Bilgeliğin başlangıcı üzerine söyleşi

F.M. Cornford’un “Bilgeliğin Başlangıcı Eski Yunan’da Felsefi Düşüncenin Kökenleri" Kitabı Üzerine Çevirmenlerin Söyleşisi

Bilgeliğin başlangıcı üzerine söyleşi

Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Uygarlıklarını Araştırma Enstitüsü Ortaçağ Anabilim Dalı’nda, danışmanlığını yaptığım Doktora öğrencisi Fatih Özeş’le Felsefenin Antikçağ’da nasıl doğduğunu ayrıntısıyla araştıran Cornford’un önemli bir çalışmasını dilimize çevirdik. Eskiçağ Anabilim Dalı’nda iken sürdürdüğü Yüksek lisans sürecinde  yine danışmanlığımda, “Felsefenin Antik Yunanlı Köklerinin Nedenleri” adlı ciddi bir akademik tez hazırlamıştı.

Veryansın TV okurlarını, çevirdiğimiz kitapla ilgili yaptığımız  keyifli söyleşiyle baş başa bırakıyorum:

2021. M. Cornford, Bilgeliğin Başlangıcı Eski Yunan’da Felsefi Düşüncenin Kökenleri, Çevirenler: Şahin Filiz-Fatih Özeş, Say Yayınları, İstanbul 2021.

Fatih Özeş: Hocam öncelikle birkaç gün önce yayımlanan çeviri kitabımızın milletimize hayırlı  uğurlu olmasını dilerim, böyle bir eserin Türk okuyucusu ile buluşması son derece önemli idi. Bu yapıtın, yine son derece önemli bir bilim insanın yıllarca süren çalışmasının bir ürünü olduğunu biliyoruz. F.M Cornford’un Latince ismi ile “Principium Sapientiae” Bilgeliğin Başlangıcı adlı kitabı uzun yıllar batıda bu alanlarda çalışma yapan bilim insanları tarafından çok sık başvurulan kaynak yapıt olduğu için gündemde kalmayı başarabilmiştir.

Sizce aynı ilgiyi bizim toplumumuzda da görecek midir?

Şahin Filiz: Sevgili Fatih, öncelikle böylesine önemli bir yapıtın Türkçemize kazandırılmasında verdiğin katkıdan dolayı teşekkür ederim. Türk akademi hayatı için bu kitap çok ciddi bir boşluğu dolduracaktır. Antikçağ Yunan felsefesi ve başlangıcı hakkında telif ya da tercüme olsun, dilimizde azımsanmayacak sayıda çalışma olmakla birlikte, felsefenin neden Antikçağ’da doğduğuna ilişkin bu denli yetkin bir çalışma neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu yüzen Türk okuru kitaba beklediğimizden daha fazla ilgi gösterecektir.

Fatih Özeş: Özellikle Türk toplumunda bazı kesimler felsefeye son derece mesafeli durmakta ve konu Antik Yunan felsefesi ise hatta hiç ilgilenmemektedirler. Biz özellikle bilimsel düşüncenin ve felsefenin köklerinin Antik Yunan dünyasından devşirildiğine ilişkin yazıları sıklıkla okuyoruz. Bunun karşısında olan düşünceler de var muhakkak, ancak Cornford bu işin inançlarla olan ilişkisine fazlası ile ağırlık vermiş. Dolayısı ile “Bilgeliğin Başlangıcı” sadece felsefi bir kitap olmasının yanında aynı zamanda kıymetli bir bilimsel inceleme ve eskiçağ tarihi kitabı olarak da değerlendirilebilir mi? Bu kitap felsefeye ilgi duyanlar için bir başlangıç kitabı olabilir mi? Yoksa sadece eski Yunan toplumunda felsefenin doğuş hikâyesi mi anlatılıyor?

Şahin Filiz: Felsefe ile doğrudan ilgilenenlerin yanında, felsefenin sadece adını duymuş olanları da içine alabilecek bir ilgi odağına dönüşeceğine inandığım bu çeviri çalışması, ülkemizde felsefe ile toplum arasındaki mesafenin azalmasına büyük katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Fatih Özeş: Biliyorsunuz sayın hocam ben yüksek lisansımı sizin danışmanlığınızda tamamladım. İncelemiş olduğum konu da “Felsefenin Antik Yunanlı Köklerinin Nedenleri” sorunu idi. Kısmet olursa bu kitabım da yakın zamanda okuyucu ile buluşacak, onun da müjdesini buradan okurlarımıza verelim. Ancak siz benim ile bu konuda aynı fikirde olmadığınızı pek çok defa beyan etmiştiniz. Felsefenin yaratımının Yunan dünyasının bir ürünü olmadığı aksine tüm toplumların ortak katkısı ile oluşturulduğunu savunmuştunuz. Çevirmiş olduğumuz kitap sizin bu düşüncenizde herhangi bir değişiklik yarattı mı? Felsefe iddia edildiği gibi Antik Yunan dünyasının özgün bir ürünü mü?  Cornford’un iddia ettiği gibi Antik Yunan dünyasının dini inançlarının tetiklediği bir düşünce biçimi midir?

