Çeyrek yüzyıl sonrası Sincan’ın tankları

featured

Alican Türk yazdı…

Üzerinden tam 25 yıl geçti… Çeyrek asır yani…

25 yıl önce bugün, 04 Şubat 1997 sabahı saat 07.30’da, Ankara Etimesgut’ta bulunan Zırhlı Birlikler ve Eğitim Tümen Komutanlığı Gösteri Tatbikat Taburu’ndan 18 tank, 4 ZMA (zırhlı muharebe aracı), 10 ZPT (zırhlı personel taşıyıcı), 5 tekerlekli araç, 8 Sb., 11 Astsb., 92 erbaş ve er (toplam 111 kişi) ile; çevre ve yol emniyetini almak üzere Merkez Komutanlığı’ndan 1 Sb., 4 Astsb., 22 erbaş ve er (toplam 27 kişi); Jandarma birliğinden de 5 Sb., 6 Astsb., 60 erbaş ve er (toplam 71 kişi) olmak üzere tamamı 209 personelden oluşan bir askerî konvoy Etimesgut’tan yola çıkıp, Sincan ve Yenikent’in içinden geçerek Akıncı Hava Üssü bölgesine intikal eder.

Aynı konvoy, aynı gün saat 17’de aynı güzergâhtan kışlaya geri döner.

Birlik meskûn mahallerden geçerken kimse korkmaz, saklanmaz, tedirgin olmaz, aksine halk sevgi gösterilerinde bulunur.

Sabahki intikal sırasında Sincan çıkışı demiryolu hattı civarında bir tank arıza yapar. Onu kurtarmak ve onarımını yapmak için de bir başka tırtıllı kurtarıcı araç arızalı tankın yanına gider; tamir işi yaklaşık akşama kadar sürer.

İşte 25 yıl önce bugün, 04 Şubat’ta yaşanan bu intikal ülkenin bir dönemine damgasını vurur, kıyameti koparır.

Neden mi?

Bunu açıklamak için olayın 4 gün öncesine gidelim:

31 Ocak akşamı Ankara – Sincan ilçesinin Refah Partili Belediyesi KUDÜS GECESİ adıyla bir etkinlik düzenler. Geceye İran Büyükelçisi Muhammed Rıza BAGHERİ onur konuğu olarak davet edilir. Gecede, resmî kayıtlarda “PKK gibi terör örgütü” olarak geçen radikal İslâmcı HAMAS ve HİZBULLAH liderlerinin büyük boy posterleri salona asılır; gece boyunca tekbir nidaları altında şeriat çağrıları yapılır, Humeyni yüceltilir, Filistin lideri Yaser ARAFAT’a ağır hakaretler edilir, “lâiklere zorla şeriat enjekte edileceği” vurgulanır, Refah’lı gençlerce “intifada”yı (Filistinlilerin İsrail askerlerine karşı başlattıkları direniş ve ayaklanma) canlandıran bir oyun sergilenir.

Bu arada geceyle ilgili haber yapmak isteyen STAR TV muhabiri Işın GÜREL tartaklanır, görüntü alması engellenmek istenir.

Tabii haliyle olay bir anda ülke gündemine oturtur. Gazeteler “Bu ne rezalet” başlığıyla çıkar. CHP, DSP, ANAP, DTP gibi dönemin partileri büyük tepki gösterirler; DSP lideri Bülent ECEVİT “İran Büyükelçisi gönderilsin, Belediye Başkanı görevden alınsın” çağrıları yaparken, CHP lideri Deniz BAYKAL “Erbakan Türkiye’nin Başbakan’ı olduğunu unutup lâik Cumhuriyetle savaş içine girdi, sonu nereye varır bilinmez”; ANAP Gn.Bşk. Mesut YILMAZ ise “Refah İran modeli bir Türkiye istiyor, buna izin vermeyeceğiz” şeklinde açıklamalar yaparlar.

Bu gelişmeler üzerine İçişleri Bakanı Meral AKŞENER 02 Şubat’ta Sincan Belediye Başkanı’nı görevden alır, aynı gün Ankara Cumhuriyet Savcılığı Kudüs Gecesi hakkında soruşturma başlatır, sorumluları hakkında dava açar; 03 Şubat’ta İran Büyükelçisi Bagheri Dışişleri Bakanlığı’na çağrılır ve beyanları protesto edilir.

İşte tam da bu olayların üzerine 04 Şubat’ta yukarıda açıkladığımız üzere, Etimesgut’tan çıkan zırhlı birliğin Sincan’dan geçerek Akıncı Üssü’ne intikali yaşanır.

