Çin-Rus askeri tatbikatları ne anlama geliyor?

Barış Adıbelli yazdı...

Çin-Rus askeri tatbikatları ne anlama geliyor?

Mayıs ayından beri Afganistan’da yaşanan gelişmeler tüm dünyada olduğu gibi Çin ve Rusya tarafından da endişe ve dikkat ile takip ediliyor. Bu kapsamda Çin ve Rusya, Taliban’ın Afganistan’daki hızlı ilerleyişine karşı diplomatik yolların yanında askeri tatbikatlarla da yanıt veriyor. Bu tatbikatlar sadece Taliban’a karşı bir yanıt değil aynı zamanda ABD ve NATO’ya karşı da bir yanıt niteliği taşıyor.

TATBİKATLARIN TARİHÇESİ

Çin ile Rusya arasındaki ortak askeri tatbikatlar süreci ilk defa 2005 yılında başladı. 2005 yılından bugüne Çin ve Rusya zaman zaman ikili, zaman zaman bölge ülkeleriyle ve zaman zaman da Şanghay İşbirliği Örgütü bünyesinde hem kendi bölgelerinde hem de uzak coğrafyalarda askeri tatbikatlar düzenlemiştir. Özellikle, Çin ve Rusya arasında iki ülkenin gerçekleştirdiği askeri tatbikatlar daha çok ön plana çıkmakta ve sayı olarak da daha fazla göze batmaktadır. Bu bağlamda, 2005 yılından bugüne iki ülke arasında 27 ortak askeri tatbikat yapılmıştır. Bu 27 tatbikatın 7’si Şanghay İşbirliği Örgütü bünyesinde diğer üyelerin de katılımıyla yapılmıştır. Yine bu 27 tatbikattan 3’ü bölge ve bölge dışı ülkelerin katılımıyla yapılmıştır. Bunlardan en bilineni 2020 yılında Karadeniz ve Hazar bölgelerinde düzenlenen ve Türkiye’nin de katıldığı Kavkaz tatbikatıdır. Ayrıca Baltık denizi, Güney Afrika, Japon denizi, Hint Okyanusu ve Umman körfezinin de bulunduğuMfarklı coğrafyalarda da ortak askeri tatbikatlar yapılmıştır.

ZAPAD-2021 TATBİKATI

ABD’nin ve NATO’nun Afganistan’dan çekilmesi bölgeyi hızla jeopolitik bir belirsizliğin içine sürükledi. Ortaya çıkan otorite boşluğu Taliban’ın Afganistan’da iktidarını yeniden kurması için büyük bir imkân sundu; ancak bu yeni süreç Afganistan’a barış ve istikrar getirmekten oldukça uzak görünüyor. Afganistan hükümeti ve öteki Afgan gruplar ve özellikle aşiretler kolay kolay Taliban’ı meşru bir otorite olarak kabul edecek gibi görünmüyorlar. Bu durum da ister istemez bir iç savaş tehlikesini gündeme getirmektedir. Ancak daha büyük tehlike Afganistan’da yaşanan çatışmaların ve şiddetin tüm Orta Asya bölgesine yayılması ihtimalidir. Bu ihtimal bölgenin iki büyük gücü Rusya ve Çin’i de teyakkuza geçirmiştir. Rusya Savunma Bakanı Şoygu’nun ABD’nin IŞİD militanlarını tüm Ortadoğu bölgesinden toplayarak Afganistan’a getirdiğini söylemesi ve özellikle son dönemde Taliban’ın himayesindeki IŞİD’in Afganistan’dan Tacikistan’a yönelik saldırılarını artırması, Rusya ve Çin’i harekete geçirmiştir. Orta Asya bölgesinde üye ülkelerin sınır güvenliği bağlamında Şanghay İşbirliği Örgütü ve Kolektif Güvenlik Antlaşma Örgütü devreye girmiştir.

Ayrıca Çin ve Rusya, Çin topraklarında ZAPAD-2021 tatbikatı düzenlemiştir. İki aşamalı olan bu tatbikatın diğer aşaması da eylül ayında Belarus ile birlikte Baltık bölgesinde yapılacak. ZAPAD-2021 tatbikatının Çin ayağı Rus askerlerinin ilk defa Çin yapımı silahları kullanacak olması nedeniyle oldukça önemli. ZAPAD- 2021 tatbikatı hem Taliban’a karşı bir gözdağı hem de ABD’ye karşı bir meydan okuma olması nedeniyle oldukça önemli bir gelişmedir. ZAPAD-2021 tatbikatının duyurulmasının akabinde hem ABD’den hem de NATO’dan sert eleştiriler gelmesi de bu meydan okumayı teyit eder niteliktedir. ZAPAD-2021 kapsamında Çin-Rusya tatbikatının ardından bu tatbikatı tamamlayıcı bir nitelikte olacak diğer bir tatbikat da eylül ayında Şanghay İşbirliği Örgütü bünyesinde Barış Misyonu-2021 adıyla yapılacaktır. ZAPAD-2021 Avrupa ayağında ise yoğun AB baskısı altında olan Belarus ile Rusya’nın yapacağı tatbikat olacaktır. Bu tatbikat ise açıkça AB’ye karşı bir meydan okuma olacaktır.