Şahin Filiz: Felsefenin Antik Yunan’da doğduğu hakkındaki akademik kuşkularım halen sürmekte olmakla birlikte çevirdiğimiz bu yapıt, görüşlerimi yeniden gözden geçirmeme ve araştırmalarımı daha derinleştirmeme neden oldu diyebilirim. Eski Yunan dininin felsefenin orada doğuşuna katkı sağladığını öğreniyoruz, bununla birlikte felsefenin Yunan’da doğuşunu etkileyen daha birçok nedeni ele aldığım uzunca bir makalem var. Din olgusu Yunan’da olduğu gibi her toplumda felsefenin doğuşunu ya da doğan bir felsefi geleneğin sürdürülebilirliğini olumlu etkilememiştir. Yunan dinini, malum büyük dinlerle kıyaslamak, her zaman beklenen sonucu vermeyebilir.

Fatih Özeş: Çevirmiş olduğumuz eser toplumumuzun Antik Yunan dünyasına karşı mesafeli duruşu ve Akademik dünyada ise bu alana ilişkin çalışmaların az olması dikkate alındığında, kitabımız hem serbest okuyucuya hem de Akademik çalışmalar yapan bilim insanlarına da yol gösterici olması açısından her iki kesimde için de nasıl bir boşluğu dolduracaktır? Felsefenin neden Antik Yunanda başladığı sorusunun cevabı gerçekten kıymetli midir?

Şahin Filiz : Felsefenin neden Yunan’da başladığına dair şimdiye kadar okuduğum en önemli yapıtların başında gelen bu kitabı çevirerek bu konuda çok hayati olan bir boşluğun doldurulmasında katkı sağladığımızı düşünüyorum. Tabii ki burada felsefeyi ve felsefi düşünceyi belli bir topluma ya da ırka özgülemek sonucu çıkmaz. Zaten sen de biliyorsun ki “Yunan ya da Yunanlı” terimleri, Yunanlı olduğu halde “Yunanlı olmayan” diye nitelendirilen büyük toplulukları dışarıda bıraktığı için, adı Yunan da olsa, o milleti teşkil eden diğer toplulukların katkılarını unutmamız gerekmez.

Felsefe nasıl ve nerede doğmuştur sorusunun en açık yanıtını bulabileceğimiz “Bilgeliğin Başlangıcı” kitabında, tüm felsefe tarihini Türk okuru açık-seçik bulabilecektir. Kaynağı konusunda bizi aydınlatan yapıt, hem felsefeyi hem de onun tarihini anlamamız açısından son derece önemli bir işlev görecektir.

Fatih Özeş: Cornford Antik Yunan Felsefi literatüründe son derece itibar gören bir araştırmacıdır. Onun yanı sıra pek çok batılı akademisyen bu sorunun peşine düşmüş ve araştırmalar yapmıştır. Ben de bu konuyu araştıran ve okuyucumuza sağlıklı bilgiler vermeye çalışan biriyim. Ancak şu ana kadarki bütün bilimsel veriler aksi ispatlanmadıkça felsefenin doğum yeri olarak Antik Yunan coğrafyasını işaret ediyor. Cornford’un iddiasına göre felsefenin ortaya çıkmasında inançların çok güçlü bir yeri olduğu bilinir. Sizin de din bilimci (Theolog)  ve filozof kimliğiniz göz önüne alındığında konunun uzmanı bir kişi olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Şahin Filiz: Cornford Bilgeliğin başlangıcına Antikçağ Yunan düşüncesinden hareketle bir işaret koymaktadır. Yunan dini, felsefenin doğuşu ve gelişiminde, örgütsüz, vahiysiz ve kurumsuz bir inanç biçimi olarak büyük rol oynamıştır. Aynı rolü eğer malum üç dinden birisi olsaydı oynayabilir miydi? Ya da başka türlü soralım, örneğin Antik Yunan’da Yahudilik, Hıristiyanlık ya da İslam yer almış olsaydı felsefe yine de doğuş yeri  olarak orayı, o dönemi seçer miydi, bu ayrı bir tartışmanın konusudur.

Fatih Özeş: Son olarak, toplumumuzda Felsefenin doğuş yeri olarak neden Antik Yunan toplumunu seçtiğine ilişkin çok fazla bilimsel çalışma yapılmamıştır. Hatta ülkemizde bu konuda bilimsel çalışmalar yürüten bölümlerimiz sadece 3 tanedir. Bu bölümlerinin sayısının arttırılması ve bu alanda daha fazla bilimsel çalışmaların yapılması Türkiye Cumhuriyeti devletinin geleceği açısından son derece faydalı adımlar olmaz mıydı? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz hocam, neden bu bölümler bir elin parmaklarından daha az sayıda ve sizce bunun nedeni ne olabilir?

Şahin Filiz: Sorduğun soru çok can alıcı. Düşün bir kere, felsefenin doğduğu Batı Anadolu yani şu an Türk toprakları içinde. Bu büyük bir şanstır. İkinci büyük şans, Osmanlıların Batı Anadolu yanında tüm Yunanistan’a yüzyıllarca hakim olmasıdır. Hadi diyelim ilk şansı değerlendirmemiz beklenmezdi, oysa ikinci şansı kaçırdık. Yüzyıllarca hakim olduğumuz bu günkü Yunanistan’daki tüm felsefi ve kültürel birikimleri hiç olmazsa Osmanlıcaya çevirebilirdik. Onu da yapmadık. Ancak Cumhuriyetimizle birlikte gelen üçüncü şansı kaçırmamalı, Atatürk’ün başlattığı Türk aydınlanmasını, felsefenin doğduğu bu topraklarda kaldığı yerden güçlendirerek sürdürmeliyiz. Cornford’dan çevirdiğimiz bu kitap, Türk aydınlanması için bir tuğla görevi üstlenirse mutluluk duyarız.