Bir zamanlar Uzunada

Bir zamanlar Uzunada

Sanırım 1983 yılında bir tatbikatta TCG ADATEPE muhribi ile iskelesine aborda olduğumuzda ilk kez görmüştüm Uzunada’yı.

Tatbikat yoğunluğu nedeniyle aklımda sadece karanlığı, soğuğu ve rüzgârı kalmıştı.

Daha sonra donanmanın olmazsa olmaz bir üssü olduğunu, içinde muhteşem güzellikler barındırdığını yaşayarak öğrenmiştim.

Uzunada’nın bir adım sonrası İzmir’dir. Tatbikatlarda hem Uzunada’yı hem de İzmir’i yaşayıp ana üsse dönmüşsek kendimizi şanslı sayardık.

* * *

2017 yılında Uluç Hanhan isimli bir yazarın Uzunada konulu bir kitap yazdığını öğrendim.

Türkiye Emekli Subaylar Derneği Karşıyaka Şubesi’nde yazar ile “Bir Zamanlar Uzunada”(*) temalı bir söyleşi ve imza günü yapmıştık.

Uluç Hanhan’ı o zaman tanıdım. Son derece kibar, yaşadığı çevreye duyarlı, tarihe meraklı hoş sohbet bir denizciydi.

Sayın Hanhan bir uzakyol kaptanı, aynı zamanda da kıdemli kılavuz kaptan.

Babasının Türk Deniz Kuvvetleri’ndeki görevi nedeniyle 1972-1975 yıllarını Uzunada’da geçirmiş. Sonraki yıllarda da yazları adada bulunmuş.

Şu anda tarih araştırmaları yapıyor, dergilerde yazıları ve röportajları yayımlanıyor, yeni kitaplar yazıyor.

Bu yazımda kendisinin “Bir Zamanlar Uzunada” isimli kitabından yararlanarak Uzunada’yı anlatmak istiyorum.

* * *

İzmir Körfezi içinde yer alan Uzunada’nın yüzölçümü 26 kilometrekare.

11 kilometre uzunluğunda, 3,5 kilometre genişliğinde ve çevre uzunluğu 33 kilometre olan Uzunada’nın adı yakın zamana kadar halk arasında Kösten Adası olarak da anılırmış.

Antik çağdaki ismi ise Drymousa.

Urla ve Uzunada’daki yerleşimin tarihi İ.Ö. 800 yıllarına kadar uzanıyor.

Uzunada’nın önce İyonyalılar, İ.Ö. 640 yılında da Lidyalılarca kısmen kullanıldığı tahmin edilmekte…

Daha sonraki yıllarda Bizanslılar tarafından kullanılmış.

Çaka Bey 1081 yılı sonlarında İzmir ve Efes’te kurduğu donanma ile İzmir Körfezi’nin emniyetini sağmak üzere Klizman, Uzunada, Foça ve Çeşme’yi almış.

1095 yılında Çaka Bey’in öldürülmesi sonrasında tüm Ege kıyıları yeniden Bizanslıların eline geçmiş.

1328 yılında Umur Bey, İzmir Uç Beyi iken kurduğu donanma ile İzmir Körfezi’ni tamamen ele geçirmiş.

1910’lara kadar kendi halinde bir yaşam süren adada Türk-İtalyan savaşı ile birlikte huzursuzluklar baş göstermiş. İtalyan gemileri İzmir körfezine girmiş, Türkler kendini savunmaya çalışmış. 1914’te de ada halkı yaşanan olumsuzluklar nedeniyle bir Yunan gemisi ile adayı terk etmiş.

* * *

Osmanlı tebaasındaki Rum kökenli halk adadaki iki köyde oturuyormuş.

Halk kireç ocağı işletiyor, balıkçılık, bağcılık, şarapçılık, zeytincilik, hayvancılık yapıyor, sığır, davar, domuz yetiştiriyormuş.

* * *

Çanakkale Savaşları bittikten sonra Uzunada Nisan 1916’da HMS DORIS’teki deniz piyadeleri tarafından işgal edilmiş.

Ben özellikle kitabın bu bölümünden çok etkilendim. İngilizlerin işgali sonrasında Uzunada’nın geri alınması için donanması olmayan Türk askerlerinin nasıl zorlandıklarını ama nasıl kahramanca mücadele ettiğini okumak yüreğimi coşturdu.

Türk askerlerinin Karaburun yarımadasındaki uygun mevzilere toplarını nasıl intikal ettirdiği, bu toplarla Uzunada’daki İngilizlerin tozunu nasıl attığı, havaalanı pisti ve İngiliz uçaklarına yapılan top taarruzları ile İngilizlerin nasıl zor günler geçirdikleri kitapta soluk soluğa anlatılıyor.

