Erdoğan’dan ‘Libya’ya asker gönderme’ açıklaması: Tezkereyi Meclis’e sunacağız!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, 'Libya'ya asker gönderme' konusuyla ilgili, 'Davet olduğuna göre icabet ederiz. Meclis açılır açılmaz asker gönderme tezkeresini Meclis'e sunacağız' dedi. Kanal İstanbul'la ilgili de yakında ihaleye çıkacaklarını söyledi.

Erdoğan’dan ‘Libya’ya asker gönderme’ açıklaması: Tezkereyi Meclis’e sunacağız!

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısına katıldı.

Erdoğan, “Libya’ya asker gönderme” konusuyla ilgili, “Davet olduğuna göre icabet ederiz. Meclis açılır açılmaz asker gönderme tezkeresini Meclis’e sunacağız” dedi.

Erdoğan, Kanal İstanbul’la ilgili “Devlete yük getirmeden yap-işlet-devret modeliyle, oldu ki bulamadık milli bütçeden yapmak suretiyle hayata geçireceğiz” dedi. Ekrem İmamoğlu’nun eleştirileri için de “Bunun kararını vermek sana düşmez” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın şu sıralar burada yaptığı konuşmadan öne çıkanlar şöyle:

“Suriye içinde terörden arındırdığımız toplam alanı 8 bin 200 kilometrekareye çıkardık. Suriye’de sınırımız boyunca kurulmak istenen terör tuzağını bozuk. Suriye’de müzakere yürüttüğümüz ülkelerin bize verdikleri sözler vardı. terör örgütlerinin 32 km dışarı çıkartılmasına yönelik sözlerinin yerine getirilmediğini görüyoruz. Bölgemize yönelik tacizler sürüyor.

Rejimin saldırıları ve tacizleri ateşkesi mümkün kılmıyor. Saldırılardan kaçanlar sınırlarımıza doğru harekete geçti. Yeni sığınmacı dalgasına tahammülümüz olmadığını söyledik. İdlib’deki çabalara destek verilmezse bedelini herkes ödeyecek dedik. İdlib’de sükunetin sağlanması için AB’nin elini taşın altına koyması gerekiyor.

Türkiye’nin Akdeniz’de doğal gaz arama çalışmaları başladığında CHP buna da karşı çıktı. Bir kova petrol çıkmadı diyerek kin kustular. Bu tür çalışmalar sabırla yürütülmeli. Karadeniz’de Exon sondaj çalışmaları yaptı 200 milyon dolar harcadılar, petrol çıkaramadılar dönüp gittiler. Bunlardan bihaberler yeter ki lekeleyelim. Biz netice Allah’tan diyerek yolumuza devam ediyoruz. Ana muhalefetin tavrı Yunan medyasına malzeme verdi. Her şeyin yerli ve millisini yaptık, ana muhalefet konusunda bunu başaramadık. İnşallah onu da başaracağız.

CHP’YE LİBYA TEPKİSİ

Türkiye’nin bir medeniyet havzası bulunuyor. Bu havza oldukça geniş. Akdeniz ve Kuzey Afrika parçalarından biridir. Libya, Gazi Mustafa Kemal’in yadigarıdır. Sen Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partisin. Olumlu bir açıklaman olsun. Gazi Mustafa Kemal, Libyalı kardeşlerimizi işgalcilere karşı teşkilatlandırmış ve onlarla birlikte savaşmıştır. Hatta gözünden yaralanmış ve izini şanla taşımıştır.

‘LİBYA’YA HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERECEĞİZ’

Kuzey Afrika’nın tamamı gibi Libya’da bağımız olan kardeşlerimiz var. Şu andaki cumhurbaşkanı akrabalarının burada olduğu bir cumhurbaşkanı. Darbeci general tarafından başlatılan saldırılara karşı çıktık. Trablus yönetimine her türlü desteği verdik ve vereceğiz. Libya bizim ülkelerimizin deniz yetki alanlarının çakışması sebebiyle denizden komşumuzdur.

