Büyük Taarruz Yazı Dizisi-45: Kurtulan bayrak

featured

Osman Kutlu yazdı…

Turgutlu, günümüzde olduğu gibi, geçmişte de bölgenin önemli kasabalarından biriydi. Eski adı “Kasaba”dır.

İşgalin, acısını en çok yaşayan yerlerden biri olmuştur. Aynı zamanda, düşmanın katliamlarına ve çekilirken yaptığı vahşete en acı şekilde maruz kalmıştır.

29 Mayıs 1919 günü işgal edilmiş, 07 Eylül 1922 günü kurtulmuştur. Diğer şehirlerde olduğu gibi burada da yangınlar düşmanın çekilmesinden iki gün önce, planlı ve programlı bir şekilde başlamıştır. Kayıtlara göre 6000 haneden 450 hane kadar sağlam kalabilmiş. Her yer yakılmış, yıkılmış, insanlar katledilmiş. Bazı hatıratlarda anlatıldığına göre halk saklandıkları yerlerden günlerce dışarı çıkamamışlar. 

09 Eylül 1922 günü öğlen saatlerinde Kasaba’ya gelen Atatürk,  1.Ordu karargâh çadırının olduğu, bugün Karpuzkaldıran Parkı olan, Bodos adlı Rum’un fabrikasının bahçesine gelince, halk onu görmek için bahçenin etrafında toplanırlar. 

Parkın karşısında, ayakta kalmış bir kaç binadan biri olan kilisenin tepesine Türk bayrağı çekildiğini görünce homurdanmalar olur halk arasında. Bayrağı oradan indirmek isterler. Kilisenin kapısını açamayıp, bir de içeride gölgeler ve sesler duyunca, Atatürk’e bir saldırı olur veya zarar vermek istenebilir düşüncesiyle halk kiliseye hücum eder. İçeri girilemeyince kilise ateşe verilir. Çok geçmeden içeriden patlamalar gelince tereddütlerde haklılıkları ortaya çıkar ama patlamalar da alevlerin kiliseyi tamamen sarmasına sebep olur.

Alevler kiliseyi tamamen sarınca bu defa tepedeki bayrak sorun olur. Yıllardır yaşanan acıların, sıkıntıların, mücadelelerin, uğruna yapıldığı; dalgalandığı yerde huzur ve güvenin, kurtuluşun kesinleştiği o nazlı, o şanlı bayrak alevlerin arasında kalır. Alevler yükseldikçe korku ve endişe sarar herkesi. Epey bir uğraş vermelerine rağmen bayrağa ulaşamazlar. Alevlerin her sıçramasında çığlıklar feryatlara, ağlamalara dönüşür. Kimisi arkasını dönmüş, yüzünü kapatmış ağlıyor, kimisi nemli gözlerini kırpmadan bayrağa bakıyor, kimisi dualar ediyor. Atatürk de sesler üzerine çadırdan çıkmış manzarayı seyretmekte. Artık çare kalmayıp tüm umutlar da tükenince herkes olduğu yere çöküp kalıyor.

Bu manzara aslında huzura, mutluluğa, güvene, özgürlüğe, zafere bu derece muhtaç ve susamış bir milletin resmidir. Yıllardır süren tüm acılarını, üzüntülerini, sıkıntılarını, akıttığı kanları ve verdiği canları bayrakla özdeşleştirmiştir adeta. İşte Türk’ün bayrağına ve değerlerine olan saygısı ve bağlılığının anlamı budur.

Bayrak da sanki bunun farkındaymışçasına iplerine asılıyor, geriliyor, sanki kurtulmak için çırpınıyor gibidir. Sanki milletin kendisine atfettiği değerlerin, kendisini gözü yaşlı seyreden halkın üzüntü ve korkularının bilincindedir.

Derken, sıçrayan alevlerden biri bayrağı tutan düğümü yakar. Düğüm yanıp da ip boşalınca bayrak kendisini olanca hızıyla iplerden kurtarıp alevlerin üzerinden havalanır ve karşıdaki çınar ağacının dallarına konar. Kaşla göz arasında gerçekleşen bu olay bir anda bayram coşkusu yaratır halk arasında. Ağlamalar sevinç gözyaşlarına, çığlıklar mutluluk şarkılarına bırakır kendini. Herkes birbirine sarılır kutlamaya başlar. Bayrağı çınar ağacından indirdiklerinde tek bir ilmeğine bile zarar gelmemiş olduğunu hayretle görürler.

Atatürk savaştan sonra yurt gezileri sırasında bu olayı trende yanındakilere “Hayatım boyunca fala mucizeye inanmadım ama bu olayı izlerken, zafere olan inancım tam anlamıyla kesinleşti.” diyerek anlatmıştır. 

Büyük Taarruz Yazı Dizisi-45: Kurtulan bayrak

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!