Bir bilmecem var çocuklar! ‘Bir ampulü değiştirmek için kaç Alman gerekir?’

Erdem Atay yazdı...

Bir bilmecem var çocuklar! ‘Bir ampulü değiştirmek için kaç Alman gerekir?’

Darbe…

Türkiye’nin ve Amerika’nın yeni gündemi.

Aslında Türkiye’de hiç bitmedi bu tartışma. Muhtemelen bu yazı sonrası daha da alevlenecek. Okuyacağınız bu yazı bir komplo teorisi mi siz karar vereceksiniz.

Ya da “Şaka yapmışlar” da diyebilirsiniz.

Dedim ya, siz karar verin.

***

Yine başladık, ‘darbe’ iddialarına. İlker Başbuğ’un sözü, Can Ataklı’nın konuşması, yok işte FETÖ’cülerin bazı imaları…

Hatta Milli Savunma Bakanlığı bile ortada çok da büyük bir iddia yokken yanıt verdi fısıltılara.

Bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesi de benzer bir durum olmuştu. Darbe iddiaları basında konuşulmaya başlanınca, Genelkurmay Başkanlığı 30 Mart 2016 tarihinde bir açıklama yapmış, TSK içerisindeki bir grubun darbe yapabileceği söylentilerinin gerçeği yansıtmadığını, bu söylemlerin personelin moralini bozduğunu söylemişti. Hatta bu söylemlerin akla ve vicdana da uymadığını belirtmişti.

Ama yanıldılar ve tarihin en büyük ihanetini gözlerimizle gördük.

Size herkesin bildiği bir sır vereyim: Darbeyi emperyal kuvvetler yapar!

Mesela 15 Temmuz darbe girişimi de bir Amerikan darbesidir.

Bunu açıkça söyleyenlerden biri de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ta kendisidir. “Darbe girişimin arkasında ABD var” demiştir ama bir daha da konuşmamıştır.

Yani kısaca, Türkiye’de darbeleri ve girişimlerini engellemek istiyorsanız önce dışarıdan gelebilecek tehlikeleri önlemeye çalışacaksınız. ABD’nin ya da AB ülkelerinin ülkemizdeki faaliyetlerini takip edeceksiniz. Etmezseniz, başımıza her türlü bela gelebilir Allah korusun.

Bu girişi yaptıktan sonra konumuza gelelim.

***

14 Ağustos 2001.

Türk siyasi hayatının en kritik tarihlerinden biri. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluş tarihi. O döneme kadar kurulan yeni bir partinin hiç bu kadar fazla reklamı yapılmamıştı.

İşte o tarihte Türkiye’nin gündeminde de AKP’nin kuruluşu ile ilgili her türlü tartışma vardı. O tartışmalardan biri de AKP’nin amblemiydi.

Ampul, o günlerde bazıları tarafından beğeni toplasa da bazıları tarafından da dalga konusu olmuştu. İnternetin yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı o dönemlerde bu amblem tartışması internette gündem olmuştu.

Tabii o zamanlar ne Facebook ne Twitter ne Instagram vardı. E-posta ve bazı internet sohbet programları revaçtaydı. Oralarda herkes ampul üzerinden espriler yapmaya, birbirlerine bilmeceler sormaya başlamıştı.

***

Şimdi size arşivlerden bir haberi hatırlatacağım.

AKP’nin kuruluşundan tam 6 gün sonra, yani 20 Ağustos 2001 tarihli Hürriyet’in Kelebek ekinde yayımlanan bir haberi…

Başlık, “İnternette son moda ampul fıkraları”…

Haberin girişi şöyle:

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kendisine amblem olarak seçmesiyle gündeme yerleşen 'ampul' internet sohbet ve mesajlarının da başlıca konularından biri oldu.

İnternette ‘absürd’ bilmece biçimli ‘ampul’ fıkraları ortalığı sardı. İnternet kullanıcıları, e-postalarla ya da çeşitli sohbet ortamları aracılığıyla taşlama ve güldürü amacı taşıyan ampul fıkralarını birbirlerine göndermeye başladılar. (…)”

Haberde, internette yaygınlaşan ampul fıkra ve bilmecelerden örnekler verilmişti.

Ampul bilmeceleri arasında bir kalıp oluşmuş, genellikle o kalıp üzerinden onlarca bilmece türetilmişti.

