Bu tehditler neyin nesi?

Bu tehditler neyin nesi?
(Sercan Küçükşahin – Anadolu Ajansı )\n

RUŞEN ÇAKIR VE TÜRKÖNE NEYE GÜVENİYOR?

Ne zaman Ruşen Çakır ortalığı karıştıracak bir haber yapsa ya da bir ara buluculuk görevi üstlense başımıza bir çorap örüldüğünü düşünürüm. PKK açılımı sırasında “Aman açılımdan dönülmesin” diye PKK kamplarına gittiği zamanlar yazdıkları gelir aklıma. Hatta o dönemlerde IŞİD ile PKK arasındaki savaşa dair bir değerlendirmesini hatırlarım.

“Ortadoğu’nun iki yükselen gücü” demişti PKK ve IŞİD için. Hatta PKK’nın toprağını koruduğunu, “kadın özgürlüklerine büyük önem veren PKK’nın önünün iyice açık olduğunu” vurgulamıştı.

Şu anda AK Parti’ye muhalif çizgideki Çakır, ABD Büyükelçisi Morton Abromowitz ile Tayyip Erdoğan’ı buluşturan isimdi. Bu buluşma Türkiye’nin geleceğini belirledi.

Ruşen Çakır şimdi yine sahnede… Bu kez “gazetecilik” yaptığı sıralarda gelen gidene “Darbeci”, “Vesayetçi”, “Hain” diyen FETÖ’cü Mümtazer Türköne’yi aldı yanına. Cezaevindeki Türköne ile söyleşi yaptı. Türköne resmen Türkiye’ye meydan okudu fakat kimse bunu umursamadı.

Türköne, “Rövanşist duygular içerisinde değilim. Gücü bugün elinde bulunduranlar vakit geçirmeden yeni bir başlangıç yaparlarsa kendilerini de emniyete alırlar” dedi.

Resmen tehdit etti!

Türköne tehdit edebilir hadi bunu anladık. Peki ya Ruşen Çakır bu tehdidi nasıl yayınlar? Bu sözcülük değil de nedir?

Sizce Çakır ve Türköne neye güveniyor olabilir?

***
GÜL VE BABACAN’A NEFES VEREN İNGİLİZLER

Tehdit eden edene…

Bir tehdit de İngiliz The Guardian gazetesinden geldi.

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sabrını kaybetmesi durumunda, bunun sonuçlarının korkunç olabileceğini” yazdı gazete.

“Nereden çıktı şimdi bu yazı” demeyin.

Ali Babacanların, Abdullah Güllerin sevdiği memleketten böyle “nefes veren” sözler gelmesi onları rahatlatıyor anlaşılan.

AK Partililere sordum, “Nasıl bu kadar rahat hareket ediyorlar Ali Babacanlar” diye.

“Arkalarında İngilizler var” dediler. Ben vardır yoktur bilmem ama herkes aynı şeyi söylüyor.

Yine soruyorum, “Yahu bu kadar FETÖ şüphelisi adamı yanına alıp hangi cesaretle seçime girecek?”

“Meydan okuyor”larmış!

***

TUTMAYIN ‘KÜÇÜK ENİŞTEYİ’

İngilizler, Türköne’ler tehdit eder de Ahmet Davutoğlu geri mi kalır?

Tutmayalım “küçük enişteyi”.

O da söyleyeceğini söyledi. Baktı Erdoğan çok sert dönüşler yapıyor, geri adım attı. Ama laf ağızdan çıktı bir kere.

AK Parti iktidarının ilk yıllarında vekillik yapan Emin Şirin, veryansintv.com’a yaptığı açıklamada “Mahalle karışacak” dedi.

Davutoğlu’nun bu çıkışını da anlamadığını söyledi.

Ama tehdit açık ve netti!

Sahi, Davutoğlu, Başbakan iken sustun, kovulurken sustun, şu güne kadar sustun…

Şimdi neye güvendin de bu kadar rahat konuştun?

***

ERDOĞAN GİDİCİ Mİ?

Devam edelim…

Bu kez söz, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’da.

Kuşoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 2 dönem seçilme süresini doldurduğunu söyleyerek, “Sorun giderken çok maliyet ortaya çıkarmaması, çok fazla hasar oluşturmaması” ifadesini kullandı.

Kuşoğlu şöyle devam etti:

“Türk demokrasisi, Erdoğan’ın gidişini siyasetle çözer ve demokratik sınırlar dâhilinde bu işi başarırsa çok büyük bir kazanıma sahip olmuş olacaktır.”

Şunu mu söylemek istiyorsunuz Sayın Kuşoğlu: Erdoğan kesin gidici. Gidici ama nasıl gidecek, demokratik yolla mı yoksa büyük maliyetin çıkacağı, fazla hasarın oluşacağı bir kalkışmayla mı?

Bu demokratik sınırların dışındakiler ne ola ki Sayın Kuşoğlu?

Bizim tek demokratik sınırımız vardır, o da Türk milletinin iradesinin çizdiği sınırdır.

***

ABD’nin, Suriye’den gelen tehdidin, PKK’nın ve FETÖ’nün tehditlerini saymıyorum. Oralardan zaten hep geliyor.

Bunlar neyin nesi?