ZORAKİ İŞBİRLİĞİ Mİ?

İster zoraki isterse gönüllü birliktelik olsun mevcut jeopolitik iklimde Çin ve Rusya birlikte hareket etmek zorundadırlar. Zira hem ABD hem de NATO 21. yüzyılın iki ana tehdit merkezi olarak Rusya ve Çin’i görmekte ve bu yönde hareket etmeye hazırlanmaktadır. Dolaysıyla Çin ve Rusya da karşılarındaki tehdidi ortak bir tehdit olarak görmekte ve ona karşı ortak bir akıl oluşturmaktadır. Ancak Çin-Rus stratejik işbirliği derinleştikçe bu işbirliğinin zoraki bir işbirliği olduğu iddiaları da artmaktadır. Avrasya‘nın bu iki önemli gücünün özellikle Avrasya coğrafyasında çakışan ve çatışan çıkarları nedeniyle her iki ülkenin de aslında birbirlerini kollamak adına birlikte hareket ettikleri de söylenmektedir. Aslında bu iddialar bir yönü ile gerçeği yansıtmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde bakıldığında Çin-Rus ilişkilerinde bir doku uyuşmazlığının varlığı görülecektir. Her iki ülkenin imparatorluk döneminde birbirlerine karşı yaklaşımları çok da dostane olmamıştır. Özellikle Çinlilerin zihnindeki Rusya imajını daha çok Çarlık ve Sovyet dönemi Rusya işgal etmektedir. Bu dönemlerle ilgili Çinlilerin güzel anılara sahip olduğu söylenemez. Soğuk Savaş döneminde ABD, Çin’i yanına çekmek için bu doku uyuşmazlığından faydalanmıştır.

İşte bu nedenle bugün Batı’da özellikle bu tarihsel süreç ele alınarak Çin-Rusya arasındaki işbirliğinin geçici, yapay ve zoraki olduğu sürekli vurgulanmaktadır. Gerçekten de zaman zaman iki ülke arasındaki ilişkilerin doğasına bakıldığında örneğin 2008’deki Gürcistan savaşı ve 2014’te Kırım’ın ilhakı konusunda Rusya Çin‘den beklediği desteği alamamıştır. Çin’in Hindistan‘la olan inişli çıkışlı ilişkilerine rağmen Rusya’nın Hindistan’la savunma alanında ciddi anlaşmalar yapması Çin ve Rusya arasındaki stratejik işbirliğinin doğasını da tartışılabilir hale getirmektedir. Rusya bugüne kadar Hindistan ile olan özellikle savunma alanındaki stratejik ilişkilerinde herhangi bir geri adım atmamıştır. Soğuk Savaş döneminde 1962 yılında Çin ile Hindistan arasında yaşanan sınır savaşında Sovyetler Birliği Hindistan‘ı desteklediği de düşünüldüğünde aslında Rusya’nın bugünkü tavrı da çok şaşırtmamalıdır.

Çin-Rus ilişkilerinde bir diğer belki de çok göze batmayan diğer bir sorun da aslında Kuşak ve Yol Girişimidir. Zira Rusya Kuşak ve Yol Girişimini kerhen desteklemektedir. Çünkü bu girişim Avrasya coğrafyasında Rusya’nın Avrasya Ekonomik Birliği projesini tamamen ortadan kaldırmıştır; her ne kadar Rusya Avrasya Ekonomik Birliği projesini Kuşak ve Yol girişimi içine entegre ettiğini söylese de Çin’in Avrasya coğrafyasında inisiyatif almasını kabullenememektedir.

Toparlamak gerekirse, mevcut konjonktür Çin ve Rusya’yı bir takım anlaşmazlıkları görmezden gelerek “ortak tehdide” karşı birlikte hareket etme gerekliliğini dayatmaktadır. Bu durum da Çin ve Rusya arasındaki stratejik işbirliğinin daha da derinleşeceğini ve askeri, ekonomik ve siyasi işbirliğinin daha belirgin hale geleceğini göstermektedir.