Balyoz'da kumpasın belgesi

Beyazıt Karataş yazdı...

Balyoz'da kumpasın belgesi

1- BALYOZ’DA DÜŞMAN HUKUKU UYGULANMASI VE İNSANLIK SUÇU İŞLENMESİ:

Sözde “Balyoz Davası” öncelikle bu bir hukuk davası değildir. Bu bir siyasi dava ve kumpasdır. Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında kumpası çok net ortaya koymuştur. Dönemin Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi ve dosyaya bakan Yargıtay Üyeleri hapiste veya kaçaktır. Balyoz kumpasçılarının yaptığı 2.000 önemli hata ile yine yaklaşık 20.000 irili ufaklı hata tek tek tespit edilmiş olup, mahkeme ve Yargıtay kayıtlarında mevcuttur.

Kumpas mağduru dava arkadaşlarımın yazdığı tarihe not düşülen onlarca kitap içerisinde her konu ayrıntıları ile incelenmiş ve örneklenmiştir. Balyoz Davasında suçlanıp, yargılanıp 16 yıl aldığım daha sonra sadece yine siyasi nedenlerle temyiz kararı alınan 7 komutan ve arkadaşımız hariç beraat ettiğimiz, kumpascıların nasıl pervasızca kendilerine verilen sonsuz destek ile yaptıkları hainliklere bir başka örnek vereceğim. Sizlere vereceğim Şahsımla ilgili örnek olay; Çok ilginç tesadüfleri içeren ve bu kadar da olur mu dedirten tipik bir kumpas örneği, önemli bir belge olup, gazete haberlerine ve kitaplara konu olmuştur.  Polis tutanaklarında, iddianamede, esas hakkında mütalaada ve Yargıtay kararında şahsımla ilgili üç iddia ve özet cevapları şu şekildedir;

Birinci İddia/Cevap: Gerçekte Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Sıkıyönetim uygulaması ile hiç ilgisi olmayan sahte imzasız dijital bir görev listesinde ismimin yer almasıdır. Nedeni ise kumpascılar Sıkıyönetim Kararları/Uygulamaları ile Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) Protokolü’nü karıştırmışlardır.

İkinci İddia/Cevap: Kullanıcı adım dahil sahte ve imzasız olan dijital verilerde elden teslim edilmesi gereken “Kişiye Özel” bir yazıya “daha yazı bana gelmeden ve içeriğinden haberim olmadan kendi kendime cevap yazmış” olmamdır.

Üçüncü İddia/Cevap: Beyazıt Karataş’ın suç tarihinde Bandırma 6. Ana Jet Üssünde Harekat Komutanı olarak görevli olduğu; “Sanığın ihtimalat planı kapsamında kendisinde mevcut bilgi ve belgeleri Kasım 2003 (18 Kasım 2003) tarihi itibariyle sanık N.Güngör Kurubaş’a teslim ettiği, devirteslim.doc isimli belgeden anlaşılmıştır.” ifadesi ısrarla yer almakta polis fezlekesinde “elden teslim edildiği” belirtilmektedir.

Balyoz Kumpasına uğrayan tüm “Dava Arkadaşlarımda” olduğu gibi Şahsımla ilgili; Birinci ve İkinci İddialar ile Üçüncü İddia dahil FETÖ’cüler tarafından hazırlanan sahte ve imzasız dijital verileri içeren bilgiler, korkusuzca kendilerine verilen güvencelere dayanılarak nasıl olsa ne yazsak ceza alacaklar ve tasviye olacaklar diye hiçbir çekinceye gerek duymadan iddianamede yer almıştır. Bunun sonucu olarak “Yurtseverlere” düşman hukuku uygulanarak ceza verilmiş ve insanlık suçu işlenmiştir. Ellerindeki kan henüz kurumamıştır.

Özellikle Şahsımla ilgili Üçüncü İddiada yer alan bilgilere ait hususları, tarihe not düşmek adına ayrıntılarıyla açıklayacağım. Konuyla ilgili “gerek Türkiye Cumhuriyeti , gerekse iddialar görev yaptığım Askeri Ataşelik sürelerini kapsaması nedeniyle ABD tarafından verilmiş resmi belgeler de dahil olmak üzere en az 40 belgede bu durum aksinin ispatı mümkün olmayacak şekilde ve kesin olarak” tarafımdan mahkemede belgelenmiştir. Şimdi aklınıza şu soru gelmiştir peki mahkeme heyeti o anda ne yapmıştı? Ne yapacaklar? Yüzleri kızarmadan, utanmadan biat ettikleri FETÖ/PDY elebaşının emirlerine uygun karar vermekten çekinmemişlerdir.

