Bunlara layık mıyız?

Naci Beştepe yazdı...

Bunlara layık mıyız?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın basın mensupları önünde düştüğü aciz durum yürekler acısıydı.

Devlet yönetiminde üstten ikinci basamakta konumlanmış bir kişinin asla düşmemesi gereken bir durumdu. 

Bir devlet adamının koltuğunda bir dakika daha durmamasını gerektiren bir durum.

Millete ve uluslar arası camiaya yalan söylediğini itiraf etti açıkça.

Devlete içerden ve dışarıdan güvenin sıfırlanmasına neden olabilecek böyle bir durumda göreve devam etmek ancak karakter sorunu olarak değerlendirilebilir.

BU BİR İLK Mİ?

Benzer duruma düşen devlet yetkililerimiz ne yapmıştır?

AKP iktidarı döneminde kendisi istifa eden birine rastlamadık.

Ettirilen oldu.

Bizim askeri çevreden de astları tarafından yerlerde sürüklenip “BEN KOMUTANIM” diye üniformanın gölgesine sığınanlar oldu.

15 Temmuz 2016’ydı, unutmadık.

Dikkat edilirse “devlet adamı” sıfatı üzerinden gidiyorum.

“Devlet adamı” değil de liderin, partinin, reisin, cemaatin adamı olununca fark etmiyor.

Karakter, bilgi, beceri, deneyim hepsi geri planda kalıyor.

DAHA FAZLASI 

Sağlık Bakanı ile yaşanan rezalet ilk değil elbette.

Ondan hemen iki gün önce Damat Bakan döviz kuru konusunda soru sorulunca “Ben döviz kuruna bakmıyorum. Kontrolü elimizde. Biz kazançlı çıkacağız” gibi karga güldüren ama koca bir milletle dalga geçen ifadeleri bıyık altı gülümsemesi ile söyleyivermişti.

Bu adam “Dolar yedi TL olacakmış. Çok beklersiniz” diyen kişiydi.

Dolar 8 TL’ye dayanınca birden önemsemez pozlara giriverdi.

Bir yıl önce bir yılda dört milyon kişinin istihdam edileceğini söyleyen de oydu.

Bir ay kadar önce yalaka gazeteci doları sorunca,”Dolarla mı maaş alıyorsun ki?” diyen zeki görünümüne bürünmüş yılışık.

Ekonominin başında. 

Millet keriz ya, ülkede her şeyin dövize bağlı olduğunu dağdaki çoban bile bilmez ya.

EĞİTİMCİYE BAKIN

Eğitimin başında eğitimci bir bakan var.

İlk günlerde umutlanmıştım. Aydın bir görünümü vardı.

Sonra kendime kızdım.

Aydın adamın bu karanlığın ortasında ne işi var? Ne umudu bu? diye.

Mahkeme kararına karşın okullarda “andımız”ı okutamayan ödlekten umut olur mu?

EBA çökmüş. Çocuklar ders yapamıyor. 

Adam mutlu.

“Demek ki ilgi yüksek” diye Polyannacılık yapıyor.

Eğitimin ticari tarafından geldiği için pişkin. Devlet adamı olacak değil ya. 

Çocuklar cami terasına, öğretmen tepeye çıkıyor, belediyeler bilgisayar seferberliği yapıyor.

Bakan bey mutlu.

Eğitime ilgi var ya, daha ne olsun. 

Sanki bu beyim bakan olunca ilgi arttı eğitime.

Utanma, sıkılma olmayandan devlet adamı olur mu?

YİNE ADAY

Adam “komşularla sıfır sorun” diye derin politika izleyeceğini ilan eti.

“Rus uçağının vurulması emrini ben verdim” diye efelendi. 

İhvancı politikaların yürütme kurulu başkanı olarak çalıştı.

Çevrede tek dost ülke bırakmadı.

Kendine sorarsan, istediklerini yapamamış. RTE’nin gölgesinde kalmış.

“Alçak profilli idim ondan istifa ettim” diyor şimdi. 

Sanki kalsa kovulmayacaktı.

Şu açıklaması da belleklerde, “PKK’nın tamamen değil göstermelik çekildiğini biliyorduk ama çözüm süreci zarar görmesin diye dillendirmedik”

Şimdilerde yeni kurduğu parti ile iktidara aday. AKP’yi yeriyor. Kendi onlardan ayrı biriymiş, aynı kaptan yememiş gibi.

Başka kimse kalmadı da koca ülkede buna mı layığız?

LAYIK MIYIZ?

Daha yazılacak o kadar kişi ve örnek olay var ki makale değil kitap olur.

Kabadayı kılıklı bakan, imam bakan, rüşvetçi bakan, liderin çantasını taşıyıp sopasını yiyen bakan, vatandaşa göbek attıran bakan..

Say say bitmez.

Söyleyeni kesin bilinmese de bilindik sözdür, “Milletler layık oldukları yönetimlerce/kişilerce yönetilir”

Türk milleti bunlara layık mı?

Millet olarak biz mi getirdik bunları, yoksa sistem mi?

Belli bir oy oranını tutturdular diye her istediklerini yapma hakkını da mı aldılar?

Oy vermeyenlerin hakkı nerede? 

Demokrasi rejimi ile yönetiliyorsak bu soruyu sorma hakkımız yok mu?

“ Ne yapalım, çoğunluk böyle istedi, milletin oyuna saygı duyacağız” diyerek her yapılanı sineye çekmek zorunda mıyız?

Hayır efendim.

Biz bunlara layık değiliz.

Biz, devletimizin devlet adamlarınca ve yasalarımıza uygun şekilde, bizim istediğimiz şekilde yönetilmesine layığız.

Tüm vatandaşların hakkının, hukukunun korunduğu bir sistemle ve o sistemde hizmet edecek kişilerce yönetilmeye layığız.

Bize layık olanları bulana kadar yılmayacağız.