Değinilen diğer bir konu da o zamanlar Uzunada’nın Anadolu’dan kaçan mültecilerin sığınma yeri oluşu, İzmir ve çevresine gidecek ve oradan gelecek casuslar için de çok elverişli bir konum olduğu.

Uzunada’nın geri alınışında son nokta İngilizlerin M-30 monitörünün batırılışı olmuş.

Kitapta çok ayrıntılı olarak anlatılan monitör batırıldıktan sonra 14 Haziran 1916 tarihinde Türkler adaya çok sayıda kayıkla çıkıyorlar. Sonrasında da uygun mevzilere toplar yerleştiriliyor. Böylece İzmir, savaşın sonuna kadar Türklerde kalıyor.

* * *

15 Mayıs 1919 sabahı Mondros Mütarekesi’ne dayanarak İngilizler Uzunada’yı yeniden işgal ediyorlar.

Fransızlar Foça’yı, İtalyanlar Karaburun, Akşehir ve Selçuk’u, Yunanlar da Yenikale’yi işgal ediyor.

15 Mayısta İngiliz, Fransız, İtalyan ve ABD gemilerinin koruyuculuğunda 12.000 Yunan askeri İzmir’i işgale başlıyor. Yunan birliklerinin içinde İngiliz, İtalyan, Fransız ve ABD askerleri de var.

* * *

Sonrasını biliyoruz. Bütün işgalciler “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” komutu gereğince vatanımızı işgale başladıkları bu noktada denize dökülüyorlar.

Uzunada, Cumhuriyetin ilanından sonra 1924’de askeri bölge olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na, daha sonra stratejik konumu göz önüne alınarak 1959 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devrediliyor.

1965-1966’dan itibaren görevlilerin adada ikameti ile birlikte bir ilkokul da açılarak öğretime başlanıyor.

Uluç Hanhan kitabında kendi anılarının yanı sıra adada yaşamış birçok insanla da röportaj yapmış. Bu söyleşilerde “Kadınım” isimli teknesiyle adayı ziyaret eden Tanju Okan’ı, subay gazinosunun bahçesinde ağaçlar altında ahşap bir koltukta oturan Emel Sayın’ı, doğum sancıları tutan bir asker eşinin deniz vasıtasında doğumu gerçekleştirmesini, İsa Reis Burnu’nda bulunan fenerin gardiyanını, adadaki tavşanları, eşekleri, balıkları ve domuzları da buluyoruz.

Kitapta söz edilen önemli olaylardan biri de 1980 askeri darbesi sonrasında Erbakan ve Türkeş’in aileleri ile birlikte adada zorunlu ikametleri.

Uluç Hanhan’ın kitabında değindiği en can sıkıcı konu ise bir İngiliz’in adadaki arazilerin bir bölümü hakkında açtığı mülkiyet davası. Bu İngiliz’in başvurusunun Kurtuluş Savaşı yapılmamışçasına Türk makamlarınca kabul edilmesi ise şaşkınlık verici. Kitapta yer alan her yönden değerlendirmeler sonrasında ‘İngilizler şimdi de hukuk yoluyla adayı yeniden sahiplenmenin yollarını mı arıyorlar?’ sorusunu sormak olası.

Uzunada halen Türk Deniz Kuvvetleri’nin önemli bir varlığı.

Bütün bahriyelilerin Uzunada ile ilgili çok değerli anıları var. Anlıyorum ki sadece askerlerin değil tarih boyunca adada bir şekilde yaşamını geçirmiş herkesin gönlünde yer etmiş Uzunada. “Hayat güzeldir Uzunada’da” isimli şu güzel dizeler bunun bir örneği:

HAYAT GÜZELDİR UZUNADA’DA(**)

Uzunada’nın yollarında

Çiçekler açar kırlarında

Merkepler gezer dağlarında

Hayat güzeldir Uzunada’da

Balıkçılar balığa çıkar

Orfoz çıkınca neşeler saçar

Adadakiler balığı sever

Hayat güzeldir Uzunada’da

Yazımı 1971-1978 yıları arasında Uzunada’da yaşamış Sayın Yıldız Güzen Tanan’ın kitaptaki sözleri ile bitirmek istiyorum:

Uzunada benim hayatımı anlamlandıran, bana değer katandır. İyi ki orada büyümüşüm, toprağından beslenip, denizinde yüzmüşüm, suyunu içmişim. Hala kalbim, ruhum adadır. Yaşamak istediğim tek yerdir Uzunada.”

Sevgiyle kalın.

(*) Bir Zamanlar Uzunada / Uluç Hanhan / Meta Basım / 2017

(**) Söz ve müzik: Müberra Öktemay / Seslendiren: Deniz Meziroğlu