Cumhuriyet Vakfı’ndan suçlamalara yanıt… Alev Coşkun istifa çağrılarına ne dedi?

Cumhuriyet'te “Çikolata kutusu içinde para” krizi büyüyerek devam ediyor. İddialara tepki gösteren yazar ve yöneticilere yönelik sansür haberleri geliyor. Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Mollaveisoğlu'nun işine son verilirken, gazetenin en önemli yazarlarından Barış Doster'in son yazısı yayımlanmadı. Bir e-ticaret şirketinden, haber karşılığı para alma olayının üstünü örtmekle suçlanan Cumhuriyet Vakfı adına Alev Coşkun suçlamalara yönelik bir yazı yazdı.

featured

“Para karşılığı haber yapma” kriziyle gündemden düşmeyen Cumhuriyet gazetesinden suçlamalara yanıt geldi.

Gazeteyi yöneten Cumhuriyet Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Alev Coşkun, suçlamaların savcılık kararıyla boşa çıktığını belirterek, olayın “gazeteyi ele geçirme” çabasının sonucu olduğunu öne sürdü.

Kendisine yönelik istifa çağrılarına da değinen Coşkun, okur, okur temsilcileri ve çoğu yazarın böyle bir dönemde görevinin başında kalmasını istediğini iddia etti.

Coşkun’un Cumhuriyet’te yayımlanan “Cumhuriyet bir Kuvayı Milliye kuruluşudur” yazısının tamamı şöyle:

“Rüzgârsız bir havada dönen fırıldağın elbette bir üfleyeni vardır.

Bir asırlık çınar olan Cumhuriyet gazetesi bir Kuvayı Milliye kuruluşudur.

Yüzyıl boyunca ona saldırılmış, ele geçirme hareketleri olmuş ama bu kale işgal edilememiştir.

‘YAZIYI YAZARKEN ÇOK ÜZÜLÜYORUM’

Dünyanın en saygın üniversitelerinden İngiltere’deki Oxford ve Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü, 2023 Dijital Haber Raporu’nu yayımladı. Bu rapora göre Cumhuriyet, tekrar Türkiye’nin en güvenilir gazetesi seçildi. (Cumhuriyet, 16 Haziran 2023)

Ancak Cumhuriyet gazetesi son günlerde sürdürülen yoğun saldırıların odak noktası durumundadır.

Bu saldırılar karşısında, konuları tüm açıklığıyla ortaya koyan bir yazı yazmak durumunda kaldık. Bu yazıyı yazarken çok üzülüyorum, onun nedenini de kısaca belirteyim.

Türkiye çok zorlu bir seçimden çıktı. Demokrasi, laiklik ve Cumhuriyet kazanımlarının siyasal kuruluşu olan CHP tartışmalar içinde. Türkiye giderek ağırlaşan bir ekonomik durumla karşı karşıya. Döviz kurları yükselişte, enflasyon artıyor. Emekliler ve dar gelirliler zor durumda.

Eleştirel gazetelerin tümü (Sözcü, BirGün, Evrensel, Korkusuz, Karar vb.) döviz yükselişleri nedeniyle ekonomik yönden çok zor duruma girdiler. Yaşamsal bir sorun karşısındalar.

İşte böylesi bir ortamda özellikle son bir aydır, gündem saptırılarak Cumhuriyet’e karşı ısrarla bir saldırı kampanyası sürdürülüyor.

NEDEN?

Cumhuriyet gazetesinin tarihinde, gazeteye egemen olmak için denemeler yapılmıştır.

Yunus Nadi vefat edince bir süre sonra gazetenin düşünsel çizgisini emek kesiminin yanına çeken Nadir Nadi’ye kumpas yapılmış, kendisi bir yılı aşkın bir süre gazete yönetiminden uzaklaştırılmıştı.

Nadir Nadi vefat edince 1991’de de bir iç yönetim darbesiyle İlhan Selçuk, yakın çalışma arkadaşları Ali Sirmen, Uğur Mumcu, Oktay Akbal ile birlikte gazete dışında bırakılmış ve ancak 1992’de gazeteye gelebilmişti.

