Binali Yıldırım’ın bu ‘PKK’lı ile işi ne?

Binali Yıldırım’ın bu ‘PKK’lı ile işi ne?

Tarih 18 Kasım 2019.

Ben de o tarihte bir etkinlik için KKTC’ye gitmiştim. Oradayken birçok kişiyle de görüştüm.

Eski Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Başbakan Ersin Tatar ile birer söyleşi de yaptım Veryansın Tv için.

Benimle aynı tarihlerde eski Başbakan ve eski TBMM Başkanı Binali Yıldırım da KKTC’deydi.

Kıbrıs’ta bir dizi temaslarda bulundu. Yıldırım’ın bu gezide çok gizemli bazı görüşmelerinin de olduğu dillendirildi. O konuya ayrıca bir başka zaman gireceğim.

Konumuza gelmeden önce yoğun gündemi hatırlatmakta fayda var.

Malum dün en çok konuşulan konulardan biri İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait İstanbul Kitaplığında Selahattin Demirtaş’ın kitaplarının satışta olmasıydı.

AKP’lisi CHP’lisine PKK’lı diyor, CHP’lisi AKP’lisine PKK’lı diyor.

PKK açılım sürecinde de keşke bu kadar duyarlı olabilseydik. Ama olamadık. Şimdi herkes çok hassas.

Bakalım bu yazıdan sonra kimler daha fazla hassasiyet geliştirecek?

Gelelim konumuza.

Önce 23 Mart 2017.

Ardından 13 Haziran 2017 tarihine dönelim.

Milat gazetesi. Bu gazetenin AKP’ye toz kondurmuşluğu yoktur.

Her iki haberi yapan da gazeteci Koray Taşdemir.

Kahramanımız ise Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun.

“İşte PKK’nın KKTC yapılanması” başlığı ile ilk haberin girişi şöyle:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun’un Kıbrıs’ın PKK yapılanmasında başı çektiği iddia ediliyor. Coşkun’un kardeşi Bager kod adlı Cengiz Coşkun’un ise PKK’nın İngiltere ve KKTC sorumlusu olduğu dile getiriliyor.”

Haberde Coşkun’un birçok Türk ve Kürt aileye PKK’yı desteklemeleri için baskı kurduğu, bazı kişileri tehdit ettiğini, akrabalarından birçoğunun açık açık PKK’yı destekleyen paylaşımlar yaptığını yazıyor.

Haberde birçok görsel de kullanılmış.

Yapılan ilk habere ses çıkmamış olacak ki, AKP’ye yakın gazete Milat ikinci bir haber yapıyor.

“Karpaz’da PKK’ya yeni finans kaynağı açıldı” başlığıyla yapılan haberin girişi şöyle:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde PKK yapılanmasının başını çektiği iddia edilen Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun’un yeğenleri Erkan ve Erdal Coşkun’un geliri PKK’ya aktarılmak üzere Karpaz’da otel açtığı konuşuluyor.”

Haber yine Coşkun’un akrabalarının nasıl PKK’ya çalıştığını anlatıyor.

Haberde yine birçok görsel kullanılmış ve hepsi somut birer belge.

Haberleri okumak isteyen çok rahat bir şekilde bulabilir.

“Olsun” dedim, araştırmakta fayda var. KKTC’de birçok kaynağıma “Dipkarpaz Belediye Başkanı nasıl biri” sorusunu yönelttim.

Hiçbiri teklemedi:

Biri direkt, “PKK’lı” dedi, diğeri “PKK’nın Ada sorumlusu” dedi, diğeri “PKK’nın KKTC sorumlularından” dedi.

Yine sordum: “Emin misiniz?”

Cevap: “Kıbrıs’a gel, kime sorarsan sor aynı şeyi söyleyecek. Az bile söylüyorum.”

Bu söz konusu şahıs CTP’den aday olmuş ve 2014 yılından bu yana Dipkarpaz’ı yönetiyor.

Yani bir KKTC belediye başkanı ailecek PKK propagandası yapıyor ve açık açık en aşağı kalır yanıyla PKK sempatizanı.

Bu zaten başlı başına bir haber.

Ama konumuz bu değil!

Şimdi gelelim 18 Kasım 2019 tarihine.

Benim de KKTC’de bulunduğum tarihe.

Binali Yıldırım da orada.

… ve işte çıkan haber:

Eşi yanında olan Binali Yıldırım, Suphi Coşkun ve ailesi ile birlikte Dipkarpaz Kabristanlığına gidiyor, birlikte dua ediyor, ardından Coşkun’un evine geçiyorlar. Orada bir küçük sofra da kuruluyor…

Suphi Coşkun, Binali Yıldırım’ı kendi evimde ağırlama fırsatı bulduğunu belirterek “Kendisine ve eşine mütevazilikleri ve samimiyetleri için çok teşekkür ederim. Ben ve halkım bizleri kırmayıp ziyarette bulundukları için teşekkür ediyoruz” diyor.

Bütün bu görüşmelerde Binali Yıldırım’ın yanında KKTC’nin AKP Başkanı Mehmet Demirci ve AKP yönetimi var.

“Olabilir, Yıldırım resmi bir belediye başkanını ziyaret ediyor” diyebilirsiniz.

O zaman PKK’ya destek sağladığı için kayyım atanan belediyelere de laf etmeyeceksiniz.

Eğer bu belediyelere laf ediyorsanız, Binali Yıldırım’ın bu kişinin evine gitmesini, saatlerce görüşmesini eleştireceksiniz hatta sorgulayacaksınız!

Binali Yıldırım bu kişinin fikrini, amacını, PKK’ya bakışını bilemeyebilir.

Peki ya danışmanlar ne güne duruyor?

Google’dan bir araştırma da mı yapamıyorlar?

Haydi danışmanları da araştırmadı…

Peki ya KKTC’deki AKP yetkilileri neden gerçeği söylemedi?

Bilmiyorlar mıydı?

Söyler misiniz, Binali Yıldırım’ın PKK’nın KKTC sorumlularından olduğu iddia edilen bu adamla işi ne?

Buna sessiz mi kalalım?

Şimdi buyurun… Nasıl Ekrem İmamoğlu’na, Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki gösteriyorsanız, aynı tepkiyi Binali Yıldırım’a da gösterin.

Biz mi?

Biz kim yanlış yapıyorsa gerekeni söylüyoruz, parti ya da adam ayırt etmiyoruz.

Ya siz?