Conkbayırı’nda işgalcinin anıtının ne işi var?

featured

Nihat Genç yazdı…

Türk Tarihinin en kutsal cephelerinden biri olan Conkbayırı’nda Anzac anıtının ne işi var, diye bir yazı yazdık, ses çıkartan yok.

Nerede milli tarihine ve zaferlerine sahip çıkan gazeteler siteler sivil kurumlar!

İnsan, bir telefon eder, bir merak eder, bir araştırır, gerçekten tümü şehit olan 57. alayın kanının döküldüğü yerde Anzac Anıtı niye var?

İşgalcinin askerlerimizi şehit ettiği yerde ne işi var?

Ve bugüne kadar niçin neden sessiz kalınmış?

Korkmayın çok gizemli bir olay değil!

Sadece araştırmadığımız ve itiraf etmediğimiz ve yüzleşmediğimiz büyük bir ihmal ve gaflet!

Profesyonel akademik bir tarihçi olmadım, değilim, zaman zaman magazin ve amatör düzeyde tarihi yazılar yazan ama okuduğunu anlayan biriyim!

Ancak yazar Cengiz Özakıncı kılı kırk yararak ve yıllarca yorgunluk hastalık demeden çalışıp o döneme dair İngiliz ve Avustralya ve bizdeki belgeleri didik didik edip başyapıt düzeyinde çok ciddi makaleler yazıyor!

Cengiz Özakıncı’dan bahsi açmamın sebebi, Atatürk’ün ‘Anzaclar’ için söylediğini farz ettiğimiz ve Çanakkale’ye Evren ve Özal döneminde anıtını diktiğimiz: ‘Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız’ diye başlayan meşhur sözleri!

Atatürk’ün böyle bir sözü yok!

Böyle bir sözü olmadığı bugün neden çok çok önemli, şundan, çünkü, Conkbayırı’nda Anzac anıtının ne işi var, diye, kimi arasak, bize Atatürk’ün bu sözlerini hatırlatıyor ve sanki Anzaclar’a kıyak geçmek torpil yapmak gibi bir zorunluluğumuz varmış havası yaratılıyor!

Vakit bulup Cengiz Özakıncı’nın makalesini mutlaka okuyun!

Ve yine vakit bulursanız: ‘Gelibolu Yarımadası’nda İtilaf Blokuna Ait Harp Mezarlıklarının İnşası ve Statüsü’ üzerine Abdurrahman Bozkurt’un bu makalesini de okuyun!

Özetle geçelim, isyanımıza sebep olan Çanakkale’deki bir çok yabancı mezarlıklar ve anıtları hiç değildir!

Çok büyük utancımız olan söz konusu anıt: Conkbayırı’na dikilen Anzaclar’a ithafen yapılmış anıttır!

Resimden de görüleceği gibi 57. alayın tümüyle şehit olduğu tepenin tam ortasına-merkezine yapılmış ve daha sonra Mehmetçik ve Atatürk’e yapılan anıt ise merkezin dışında daha aşağıda ve bu anıtın gölgesinde kalmıştır!

Anzaclar Conkbayırı’ndaki bu anıtı ‘mütareke yıllarında’ (yani işgal yıllarında) yapmaya başlamıştır! Yani, Sevr ilan edilmiş Mondros Mütarekesi imzalanmış ve İstanbul işgal edilmiş ve tam bu sırada ilk işleri Çanakkale’ye heyet gönderip kendi askerleri için muntazam mezarlıklar ve abideler yapmaya başlamışlardır!

Pek tabii işgal ettikleri ülkede ilk işleri kendi niyet ve maksat ve anlayışlarına göre güya büyük kahramanlık gösterdikleri Conkbayırı’na ‘zafer’ abidesi gibi kendi anıtlarını dikmek ilk işleri olmuştur!

İşgal yıllarında bu anıtın taşlarını dışardan getirdiler, ve…

O yılların Avustralya gazetelerinden Cengiz Özakıncı okuyor, şöyle başlıklar atıyorlar: ‘Vandal Türkler taşların girmesine engel oluyorlar’ diye… Buradan öğrendiğimiz bu anıta karşı milletimizin bir hassasiyeti var ve gücümüz yettiğince işgal günlerinde dahi engel olmaya çalışmışız!

