‘Beni bana anlatmayın, fikri olan konuşsun…’

‘Beni bana anlatmayın, fikri olan konuşsun…’

1985-1989 yılları arasında üsteğmen rütbesi ile TCG Gayret (D-352) muhribinde önce Savaş Harekât Merkezi Subayı sonra da Seyir Harekât Subayı olarak görev yaptım.  

Seyir Harekât Subayı olarak görev yaptığım süreçte sınıf arkadaşım şimdiki Donanma Komutanımız Koramiral Ercüment Tatlıoğlu da Silah Subayı idi.  

O kadar çok tatbikat, rotasyon ve özel görevlere gidiyorduk ki…  

1987 kış aylarında “Distant Hammer” isimli NATO tatbikatına katılacaktık. Tatbikat hiç limana uğramadan üç hafta sürecekti. 

Harekât subayı olduğum TCG Gayret, İtalya’dan Saros Körfezi’ne intikal edecek amfibi konvoyun korumasını sağlayacak unsurlar arasında görev yapacaktı. Görev Birliğinin Komutanı ise Deniz Kurmay Albay Özden Örnek idi. 

Komutanımızın emrinde ilk kez o tatbikatta görev yapmıştım.  

Tatbikat günlerinde Adriyatik Denizi’nde başlayan fırtına Ege’de adeta çıldırmıştı.  

İtalyan konvoyu Ege’deki fırtınanın etkisiyle Saros Körfezi’ne kadar saatte 3 mil sürat ile intikal etmek zorunda kalınca, etrafında dans eder gibi koruma sağlayan muhrip ve firkateynler dönüşlerde 50 derecelere varan yalpalara düşüyor ve dalga tepeleri arasında uçurumdan aşağıya düşercesine manevralar yapmak zorunda kalıyordu.  

Hava buz gibi soğuktu. 

Sancak ve iskele kaportaları çok sık açmak zorunda kaldığımızdan köprüüstünde bile rüzgâr bıçak gibi bedenimizi kesiyordu. 

Komutanımızın o seyirdeki görüntüsünü hiç unutamadım.  

Sırtında battaniyesi ve yüzünde her zamanki hafif tebessüm eden bir ifade ile köprüüstünde koltukta oturuyordu. 

O gün, yaklaşık 25 yıl sonra -hafif tebessüm eden bir yüz ifadesi ile değil, üzgün bir yüz ifadesi ile- komutanımızın bir minibüsün içerisinde Silivri Cezaevine gönderileceğini tahmin edebilir miydik? 

* * * 

2001 yılında Donanma Komutanlığı Plan ve Teşkilat Müdürü olarak atandım.  

Donanma Komutanımız Oramiral Özden Örnek, Kurmay Başkanı Tümamiral Aydın Gürül, Harekât Başkanı Deniz Kurmay Kıdemli Albay Deniz Cora idi.  

Donanma Komutanı göreve başlar başlamaz karargâhına Karargâhın görevleri bellidir. O görevler yerine getirilecek. Ancak ben, 350 projeyi takip edeceğim. Mesainizi buna göre planlayın” emrini verdi. 

Her biri devasa 350 proje…  

Karargâhın bütün alt yapısı bu projelerin her aşamasının takip ve kontrolüne uygun hale getirildi.  

MİLGEM, yeni tip deniz karakol uçakları, donanma bağlılarının eğitim ve denetleme sisteminin yenilenmesi, Erdek üssünün mayın harbinin kampusu haline getirilmesi, İkinci Dünya Savaşından kalma tüm mayınların tespiti, deniz harp tarihi araştırmaları ve seminerleri, toplam kalite yönetiminin bahriyenin kültürü haline getirilmesi, ders alınması gereken olayların tespiti ve analizi… 

Adeta seferberlik ilan edilmişti.  

Her hafta projelerin ilerleyişi denetleniyor, nerede takılıyorsa sebepleri sorgulanıyor, harekât-eğitim faaliyetleri hız kesmeden devam ediyordu. 

* * * 

Bugün kimileri için önemi olmayan ancak bilinmesi gerekip bugüne kadar hiç gündeme gelmeyen bir gerçek var. 

FETÖ ve onların işbirlikçilerinin “Balyoz Semineri” dedikleri, 1. Ordu Komutanlığı’nda 5-7 Mart 2003 tarihlerinde icra edilen plan seminerine Donanma Komutanlığı temsilcisi olarak sadece ben katılacaktım.  

Ancak faaliyetler o kadar yoğundu ki, Komutanımızın emri ile mesaj çekildi ve Donanma Komutanlığı temsilcisinin seminere iştirak edemeyeceği bildirildi. Ben de seminere katılmadım.  

Ancak sözde savcı –FETÖ’nün beslemesi Hüseyin Ayar isimli firari çete üyesi- iddianame kisvesi altında yazdırdığı paçavrasına yüzlerce denizcinin bu seminere katıldığı yalanını yazdı.  

