Bir aldatılma hikâyesi

Bir aldatılma hikâyesi

Birkaç gün önce bir yakın dostumuzu eşimle birlikte ziyarete gitmiştik.

Deniz isminde çok tatlı bir kız torunlarıyla kısa sürede dostluk kurduk.

Çocuklar kendini seveni iyi bilir. Bu yüzden kurdukları ilişki içtendir. Ama çocuk da olsa her ilişki bir çıkar yansımasıdır.

Normalde her gün yürürüm. O gün hiç yürüyememiştim. Ayaklarım açılsın istedim.

Arabamızı sokakta park etmiştik. Eşimle birlikte arabadan bir şeyler aldık. Bu esnada Deniz de bize takıldı. Eşim dostlarımızın evine dönerken biraz yürümek istedim. Deniz de peşimi bırakmadı. Hatta önüme düştü.

Bir şeyler söylüyordu. Tam olarak anlamıyordum. Ama resmen beni yönetmeye başladı. Beldeyi tanımadığım için o yol gösteriyordu. Ben takip ediyordum.

Bayram günü. Akşam üstü. Her yer kapalı. Ara sıra yol soranlar oluyor, araçlar geçiyordu. Deniz çok dikkatli yürüyordu. Öyle ki onu araçlara karşı korumam bile gerekmiyordu.

Belli ki Deniz gideceği yeri bilmekteydi. Oysa ben bilmiyordum. Ama işime geliyordu.

Çocuk mu, ben mi temizdim? Hep bu soruya yanıt arıyordum. Ülkenin yakın tarihi de aklımdan geçmiyor değildi.

Ben Deniz’in beni bir bakkala götürmek istediğini düşünüyordum. Belki dondurma vb bir şeyler almamı isteyecekti. Epey de yürümüştük. Ancak dondurma vb alınabilecek yerlere hiç dönüp bakmadı.

İşin doğrusu meraklanmıştım.

Tahminimde yanılmıştım. Deniz beni beldenin diğer kenarındaki çocuk parkına götürmüştü. Onun adına sevindim. İstediği olmuştu. Ancak geri dönüş için de biraz yürümek gerekliydi. O oynarken ben dinlendim.

Geri dönmek amacıyla, ‘Haydi eve gidiyoruz Deniz!’ dediğimde oyuna getirildiğimi anladım.

Çünkü Deniz eve dönmek istemedi. Üstüne çıktığı kaydıraktan onu indiremedim.

2,5 yaşındaki çocuk direndi ve eve dönemedik. Sonunda nenesi gelip aldı Deniz’i. O bile kaydıraktan indirmekten zorlandı.

Resmen aldatılmıştım. Ama başlangıçta işime gelmişti.

O an CB Erdoğan’ı ve AKP’lileri daha iyi anladım. Aldatılmak ağır gelmişti... Üstelik benim yolum tesadüfen kesişmişti... Onlarınki iradiydi...

Eve dönünce bana pas vermedi. Kendini haklı buluyordu. Haklıydı. Bana yalan söylememişti. Ben bazı varsayımlarda bulunmuştum. Onun çocuk olduğunu unutmamalıydım. O halde bu bir aldatılma değil kendini kandırmaydı. Biraz düşününce kendimi kandırdığımı itiraf ettim. Rahatladım. En iyi rahatlama yolu hatayı başkasına yıkmak yerine kabul etmekti. Hesaplaşmaktı. Öyle yaptım. Tabii ertesi gün aramızda ne onda ne de bende gerginlikten iz kalmadı. Ama içime bir kurt düştü. Birileri de dünü silmişler miydi?

Kurt kemirmeye devam ediyor...