Ancak şu da gerçek, düşmanı ülkeden kovmakla meşgul Türk Milleti’nin başını kaşıyacak vakti yokken, anıt, bir oldu bittiye getiriliyor!

Ve sonra, Conkbayırı’ndaki bu anıt Lozan görüşmelerine konu ediliyor ve misakı milli sınırları dışındaki Osmanlı mezarlıklarıyla mütekabiliyeti tartışılıyor!

Ve sonra, mezarlıkları iki ayrı defa ziyaret eden Atatürk, Afet İnan’a, imkanımız oldukça bizler daha büyüğünü yapmalıyız, diye emir veriyor ve daha büyüğü ‘Çanakkale Şehitler Anıtı’ çok sonra 1954’de başlanıp 1960’da tamamlanıyor!

Ve söz konusu ettiğimiz Anzac anıtı sanki savaşı kazanmış gibi tek başına Conkbayırı’nda hükmünü sürdürüyor ve ancak 80 yıl ihmal ettikten sonra 1993 yılında karşısına Atatürk Zafer Anıtı yaptırılıyor!

1993 yılında yapılan Atatürk Zafer Anıtı, Anzac anıtına denk durmuyor, ve fotoğraflardan da görüldüğü gibi kenara ve daha küçük yapılıyor!

Büyük utanç ve rezillik burada başlıyor, çünkü, Conkbayırı’na 1993 yılında yapılan Zafer Anıtı Anzac Anıtı’nın gölgesinde çok aşağıda ve boyut olarak Anzac Anıtı’ndan daha küçük boyda yapılıyor, işte kabul edilemez olan bu!

Her yıl Çanakkale Savaşı’nı anıp milli nutuklar atarken kendimizden gizlediğimiz utancımız, işte burası!

Kazandığımız bir savaşta sanki mağlup olan bizmişiz gibi düşmanın abidesi kanımızın döküldüğü bağrımızın ta ortasında ve bizden daha yukarda!

Ayasofya Kilisesi’ni camiiye çevirmekle övünüyoruz ama kahraman şehitlerimizin toptan şehit olduğu Conkbayırı’ndaki işgalcilerin Anzac Anıtı karşısında, çaresiz ve suskunuz, hatta tek kelime yazıp çizmiyor, hiç bir şekilde milli bir dert edinmiyoruz!

Ne yapmalı, konusunda, bir kaç lafım olacak, önce, bu meseleyi dilimize dolamalıyız ve çok hassas olduğumuz bu konu ince ve iyi ifade edilerek diplomatik alana taşınmalı, yani milli bir mesele haline getirilmeli!

İkinci olarak, Anzac Anıtı karşısındaki Zafer Anıtımızı, Anzac Anıtı’ndan en az iki kat büyük yükseklikte çok daha heybetli ve yüce pekala yapabiliriz!

Üçüncü olarak, Anzac Anıtı’nın hemen karşısına, bir ‘ibret levhası’ açabiliriz, -işte, Anzaclar memleketi işgal ettiğinde devletsiz-otoritesiz kaldığımız mütareke yıllarında yaptıkları ilk iş, bu anıtı dikmek olmuştur, gibisinden, veciz ifadelerle ‘uyarıcı’ ve ‘teşhir edici’ bir levha pekala asabiliriz!

Dördüncü olarak, ancak ben başbakan olursam, nasıl ki Mısır’da baraj yapılırken koskoca devasa sfenkler kesilip kilometrelerce öteye taşındı, aynı şekilde, bugünün teknolojisiyle Anzac anıtını dilim dilim keser ve daha aşağıda bir yere dikerim!

Conkbayırı’nda zafer kazanan Mehmetçiğimizdir ve Mehmetçiğimiz anıtı abidesi mezarı bu topraklarda en yüce yerlere yükselmesi milli egemenlik hakkımızdır!

