Bir gün sıra sana da gelecek

Bir gün sıra sana da gelecek

21 Eylül 2006’da kalp krizi geçirdikten bir ay sonra kaleme aldığım bu makale aslında her şeyi özetliyordu.

Şöyle bir düşündüğünde... Hafızanı zorladığında ;

Ülkeni seviyorsun; vatanını, milletini, bayrağını. tarihini biliyorsun ; ATA’nı, ceddini, neslini. Hizmet etmişsin; halkına, ülkene, milletine, dinine; tavizsiz, karşılıksız, büyük fedakarlıklarla, bir o kadar büyük risklere girerek...Gün geldiğinde, ıssız bir dağın eteğinde 8-10 vatan evladıyla mermi yağmuru altında, gün geldiğinde, Cumhurbaşkanlarının köşkünü yol edinmiş millet soyguncularını sorgulamak amacıyla bir gün gözetim almak için parçalanarak. Krala çıplak diyerek, güçlüden değil haklıdan taraf olarak.

Bir gün geldi, EŞKİYA HÜKÜMDAR VE HÜKÜMRAN OLDU.

Kapına önce, Hoca Efendilerinin polisleri gelir; gece, gündüz, tatil demeden düzmece dosya ve senaryolarla. Çok gizli evraklar evinin kapısının üzerine “suçlu belgesi” gibi çivilenir. Çivi izlerinin her biri, yaptığın hizmetlerin bedeli olarak çakılır kalbine.

Hoca Efendilerinin müfettişlerinin yüzlercesi, binlerce tebligat, Hoca Efendilerinin Savcıları, Mahkemeler... Cumhuriyetin Yüksek Yargısının Hoca Efendilerinin talebelerine teslim kararları... Yine, o eski kural işliyor, çok çabalayıp kaldıramadığınız, bitiremediğiniz;  “güçlü haklıdır”... Üzülüyorsunuz, gülümsüyorsunuz.

Yıkılıyor kitaplarınızın satıldığı çadırlar, silahlarınız alınıyor savunmasız kalın diye... Zenginsiniz, Milyonlarca dolarınız var diyorlar, peş parasız gülümsüyorsunuz.

Bağırıyorsunuz, haykırıyorsunuz. Tüm kulaklar tıkanmış. Tüm makamlar sağır. Bağırışlarınız sessiz çığlığa dönüştürülüyor. Sizi haber yapan gazeteciler tehdit ediliyor. Sonra çıkıp ekranlara şöyle diyor, işbirlikçi basının beş yıldızlı leşkerleri; “Hoca Efendinin devlete sızdığı söyleniyor. Böyle bir bulguya rastlanmadı.” Size saldıranlarda hayalet zaten diyorsunuz, gülümsüyorsunuz.

Direniyorsunuz, sahip ve hakim oldukları basın ve internet ortamında karalıyor , iftiralar, hakaretler, küfürler yağdırıyor Hoca Efendilerinin adamları. Gazeteleri, tv leri yapıştırıveriyor mahkûm değilken mahkum etiketini.

Direniyorsunuz, en yakın dostlarınız, akraba ve arkadaşlarınıza gidiyor Hoca Efendilerinin adamları, vergi denetmeni, sigorta müfettişi vs. olarak. Bir süre sonra onlar direnemiyor. Telefonlar meşgule düşüp, selamlar kesiliyor.

Direniyorsunuz, mali takipler, dedenizin babasına kadar uzatılan malvarlığı araştırmaları, tacizin her türü deneniyor üzerinizde.

Direniyorsunuz ama vücudunuz dayanamayıp krizi patlatıyor yüreğinizde.

Tanıyamıyorsunuz kendinizi aynalara baktığınızda. Bursa Nutku geliyor aklınıza. Direniyorsunuz sonu belli olmayan davada, yalnız, kimsesiz, ancak sizin anlayabildiğiniz kadar onurlu.

Gasp ediliyor, 25 yıllık alın teriniz, emeğiniz, hayalleriniz ve yaşamınız.

Direniyorsunuz, bitmiyor zulüm, SANIĞINIZ EŞKIYA, HÜKÜMDAR OLUNCA.

Anlayan herkese aynı tarife...

Sakın unutma! Değilsen Hoca Efendilerinin neferi ya da Hükümdarın askeri, seviyorsan bağımsız Türk Milletini, namusluysan, şerefliysen, ve onurluysan ATA’n gibi ve hala duyamıyorsan karşı devrimin ayak seslerini emin ol BİR GÜN SIRA SANA DA GELECEK. Ben mi? Direnmeye devam etmekteyim.

Saygılarımla, 21 Eylül 2006 

Not: Daha sonra 23 Eylül 2008’de Ergenekon soruşturmalarından tutuklandım 16 ay hapis yattım 14 yıl 6 ay hapis cezası aldım. Bursa Nutku mahkûmiyetime delil sayıldı)

Bendeniz ise hâlâ direniyorum. 1.06.2021