Bir hayalim var: Devlet yönetme puanı

Bilin Neyaptı yazdı...

Bir hayalim var:  Devlet yönetme puanı

Siyasi partilerin iktidar için yarışmadığı bir ülke düşlüyorum;

İlkeli, birikimli, aklı ve fikri yeterli olmayan insanların partilerde koltuk kapmak için yarışmaya kalkışamayacağı,

Ne kadar daha çok insanı iktidardan nemalandırma ya da boş laf yapma potansiyelinin değil; milleti bir arada tutup kalkındıracak ilkelerin, fikirlerin, değerlerin temel alındığı politika önerilerinin öne çıktığı,

Başkalarıyla rekabet ve ünvanla değil, tüm vatandaşlar ve insanlık için değer üretme yarışıyla kendini gerçekleştirmenin mümkün olduğu,

Parayı verenin düdüğü çalmadığı,

Siyasete girenin parti örgütünü arayıp eşi, dostu yeğeni için çıkar sağlamadığı ... yeni bir sistem düşlüyorum.

Endüstrileşmenin toplum ve siyaset hayatına en faydalı bir vehçesini düşlüyorum...

Endüstri 4.0’ın insan ve toplumla cilveleştiği bir dönemdeyiz; teknoloji ilerledikçe, ona ayak uydurup da kalkınmasını tamamlayamamış ülkelerin vatandaşları, kendilerini Endüstri 5.0’in pek de şefkatli olmayan kucağında, yapay zekanın hükmettiği bir dünyada bulacak. 40 yıllık hızlı kalkınma sürecini henüz tamamlamamış, eşitsizlikleriyle başetme ve “özgür bireyler-güçlü devlet” ikileminde açık ara ikinciyi önceleme sürecini aşamamış bir dönemden geçse de, Çin; Endüstri 4.0’ün en etkin yaşanmaya başladığı bir ülke aynı zamanda. 2014’de Çin’de sosyal kredi sistemi başladı. Bu, “Azınlık Raporu” filminde olduğu gibi, önceden suç işleme potansiyelleri tespit edilen kişilerin göz altında tutulması hatta tutuklanması gibi topluma faydalı olabilecek bir potansiyelin yanı sıra, toplumun her açıdan yönetilebildiği bir sistem kurma planının mevcut teknolojilerle hayal edilebileceğimiz üst bir aşaması.

Her şerde bir hayır vardır diyerek, buna benzer bir sistem Devlet hizmeti için aday olanlara uygulanması gereken bir tasarım için çok da yararlı olamaz mı?

SİYASİ PARTİSİZ DEVLET YÖNETİMİ

Büyük veri analizi teknolojisini kullanmaya başlayan büyük şirketlerin neredeyse hepimizin kimlik ve adresine, finansal durumuna, harcama alışkanlıklarına ve hatta kültürel eğilimlerine eriştiğini artık biliyoruz. Bu durum bireysel tercihlerin yönlendirilme ve özgürlüklerin kısıtlanması açısından elbette kabul edilebilir değil ve, zor da olsa, bu konuda kısıtlamaların ve düzenlemelerin getirilmesi beklenir.

Ancak, kamu kaynaklarını yönetme iddiasında olan kişiler, yani iktidar sahipleri hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmak, kamunun hakkı değil midir?

Siyasi partiler sadece sivil toplum örgütleri olarak kalsa ve devlet yönetiminde olmasalar ne olurdu?

Çoğunlukla bir ideoloji etrafında toplanıp, ya da öyleymiş gibi yapıp, zaman içinde çoğunlukla sadece üstün bir kimlik ve iktisadi güç kazanmaktan başka bir amaca hizmet etmiyor mu siyasi partiler? İdeolojilerine daha sadık kalan siyasi partiler ise çoğunlukla takipçileri ve aldıkları oy bakımından görece zayıf kalmıyor mu? 

Siyasi partisiz şöyle bir seçim sistemi düşünelim:

Ülkeyi yöneten kadroda yer almak isteyen her birey, uzmanlık alanı çerçevesinde bir bakanlığa aday olsa...

Aday olurken, kamu hizmeti için değerli objektif kriterlere (profesyonel ve kamu hizmetine uygunluğuna ilişkin karakter özellikleri hakkında somut bilgileri de içeren kapsayıcı bir liste hazırlanabilir) ilişkin tüm bilgilerini tüm hakın erişebildiği bir sisteme girse ...

Sistemdeki kriterlere uygunluk testinden en yüksek puanlarla geçen birkaç aday, neden o pozisyon için aday olduğunu açıklayan, ideolojisinden bağımsız olması da gerekmeyen, standart uzunlukta ve biçimde bir tanıtım videosu hazırlasa ...

Ve bu yöntemle, aynı ideolojiyi paylaşan değil, her bir işe en uygun bulunan kişilerin uyumunu devletin kuruluş ideolojisi çerçevesinde sağlamaya çalışan kişi de, belirlenen bir yönetim sistemine göre, Başkan, Cumhurbaşkanı ya da Başbakan adayı olsa...

Hükümet seçiminde oy kullanmak isteyen her bir vatandaş da, kendini ilgilendiren konulardaki adayları izleyip  birine ya da birkaçına oy verme hakkına sahip olsa.

Böyle bir sistem, parasal güce ve ideolojiye bakmadan, bireylere eşit fırsat yaratıp, çoğunluk tarafından her bir konuya en uygun bulunan kişilerden oluşan bir hükümet kurmakta politik parti yarışlarından daha etkin olmaz mıydı?

Böyle bir sistem, millete büyük maliyetler yükleyecek yanlış kararlar alma kapasitesindeki siyasetçileri engelleyip, makamdan değer kazanacak değil, makama değer katacak insanların hükümette yer almasında yardımcı olmaz mıydı?

Böyle bir sistem halkın refahını artırmak için çok daha büyük işler başarmaz mıydı?