Bugün, Avustralya’da bir eyalet, Türklerin, Ermeni ve Rum ve Süryanilere soykırım yaptı kararını meclislerinden çoktan geçirdi!

Ve Çanakkale Geçilmez diye gururlandığımız bir yerde, bir çok kafalarda, Çanakkale geçilmiş…

Çanakkale Zaferi Türk Milleti’nin en büyük onurudur ancak bugün düşmanın çizmeleri hala toprağımızdadır!

Ve düşman askerlerinin anıtı, mütekabiliyetin, uluslararası anlaşma ve saygının çok ötesinde tarihimizin en kutsal en yüce yerinde, asla olamaz, diyecek, parti ve sivil toplum sözcülerine ihtiyacımız vardır!

Balkan coğrafyasını gezenler bilir, özellikle Bosna Hersek’te bolca görmüşsünüzdür, nerede bir camimiz minaremiz varsa, ya Hırvat ya Sırplar gelip tam karşısına minarenin boyundan çok daha yükseğe inadına ve göstere göstere devasa boyutlardaki kendi haçlarını acaba niye dikiyor!

Bu bir, milli egemenlik, iddiasıdır!

Kendi toprağınızda kendi bayrağınız herkesten ve her şeyden en yukarda olmalıdır!

Bu bir milli ruh meselesidir!

Özbeöz topraklarına saldıran işgalci düşmanların abidelerinin kendi mezarları üstünde yükseldiğini gören aziz ve kahraman şehitlerimizin ruhları, azap içindedir!

 

Conkbayırı’nda işgalcinin anıtının ne işi var?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

18 Yorum

  1. 1 ay önce

    Usta çok doğru tespit yapmış. Allah sağlık sihhat versin.

  2. 1 ay önce

    Evet her ne kadar bizdeki beyni sulanmış ve kendini dünya vatandaşı sayan gafiller aksini iddia etse de ortalığın sisi pusu gittiğinde sembollerin pagan batı nezdinde değeri bizdekine göre kat be kat fazla olduğu anlaşılır. Makedon dediğimiz slavın düşüğü herifler bile sırf batıya yaranmak için üskübe dünyanın en büyük haçlarından birini diktiler o yoklukta…bu herifler özünde pagandır yani.

  3. 1 ay önce

    Kendi çıkarları için vatansız kalmaya razı olanların dışında,
    Anzak Anıtını başka bir yere taşıyacak kimse yok mu?

  4. 1 ay önce

    Conkbayırında işgalcinin işi ne yazınızı okudum ben sizin yazılarınızdan çok güzel şeyler öğreniyorum.Cengiz Özakıncının ve Abdurrahman Bozkurtun makalelerinide okuyacağım.Atatürkün söylemediği sözleri yazmak Atatürke ihanettir.Günümüzdede Atatürkün anısına çok düşmanlar yaratılmıştır.20 yıldan beri iktidar olan AKP Atatürk ve Türklüğe çok ihanette bulunmuş vede düşmanlıklarında ısrar etmektedirler.

  5. 1 ay önce

    Anzac anıtını 3 kişi balta ile yerle bir edebilir. Ancak 80 milyonluk türk ülkesinde bu üç türk olan kişi bulunmuyor ise bu ülke işgal olunmuş ve iktidar , hükümet, medya, siyaset, ekonomi ve kültür Türk’ün elinde değil demektir. Deprem gelende sadece uykuda olanları öldürür, uyanık olanlar hemen kendini kurtarır. Ben eğer türk vatandaşılığım olsaydı gider o anıtı yıkardım,

  6. 1 ay önce

    Nihat Abi, gören gözümüz söyleyen dilimizsin. Sen olmazsan, hiç kimseden tıs çıkmayacak.

  7. 1 ay önce

    Ya kardeş 57. alayın başında kim vardı ? Mustafa kemal mi vardı ?
    57. alayın tümü şehit olduysa mustafa kemal nasıl hayatta kaldı ?
    Sevr antlaşması diyorsun .Sevr antlaşması hiçbir zaman yürürlüğüe girmedi .
    Sevr antlaşmasında sultan olmadığ bir hafta sonuna denk geldi ve sutanın imzası yani mührü olmadanhiç bir natlaşma yürülük kazanmıyordu . Tarihi nasıl nerden okuyduysanız doğrusunu öğrenin .

