Bölücülük ve gericiliğe karşı çözüm: ŞİÖ

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Bölücülük ve gericiliğe karşı çözüm: ŞİÖ

ABD’ye büyük umutlarla giden Cumhurbaşkanı Erdoğan büyük hayal kırıklığıyla döndü.

Dedi ki: "Oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem" 

Bunları söyleyen bir zamanların BOP eş başkanı.

Yani kendisi 30’dan fazla kere bunu söylemişti.

ABD ile Türkiye ilişkileri hep kazıklayan ve kazıklanan olarak gelişmiştir.

Bunu da sözlerine ekledi Erdoğan:

“Temennim odur ki iki NATO ülkesi olarak birbirimizle hasmane değil, dostane davranalım. Ama iki NATO ülkesi olarak şu andaki gidiş pek hayra alamet değil. ABD maalesef terör örgütlerine beklenenin çok üstünde silah, araç-gereç destekleri veriyor.”

Yani iki NATO üyesi müttefik ülke olarak alışılagelen! “beklenebilecek kazığın” da üzerine çıkılmış oluyor.

Erdoğan bunu sadece Biden ile baş başa görüşememenin kızgınlığıyla söylemiyor.

2022 Pentagon bütçesinde ABD’den YPG-PKK’ya tamı tamına 170 milyon dolarlık yardım paketi yer alıyor.

Bu para: Eğitim, mühimmat ve silahlar, lojistik destek, maaşlar, iaşe ve ibate, bakım ve onarım gibi kalemler altında toplanıyor.

ABD Irak’tan sonra Suriye sınırımızda da PKK’istan kuruyor.

ABD’nin desteklediği İdlib ise başımıza bir Küçük Afganistan belası olarak sarılmış durumda.

Bunu yapan bir NATO üyesi.

Kime yapıyor?

Başka bir NATO üyesine.

E NATO’dan çıkmayalım tabii, çıkarsak daha kötü olur! diyenler utanmaz mı?

Aklı batıda muhalefet mesela hala Biden’dan medet umuyor.

Kürt sorunu köpürtmek veya Mavi Vatan eleştirmekle puan arıyor.

İktidar ise hala bir ümit, “NATO’dan kopamayız, en tatlı müttefikimiz yine de Amerika’dır” diyor.

Bakmayın şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öfkeli konuşmalarına.

Sadece 4 gün önce ne diyordu hatırlayın.

“Değerli dostum Başkan Biden ile…Brüksel'de yaptığımız samimi ve kapsamlı görüşmede bu konudaki ortak irademizi teyit ettik..!”

TEK YOL AVRASYA

ABD, NATO filan artık bize yaramaz.

Bunu iktidar ile muhalefet dışında herkes biliyor.

Tacikistan'ın Duşanbe kentinde düzenlenen tarihi Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) zirvesinin iki önemli anı, Rusya-Çin stratejik ortaklığının liderlerinin konuşmalarıydı.

Xi Jinping: “Bugün İran'ı ŞİÖ'nün tam üyesi olarak kabul etmek için prosedürleri başlatacağız. Biz ŞİÖ ülkeleri, gelişmenin kritik bir aşamasındayız. Birbirimize yakın olmak ve ortak ilgi alanlarını paylaşmak benzersiz güçlü yönlerimizdir.”

Vladimir Putin: “Bugün ŞİÖ Sekreterliği ile Avrasya Ekonomik Komisyonu arasında imzalanan Mutabakat Zaptı'nın altını çizmek istiyorum. Bu zabıt açıkça Rusya'nın; ŞİÖ, EAEU (Avrasya Ekonomik Birliği), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) ve Çin'in Kuşak ve Yol girişimini (BRI) kapsayan bir Büyük Avrasya Ortaklığı kurma fikrini ilerletmek için tasarlanmıştır."

Kısacası, hafta sonu boyunca İran, haklı, asli Avrasya rolüyle kutsandı ve tüm Avrasya entegrasyon yolları, yüzyılın geri kalanında yankılanacak bir küresel jeopolitik kesişmede birleşmeye başladı.

Atlantik ittifakının Afganistan'dan geri çekilmesiyle eş zamanlı olarak, Taliban, 15 Ağustos'ta Kabil'in kontrolünü ele geçirdiği sırada, Rusya Güvenlik Konseyi sekreteri Nikolai Patrushev, İranlı meslektaşı Amiral Ali Şamhani'ye “İran, ŞİÖ'nün tam üyesi olacak” haberini iletmişti.

ŞİÖ’de pek çok Asya ülkesi var ve pek çoğunun da araları muhteşem sayılmaz.

Ancak 25 yılını dolduran ŞİÖ, Pakistan ve Hindistan gibi iki düşman ülkeyi tam üye olarak bir araya getirmeyi, İran gibi ABD’nin nükleer hedefindeki bir ülkeyi üye kaydetmeyi ve en önemlisi de soğuk savaş sırasında düşman olan Çin ve Rusya’yı ortak zeminde buluşturmayı başardı.

Talibanlı Afganistan bile ŞİÖ’nün gözlemci üyesi.

Ve o gerici ve gözü kanlı Taliban şimdi tüm düşmanlıkları bir tarafa bırakıp Moskova, Pekin ve Tahran’ın (hatta can düşmanı Duşanbe’nin) sözlerini uysallıkla dinleyebiliyor.

Ekonomik olarak gelişmek ve bütünleşmek isteyen Asya ülkeleri ortalarında bir gerici terör yuvası barındırmak istemiyor.

Türkiye de ŞİÖ’nün bir kenarından üyesi. En son rütbe olan Diyalog üyesi olarak görünüyor.

Ve Asya çağına girdiğimiz şu yıllarda, artık çözüm Batı’dan gelmeyecek.

AB bizi üye almayacağını teyit ediyor.

ABD, zaten düşman konumlandırmasına koymuş, PKK’yı müttefik yapmış durumda.

İsrail, ironik biçimde Müslüman düşmanı kökten dinci IŞİD HTŞ gibi terör gruplarını destekleyebiliyor.

Batı emperyalizmi altında ezilen büzülen Araplar Türkiye gibi olmak isterken, Batı emperyalizmine yenilgi tattırmış Türkiye (veya AKP) Arabistan gibi olmak istiyor.

Bu çağın gerçeğine, eşyanın tabiatına aykırı bir durum.

Atlantik’te ülkemiz battıkça batıyor.

Bize yeniden can suyunu verecek olan ise Asya’nın devasa havzalarıdır.

Sınırımızda terör ülkeleri istemiyorsak, İran, Irak, Suriye ile işbirliği yapmalıyız.

İşte o yüzden de en önce gidip şu ŞİÖ’ye tam üyelik için başvurarak işe başlayabiliriz.

Batı emperyalizminin hızlanan çöküşü ve onun tek taraflı düzeni karşısında tüm gelişmekte olan ülkeler, şimdi Duşanbe'deki ŞİÖ Zirvesi’nde sergilenen yeni çizgiyi benimsemeye hazır görünüyor: egemen eşitlerin, çok kutuplu Büyük Avrasya'sı.