COVİD-19 tedavisinde hem ucuz hem etkin bir yaklaşım modeli! Neden olmasın?

COVİD-19 tedavisinde hem ucuz hem etkin bir yaklaşım modeli! Neden olmasın?

SARS-CoV-2 virüsü korona virüs ailesinden bir virüs olup 2019 yılından itibaren COVİD-19 olarak bilinen bir hastalık spektrumuna neden oldu. O tarihten itibaren dünyada 8 milyona yakın insanı enfekte etti. Covid-19 pandemisi modern dünyada gelişen hastalıklarla paralel bir hastalık olmaması oldukça şaşırtıcı. Korona virüs birtakım yarasa ve kuş türlerinde yani doğal kaynaklarında bulunan bir virüs olup, tahminen milyonlarca yıldır doğada mevcut. Memelilere ve kuşlarda patojen bir rol üstlenmekte. Dört alt grubu mevcut. Alfa ve beta alt türleri memelileri; gama ve delta türleri birincil olarak kuşları enfekte ediyor. RNA genomuna sahip olan bu virüsün bazı alt türleri, hayvanlarda ve insanlarda hastalık yaratabiliyor.

COVID-19 aralık 2019 da Wuhan’da tespit edildi ve insandan insana yüksek bulaştırıcılığı olduğu anlaşıldı. Burun sürüntülerinden yapılan PCR testi ile tanı konuldu ve çok hafif semptomlardan çok ağır hastalık profiline kadar değişen spektrumda hastalık yaptığı anlaşıldı. Hastalığın semptomları öksürük, nefes darlığı, ateş, üşüme, titreme, kas ağrıları, baş ağrısı, boğaz ağrısı, tat ve koku kaybı olarak tanımlandı. Hastaların % 83-99’unda ateş; % 59-82’sinde öksürük; % 31-40’ında nefes darlığı ve %28-33’ünde balgam gözlenmekte.   

Semptomatik hastalarda solunum sisteminin etkilenme derecesine göre bir takım virüs ilaçları, bağışıklık sistemi düzenleyicileri, heparin gibi kan sulandırıcılar ve kortizon gibi akciğerdeki ödemi çözerek solunumu rahatlatmayı hedefleyen ilaçlar kullanılmakta. Bu ilaçların solunum sistemindeki sorunu çözmekte başarısız olup kandaki oksijen seviyeleri hızlı düşüş gösterenlere mekanik solunum desteği kullanılıyor. Bu seçenekler yerleşmiş tedaviler arasında tanımlanıyor.

Bu tedavilerin mutlak başarı oranlarının sınırlılığı hekimleri yeni tedavi modelleri aramasına neden oluyor. İşte bu aşamada virüsün yarattığı immun sistem yıkımını önlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için, Vitamin A, Vitamin C, Vitamin D3 gibi preparatlar kullanılmakta.

Hastalık yoktur hasta vardır ilkesinden hareket eden bazı hekimler ise yeni tedavi alternatiflerini denemekte daha özgür davranmaktalar. İşte bu tedavi seçeneklerinden birisi bir nebülizatör (ilacı buharlaştırarak solunum sisteminde dağılmasına yardımcı bir cihaz) yardımıyla H2O2 yani hidrojen peroksit kullanımı.

David Brownstein, Richard Ng, Robert Rowen, Jennie-Dare Drummond , Taylor Eason, Hailey Brownstein, and Jessica Brownstein gibi hekim ve sağlık personelinden oluşan bir ekibin yayınladığı alternatif çalışma oldukça enteresan. Çalışma ABD’de yapılmış ve bir toplum sağlığı dergisinde yayınlanmış. Yayın tarihi Temmuz 2020.

Bu çalışma sadece Covid-19 için değil diğer türden virüs hastalıkların yarattığı solunum sistemi sorunlarına bir alternatif oluşturuyor. Bu tedavi modelinin en önemli özelliği ise oldukça ucuz olması. Son derece pahalı ve toksik ilaçların arasında sunulan bu tedavi alternatifinin yerleşmesi için elbette geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç var. Ucuz tedavilerin uygulanmasındaki engellerin önü açıldığında bu tedavi alternatifine bir resmiyet kazandırılabilir mi bilemiyoruz ancak makalenin yazarları oldukça iddialılar.

Kullandıkları hidrojen peroksit acetanilide, phenol, sodium stanate, tetrasodium pyrophosphate gibi ticari hidrojen peroksit preparatlarınde bulunan katkı maddesi içermeyen bir hidrojen peroksit. Yani gıda sınıfında olan başta peynirin işlenmesi, unun beyazlatılması gibi işlemlerde kullanılan hidrojen peroksit türü.

