Blok-zincir mi? Blok-pranga mı?

Bilin Neyaptı yazdı...

Blok-zincir mi? Blok-pranga mı?

Dünya, 21. yüzyıla ABD’de patlayan “dot-com” krizi ile girdi: ABD Merkez Başkanı’nın 1996’daki ifadesiyle “rasyonellik ötesi iyimserlik” sonucu şişen varlık fiyatları, 2001’de Nasdaq borsasında %80’e yakın düşüşle sonuçlandı. Varlık fiyatlarının şişmesinde yanlış para politikası (gereksiz ve aşırı faiz indirimi) ve finans lobilerinin denetime karşı koyması da rol oynadı. Köpük patladığında, Amazon gibi bazı büyük teknoloji firmaları küçükleri yutarak ve krizden güçlenerek çıktı.

Krizin ABD ekonomisinde yarattığı daralma genişletici para politikalarıyla aşılırken, 2008’de bu kez de türev finansal varlıklar ve aşırı kredi artışının yol açtığı konut krizi patladı. Bu kriz finansın yaygın geçişgenlik etkisiyle tüm dünyaya yayıldı ve Büyük Resesyon diye anıldı. Aradan daha on yıl geçmeden ABD’de ortaya çıkan bu krizi takiben para politikası genişletilse de, sıfır seviyesine yakın faiz oranları nedeniyle etkinliğini büyük ölçüde azaldı. Kriz sonrası evsiz, işsiz ve yoksul sayısı büyük ölçüde artarken, bir yandan da büyük şirketlere sermaye transferleri yapıldı ve gelir dağılımı en zengin yüzde 1, hatta binde 1 lehine bozulmaya devam etti.

Bilişim ve finansal teknolojilerinin etkileşimli olarak baş rol oynamış olduğu bu iki krizi takiben, bu kez de, pandeminin de gelişimini hızlandırmakta etkili olduğu, internet ve blok-zincir teknolojilerine dayalı olarak üretilen dijital para ve varlıkların yol açabileceği yeni krizlerle karşı karşıya kalmamız olası. Bu tür olası krizlerin öncülleri geçtiğimiz ay Türkiye’de de kripto varlık piyasasında yaşandı. TCMB’nin bunu takiben almış olduğu kripto varlıkların ödemelerde kullanılmaması yönündeki düzenleme kararları da bu anlamda gayet önemli ve yerinde.

Bitcoin gibi blok-zincir teknolojilerine dayanan merkeziyetsiz para birimlerinin, Dolar’ın uluslararası hakimiyetini yok ederek demokratik bir platform oluşturacağı argümanı ise, dünya devi Elon Musk’ın bir elektronik postası yüzünden Bitcoin piyasasında yaşanan büyük kayıpla sarsılmış görünüyor. Gerçek olan, büyük sermayedarların fiyat belirlediği piyasalarda küçük yatırımcının demokrasi aramasındaki absürdlük; merkeziyetsiz dijital paranın demokratik oluşu, iktisadi gücü elinde tutun ülkeler liderliğinde küresel sosyalizmin geleceği kadar inandırıcı.

Risk sevenlerin spekülatif yatırımları, ve para kaynağının ve ödeme miktarının kayda geçmesini istemeyenler için merkeziyetsiz para birimi bir tercih olabilir. Ancak, egemen ülkeler, para politikalarında karar verici posizyonlarını kaybetmeden kendi dijital paralarını üretme yolunda çalışmalar yürütmeyi tercih ediyor, buna TCMB de dahil.

Merkeziyetsiz para biriminin gelişmekte olan ülkeler üzerinde yaratabileceği olası etkilere ilişkin bir tahmin, finansal küreselleşmenin demokratikleşmeye etkilerinden yola çıkarak yapılabilir. Kontrolsüz dijitalleşmenin liberal ekonomi politikalarının yol açtığı erken sanayisizleşmenin etkilerini artırıp benzer biçimde egemenlik kaybına yol açma olasılığı dikkate alınmalı.

Genel olarak, teknolojik gelişimin sağlayacağı imkanların yanısıra yaratabileceği zararları da öngörmek, özellikle yaygın ve büyük etkilerin olabileceği durumlarda, devletin, kamu yönetiminin önemli bir görev ve sorumluluğu. Bu öngörülerin ulusal faydaya dönüşümü, liyakatlı ve birikimli kadroların, dar çıkar gruplarından bağımsız olarak tasarlayacakları denetleme ve düzenleme mekanizmalarıyla mümkün.