    Cevapla
    • 1 ay önce

      57. alay komutani Sehit Hüseyin Avni Bey’dir. Oglu da Mehmet Tekin Arıburun’dur. Bir de utanmadan dogrusunu ogren demissin, sultan neredeymis, denize mi gitmis?

    • 1 ay önce

      25 Nisan 1915 gecesi düşman güçleri Arıburnu bölgesine çıkartma yapmaya başladığında durumu fark eden Yarbay Mustafa Kemal Bey derhal inisiyatif kullanarak bölgeye hareket etti. 57. Alaya da hareket emri verdi. Kıyı bölgesinden geri çekilen askerlerimizi yeniden mevzilendirerek vakit kazanılmasını ve 57.Alayın yetişmesini sağladı ve 57. Alaya taarruz emrini verdi. “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” sözü bu sırada söylenmiştir. Bu kahraman birliğimizin ardından 27. Alayı da bölgeye getirterek 261 rakımlı tepeye hücum ettirdi. Gün ağarırken savaş kazanıldı. Bu savaşta 57. Alayın üçte iki mevcudu komutanları Binbaşı Hüseyin Avni Bey de dahil olmak üzere şehit düştü. Daha üst komuta mevkiinde olduğu için Mustafa Kemal Bey şehit düşmedi ve savaşı O yönetti. Allah (C.C) hepsinden razı olsun, mekanlarını cennet etsin inşaallah.

    • 1 ay önce

      Sevr Antlaşması denilen ihanet belgesi padişahın görevlendirdiği kişiler tarafından imzalandı. 22 Temmuz 1920’de Saltanat Şurası’nda görüşüldü. Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için önce Meclis-i Mebûsan’ın antlaşmayı görüşüp kabul etmesi, sonra da imzalamak üzere Vahdettin’e göndermesi gerekiyordu. Fakat antlaşma imzalandığı tarihte Meclis-i Mebûsan kapalı (Mart 1920’de faaliyeti sonlandı ve Nisan 1920’de kapatıldı) olduğundan antlaşma mecliste görüşülemedi ve padişahın önüne gelmedi.
      Ankara’daki Büyük Millet Meclisi antlaşmayı sert bir bildiri ile kınadı ve antlaşmayı imzalayanlar ile Saltanat Şurası’nda olumlu oy kullananları 19 Ağustos 1920 tarihinde vatan haini ilan etti. Antlaşmada imzası bulunan Heyet üyeleri 23 Nisan 1924 tarihinde TBMM tarafından 150’likler listesine eklendi. 28 Mayıs 1927 tarihli yasayla yurttaşlıktan çıkarıldılar.

    • 1 ay önce

      Mustafa Kemal komutan, zekası, bilgisi, tecrübesi ile savaşır nefer de gücüyle savaşır, komutan ölmez çünkü daha bir çok savaşta lazımdır. Sevr-i imzalanırken padişah Vahdettin neredeydi bilmem ama 1 Eylül 1921de Mustafa Kemal’in askerleri kanını ölüm kalım savaşı Sakarya’da dökerken senin 61 yaşındaki padişahın o gün 18 yaşındaki 5. Karısıyla gerdeğe giriyordu.

      • 1 ay önce

        gunahini almak gibi olmasin ama 5. karisiyla gerdege giriyorsa yine iyi bence. Tarihi kayitlar, nizamulmulk ve has bahceleri gercegi ortada. Yine cok bir sorun yok, isteyen istedigini yapsin ancak bu naneleri yiyip de Allah’in yeryuzundeki golgesi, Islamin temsilcisi oldugunu iddia etmeyeceksin sonra.