Çalışmayı uygulayan hekimler, ABD’nin Detroit bölgesinde Covid-19 vakalarının en sık görüldüğü bölgede bir ofiste çalışmaktalar. Üç doktor, bir hemşire ve bir teknisyenden oluşan ekiple çalışıyorlar. Hastaların hepsinden yazılı onam aldıktan sonra çalışmaya başlamışlar. Hastaların tümünde Covid testi yapıp x-ray filmi çekmişler ve ayrıntılı semptom ve fizik muayene kayıtlarını almışlar. 

Hastalara, kendi evlerinde kullanmak üzere Hidrojen peroksitin dilüe edilmiş % 0.04 lük preparatları verilmiş. Solüsyon herhangi bir tıbbi hatayı engellemek için doktorların ofisinde hazırlanmış. Steril 250 cc minibag içerisine serum fizyolojik solüsyonuna, 3 cc % 3’lük hidrojen peroksit katılmış ve sonuçta % 0.04’lük oranda bir karışım elde edilmiş. Hastaya, bu hazırlanan solüsyondan 3 cc çekerek nebülizatör cihazına koyması ve semptomlar azalıncaya kadar günde üç kez uygulaması, bazılarına ise daha sık uygulaması tavsiye edilmiş. Bazı uygulamalarda ise bu karışımın içine % 5’lik lügol solüsyonundan 1 damla ilave edilmiş; yani karışıma iyot eklenmiş. Semptomlar iyileşince uygulama sıklığının düşürülmesi önerilmiş. Elbette beraberinde yukarıda bahsettiğimiz vitamin takviyeleri yapılmış. Bu uygulamaya rağmen semptomları ilerleyen hastalara, tekrar ofise gelmesi tembihlenerek ileri tedaviler uygulanmış. İleri tedaviler arasına hidrojen peroksitin iv veya intramüsküler solüsyonları dahil edilmiş. Genellikle bir veya iki nebülizer tedavinin yettiği, solunum problemlerinin çözüldüğü tespit edilmiş. Yaklaşık yirmi yıldır virüs enfeksiyonlarına bağlı üst solunum yolu semptomlarında bu tedavi alternatifini kullanan hekimler, hiçbir yan etki ile karşılaşmadıklarını da savlıyorlar.

Çalışmanın sahipleri, 107 Covid-19 hastasında bu türden biyolojik tedavi seçeneğini kullandıklarını; tümünün iyileştiğini; sadece üç kişinin hastaneye yatırıldığını; bu yatanların ikisinin tedaviye başlamadan önce yattığını; birinin ise sadece vitamin tedavisini kabul ettiğini, oksidatif tedaviyi kabul etmediğini söylüyorlar. Tümünün iyileştiğini ve ölüm olmadığını ekliyorlar.

Hekimler, bu tedavi alternatifini ufak değişiklikler ve katkılar ile 20 yıldır uyguladıklarını; daha önce de influenza benzeri hastalıklar için tedaviyi geniş çapta tecrübe ettiklerini savlıyorlar. Bu tedavi alternatifini, virüs hastalığını tedavi etmekten ziyade virüs enfeksiyonlarda yıkılan immun sistemi güçlendirmek amaçlı kullandıklarını savlıyorlar.

Bu tedavi alternatifinin bilimsel zemini önemli. Hidrojen peroksit molekülü normalde hücrelerimizin içinde ve dışında çok az oranda bulunur ve vücutta bir patojen tespit edildiğinde bol miktarda salgılanır. Sinüslerin içine, boğaza ve akciğere nebülize hidrojen peroksit uygulanması, enfeksiyonla mücadele için önemlidir. Hidrojen peroksitin virisit (virüs öldüren) etkisine ilaveten katılan iyotun beyaz küre sayısını ve tiroid hormon üretimini artırıcı etkisi var. Vitamin C nin ise yüksek dozlarda kullanıldığında hidrojen peroksit üretimini artırdığı bilinmekte. Vitamin A ise immun direnci artırmakta. Bilinen etkiler dolayısıyla bu tedavi alternatifi, bilimsel temelde mantıklı ve makul görünmektedir. 

Türkiye’de bu türden toplumsal zeminde hem ucuz hem de etkinliği bilimsel makalelerle ispatlanmış tedavi alternatif tedavi şemalarının oluşturulması gerekiyor. Türkiye’de tedavi alternatifi oluşturmada temel bir sorun var. Sağlık Bakanlığı bütün pahalı tedavi metotlarına yeşil ışık yakmakta mahsur görmüyor. Ancak bu türden ucuz bir tedavi sonrası oluşabilecek en ufak bir kötü neticeye abartılı tepkiler verilebilir. Big farma bizleri linç edebilir. Türkiye’de hekimler bu yüzden çekingenler. Ben dahil hepimizin eli kolu bağlanmış durumda. Hekimlik sanatı lafını ağzından düşürmeyen yöneticiler ne yazık ki bizde sanat manat bırakmadılar. Emret komutanım lafını şiar edildik. Ne diyeyim? Sağduyuyu, milli çıkarları, toplumsal yaklaşımları hedefleyen bir bakanlık dileğiyle…