Tabii bu kez de bu intikal gündeme yansır. Medya zırhlı araçların Sincan’dan geçişini 31 Ocak akşamı Sincan’da yaşanan olaylara yorar ve söz konusu intikalin REFAHYOL Hükûmeti’ne ve şeriata destek veren irticaî çevrelere bir uyarı olduğunu, darbenin ayak sesleri olduğunu yayar.

Ve işte o yaklaşım, işte o haber bütün o sürece damgasını vurur. O gün bugündür ne zaman 28 Şubat’tan söz edilse hemen Sincan’da tankların geçişine ilişkin o görüntüler ekranlara gelir ve “28 Şubat darbesinin maddî cebir ve şiddet unsuru” olarak gösterilir.

04 Şubat 1997 tarihinde Sincan içinden geçip Akıncı Üssü’ne giden zırhlı araçlar

Başka bir deyişle bir askerî intikal sözde 28 Şubat darbesinin “sembol eylemi” haline gelir.

Hâlbuki olay 28 Şubat MGK Toplantısından 24 gün önce olmuştur. Ayrıca öyle bir işlenip anlatılır ki, sanırsınız Sincan’dan tanklar geçince o gün Hükûmet devrilmiştir.

Peki, gerçek böyle midir? Sahiden de tanklar Hükûmet’e gözdağı vermek için mi Sincan’dan geçmişlerdir? Ona bakalım:

Bu konu 28 Şubat Davası sırasında çok konuşuldu. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı merhum Hikmet KÖKSAL Paşa, mahkemedeki ifadesinde “42-43 yıllık askerî hayatımda Sincan’dan tankların geçişi kadar istismar edilmiş bir konu görmedim, bir olay yaşamadım” diye anlatırken “Bu olay olduğu zaman Kara Kuvvetleri Komutanı olarak en üst düzeydeki insan bendim. Hiçbir gazeteci, hiçbir kişi beni arayıp da ‘Bu tanklar niye yürüdü kardeşim?’ diye sormadı, herkes istediğini yazdı, istediğini düşündü” diye yakındı. Zırhlı birliğin Akıncı’daki 4. Ana Jet Üs K.lığı ile her yıl rutin olarak düzenlenen planlı ortak bir tatbikatı olduğunu, o intikalin de o amaçla gerçekleştirildiğini, o gün intikal güzergâhı üzerinde bulunan bir menfezin / köprünün yıkılmış olması nedeniyle Sincan şehir merkezinden geçmek durumunda kaldıklarını, olayın bundan ibaret olduğunu belirten Köksal Paşa, “Kudüs gecesi olayı ile tanklar arasındaki ilgiyi medyanın kurduğunu ve sansasyonel haber olarak yaydığını, olayların bu şekilde abartılacağını hiç düşünmediklerini” vurgular.

28 Şubat mahkemesine “tanık” olarak gelip ifade vermek isteyen ama veremeyen, son olarak Yargıtay’ın bozduğu karar çerçevesinde yeniden yargılanmasına başlanan davanın 24 Ocak 2022 tarihli celsesinde dinlenen Sincan’dan geçen tankların Tabur Komutanı Namık Kemal ÇALIŞKAN Paşa da söz konusu tatbikatın Eylül 1996’daki Yıllık Tatbikatlar Planı’nda yer aldığını, 04 Şubat’tan 10-15 gün önce ast birlik komutanlarıyla yol keşfi yapıldığını, gidilmesi düşünülen 1’nci güzergâhta Ankara Çayı üzerindeki köprü onarımı nedeniyle Sincan’dan geçen 2’nci güzergâhı kullanmak zorunda kaldıklarını ifade etmişti.(*)

Yine mahkemeye gelip ifade vermek isteyen TESUD Genel Başkanı (E) Korg. Erdoğan KARAKUŞ da bu tatbikatın 1960’lardan beri yapıldığını, 1960’lı yıllardan 1997 yılına kadar tanklar, zırhlı personel taşıyıcıları, asker taşıyan araçların anılan nedenlerle defalarca Sincan’dan geçmesine rağmen hiç birine darbe yakıştırılması yapılmadığının altını çizer.

04 Şubat’taki basit bir tatbikatın bu kadar ses getirmesi üzerine aynı gün Genelkurmay Başkanlığı da bir açıklama yapar. Açıklamada “motorlu yürüyüş denilen bu geçişin normal bir faaliyet olduğu, 6 ayda bir icra edildiği ve Kudüs Gecesi sonrasına denk gelmesinin tesadüf olduğu” vurgulanır.

Yani “Dalga mı geçiyorsunuz, nereden çıkarıyorsunuz bu saçma sapan yorumları?” demeye getirir.

Hükûmet cenahının bu gelişmelere tepkisi ne olur peki?