  8. 1 ay önce

    ATATÜRK ÜN SÖZLERİ DİYE ÇOK DUYGULANMIŞTIM. TEKRAR TEKRAR DİNLİYORDUM. ATATÜRK E AİT OLMAYAN SÖZLER NİYE ORTALIKTA DOLAŞIR ANLAMIŞ DEĞİLİM. 31 MART VAKASI İLE İLGİLİDE BİR YAZI YAZAR MISINIZ. DOĞRU OLMAYAN BİLGİLER VAR ORTALIKTA. İSYAN NEDEN OLDU. KİM BAŞLATTI. DIŞ GÜÇLER BAĞLANTISI VARMI. MASONLARIN ROLÜ.. İRTİCA..

    Cevapla
  9. 1 ay önce

    ya tamamda. dıyelım kı anzak anıtını kaldırdık . Eeee sonra TC kurtulmus mu olacak . devrımler gıttı. laıklık gıttı mırım. ona kımse ses cıkarmıyor nerde kaldı anzak anıtı.

    • 1 ay önce

      bir yerden baslamak gerek. Hatta bir kac yerden ayni anda baslamak gerek. Anzak aniti o bir kac yerden birisi olabilir.

      Cevapla
    • 1 ay önce

      Haklısınız. Onlarca fabrika özelleştirilip yabancılara peşkeş çekilirken duyarsız kalanlar böyle mevzular gündeme gelince yakalım yıkalım demeye başlıyorlar. Dediğiniz gibi laiklik ortadan kaldırıldı, eğitim sistemi içler acısı, ekonomi küresel kapitalizmin esareti altında ama ne gam varsa yoksa anıt. Onun da adını yanlış yazıyorlar. Doğrusu Yeni Zelanda anıtı olacak.

  10. 1 ay önce

    Değerli Nihat Genç gerçekten olağanüstü bir ses ve bu toprağın güçlü bir çığlığıdır .

    Cevapla
  11. 1 ay önce

    “Büyük Türk Milletine! Kahraman tarihine sahip çık!” başlıklı yazınızda size hak verdiğimi yorum olarak yazmıştım. Ne yazık ki tarihimize sahip çıkamamamız kronik bir rahatsızlığa dönmüş durumda. 57. ve 27. Alayların siperlerinin bulunduğu yerlere otopark yapılması, Hamidiye Kruvazörü ve Yavuz Muharebe Kruvazörünün parçalanarak hurda haline getirilmesi en incitici örneklerin başında geliyor. Yunanlar Averof Zırhlısını müze gemi yaparken biz gemilerimizi jilet yaptık. Her biri bir kale olan şeker fabrikalarımızı özelleştirirken, her biri bir Yavuz Zırhlısı olan çimento fabrikalarımızı yabancılara kaptırdık. Tank Palet Fabrikası’na bile sahip çıkamadık. Yıllar önce dikilen bir anıtın bu gün statüsünün değişmesi pek mümkün değil, pratikte bir faydası da olmayacak (tepki çekmek dışında). Gelin enerjimizi elimizde kalan son değerlere sahip çıkmak için harcayalım, Cumhuriyetin Kurum ve Kuruluşlarına sahip çıkalım. Çocuklarımıza doğru tarih bilinci aşılayalım. Mesela Sayın Cengiz Özakıncı’nın kitaplarını üçer beşer alarak gençlere, kitaplıklara hediye edelim. Halk TV, Tele 1 gibi medya kuruluşlarına HDP’lileri değil Cengiz Özakıncı’yı, Banu Avar’ı, Arslan Bulut’u ekranlarına çıkarmaları için baskı yapalım. İnsanlarımıza şehitlik ziyaretinin nasıl yapılacağını öğretelim ki ellerinde sigarayla, bağıra çağıra, mini etekle, sırıtarak şehitlik ziyareti yapılamayacağını öğrensinler. Biz kendimize saygı duymazsak başka kimse bize saygı duymaz. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren doğru ve sağlıklı düşünmeyi öğretelim. Günde bir kaç saat cep telefonlarını ellerinden alalım. Milli duyguların kamçılanması insanların hoşuna gitse de şu anda yapılması gereken Türkiye’nin geleceğini kurtarmak için doğru adımlar atmaktır. Aklını ve gücünü nerede, nasıl kullanacağını bilmeyenler sabah rüzgarında savrulup giderler. Saygılarımla.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!