Mesela, “Bir ampulü değiştirmek için kaç memur gerekir?”

Cevap: İki. Biri çevirmek, diğeri yukarı itmek için.

Bir ampulü değiştirmek için kaç polis gerekir?”

Cevap: Hiç. O kendi kendine değişir, hele ki değişmesin.

Bir ampulü değiştirmek için kaç Türk’e ihtiyaç var?”

Bu bilmecede soru bazen bürokrat oluyor, bazen işçi, bazen siyasetçi… Ama soru kalıbı hiç değişmiyor.

Tabii bu bilmece bugüne kadar birçok şekilde soruldu.

Ampul AKP ile özdeşleşti adeta ve siyasette de AKP’yi anlatmak için kullanıldı.

Lüzumsuzsa söndür’ sözünden, ‘Ampulü söndürmek için sola doğru çeviriniz’ gibi siyasi espriler de yapıldı. Ancak ‘ampul’ kelimesi en çok da muhalefet parti yöneticilerin ağzına pelesenk oldu.

Örneğin, CHP Genel Başkanı Kemal KılıçdaroğluAmpulü söndürüp güneşi doğurmaya var mısınız?’, ‘Ampulü söndüreceğiz’, ‘Ampul ışık vermiyor’ gibi buna benzer sözleri çok defa kullandı.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de farksız değildi. Özellikle partisinin ‘güneş’ amblemini ilan etmesinden sonra ‘Güneş doğuyor, ampulü söndürün’ sloganı partililer tarafından sosyal medyalarda defalarca paylaşıldı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli de, ‘AKP’nin ampulü vurguncuların, yolsuzların yolunu aydınlatmıştır’ sözü meşhurdur.

HDP de benzer çok ifade kullandı.

Yani ‘ampul’ AKP ile tamamen simgeleşti ve AKP’yi devirmek isteyen bir muhalif 2001’den beri genelde hep ‘ampul’le imalar yaptı, yapıyor.

***

Eminim, şimdi ‘Sen bize ne anlatıyorsun kardeşim’, diyebilirsiniz.

Geliyoruz.

***

Darbe, türban ve son olarak da Boğaziçi Üniversitesine atanan rektör sonrası yapılan eylemler son haftanın gündemiydi.

Salı günüydü…

Yani 5 Ocak 2021…

Boğaziçi’de eylem sürüyordu.

Aynı günün gecesi Milli Savunma Bakanlığından darbe iddialarına yanıt gelmişti.

İşte böyle bir atmosferde Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği Instagram hesabından bir bilmece yarışması başlatıldı.

Instagram’ın ‘hikâye’ adı verilen paylaşım bölümünde takipçilere bilmece soruluyor ve bu sorunun yanıtı ile neden o yanıtı verdiği soruluyordu.

Onlarca bilmece sormuştu… Hepsine de kısa bir süre sonra bilmecenin doğru cevabını veriyor ve nedenini açıklıyordu.

Gayet güzel de bilmeceler çıkmıştı.

Sıra en son bilmeceye geldi.

Soru şuydu:

BİR AMPULÜ DEĞİŞTİRMEK İÇİN KAÇ ALMAN GEREKİR?”

Bilmecenin görselinde de tıpkı AKP’nin amblemine benzeyen bir ampul yanıp yanıp sönüyordu.

Şu güne kadar sorduğu her bilmecenin cevabını veren Almanya Büyükelçiliğinin Instagram hesabını yöneten kişiler nedense bir tek bu sorunun yanıtını ancak 8 Ocak 2021’de verdi.

Yanıt:

Almanlar verimli çalışır ve mizah yetenekleri yoktur.”

Gerçekten müthiş bir bilmece(!)

***

Bu paylaşım tesadüf olabilir mi?

Ya da iyi niyetli karşılanabilir mi?

Onun yorumunu siz okuyuculara bırakıyorum.

Ama benim Alman yetkililere söylemek istediğim birkaç söz var:

Sayın Alman yetkililer, biz Türkler bunca yıl yaşadıklarımızdan ve gördüklerimizden sonra buluttan nem kapar hale geldik. Belki paranoyakça olabilir ama yaşadığımız onlarca şey, bizlere birer ders oldu.

Şimdi bunu nasıl açıklayacaksınız bilmiyorum ama ikna edemeyeceğiniz yüzbinlerin hatta milyonların olduğunu da unutmayın.

Kafamızı karıştırmayın…”