LİBYA TEZKERESİ MECLİSE GELECEK

Soruyorlar asker gönderecek misiniz? Biz davet edildiğimiz yere gideriz. Ama davet edilmediğimiz yere gitmeyiz. Şu anda böyle bir davet olduğuna göre icabet ederiz. Türkiye ve Libya tarafında onay süreçleri tamamlanan mutabakat yürürlüğe girmiştir. Hazırlanan deniz yetki alanlarıyla ilgili haritamızı BM nezdinde kayda geçirdik. Amacımız Akdeniz’de kimsenin hakkını hukukunu gasp etmek değil. Hakkımızın gasp edilmesine engel olmaktır. Çünkü bu adımı atmamış olsaydık Akdeniz’de Türkiye’yi kendi kara sahillerine hapsedecek bir oyun tezgahlanıyordu. Bu oyunlara seyirci kalamazdık. Attığımız adım hukuka uygundur. Meclis açılır açılmaz ilk iş asker gönderme tezkeresini Meclisimize sunacağız. Meclis’ten bu tezkereyi geçirip davete icabet edeceğiz. Biz ülkenin meşru hikümetinin yanında davete icabet ediyoruz. Çeşitli Avrupa ve Arap ülkelerince desteklenen darbeci generale karşı mücadele yürüten Trablus yönetimine her türlü desteği vereceğiz.

KANAL İSTANBUL

Havalimanımız 50 milyonun üzerinde yolcuya hizmet verdi. 50 milyonuncu yolcuyu uğurlamak bize nasip oldu. ABD’ye uğurladığımız kardeşlerimize THY hediyelerini takdim ettik. Birinci etabın kapasitesine ulaşacağımız anlaşılıyor. Biz yaptıklarımızı bir kenara bırakıyor. Yapacaklarımıza odaklanıyoruz.

Kanal İstanbul böyle bir projedir. Bu öyle akşam yatıp sabah kalktığımızda aklımıza gelen anlık bir proje değildir. Kanal İstanbul’un neredeyse Başbakanlığım öncesine dayanan bir geçmişi var. Seçim kampanyamızda milletimizin takdirine sunduk, onayı aldık. İlmik ilmik çalışılmış ve bugünkü noktaya gelmiştir. Kanal İstanbul dünya çapında bir eser olacaktır. ÇED raporu tamamlandı ve askıya çıktı. AYM bu projenin YİP kapsamına alınmasıyla ilgili düzenlemenin iptaline ilişkin malum çevrenin itirazını reddedilmiştir. Projenin kararı verilmiş ve belirli aşamaya gelinmiştir. Yakında bununla ilgili ihaleye çıkılacaktır. Devletimize ve milletimize yük getirmeden YİP ile olduk ki bulamadık milli bütçeden bunu yapmak suretiyle bunu hayata geçireceğiz. Ana muhalefetin başındaki zat müteahhitlerini tehdit ediyor. Biz geliyoruz bunu iptal edeceğiz… Sen gelmeyeceksin, zaten gelemezsin. Bu ülkede dikili ağacı olmayana benim milletim yürü demez.”

Libya halkının bir süredir yaşadığı sıkıntıları yakından takip ettiklerini anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ülkenin meşru hükümetine karşı darbeci bir general tarafından başlatılan saldırılara en başından beri karşı çıktık. Çeşitli Avrupa ve Arap ülkeleri tarafından desteklenen darbeci generale karşı mücadele yürüten Trablus yönetimine her türlü desteği verdik, veriyoruz ve vereceğiz. Üstelik Libya bizim ülkelerimizin deniz yetki alanlarının çakışması sebebiyle denizden de komşumuzdur. Dolayısıyla Libya ile çok yönlü ilişkilere sahibiz. Bundan yaklaşık 10 yıl önce başlattığımız, 2012’de ilk adımlarını attığımız çalışmaları nihayet 27 Kasım’da imzaladığımız bir mutabakatla neticelendirdik. Yani merhum Kaddafi’nin döneminde, başbakanlığımda da bu adımları atmıştık, ömrü vefa etmedi ve bu işi neticelendiremedik, bu işin mazisi oralara kadar dayanıyor ve çok daha kararlı, çok daha içi dolu bir anlaşmayı imzalamak üzereydik.

MEYDANI BOŞ BULDULAR

Şimdi ise meydanı boş buldular, görüyorsunuz esip savuruyorlar. Ne yaparsanız yapın, biz imzaları attık, bu işi bitirdik ve şimdi daha da içini inşallah dolduruyoruz ama şu anda da soruyorlar, dün de sordular ‘asker gönderecek misiniz?’. Zaten burada da bizim siyasi partilerimizin içerisinde bunu söyleyenler yok mu? Var, biz de ne diyoruz ‘Biz davet edildiğimiz yere gideriz’ ama davet edilmediğimiz yere gitmeyiz. Şu anda da böyle bir davet olduğuna göre icabet ederiz.

Hem deniz yetki alanlarının sınırlandırılması hem de güvenlik ve askeri iş birliği mutabakatı ile Libyalı kardeşlerimize verdiğimiz desteği bir kez daha teyit ettik. Türkiye ve Libya tarafında tüm onay süreçleri tamamlanan bu mutabakat, resmen yürürlüğe girmiştir. Türkiye’nin ve Libya’nın birbirlerini gören deniz kıyıları temel alınarak hazırlanan deniz yetki alanları ile ilgili haritamızı Birleşmiş Milletler nezdinde de kayda geçirdik.

