Bu fil başka fil

Bilin Neyaptı yazdı...

Bu fil başka fil

Aşağıdaki grafik, kalkınma iktisatçısı Branko Milanovic’in “Fil Eğrisi” diye adlandırdığı, 1998-2008 arasında küresel gelir artışının gelir gruplarına göre dağılımını gösteriyor. Grafikte, Büyük Resesyon’a kadarki on yılda küresel genişlemenin en çok alt ve alt-orta-gelir sınıfındaki ülkelerin (başta Çin olmak üzere yükselen ekonomilerin) yanı sıra, en üst yüzde 5’lik gelir grubuna yaradığını gösteriyor. Üst-orta gelir grubundaki daralma ise, özellikle o dönemde Japonya ve Sovyetler’den ayrılan ülkelerdeki durgunlukla açıklanıyor.

Bir başka araştırma da, 1980-2016 arasında en zengin yüzde 1’lik gelir grubunun küresel büyümeden %27’lik, ve zaman içinde artan oranda, pay alırken, en alt yüzde 50’lik gelir grubundaki ülkelerin ise sadece %12’lik, ve zamanla azalan oranda, pay aldığını gösteriyor.[1] Aynı araştırma, Avrupa ve ABD’de orta sınıfın (yüzde 40-90 arası) çöküşüne de işaret etmekte.

Türkiye’deki duruma bakacak olursak, aşağıdaki grafik en düşükten en yükseğe doğru sıralanmış yüzde 5’lik gelir dilimlerinin gelirden aldığı payların 2014-2019 arası büyüme oranlarını göstermekte. Görüleceği gibi, bu grafiğin file benzer tek yanı belki filin hortumu!

TÜİK verilerini kullanarak çizdiğim bu grafik, en alt yüzde 10’luk gelir grubunun son 5 yılda gelirden aldığı pay azalırken, geniş bir orta gelir grubunun gelirden aldığı payın yerinde saymış ya da azalmış olduğunu gösteriyor. Bir başka açıdan bakılırsa, Türkiye’de çalışanların yarısından fazlasının asgari ücretli olduğunu ve asgari ücretin (2019 yılı dışında) doğruluğu tartışmalı resmi enflasyon rakamlarına göre ayarlandığıni göz önüne alırsak, halkın en az yarısının gelirinin reel olarak düşme eğilimde olduğu açıktır.[2]

Grafiğin gösterdiği en belirgin ve ilginç olgu ise, en zengin yüzde 10’luk gelir kesiminin son yıllarda esas transferi üst-orta gelir grubundan yapmış olduğu. Ekonomi yönetimi sıkışmış durumda. Artık bırakın oy devşirmek için kaynaklara erişimi kısıtlanan alt gelir kesimlerine iktidar eliyle yapılan transferleri, iktidarın kendine transfer yapacağı alan çok daraldı. İşte bu yüzden grafikteki filin hortumu bile artık aşağıya dönmüş durumda. 

Ülkenin şirket gibi yönetilemeyeceği gerçeği, uzun dönemi gözetmeyen ve kısa dönem karları peşinde büyük riskler alıp sonunda şirketi batıran, bundan da ders almayıp ille ben düzelteceğim diyen bir yöneticinin verdiği zararlarla katlanarak yüzümüze vuruyor. Ülke ekonomisinin yeniden ayağa kalkmasının tek yolu, kuruluş değerlerine saygılı ve tam bağımsız demokratik ekonomiye dayalı kalkınma vizyonudur. Mevcut iktidar bu yolda değildir, ve kendi yarattığı sorunları çözemeyecektir.

 

[1]    https://wid.world/wp-content/uploads/2018/01/ElephantCurve.pdf

[2]    2016’da asgari geçim indiriminin eklenmesiyle asgari ücrette oluşan yüzde 33’lük artış, TÜİK serisinin yıllar içinde karşılaştırmasını zorlaştırıyor. Ancak, mesela 2017-2019 döneminde ülkedeki kümülatif büyüme %8.5 iken, asgari ücret reel olarak sadece yüzde 4.3 büyümüş.