Bu rauntta Biden hamle yaptı, Putin kontra çıkardı

Nejat Eslen yazdı...

Bu rauntta Biden hamle yaptı, Putin kontra çıkardı

Kanımca Amerika’nın uygulamaya çalıştığı jeostrateji seçimden önce hazırdı. Joe Biden ve yardımcısı Kamala Harris, önceden hazırlanan bu jeostratejinin uygulayıcıları olarak seçildi.

Joe Biden, seçildikten sonra "Amerika geri döndü" sloganını kullandı. Yapılan hesaba göre, Biden yönetimi ile Amerika geri dönecek, ittifaklar güçlendirilecek ve Amerika yeniden küresel liderliğe yükselecekti.

Bu amaçla Biden yönetimi, kurallara dayalı dünya düzenini yıkmaya çalıştığı iddia edilen ve revizyonist güçler olarak tanımlanan Çin ve Rusya ile mücadele edecekti.

Asıl hedef Çin, öncelikli hedef ise Rusya idi. 

Çünkü, Amerikalı stratejistlere göre Rusya, Çin’e göre daha kolay bir hedefti. 

Eğer, Amerika Rusya’ya karşı hesaplaşmada başarı sağlarsa, hala küresel lider olduğunu kanıtlayabilirdi.

Ayrıca Amerika, Rusya’ya karşı otuz üyesi olan NATO’yu kullanabilirdi. 

Bu amaçla Rusya’nın yumuşak karnı Karadeniz havzası seçildi. 

Biden yönetimi ile birlikte Beyaz Rusya’nın düşürülmesi gayretleri hızlandırıldı, bir komedyenin yönettiği Ukrayna, Donbas üzerinden harekete geçirildi, gerginlik artırıldı.

Amerika’nın amacı, Baltık ülkeleri ile başlayan Rusya’yı çevreleme hattına Beyaz Rusya’yı ve Ukrayna’yı dahil etmek, Karadeniz’i bu çevreleme hattı içinde bir NATO gölüne dönüştürerek, Rusya’nın yumuşak karnını delmek, nefes borusunu kesmekti.

Rusya’nın ise tehdit olarak gördüğü NATO’nun güçlenmesinin, kendi sınırlarına doğru genişlemesinin önlemesini, NATO ile kendi toprakları arasında tampon bölgenin tesis edilmesini, komşu ülkelerde yaşayan Rusların korunmasını stratejik hedefler olarak benimsediğini ifade etmemiz mümkündür.

Donbas’ta başlayan gerilim kısa bir süre sonra Karadeniz’e kaydı. Bölgeye binlerce kilometre uzakta olan Amerika, Atlantik ötesinden, Karadeniz’e iki savaş gemisi yollayacağını açıkladı.

Rusya, Amerika’nın bu hamlesine Karadeniz donanmasını takviye ederek cevap verdi.

Bu süreçte Amerika Başkanı Biden ile Rus Devlet Başkanı Putin arasında yapılan telefon görüşmesinde ne konuşuldu ise Amerika savaş gemilerini Karadeniz’e göndermekten vazgeçti.

Kanımca bu olay, hem Amerika-Rus gerginliğinde, hem de Amerikan jeopolitiğinde önemli bir kırılma noktası idi.

Karadeniz’e savaş gemilerini gönderemeyen Amerika, Rusya’ya ilave yaptırımlar uygulayarak cezalandırma yöntemini tercih etmek zorunda kaldı.

Donbas’ta başlayıp Karadeniz’e kayan bu gerilim, şüphesiz Rusya tarafından yaşamsal güvenlik sorunu olarak algılandı, planlar ona göre yapıldı.

Rusya bu gerilimde doğal olarak Atlantik ötesinden gelen Amerika’dan daha cesur davranmak zorunda kalabilirdi.

Karadeniz havzasında henüz hiçbir şey bitmedi.

Birinci rauntta Biden atak yaptı, Putin bu atağı karşıladı, kontra bir yumruk çıkardı, Biden geri çekilmek zorunda kaldı diyebiliriz.

Bakalım bundan sonraki rauntlarda neler göreceğiz?

Biz mi? Bu maç bizim maçımız değil demeliyiz. Maça dahil olmamalıyız, uzaktan seyretmeliyiz, Montrö sözleşmesine sadık kalmalıyız..

Türkiye, uygulamaları ile bu gerilimde Ukrayna’ya, dolaysı ile NATO’ya ve Amerika’ya daha yakındı. 

Türkiye’nin bu yaklaşımı doğru bir tercih değildi ve bu tercih gerilimin tırmanması ile birlikte Türkiye’nin bedel ödemesine neden olabilirdi.

Bu gerilimde NATO’nun tam bir uyum içinde olmadığını, Almanya ve Fransa’nın bu gerilimden uzak kalmayı tercih ettiklerini de not etmemiz gerekir.

Daha büyük resme baktığımızda, meseleye küresel boyutta baktığımızda, Amerika’nın korumaya çalıştığı dünya düzeninin sona ermekte olduğunu, onun yerine ‘’küresel düzensizliğin’’ egemen olmaya başladığını, bu kaotik düzensizliğin, yeni jeopolitik dengeler kuruluncaya kadar istikrarsızlık ve çatışma kaynağı oluşturacağını ifade etmemiz gerekmektedir.

Bu süreçte, kendilerini Amerikan tehdidi altında gören Çin, Rusya, İran ve hatta Kuzey Kore’nin giderek yakınlaşacağını, bu yakınlaşmanın zaman içinde Atlantik yapısı karşısında dengeleyici bir blok oluşturabileceğini, dünyanın yeniden iki kutuplu bir düzene dönüşebileceğini söyleyebiliriz. 

SON SÖZ:

Donbas’ta başlayıp Karadeniz’e kayan bu gerilimde Montrö sözleşmesinin Karadeniz’de barış ve bu denize kıyıdaş ülkelerin güvenliği için ne kadar önemli olduğu, Karadeniz’de barış ve istikrarın anahtarının bu sözleşme ile Türkiye’nin elinde olduğu bir daha kanıtlandı.

Peki, bunları ifade eden Emekli Amirallerin ayaklarına neden elektronik kelepçe takıldı!?