Bizim bu anlaşma ile amacımız, Akdeniz’de kimsenin hakkını, hukukunu gasbetmek değil, tam tersine hakkımızın gasbedilmesine engel olmaktır. Çünkü biz bu adımı atmamış olsaydık, Akdeniz’de Türkiye’yi kendi kara sahillerine hapsedecek bir oyun tezgahlanıyordu. Bizi adeta denize olta atamaz hale getirecek bu oyunlara elbette seyirci kalamazdık. Üstelik attığımız adım uluslararası hukuka ve dünyanın diğer yerlerindeki benzer tasarruflara tamamen uygundur. Güvenlik ve askeri iş birliği muhtırasına dayalı olarak inşallah Meclis açılır açılmaz ilk iş asker gönderme tezkeresini Meclisimize sunacağız. Meclisimizin de onaylamasıyla Libya’daki meşru yönetime çok daha etkin bir şekilde destek verme imkanına kavuşacağız. Darbeci generale savaş uçağından tanka ve paralı askere kadar her türlü desteği sağlayanlar ülkemizin bu adımına karşı çıkıyor.

“BİZ ÜLKENİN MEŞRU HÜKÜMETİNİN YANINDA DAVETE İCABET EDİYORUZ”

Erdoğan,  Libya’daki duruma ilişkin “Rusya 2 bin Wagner ile orada. Neymiş, güvenlik güçleriymiş, Sudan 5 bin. Bütün bunlar oluyor. Neyle oluyor, resmi yönetim mi bunlara davet çıkarıyor? Hayır, ‘Yaptık oldu’ diyorlar. Bununla da oraya şu anda girmiş bulunuyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin ise mutabakat metnini imzaladığını, askeri güvenlik ve iş birliği anlaşmasını yaptığını, 8 ya da 9 Ocak’ta TBMM’den bunu da geçireceklerini ve davete icabet edeceklerini vurgulayan Erdoğan, “Onlar bir savaş baronuna yardım ediyor. Biz ülkenin meşru hükümetinin yanında davete icabet ediyoruz. Farkımız bu. Gerçi bunlar Mısır’da da ülkenin meşru hükümeti yerine darbeciyi desteklemişlerdi, hatırlayın. İnşallah Libya’da aynı ilkesizliği, aynı demokrasi ve hukuk düşmanlığını tekrarlamalarına izin vermeyeceğiz.” diye konuştu.

Erdoğan dünkü Tunus ziyaretine değinerek, Cumhurbaşkanı seçilen Kays Said’e bu seviyedeki ilk ziyareti kendisinin yaptığını, baş başa ve heyetler halinde görüşmeler gerçekleştirdiklerini, iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Libya meselesini de enine boyuna konuştuklarını anlattı.

LİBYA TEMASLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Libya’nın istikrarı konusunda hemfikir olduğumuz Tunus ile ülkedeki meşru hükümete siyasi destek vermek için iş birliği yapma kararını aldık. 1 Ocak 2020 tarihi itibarıyla Güvenlik Konseyi’nin Geçici Üyeliği’ni üstlenecek Tunus’un tavrı ve kanaatleri bizim için çok değerlidir. Türkiye olarak Tunus’un, Cezayir ve Katar ile Berlin Süreci’ne katılması konusunda ısrar ediyoruz. Sayın Putin, Boris Johnson ve Şansölye Merkel ile bu konuları paylaştım. Dedim ki bu 3 ülkenin Berlin Süreci’ne katılmaları özellikle de Libya’nın sosyopolitik yapısı açısından çok çok önemlidir. Bu üç ülke hem buraya kıyıdaş 2 ülke özellikle Tunus ve Cezayir, Katar’ın ise kültürel noktada ciddi manada ilişkileri var ama bu 3 ülke bu çalışmalara ve sürece katılırsa çok daha etkin olacaklardır dedik.

Şansölye ‘Bir değerlendireyim’ dedi. Gerek Boris Johnson gerekse Putin’in aynen bizim gibi düşündüklerini gördüm. Sayın Putin ‘Katılımcıları öğrenmem, hangi seviyede katılım var, bunları görmem, bilmem lazım’ dedi. Dün aldığım habere göre zannediyorum üst düzey noktasında seviyenin biraz düşük olduğunu öğrendiği için herhalde katılmayacak. Boris Johnson’ın da zannediyorum durumu öyle olacak. Biz de duruma göre kararımızı vereceğiz. Aksi takdirde şu ana kadar Sayın Kalın buraya katıldı yine Sayın İbrahim Kalın Bey ile bu süreci devam ettireceğiz.”

