Çöküş sonrası çıkış planı

Bilin Neyaptı yazdı...

Çöküş sonrası çıkış planı

AKP’nin ekonomide yarattığı tablo, tüm başlangıç topludurum avantajına karşın, artan kur, enflasyon, cari açık, borçlanma, işssizlik ve gelir ve servet eşitsizliğinden ibaret. İktidarın övündüğü büyüme ve yatırım performansı ise 2000’ler öncesine göre bir üstünlük sergilemediği gibi, temelde iktisadi ve siyasi gücün el değiştirmesi ve toplumsal yapının dönüşümünü sağlamak için heba edildi. Ekonominin, sosyal sermayenin ve üretim kayaklarının getirilmiş olduğu bu yanlış noktada, iktidarın ve kamuda iş yapmayı seçtiği kadroların ülkeyi kalkındırmasının mümkün olmadığı yadsınamaz bir gerçek olarak ortaya çıkmış durumda.

Hal bu iken, demokratik yolla iktidarın halktan ve vatandan yana bir siyasi partiye geçtiği idealinin gerçekleştiğini varsayalım. Bu parti ne yapabilir?

  • Kurumsal deformasyonun yarattığı kamusal ahlakın çöküşünün ve, kamunun rol model özelliğinden kaynaklı, toplumsal yansımalarının düzeltilmesi, uzun soluklu bir çaba da gerektirse ilk adım. Bu adımı atmak için, iktisadi ve toplumsal düzeni iktidardaki partisinin çıkarlarına uyumlu kılmak üzere yüzlerce kez değiştirilen hukuki alt yapının liyakatli ellerce çağdaş koşullara uygun hale getirilmesi, tüm kurallar, istisnalar ve yaptırımların yeniden düzenlenmesi, sadeleştirilip şeffaflaştırılması gerekmektedir.
  • Kamu sektöründe şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkesi, demokrasinin ana fikri olan siyasetin topluma hesap verebilirliğini tesis için vazgeçilmezdir. Bu çerçevede, Sayıştay raporlarında yer almayan Varlık Fonu ve belediye şirketleri faaliyetlerinin, vakıflara transferlerin ve örtülü ödeneklerin geriye dönük araştırılması yanı sıra, ileriye dönük olarak da şeffaflıkla kamu bütçesinde raporlanması şarttır. Kamuda etiğin sağlanmasının ve yolsuzluğun üzerine ciddiyetle gidilmesinin toplumda ve iç ve dış piyasalardaki yansıması, devlet yönetimine ve ekonominin gidişatına güveni büyük ölçüde artıracaktır.
  • Toplumsal gelişim için, sosyal sermayenin, yani birlikte huzurla yaşamanın ve çalışmanın, temel ayağı nitelikli beşeri sermayenin oluşturulmasıdır. Bu sermayenin, kaliteli ücretsiz bilimsel eğitimin, ve “tam bağımsız/doğru tarih” öğretiminin liyakatli ellerce tasarlanması yoluyla biriktirilmesi, ülkenin sürdürülebilir kalkınması için ön koşuldur.
  • Hem kamu kurumlarındaki, hem de eğitimdeki deformasyonun düzeltilmesi zaman alacaktır. İdealimizdeki siyasi transferin ilk dört yıllık döneminde yukarıdaki değişimlerin meyvelerini tamamıyla almak mümkün olmadığı için, toplumla doğru iletişim ve kısa-orta ve uzun vade projeksiyonların halka büyük dürüstlük ve açıklıkla anlatılması büyük önemdedir. Eğer dürüst bir siyasi yaklaşımla ilkeler, planlar ve programlar, uygulamaların sonuçlarının alınacağı akılcı zaman çerçeveleri ile birlikte anlatılırsa, halkın desteğini almak mümkün olacaktır.
  • Geçmişteki kamu zararlarının da üzerine etkinlikle gidilerek elde edilecek kamusal fonların, bilimsel ölçütlerle lokomotif olarak saptanacak (biyokimya, enerji, tekstil, taşımacılık gibi) sektörlerin şeffaflıkla teşvik edilmesi için kullanılması, yukarıda özetlenen kurumsal iyileşmenin özel sektörde sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturacaktır. Tam bağımsızlığımızı artarak yok eden ithal girdi bağımlılığının azaltılması için gerekli ikame üretimlerin teşviki ve demiryolu yatırımları da öncelik verilecek alanların da başındadır.

Ülkenin onuruna dokunan soykırım yalanına maruz bırakılmanın da, sonucu hüsran olan her politika yanlışında dış güçler masalına sarılarak toplumu kandırma çabasının da çözümü, ancak doğru kurumsal, iktisadi ve toplumsal vizyona sahip, tam bağımsızlık ilkesini benimsemiş bir siyasettedir ...

Olmalıdır, olacaktır!

Türkiye Cumhuriyeti yeniden tam bağımsızlık ilkesiyle ve millet iradesiyle ayağa kalkacaktır!