İddia edilen tarihte “Bandırma 6’ıncı Ana Jet Üssünde Harekat Komutanı olarak görevli olmam mümkün değildir.” Kasım 2003 tarihinde ben Amerika’da, N. Güngör KURUBAŞ ise Bandırma’da görevli olarak bulunmaktadır. Belirtilen bu tarihte zaman ve yer olarak N.Güngör KURUBAŞ ile bir araya gelmemiz ve birbirimizle dosya alış-verişi yapmamız fizik kurallarına göre imkansızdır”.

25 Ağustos 2003 tarihinde Kurmay Albay rütbesiyle yeni tayin olduğum Vasington Silahlı Kuvvetler ve Hava Ataşesi görevime başlamak üzere ABD’ne gittim. 30 Ağustos 2003 tarihinden geçerli terfi ettim ve Tuğgeneral oldum. ABD’deki görevimi tamamladıktan sonra 04 Eylül 2005 tarihinde Türkiye’ye döndüm. 25 Ağustos 2003-04 Eylül 2005 tarihleri arasında Türkiye’ye hiç gelmedim.

Tuğgeneral Beyazıt Karataş’a ait Kırmızı Pasaport

Türkiye’den ABD’ye Gidiş-25 Ağustos 2003

ABD’den Türkiye’ye Dönüş-04 Eylül 2005

 

'ANA JET ÜS KOMUTANLIĞI'NDA YANİ MUHARİP BİR HAVA ÜSSÜNDE İKİ TUĞGENERAL KADROSU YOKTUR'

Bandırma’da zaten Üs Komutanı olarak bir Tuğgeneral vardır ve ikinci yıl görevine devam etmektedir. Ben ABD’ne tayin olup gittiğime göre Kasım 2003 ayına kadar Bandırma Hava Üssünde kalan ve kadroya göre olmaması gereken ve benim adımı kullanan ikinci Tuğgeneral kimdir? Cevabı çok açıktır. Kumpasçılar bu önemli ayrıntıyı atlamışlardır. Kimin umurunda nasıl olsa tasviye edilecekler.

Polis Tutanaklarında, İddianamede, Esas Hakkında Mütalaada ve Yargıtay Kararında iddia edildiği gibi Kasım 2003 ayına kadar Bandırma’da değildim. ABD'ndeki görevim esnasında Kasım 2003 ayında ve bahsi geçen tarihlerde nerede olduğum belgelerle ispatlanmıştır. Bunlardan bazı dökümanların fotokopisi ile dijital tarihli fotoğrafları “Balyoz’da Kumpasın Belgesi” olarak sunacağım.

Söz konusu dijital fotoğraflar Türkiye ile ABD Silahlı Kuvvetleri arasında yapılan periyodik toplantılar çerçevesinde “17-21 Kasım 2003 haftasında ABD'nde yapılan ve Türk tarafını Genelkurmay İkinci Başkanının temsil ettiği Üst Düzey Askeri Diyalog Toplantıları” sırasında çekilmiştir. Yani benim kimseye görünmeden Bandırma’da olduğum iddia edilen tarihlere aittir. Özellikle 18 Kasım 2003 tarihinde çekilen fotoğraflara dikkatle bakalım."ABD'nde olan bir insan aynı gün içerisinde Bandırma'ya giderek sözde bir dosyayı elden nasıl teslim eder."

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü Resepsiyonu-30 Ağustos 2003

ABD Askeri Kimlik Kartı ve Pentagon’a Giriş Kartı

ABD Dışişleri Bakanlığı Tarafından Verilen Ehliyet

Org. İlker Başbuğ’un Vashington Silahlı Kuvvetler Ataşeliği Ziyareti-17 Kasım 2003

Org. İlker Başbuğ’un Vashington Silahlı Kuvvetler Ataşeliği Ziyareti-17 Kasım 2003

Org. İlker Başbuğ’un Pentagon Ziyareti-17 Kasım 2003

Org. İlker Başbuğ’un Pentagon Ziyareti ve Çalışma Yemeği-17 Kasım 2003

Org.İlker Başbuğ’un Müşterek Kuvvetler K.lığı (JFC) Ziyareti/Norfolk-18 Kasım 2003

Org.İlker Başbuğ Onuruna ABD Tarafınca Verilen Akşam Yemeği-18 Kasım 2003

Org.İlker Başbuğ Onuruna ATC Tarafından Verilen Sabah Kahvaltısı-20 Kasım 2003

Pentagon Resmi Fotoğrafçısı Tarafından Çekilen Fotoğraf-20 Kasım 2003

Pentagon Internet Sayfasında Ziyarete İlişkin Yer Alan Haberin Tercümesi-20 Kasım 2003

Pentagon Önü Basın Açıklaması-20 Kasım 2003

2 -MUCİZE VE KERAMET SAHİBİ OLMAK:

FETÖ’cülerin iddialarına ve iftiralarına göre, “Balyoz Kumpası” dosyasında şahsımla ilgili örneklerini verdiğim kabiliyetlere bir insan sahipse yani ayna anda iki veya daha fazla yerde bulunabiliyorsa, inançlarımıza göre “Mucize” ve “Keramet” sahibi olması gereklidir. Benim doğaüstü özelliklerim olmadığına göre bu arada bilip, bilmeden “Ergenekon, Balyoz gerçekti, FETÖ’cüler sulandırdı, kurunun yanında yaş da yandı”açıklamalarıyla ve uygulamalarıyla hala FETÖ/PDY’na hizmet etmeye devam edenler için işte “Balyoz’da Kumpasın Belgesi”.