Tunus’un ülkedeki etkin aşiretleri ve bölge liderlerini bir araya getirerek, siyasi çözümü destekleme gayretini de olumlu bulduklarını, bu konuda da her türlü teşviği, desteği vermeye hazır olduklarını, Said’e ifade ettiklerine değinen Erdoğan, önümüzdeki dönemde Tunus ile her alanda çok daha derinlikli ve geniş iş birliği imkanları bulunacağına olan inancını dile getirdi.

KANAL İSTANBUL

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Kanal İstanbul böyle bir projedir. Öncelikle şu hususu belirtmek istiyorum. Bu öyle akşam yatıp sabah kalktığımızda aklımıza gelen, anlık olarak ortaya çıkmış bir proje değildir. Kanal İstanbul’un neredeyse Başbakanlığımdan öncesine dayanan bir geçmişi vardır. Biz bu projeyi seçim kampanyamızda milletimizin takdirine sunduk ve onayını aldık. Ardından bu proje adeta ilmik ilmik örülerek konuşulmuş, tartışılmış, çalışılmış, hazırlıkları yapılmış ve bugünkü noktaya gelmiştir.”

Erdoğan, kanalın uzunluğunun 45 kilometre olacağına işaret ederek, bünyesindeki 2 limanı, bir yat limanı, lojistik merkezi, 7 köprüsü, 2 demir yolu ve 2 hafif raylı geçişiyle Kanal İstanbul’un dünya çapında bir eser olacağını belirtti.

İnşası sırasında 1,1 milyar metreküplük dolgunun yapılacağı, yaklaşık 10 bin kişinin istihdam edileceği projenin güzergahının belirlendiğini anımsatan Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, projenin 100 binlik planını onayladığını, ÇED Raporu’nun tamamlanıp, askıya çıktığını bildirdi.

“OLDU Kİ BULAMADIK MİLLİ BÜTÇEDEN”

Küçükçekmece Gölü’nden başlayacak projenin Terkos Gölü’nün doğusundan Karadeniz’e ulaşacak bir hat boyunca inşa edileceğini anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Anayasa Mahkemesi bu projenin yap-işlet-devret modeli kapsamına alınmasıyla ilgili düzenlenmenin iptaline ilişkin malum çevrenin başvurusunu reddetmiştir. Bir başka ifadeyle bu projenin kararı verilmiş, süreci başlatılmış ve belirli bir aşamaya da gelinmiştir. Kanal İstanbul’un proje ve inşa süreciyle ilgili hazırlıklarımız tamamlanmak üzeredir. İnşallah yakında bununla ilgili ihaleye de çıkılacaktır. Bu büyük projeyi devletimize ve milletimize herhangi bir yük getirmeden yap-işlet-devlet modeliyle, oldu ki bulamadık milli bütçeden bunu yapmak suretiyle hayata geçireceğiz.

Ana muhalefetin başındaki zat bütün müteahhitleri tehdit ediyor. ‘Sakın bu işe girmeyin, bak girerseniz biz geliyoruz, geldiğimizde biz bunu iptal ediceğiz.’ Ya sen gelmeyeceksin, zaten sen gelemezsin. Bu ülkede dikili bir ağaçı olmayana benim milletim ‘Yürü’ demez. Sizin böyle bir gayretiniz yok. Milletimiz hizmet bekliyor. Siz birinci köprüde de aynısını yaptınız. Yaptık mı, yaptılar, Allah rahmet eylesin. İkinci köprüde bunlar yine aynısını yapmadı mı, aynısını yaptılar. Yaptık mı, yapanlardan Allah razı olsun, ölenlerin ruhunu Allah rahmet eylesin.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3’üncü Köprü, Osman Gazi Köprüsü, İstanbul-İzmir Otoyolu, Marmaray, Avrasya Tüneli’nde de ana muhalefetin benzer itirazlarda bulunduğunu hatırlatarak, “Başbakan olduğumuzda Adnan Menderes Havalimanı gibi doğru dürüst bir havalimanı yoktu. Oraya da şu andaki muhteşem havalimanını yaptık, çünkü bize hizmet yakışıyor. Oy verirler vermezler, önemli değil. Bizim karakterimizde şu var, ‘At denize balık bilmezse halik bilir.'” diye konuştu.

Erdoğan, İmamoğlu’nun açıklamalarına ilişkin, “Bunun kararını verme yetkisi bize aynı zamanda Büyükşehir Belediye Meclisine aittir. Senin böyle bir yetkin yok.” dedi.