Bu değişimi görmezden gelemezsiniz!

Başar Tokmak yazdı...

Bu değişimi görmezden gelemezsiniz!

Uzun bir süredir gündemi belirli aralıklarla meşgul eden bir konu, eğitim sistemimiz.

Yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler, veliler sürekli olarak kendi açılarından eğitim sistemi hakkındaki sıkıntılarını dile getirmektedirler ancak yine uzun süredir mevcut olan problemlerimizi çözmeye yönelik yapıcı hiçbir adım atılmamaktadır. Sınavların adlarının değişmesi, yeni zorunluluklar, bazı hafifletmeler yalnızca kısa süreli dikkat bozukluğu oluşturup gündemi rahatlatmaktadır.

Bu çalışmamda eğitim sistemimizdeki bozuklukların, bulunduğumuz çağ ile eğitim anlayışımızın arasındaki derin uçurumdan kaynaklandığını ispatlamaya çalışacağım. Yine eğitim anlayışlarının, sanayi devrimleri ile olan ilişkisini açıklayacak ve süreci nasıl yakalamamız gerektiği hakkında fikir belirteceğim.           

SANAYİ DEVRİMLERİ VE EĞİTİM

İnsanoğlu ortaya çıkmasıyla birlikte önce temel ihtiyaçlarını karşılamış sonrasında ise çevresinde gözlemlediği her şeye merak ile yaklaşmıştır. Bu merak insanoğlunu ilk keşiflerine götürmüştür. Bu keşifler sırasında doğal olarak beklenmedik durumlarla karşılaşılmıştır. Bu durumlar karşısında ise insanın çözüm bulma ihtiyacı ve yeteneği devreye girmiştir. Bu çözümleri her zaman sahip olduğu yetenekler çevresinde getirememiştir ve etrafında gördüğü diğer canlılardan da yararlanmaya çalışmıştır. Böylece ilk evcilleştirme denemeleri ortaya çıkmıştır. İnsanoğlu sonrasında bu konuda başarılı olsa da hala bazı sorunları çözme konusunda yeni yöntemlere ihtiyacı vardır. Bu durum karşısında ise günümüzde durdurulamaz hale gelen teknolojik gelişimin ilk adımları atılmıştır.

Üretme konusunda tecrübeli topluluklar aynı sorunlarla daha sonra karşılaşmış veya bu sorunlarla mücadele etme cesaretini henüz kazanmış topluluklara bu deneyimlerini karşılık bekleyerek aktarmıştır. Bu ihtiyaç ve talebin artması durumunda ise seri üretim ortaya çıkmıştır ve devamında sanayileşme gerçekleşmiştir.

Üretim, başlarda insanların el işçiliği ve kas gücüyle sağlansa da 1784 yılında ilk mekanik dokuma tezgâhlarının ortaya çıkması ve buhar gücüyle mekanik üretimin ortaya çıkmasıyla Birinci Sanayi Devrimi gerçekleştirmiştir. 1869 yılı itibariyle ilk montaj hattının ortaya çıkması ve sonrasında elektrik enerjisi kullanımı ile seri üretimin gerçekleşmeye başlamasıyla İkinci Sanayi devrimi gerçekleşmiştir. Üçüncü Sanayi Devrimi ise 1970 yılından sonra ilk programlarının ortaya çıkması ve elektronik ve bilgi teknolojilerinin kullanımı ile üretim otomasyonunun daha yüksek bir düzeye taşınması gelişmelerini kapsamaktadır (Fırat, 2017: 11). Sonrasında ise günümüzde politika ve bilim sahasında sıkça duyduğumuz Dördüncü Sanayi Devrimi diğer adıyla "Endüstri 4.0" ortaya çıkmıştır. İlk kez 2011 yılında Hannover Fuarı'nda Almanya'da tanımlanan bu sanayi devrimi üretime bilgisayarların daha fazla katılmasını, üç boyutlu baskı teknolojilerini, işçiler yerine üretimin robotlara devredilmesi, makineler arası iletişim gibi pek çok yeniliği kapsamaktadır (Öztuna, 2017:9).

Toplumların, önceleri tarım toplumundan endüstri toplumuna oradan enformasyon toplumuna oradan da bilgi toplumuna evrilmesi sadece imalat sistemlerinde değil aynı zamanda eğitim, sağlık, çevre gibi hizmet üretiminin kaçınılmaz olduğu alanlarda da kendisini göstermektedir. Literatürde sağlık 4.0, çevre 4.0, su 4.0, lojistik 4.0, eğitim 4.0 gibi kavramlara rastlamak mümkündür (Öztemel, 2018: 25).