3- BALYOZ DAVASINDA SON DURUM VE TAZMİNAT DAVALARI:

2010 yılında başlayan Balyoz Kumpası’nda, 21 Eylül 2012 tarihinde Silivri Özel yetkili ilk derece mahkemesi ve 09 Ekim 2013 tarihinde açıklanan Yargıtay kararı ile 16 yıl hapse mahkûm edildim. Cezası onaylanan 237 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli içerisinde yer alan 41 Hava Kuvvetleri personelinden biriyim.

2011 yılında kumpas soruşturmaları devam ederken ne garip rastlantıdır ki görevli olduğum 2’inci Hava Kuvveti Komutanlığı-Diyarbakır’da kıdem sırasına göre 1’inci sıradaki Kuvvet Komutanı Korgeneral hariç 2’inci sıradaki Tümgeneral, 3 ve 4’üncü sıradaki 2 Tuğgeneral ile 5’inci sıradaki 1  Kurmay Albay toplam 4 personel tutuklanmış ve 16 yıl hapis cezası almış olmalarına rağmen, hiç kimse ne oluyor dememiş, buna karşılık 15 Temmuz 2016’daki Darbe Girişiminde neler olduğunun cevabını net ve acı bir şekilde almışlardır. 

2014 yılında Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı vermiş ve 2015 yılında yeniden yargılama sonucu tüm sanıklar beraat etmiştir. Fakat bu kararın arkasından ne maksatla yapıldığı çok net olan 7 Komutan ve Arkadaşımın beraat kararının bozulması için Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılmıştır.

Bu yazıyı kaleme aldığımda yaklaşık 5-6 yıldır Yargıtay’da bekleyen 7 Komutan ve Arkadaşımın temyiz dosyası kararı ise hala bekletilmektedir. Çok net olarak ifade etmek gerekirse bu gecikmenin izah edilir bir yanı artık kalmamıştır.

15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra tutuklanan sözde “Balyoz Davası” mahkeme başkanı, 01 Temmuz 2019 tarihinde silahlı terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmaktan yargılanıp “şimdilik” 13 yıl 4 ay ceza almıştır.

Ayrıca, 2019 yılı içersinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıılığı tarafından hazırlanan iddianame (2019/3), Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş (Karar No:2020/249) ve "Balyoz Planı" davasının soruşturma ve kovuşturması sırasında görev yapan 50 eski hakim ve savcının yargılanması için dosya Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiştir. Kumpascıların yargılanmasına Yargıtay’da devam edilecektir.

Silivri Cezaevi/L-5 C-8-14 Aralık 2012

Yeri gelmişken çok sorulduğu ve geciktiği için beraat kararı sonrası açılan “Balyoz Kumpası” tazminat davalarına ilişkin özet bilgi vermek istiyorum. 2014-2015 yıllarında açılan tazminat davaları ilk derece mahkemeler ve istinaf mahkemesine gidenler dahil tamamlanmış ve Yargıtay’ın ilgili dairesine gönderilmiştir. Bu yazıyı kaleme aldığımda Yargıtay’da halen “bildiğim kadarıyla” yaklaşık 10 tazminat dosyası karara bağlanmış olup, yüzlerce dosya Yargıtay’da beklemektedir.

Bazı önemsiz tazminat davalarının 1-2 yıl gibi kısa sürede sonuçlandığı dikkate alındığında Yargıtay’ın artık adaletli bir içtihat oluşturmasının zamanı gelipte geçmektedir. Kamuoyunun her kesimi tarafından yakından takip edilen hayatların karartıldığı, insanlık suçlarının işlendiği ve düşman hukukunun uygulandığı bu sürecin adil bir şekilde “21’inci yüzyıl bitmeden” yani 100 yıl geçmeden tamamlanmasını umuyorum.

Yani bunun tercümesi şudur; Nasıl “Kumpas Davalar” marifetiyle Türk Silahlı Kuvvetleri içinde tasviyeler ve haksızlıklar yapılmışsa, başta “Kumpas Şehitleri Aileleri” olmak üzere hepimizden “resmi özür“ dilenmesini ve “tazminatların” ödenmesini beklemeye devam ediyoruz. Bu bizlerin hukuksal ve insanlık hakkıdır.