Çin Modeli ve Nas

Şevket Apuhan yazdı...

Çin Modeli ve Nas

1-Çin Modeli tartışmaları başladı. Çin Modeli olmaz. Ancak iş oraya doğru gidiyor. Çin Modeli nedir? Siz günlük 1-3 dolara çalışırsınız, dünyanın dev şirketleri ülkenize gelir, size üretim yaptırır, onların kölesi gibi alın teri dökersiniz ve bu şirketler sizin sırtınızdan milyarlarca dolar kazanırlar. İtiraz hakkınız yoktur, düşünme hakkınız da. Sizin adınıza parti düşünmüştür ve siz ancak köle olarak uygulama safhasında işe yararsınız. Bu şekilde on yıllar geçer. Teknolojiyi öğrenirsiniz, üretimi öğrenirsiniz, taklit etmeyi öğrenirsiniz. Yavaş yavaş kıpırdanırsınız. Olursa olur, olmazsa kölelik ettiğinizle kalırsınız. Bir kere Türkiye’de iyi kötü her zaman bir demokrasi olmuştur ve hala da vardır. Demokrasi içerisinde Çin Modeli diye bir şey olamaz. Devletin elinde sopa yokken kimseyi yıllarca açlık sınırında çalıştıramazsınız.

2-Peki, Çin Modeline nasıl razı olduk. Aslında Çin Modeline razı olmadık. Çin Modeline de razı olduk. Çünkü ortada bir model yok. Bir fikir yok. Ortada bir çizgi kalmamış, bir plan, program, strateji kalmamış.

3-Faizin, Allah’a savaş açmak anlamına geldiğine iman etmiş bir kulum. Faizle ilgili kitap bile yazdım. Ancak her şeyin bir yolu var yordamı var. İslami hükümler bir bütündür. İslam Ekonomisi sadece faizi yasaklamamıştır. İşçinin hakkından tutun, mal paylaşımının nasıl olacağına; mirasın bölüşülmesinden tutun, devlet malının kullanımına kadar bir bütün halinde hükümler vermiştir. Örneğin hırsızın kolu gider; ancak hırsızın kolu gitmeden önce de “İhtiyacınızdan fazla olanı paylaşın” emri gelir. Yani hırsızın cezası bir refah düzeni içinde belirlenmiştir. İnsanların ekmeğe muhtaç olduğu bir sistemde ekmek çalanın kolu yerinde kalır. Önce adamın karnını doyuracaksın. Nas ortada!

Bunları neden anlatmaya çalıştım? Çünkü Allah’ın hükümleri siyasete yine alet ediliyor.

Faiz nasıl düşer?

Faiz, üreterek ve katma değer yaratarak düşer. Faiz, uygun sosyal ve iktisadi ortamda düşer. Faiz; hukukla, adaletle, üreterek, çalışarak düşer. “Düşürüyoruz” demek faizi düşürmek için en son çare değil en son çare bile değildir. Asla yeri yoktur.

Yani siz faizin düşeceği ortamı hazırlayın, faiz zaten düşer. “Faizler düşmeli” demekten kastımız, faizin düşeceği, dövizin dengeye geleceği ortamı oluşturmak için çabalamaktır. Cumhurbaşkanı “Düşürün” desin de düşsün demek değildir.

Erdoğan’ın aklından geçeni yapması için birçok koşul oluşmalıydı. Yani bu koşulları oluşturmalıydı. Sizin Merkez Bankanızda 1 trilyon dolar yoksa bu kavgaya girişmemelisiniz.

Allah “Sizin için çalıştığınızdan başkası yoktur” buyuruyor. Çalışmadan, üretmeden, yönetmeden faizi düşürücem diye yola çıkarsanız sonuç yüzde 16 ile para verip aynı parayı yüzde 22 ile borçlanmanız olur. Nas “Hiç akletmez misiniz?” buyuruyor.

Sanırım iktidarın düşünmeye bugün her zaman olduğundan çok daha fazla ihtiyacı var.