Endüstri devrimlerinin, eğitim anlayışlarını etkileme durumu bu devrimlerin karakteristik özelliklerinden kolayca anlaşılabilir.

1.Sanayi Devrimi'nin ilk olarak mekanik tezgahlar ve buharlı sistemleri içermesi ile yoğun bir teknik bilgi istemediği görülmektedir. Bu bağlamda usta-çırak ilişkisi içeren bir eğitim anlayışı, bu dönemin ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumdadır

2.Sanayi Devrimi'nin karakteristik özelliği elektrik enerji ile seri üretim bantlarının kurulmasıdır. Ham madde alınarak bir dizi seri, kalıplaşmış işlemlerden geçirilmekte ve ürün elde edilmektedir. Bugün bu seri üretim anlayışı ülkemiz eğitim anlayışında rahatlıkla gözlemlenebilmektedir. Öğrenciler (ham madde), okullarda (fabrikalarda) müfredat (seri üretim hattı) ile kişisel farklılıklar gözetilmeksizin eğitim görmektedirler.

3.Sanayi Devrimi ile birlikte hayatımıza elektronik bilgisi hızlı bir şekilde giriş yapmıştır. Bu dönemin getirdiği eğitim anlayışında teorik eğitim yanında uygulamalı eğitimler de büyük önem kazanmıştır. Bu süreci uygulamaya çalışan kurumlar kendi dönemlerinde önemli başarılar elde etmişlerdir. Hatta eski eğitim anlayışına kafa tutarak eğitimin dışından kendini geliştiren bazı girişimciler bulunduğumuz dönemde hala kendilerinden söz ettirmektedirler.

 4.Sanayi Devrimi, eğitimde bireysel özelliklerin önemsenmesi gerektiği gerçeğini tüm dünyada gözler önüne sermiştir. Artık üretim anlayışları, fabrikalar bile kendi karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. Müfredat kavramı bu dönem anlayışına tamamen ters düşmektedir. Müfredat; öğrencilerin kişisel yeterliliklerini yok saymakta, onların yaratıcılıklarını törpülemekte, derin yetersizlik ve başarısızlık hissiyle boğuşmalarına sebep olmaktadır. Yeni dönem bu kayıplara asla tahammül göstermemektedir. Öğrenciler artık bireysel yeterlilikleri ve isteklerine göre mentor (yol gösterici) nitelikli öğretmenleri ile müfredat dayatmasına maruz kalmadan kendilerini belirli alanlarda özellikle bilişim alanını da ihmal etmeyerek geliştirmelidir.

Yapılması Gerekenler:

Örnek alınması gereken sistem aslında yine bizim eğitim sistemimiz tarafından küçük bir öğrenci kesimine uygulanmaktadır. MEB bünyesinde hizmet veren Bilim ve Sanat Merkezleri(BİLSEM) belirli bir sınav sonucunda seçtikleri özel yetenekli öğrencilere tam da Endüstri 4.0 döneminin gerektirdiği nitelikli eğitimi kazandırmaktadır. Ancak buradaki sorun bu eğitimden çok az sayıda öğrencinin faydalanabilmesi ve bu eğitim kurumlarının imkanlarının kısıtlı olmasıdır. Yapılması gereken bu eğitim anlayışının tüm öğrencilere uygulanması için çalışmalara başlanmasıdır.

Bu dönemin getirdiği önemli özelliklerden biri de öğrencilerin yine kendi eğitimlerinde söz sahibi olmalarıdır. Mentorlar yani öğretmenler ve yöneticiler, yalnızca danışman ve destekçi konumda olmalıdırlar. Yeni sürece daha iyi adapte olunabilmesi için dinamizmin sembolü olan gençliğin istek ve şikayetleri dikkate alınmalıdır. Öğrenci meclisleri, birlikleri tarzı oluşumlarla işbirliği sürdürülmelidir.

Bu değişim süreci görmezden gelmeyi asla kaldırmamaktadır. Sürecin istekleri belirlenmeli ve yapıcı adımlar derhal atılmalıdır.

Yararlanılan Kaynaklar:

Fırat, O.Z. (2017). Sanayi 4.0 Devrimi Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme: Kavramlar, Küresel Gelişmeler ve Türkiye. Toprak İşveren Dergisi,114. 10-23

Öztemel, E. (2018). Endüstri 4.0. TÜBİTAK Bilim ve Teknik, 607. 78-85

Öztuna, B. (2017). Endüstri 4.0. (1. Baskı). Ankara: Gece Kitaplığı