduğu, Rusya’nın savaşı kaybettiği ve  Rusya’nın bir bataklığa saplandığı değerlendirmeleridir. Bu durum, mevcut jeopolitik gerçeklikleri tam manasıyla okunamadığı anlamına geliyor. Rusya başından beri bunu bir savaş olarak ve işgal olarak görmüyor ve adlandırmıyor. Aksine ülkesine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için düzenlediği sınırlı bir özel bir operasyon olarak görüyor. Bu bağlamda, Rusya’nın tüm ateş gücünü Ukrayna’da sergilemediği de Batılı askeri uzmanlar tarafından söyleniyor.

ABD’nin ve NATO’nun bu kadar çaba sarf etmesinin arkasında yatan ana neden Rusya korkusudur. Öyle ki on yıllarca NATO’nun önünden dahi geçmemiş olan Finlandiya ve İsveç bile bugün Rusya korkusundan dolayı  NATO’nun kapısında bekliyorlar.  Demek ki Rusya görmezden gelinebilecek sıradan bir güç değil. Zaman zaman Avrupalı ülkeler Putin’in Rusya’sını  ABD’nin bir gecede  diz çöktürdüğü   Taliban’ın Afganistan’ı, Saddam’ın Irak’ı ve Kaddafi’nin Libya’sı   zannetseler de böyle olmadığını en iyi ABD biliyor ve bu nedenle de panik içerisinde ittifakı güçlendirmeye çalışıyor.

Sonuç olarak, Rusya’nın söylemi gayet açık; varoluşuna yönelik  bir tehdit ortaya konulursa yani  Rusya’yı yok etmeye yönelik hamlede bulunursanız nükleer silahlar da dahil olmak üzere her şeyimle  buna yanıt veririm diyor. Baltık Denizi’ni NATO Gölü’ne çevirmek Rusya’nın varoluşuna ve sıcak denizler politikasına karşı bir tehdittir. Dolaysıyla Rusya bu tehdit görmezden gelmeyecektir.

Öte yandan Türkiye’ye karşı adı konmamış ve ilan edilmemiş bir savaş yürütülmektedir. On yıllarca küresel güçler Türkiye’yi zayıflatmak ve küçültmek adına terör örgütlerine destek verdiler. Bu destek apaçık bir savaş ilanıdır ve bugün Türkiye’nin NATO genişlemesi kapsamında Finlandiya’ya ve İsveç’e itirazı da bu noktadandır. Türkiye, Finlandiya ve İsveç’in terör örgütlerine destek vermeyeceği konusunda ABD’den ve NATO’dan güvence istiyor. Eğer bu güvence verilirse ki verilecek, günün sonunda Finlandiya ve İsveç’e NATO’nun kapılarını Türkiye açacak. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun 18 Mayıs günü yapacağı ABD ziyaretinde Türkiye’nin tavrı net bir şekilde belli olacak.

Son söz; bu güvence konusunda ABD ve NATO’ya ne kadar güvenilir bunu da size bırakıyorum.

Baltık Denizi NATO gölü olurken

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 1 ay önce

    Türkiye her durumda razı olmak zorunda olacak. çünkü her açıdan boyunduruk altında. umuda kapınılıp bir beklentiye girilmesin.

  2. 1 ay önce

    Abd pkk ya bu kadar silah verirken bizim bu destek ve silahlar geri çekildmeden, bd suriyeden çıkmadan bir şeylere evet dememiz ahmaklık olur. Rusya kendini savunur o kendi sorunu, saldıracaksa da nato ya girmeden saldırır bunlara.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!