CHP’nin Et ve Süt Kurumu seferi

Ahmet Müfit yazdı...

featured

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) sonra üçüncü “ziyaretini” günümüzdeki adıyla Et ve Süt Kurumu’na (ESK) yaptı. Kılıçdaroğlu’nun ESK “ziyaretinin” söylenen gerekçesi çocukların beslenme hakkına dikkat çekmek olarak açıklandı.

TÜİK seferinde, yayınlanan enflasyon verilerinin yanlışlığını dile getiren Kılıçdaroğlu’nun MEB ziyaretindeki/seferindeki gündemi, KPSS’den yüksek puan almalarına rağmen mülakatlarda aldıkları düşük puan nedeniyle atanamayan öğretmenlere destek vermekti. CHP’de Kılıçdaroğlu sonrasında yaşanan değişimin/dönüşümün sonucu olarak beklendiği gibi, söz konusu ziyaret ve yapılan basın açıklamalarında, eğitimde laiklik karşıtı/laiklik İlkesini fiilen geçersiz kılan icraatlar konusunda en ufak bir eleştiri dahi söz konusu olmadı.

ESK ziyareti de benzer şekilde gerçekleşti. Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) önce Anonim Şirket haline dönüştürülüp sonra satılması, kombinaları özelleştirilerek Et Balık Kurumu’nun fiilen yok edilmiş olmasından, hayvancılığı desteklemek için kurulmuş olan Yem Sanayi özelleştirilme kapsamına alınmasından, tohumculuğun piyasalaştırılmasından ve tohumda yaşanan yabancı bağımlılığından hiç bahsedilmedi. Bu işler yapılırken iktidarda olan ANAP ve DYP-SHP Hükümetlerine ilişkin en ufak bir eleştiri olmadığı gibi, AKP’nin tarımdaki özelleştirmeleri yaygınlaştıran, tarım arazilerinin yabancılara satışına izin veren uygulamalarına, gıda sanayinde yaşanan yoğun yabancılaşmaya değinilmedi.

İşin özü, süt ve et fiyatlarındaki artışın yani hayvancılığın çöküşünün gerçek nedenleri konusunda hiçbir şey söylenmedi.

Bunları söylemediyse ne söyledi?

Kılıçdaroğlu’nun twitter hesabından yapılan açıklamada, ESK ziyaretinin gerekçesi; “Çocuklarımızın beslenme hakları için Et ve Süt Kurumu’na gittik. Öğün atlamak zorunda kalan çocuklarımızın kursağından et ve süt geçsin diye gittik. Çocuklarımızın yeterli beslenme hakkı artık milli öncelik meseledir” olarak açıklandı.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, sorunun bu noktaya geliş nedenleri, bu noktaya gelinirken CHP’nin de AB’ye uyum adı altında destek verdiği mevzuat değişikliklerinin, gelinen bu noktaya etkisi konusunda herhangi bir eleştiri ya da özeleştiri söz konusu olmadı. 2017 Anayasa değişiklikleri ile değişen yönetim yapısından kaynaklı bir sorun söz konusuymuş gibi davranıldı.

Daha da ötesi, Sosyal Devlet savunusu amaçlı olduğu izlenimi verilen ziyarete, ABD usulü “hayırseverlik” (philanthropy) savunucusu kişilerle birlikte gidilerek, Dünya Bankası üretimi ve zorlaması sosyal devletin tasfiyesi ve yoksulluğun sürdürülebilir kılınmasına yönelik yapısal reform politikalarına destek verilmiş oldu.

İşin bir yanı bu, diğer yanı ise bence çok daha vahim.

Diğer yanı derken kastım, bir kez daha, muhatabı olması gereken siyaset kurumundan değil, AB’ye uyum ve demokratikleşmenin sağlanması, bürokratik vesayetin kaldırılması adına değiştirilen yasalarla -birçoğu DSP ve CHP’nin desteğiyle yasalaştı- siyasetçinin kapı kulu haline getirilmiş bürokrasiden hesap sormaya kalkışılmış olması.

Daha da öte, “Ana Statüsü” yani kuruluşuna esas mevzuat ile “…piyasa ekonomisi kuralları içerisinde sektörde tam rekabet koşullarının tesisine katkıda bulunarak kârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda…” faaliyet göstermeye mecbur edilmiş, değiştirilen statüsüyle sosyal niteliği yıllar önce ortadan kaldırılmış bir kurumdan, yürürlükteki mevzuata göre yapamayacağı bir şeyin talep edilmesi.

Buraya kadar yazdıklarımın, “ne var bunda, siyaset yapıyor” diyerek gereksiz bir eleştiri olarak algılayabileceğinin, böylesi bir bakış açısının mevcut konjonktürde naif bir bakış açısı olarak görülebileceğinin farkındayım.

Sorun da tam da bu noktada ortaya çıkıyor aslında. Kandırmaya, manipülasyona, onlar yaptı bu sefer sıra bizde anlayışının içselleştirilmiş olmasına dayalı bu hoşgörünün, siyasetin koşulsuz taraftar olmaya ve ne pahasına olursa olsun “kazanmaya” odaklanarak, esas amacı olan devlet ve toplum yararının temsilcisi olma, bu yönde topluma önderlik etme niteliklerinin yok olmasına neden olduğunu, içeriksizleşen, algı oluşturmaya, manipülasyona dayalı siyaseti meşru kıldığını görmezden gelmek anlamına geleceği sanırım son derece açık.

Böylesi bir “siyaset anlayışının ve bu “anlayışa” karşı duyarsızlaşmış bir toplumun gideceği yer için umutlu olmanın çok da kolay olmadığını da ifade edip bitireyim.

 

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-61036679 https://twitter.com/kilicdarogluk/status/1512325419478966273?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E1512325419478966273%7Ctwgr%5E%7Ctwcon%5Es1_&ref_url=https%3A%2F%2F

https://www.veryansintv.com/kilicdaroglunun-soz-verdigi-hacer-foggo-kimdir/ https://www.ab.gov.tr/files/pub/tsr.pdf

https://openknowledge.worldbank.org/handle/10986/24360

https://www.philanthropyroundtable.org/magazine/evangelical-philanthropy-for-the-world/

https://kms.kaysis.gov.tr/Home/Goster/43831?AspxAutoDetectCookieSupport=1

CHP’nin Et ve Süt Kurumu seferi

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 3 ay önce

    Soyledikleriniz cok onemli ama hicbir degeri yok cunku yapilmak istenen sovdu yapildi unutuldu

  2. 3 ay önce

    Harika bir yazı. Ortada kayda değer bir muhalefet yok; çünkü muhalif görünenler sistemi eleştirmiyorlar. Zor ve yapıyı etkileyecek değişimlerden dem vurmuyorlar. Çocukların beslenme hakkı, atamalarda adalet gibi genel geçer ifadelerle göz boyamaya devam ediyorlar. Kitleleri ezen serbest piyasa ekonomisini eleştirmiyorlar; neoliberalizme atak yapmıyorlar, büyük şirketlere söz söylemiyorlar. (Zaten İstanbul sermayesi ile kanka vaziyetteler) Peki n’apıyorlar? Varsa yoksa algı yönetimi, popülist bir kaç sloganla gün geçirme.

  3. 3 ay önce

    Ahmet Bey,
    Bence öncekiler gibi bu yazınız da dikkatle okumayı gerektiriyor. İyi ki veryansındasınız. Değerli yazınız için teşekkürler.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!