Özden Örnek gözaltına alınırken…

* * * 

Özden Örnek Amiral, Donanma Komutanı olduğu dönemde öğle tatilinde spor kıyafetlerini giyerek yürüyüşe çıkar ve yürüyüşü de düşünmeye ayırırdı.  

Toplantılarda düşüncesini açıklamaz, herkesin fikrini özgürce açıklamasını ister ve bu yöntemi asla formalite olsun diye uygulamazdı.  

Samimiydi…  

Bir toplantı esnasında katılımcılardan birinin “Komutanım, benzer konularda daha önce buyurduğunuz gibi…” diye başladığı konuşmayı nazikçe durdurarak Arkadaşlar bana beni anlatmayın. Fikrinizi açıklayın” diyerek ikaz etmiş, arkasından kimi konuşmaları da durdurarak “Fikri olan varsa o konuşsun” demişti.  

Bu son ikazı ile yaklaşık 1-2 dakika salonda herkes susmuş, sonrasında da gerçek fikir sahipleri sahneyi almıştı. 

Sayın Komutanımız, Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak atanması sonrası Donanma Komutanlığı karargâhında yapılan devir teslim töreni ise unutulmayacak kadar zarifti. 

* * * 

2011 yılıydı.  

Ayrı cezaevlerinde olmamız nedeniyle kendisini duruşma salonunda görebiliyordum. 

Bir gün, duruşma arasında çay ocağına giderken sohbet etme imkânı buldum.  

Komutanım, çok önemli makamlarda bulundunuz ve görevler yaptınız. Geriye dönüp baktığınızda böyle bir pusunun kurgulandığına dair bir emare tespit ettiğinizi düşünüyor musunuz?” diye sordum.  

Bana, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevinde iken karargâhta yaşanan bir olayın kumpaslar sürecinin ilk işareti olabileceğine dair izlenimlerini anlattı.  

Anlattığı olayı belki bir gün yazarım. 

* * * 

Tarih yaprakları 23 Ocak 2013’ü gösterdiğinde 656 sayfalık bir kitap yayınladı. Kitabın adı “Cambazı Bırak Balyoz’a Bak” (*) idi.  

Kitabın ön sözünde yer alan;  

Bu kitabı çok zor şartlarda yazdım. El yazımı iki gün sonra kendim de okuyamıyor, bazen eski Türkçe zannediyordum. O nedenle kitabı bir araya getiren kişilere sonsuz minnettarlık duyuyorum ve teşekkür ediyorum. (…)  

Hayat arkadaşım ve biricik eşim Sevil Örnek’e… Seni çok üzdüler…”  

ifadeleri bu kitabın hangi koşullarda yazıldığını yeterince gösterdiği gibi saygıdeğer eşi Sevil Hanım’a olan zarif duygularını da göstermektedir.  

Kitabı okur okumaz 7 Haziran 2013 tarihinde kendisine aşağıdaki düşünce ve duygularımı içeren bir mektup yazdım. 

Sayın Komutanım, 

Bu süreçte toplumun her kesiminde yaşanan adaletsizlik ve hukuksuzluktan doğal olarak bizler de nasibimizi aldık. (…)  

Balyoz tertibi büyük resmin en önemli parçalarından biridir. Kanımca, bu davaya yönelik gerçeklerin süratle ortaya çıkarılması ve topluma anlatılması birilerinin planını ve moralini oldukça bozdu. Çünkü ön plandaki tetikçilerin algı düzeyi ve zekâsı çok yetersizdi. Yazmış olduğunuz kitap balyoz davasının en derli toplu dokümanı oldu. Bu kitap gelecekte de bu dönemde yaşananları öğrenmek isteyenlerin ilk başvuracağı bir kaynak olacaktır. Ayrıca bu kitabın sizin tarafınızdan yazılmış olması da çok önemlidir. (…)  

Siz 2000’li yılların başından itibaren Deniz Kuvvetlerimizin en az 20 yılına imza atmış bir komutansınız. (…)  

Bu düşüncelere yeni sahip olmadım. Sadece şu andaki konumum itibarıyla düşüncelerimi daha rahat ifade edebiliyorum. (…) 

Siz benim için çok değerli komutansınız. Ve hep öyle kalacaksınız. (…)  

Sizin ve sizinle birlikte kalan komutanlarımızın bir an önce özgürlüğe ve sevdiklerine kavuşmalarını diler, kitabınız için kutlar, en içten saygılarımı sunarım.” 

Mektubu, kitabın tarihi değeri nedeniyle mümkün ise Komutanın imzalaması için avukatım ve sınıf arkadaşım Mitat Tombak aracılığı ile Silivri Cezaevine yolladım.  

Avukatım Mitat Tombak, Komutanımızı 6 Ağustos 2013 tarihinde ziyaret edebilmiş ve kitabı imzalatmayı da başarmış. 