Tankların yürüyüşünün ertesi günü, 05 Şubat’ta Başbakan Erbakan kendisine bu konuyu soran gazetecilere şu cevabı verir: “Cumhuriyet Bayramında da 240 tank geçiyor, n’olmuş yani?”

Yani Erbakan tankların geçişini hiç de REFAHYOL Hükûmetine karşı yapılmış bir hareket gibi görmemiş, bir tehdit veya cebir olarak algılamamıştır.

Aynı olay 28 Şubat duruşmaları sırasında dönemin Millî Savunma Bakanı olan Turhan TAYAN’a da sorulmuştur. Duruşmada “tanık” olarak dinlenen Bakan TAYAN, “olayı sabahleyin öğrendiğini, ilgililere sorup bilgi aldığını, bunun bir askerî tatbikat sebebiyle yapılan bir birlik intikali olduğunu öğrendiğini ve basına da bu şekilde açıklama yaptığını belirtmiştir.

Yani Millî Savunma Bakanı da bunu bir tehdit olarak görmediğini ifade etmiştir.

Düşünsenize, askerler sözde darbe yapıyor, ama ne Başbakan ne de Hükûmet üyeleri bunu ciddiye alıyor…

Şimdi tekrar başa dönelim: Bugün 04 Şubat… 28 Şubat sürecinin sembol olaylarından biri olan ve sözde “darbenin maddî cebir ve şiddet unsuru” olarak gösterilen tanklar tam 25 yıl önce bugün Sincan caddelerinden geçerek Akıncı Üssü’ne gitti, akşamüzeri de aynı yoldan geri dönüp kışlalarına çekildi.

Yani, çeyrek yüzyıl geçti.

Bu vesileyle hem hafızaları tazeleyelim hem de yıllardır tek yönlü propagandalarla topluma söylenen yalanlara karşı şu hususların altını çizerek gerçekleri anlatalım dedik:

1. “Darbenin tankları” olarak gösterilen o tanklar her yıl plânlı bir tatbikat için kışlalarından çıkıp intikal eden bir birliğin rutin faaliyetidir. Yol güzergâhı üzerindeki bir köprü onarımı nedeniyle Sincan’dan geçmek durumunda kalmışlardır.

2. Olayın Hükûmete karşı cebir, şiddet, tehdit vs. ile ilgisi yoktur. Zaten iktidar da bunu kendisine yönelik bir eylem olarak algılamamıştır.

3. Nitekim bu eylem iktidara karşı yapılmış olsa – rahmetli Hikmet KÖKSAL Paşa’nın mahkemede dediği gibi Ankara’nın tam tersi istikamete – Sincan’a doğru değil, Ankara’ya – Meclis’e doğru, Çankaya’daki Reisicumhur Köşküne doğru yapılırdı.

4. Nihayet olayın altını çizmek istediğimiz noktası şudur: 28 Şubat ve tanklar konusunda toplumda oluşturulan en önemli algı, askerlerin Sincan’da tanklarla sokağa çıkması üzerine REFAHYOL Hükûmeti’nin istifa ettiğidir. 28 Şubat’la ilgili çıkan bütün haberlerin hep Sincan’daki tank görüntüleri eşliğinde verilmesi sonucu toplumda bir darbe algısı yaratılmıştır. Bu tamamen gerçek dışıdır ve bir algı operasyonudur. Zira Sincan’da tankların geçişi ile Hükûmetin istifası arasında tam 4,5 aylık bir zaman vardır. Yani düşünün ki askerler darbe yapmak için tankları Sincan’da yürütüyor, ama Hükûmet 4,5 ay sonra düşüyor.

Böyle darbe mi olur?

Olmaz tabii…

Ama işte “darbe yaptılar” diye bugün yaşları 74 – 90 arası olan 14 general bir FETÖ iddianamesiyle yargılanıp müebbet cezası aldılar ve 04 Şubat 2022 tarihi itibariyle tam 170 gündür cezaevindeler.

Kabul edemiyorum arkadaş!

 

(*) Namık Kemal ÇALIŞKAN Paşa’nın tanıklığıyla ilgili olarak “28 Şubat Davasını Çökerten Tanıklık” başlıklı yazıya bakılabilir. https://www.veryansintv.com/28-subat-davasini-cokerten-taniklik/

Çeyrek yüzyıl sonrası Sincan’ın tankları

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 6 ay önce

    28 Şubat davası bir hesaplaşma çabasıdır. Ancak hukukun bir gün herkese gerekecegi unutulmamalidir

    Cevapla
  2. 6 ay önce

    Okumayan toplum olunca herşeyi 28 Şubat’ı darbe gibi gösterenlere inanırlar

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!