Celal Şengör iyice uçtu, kolonyalizmi savundu

Prof. Dr. Celal Şengör, kolonyalizm ve oryantalizmin suç gibi anlatıldığını belirterek, 'Kolonyalizmin pek çok kötü yanı olduğu gibi, çok iyi yanları da olmuştur. Hindistan bir İngiliz kolonisi olmasaydı bugün böyle bir Hindistan’dan bahsedemezdik' dedi.

Celal Şengör iyice uçtu, kolonyalizmi savundu

HaberTürk yazarı Fatih Altaylı dünkü köşe yazsında Prof. Dr. Celal Şengör’ün kendisine yolladığı mektubu yayınladı. Mektubunda sömürgeciliğin (kolonyalizmin) iyi yönleri olduğunu öne süren Şengör, oryantalistlere de laf söyletmedi. “Oryantalistlere tu kaka demek cehaletin daniskasıdır” diyen Şengör’ün mektubu şöyle:

“Sevgili Fatih,
Gazetelerimizde, özellikle solcu/liberal/sağcı kesimin yazılarında ‘kolonyalizm’ ve ‘oryantalizm’ sanki birer suçmuş gibi anlatılıyor veya öyle sunuluyor. Kolonyalizmin pek çok kötü yanı olduğu gibi, çok iyi yanları da olmuştur. Hindistan bir İngiliz kolonisi olmasaydı bugün böyle bir Hindistan’dan bahsedemezdik. Birbirinin dilini anlamayan yüz küsur devletçikten oluşuyor olurdu. Gandi Hindistan bağımsızlığı için öne sürdüğü fikirleri de Güney Afrika’da Avrupalı kolonistlerin okullarında öğrenmişti.

Fakat esas fenalık oryantalizmi, yani bizlerin eskiden şarkiyat dediği bir bilim dalını bir suç makinasıymış gibi öne sürmektir. Bu hiçbir aklın, mantığın kabul edebileceği bir şey değildir. Aslen Hristiyan bir Filistinli olan, hayatını Amerika’da geçirmiş, Columbia Üniversitesi İngilizce profesörü Edward Said’in buram buram cehalet, ön yargı ve kötü niyet kokan Orientalism adlı kitabıyla başlayan bu modaya dünyadaki bütün okuma özürlü solcu/liberal/sağcı yazar ve/veya aktivist katılmıştır.
Rahmetli Fuat Sezgin her eserinde Avrupalı oryantalistler olmasaydı, bugün İslam dünyası hakkındaki bilgilerimizin çoğundan mahrum olacağımızı söyler. Aynı şey, tüm Asya halklarının tarih, edebiyat, tarihi coğrafya ve etnoğrafyası için de geçerlidir.
Bir Stanislas Meunier, bir Abel-Remusat, Bir Klaproth, bir Kraçkovski, bir de Goeje, bir Pelliot olmasaydı İslam ve Çin coğrafyacıları hakkında ne bilecektik? Bir Bartold olmasaydı Moğol ve Türk tarihçiliği ne kadar fakir olacaktı; Köprülü’nün değerini Türkler mi farketti? Onu Rus Bilimler Akademisine Bartold, Kraçkovski ve Oldenburg seçtirmemiş miydi?
Baron Joseph von Hammer-Purgstall’e ilk bilimsel Osmanlı tarihini borçlu değil miyiz?
Bunların acaba hangisi doğu halkları aleyhine tek bir satır yazdı?
Hangisi batı devletlerinin emrinde casusluk yapmıştı?

Batı devletleri, ellerindeki Gertrude Bell gibi iyi okumuş ve hırslı kişileri politik amaçları için elbette kullanmışlardır. Ama Bell için ne denmişti? ‘Majestelerinin hükumetinin temsilcileri arasında Araplar tarafından sevgiyle benzer bir hisle anılan tek kişi’.
İkinci Dünya Savaşından sonra İngiltere Cambridge Farsça profesörü ve büyük İran uzmanı Peter Avery’i de gizli servisine yardım etsin diye kullanmamış mıydı?
Bizim onlara karşı çıkartacak niçin tek bir bilim insanımız yoktu? Bu insanlar hayatlarını Asya halklarının daha iyi tanınması için harcamışlardı.
Araplar Bell’i boşuna mı sevmişlerdi? Her biri çok saygın ve önemli bilim insanları olan oryantalistlerin listesini burada uzatabilirim, ama gerek yok. Yalnız şu kadarını söyleyeyim: Oryantalistlere tu kaka demek cehaletin daniskasıdır.
Keşke Fuat Sezgin hayatta olup o oryantalistlere dil uzatanlara hadlerini bildirebilseydi. En azından Fuat Hoca’nın eserlerini okusunlar da biraz olsun utansınlar.
Bu cehalet balçığından bir an evvel milletçe kurtulabilmemiz dileği ile Celal.”