Kitaptaki imzasının üstündeki şu ifadeler hala canımı acıtmaya devam ediyor: 

Değerli Kardeşim Sadi Ünsal’a, 

Bu kitabı diri diri gömülmekten kurtulmak için yazdım. Sana özgür ve başarı dolu bir ömür dilerim.” 

* * * 

Komutanımız sükûnetini 19 Haziran 2013 tarihine kadar korudu.  

Bu tarihte Yargıtay sözde kararları onadı. Karar sonrası Komutanımız Özden Örnek’in Sayın Emin Çölaşan’a gönderdiği ve yargıç kılığına girmiş örgüt elemanlarına hitaben yazdığı mektubunda yer alan şu ifadeleri öncelikle anlaması gerekenler anlasaydı sonrasında neler olur, neler olmazdı? 

Bu topraklar üzerinde en az üç imparatorluk kuruldu ve hepsi de adalet dağıtamadıkları ve rüşvete göz yumdukları için tarihe göçtüler. Son 10 yıldır yaşadığımız olaylar da öyle bir başlangıcı işaret ediyor.  

Bu aşamayı durdurmak elinizdeydi ama siz yangına benzin döktünüz.  

Bizim size söylediğimiz tek konu vardı: ‘Bu deliller sahtedir.’ Siz gerekçeli kararınızda buna yanıt vermediniz, zaten de veremezdiniz.  

Gerekçeli kararınızda birçok konu var. Sanki hepsi suç ve cezanın gerekçesiymiş gibi. Ama hepsi laf kalabalığı. Deliller sahte olduktan sonra hukuk tartışmak ne işe yarar? (…)  

Sayenizde bu ülkede yargı intihar etti.  

Biz gerçekten size umut bağlamıştık. Çünkü bütün hukuk insanları ‘Yargıtay başkadır’ diyordu. Gerçekten Yargıtay’ın başka olduğunu gördük!  

(Haklarında ağır hapis cezaları verilen) 236 masum insan tarihe kahraman olarak geçecekler. Siz acaba nasıl geçeceğinizi hiç düşündünüz mü? Ben de bilmiyorum ama tahmin ediyorum!” (**) 

* * * 

Komutanımız ile son olarak vefatından kısa bir süre önce hastanedeki odasında görüştük. Ziyarete değerli büyüğüm ve cezaevi yoldaşım Amiral Caner Bener ile birlikte gittik.  

Çok kısa bir süre görüşme izni verilmişti. Ancak kendisinin ve değerli ailesinin arzusu üzerine bir saate yakın süren bir görüşme oldu. Kendisine, bütün duygularımızı iletme imkânını bulduk.  

Görüşme bitiminde vedalaştık. 

Kapıdan çıktık, biraz uzaklaştık ve gayri ihtiyari dönüp oda kapısına baktık. Saygıdeğer eşi kapının yanında ayakta duruyordu. 

Döndük… Tekrar sarılıp vedalaştık. 

* * * 

Yirminci Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek 29 Nisan 2018 tarihinde hayata veda etti ve kısa bir süre önce 43 yaşında vefat eden sevgili evladı Burak Örnek’e kavuştu… 

Vefatından önce üç kitap daha yazdı: Sözde Darbe Günlükleri (***), MİLGEM’in Öyküsü (****) ve Heybeliada’da Bir Işık (*****). 

Her bahriyeli özellikle “MİLGEM’in Öyküsü” ve “Heybeliada’da Bir Işık” kitaplarını okumalıdır. Özellikle görevde olanlar… Değerli Komutanımızı anlamak ve bahriyenin değerlerini yaşatmak adına… 

Böylesine değerli bir Komutanın emrinde görev yapmak bir ayrıcalıktı. Bu ayrıcalığa sahip olduğum için çok şanslıyım. 

Böylesine bir değere kumpaslar sürecini yaşatmak ise utanılması gereken bir durumdur. Ülkemizin tarihinde kapkara bir lekedir.  

Ülkemiz bu lekeyi bir nebze de olsa temizleyecek adımları atacak asker ve sivil kadroları bir gün mutlaka görecektir. Mutlaka… 

Değerli Komutanımız, Yirminci Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’i rahmet ve saygıyla anıyor, saygıdeğer ailesine sağlık ve huzur dolu bir yaşam diliyorum. Son sözü saygıyla Sayın Komutanımıza bırakıyorum:  

Aile yuvamdan sonra benim ve pek çok deniz subayı için ikinci bir yuva olan Deniz Harp Okulu ve Deniz Lisesi mezunu olduğum için her zaman gurur duydum ve ölünceye kadar da duyacağım.” 

(**) Cambazı Bırak Balyoz’a Bak / Özden Örnek / Nergiz Yayınları 

(**) Sözcü Gazetesi / Emin Çölaşan / 22 Ekim 2013 

(***) Sözde Darbe Günlükleri / Özden Örnek / Nergiz Yayınları 

(****) MİLGEM’in Öyküsü / Özden Örnek / Kırmızı Kedi 

(*****) Heybeliada’da Bir Işık / Özden Örnek / Kırmızı Kedi