İlhan Selçuk 2010 yılında vefat edince de kimi ikinci cumhuriyetçiler gazeteyi ele geçirdiler. Tüm mallarını sattılar, milyonlarca lira borç yaptılar. O grupla mücadele de 4 yıl sürdü. Yargıtay kararıyla Cumhuriyet Vakfı’nda yeniden seçim yapıldı. Ben gazeteye böylelikle dönebildim. Beş yıl içinde tüm borçlar ödendi, gazete yeniden Atatürkçü çizgiye oturdu. Ankara’da 6 katlı bir binaya sahip olundu. İşte tam bu aşamada yeniden gazeteyi ele geçirme hareketi başlatıldı.

Bir saygınlık kurumu olan Cumhuriyet’e, en güvenilir gazeteye egemen olmak, onun etkisi ve gücünden yararlanmak, bu gücü kullanmak ve ayrıcalığını elde etmek, bir ihtiras olarak ortaya çıktı.

Gazeteyi yayımlamakla yükümlü Cumhuriyet Vakfı ve ona bağlı şirketin içinde yönetime talip olan bir grup ortaya çıktı. Bu gibi oluşumlar toplumsal-sosyoloji gereği bir örgütlenmedir. Bir baş, bir yönlendirilmeye gereksinme gösterir.

Bu hareketin de kuşkusuz bir başı var, grubun unsurları var. Bu konuyu kişiselleştirmemek için isimlere girmiyorum.

‘BANA KARŞI ÇIKIŞ BAŞLADI’

İşin temeli, gazetenin tüm birimlerine egemen olmak istemiyle başladı. Bunlara engel oldum. Gazetenin kurumlaşması için çalıştım. Kişisel birimleşmeleri engelledim. Bana karşı çıkış başladı.

Ancak ideolojik bir olay, ideolojik bir istem açıkça gözümün açılmasını sağladı. Şöyle ki:

Üsküdar Üniversitesi’ne, partili Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından rektör olarak atanan bir kişiyle yapılan söyleşinin yayımlanmasını engelledim.

Said Nursi platformu ve Said Nursi kürsüsüne sahip olan bir üniversitenin rektörü kim olursa olsun onun söyleşisi Cumhuriyet gazetesinde yer alamazdı. ADD tarafından 2022 yılının Atatürkçüsü seçilen, Atatürk hakkında 20’ye yakın kitap yazan Alev Coşkun zaten buna izin veremezdi. Ancak bu hareket bana karşı yapılan girişimlerin bir anda üst düzeye taşınmasının nedeni oldu. Düğmeye basıldı.

NFT OLAYI

Aynı grup, Cumhuriyet gazetesinin arşivinin NFT olarak satılmak istendiğini ileri sürerek Cumhuriyet Vakfı içinde ısrarlı bir tartışma ortamı yarattı.

NFT adı verilen konu şudur: Cumhuriyet Vakfı’nın malı olan 100 yıllık Cumhuriyet arşivi kuşkusuz milyonlarca haber, makale ve tarihi resimlere sahiptir.

Bu arşiv herkesin yararlanmasına açıktır. İsteyen herkes parça başına 9 TL ödeyerek istediği haberi ya da resmi satın alabilir.

Bir şirket, arşivden bazı önemli resim ve yazıları alarak NFT adı verilen özel bir belge yapmak istedi. Bu konuda görüşmeler tamamlanmadan bu görüşmeleri durdurduk. Bir sözleşmeye varılmadan, sözü edilen bu şirkete, noterden ihtarname çekilerek konu üzerinde görüşmelere son verildi.

Buna karşın iki vakıf yönetim kurulu üyesi konu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet savcılığı bu başvurular karşısında takipsizlik kararı verdi.

Ancak bu konu gazetenin en önemli konusu gibi aylarca tartışmaya açıldı.

İkinci konu e-ticaret yasası Meclis’te konuşulurken özel haber yapıldığı, bu konuda ilan için bir şirketten 500.000 lira alındığıdır. Öncelikle belirtmeliyim ki söz konusu edilen olay, gazete yönetimince değerlendirilmiş ve ticari yönden de herhangi bir işlem gerçekleşmemiştir.

Cumhuriyet gazetesi, iddia edildiği gibi, bu konuda hiçbir özel haber yapmamıştır. Konu dünkü gazetede (16.6.2023) “arşivler yalanı çürütüyor” başlığıyla şöyle verildi:

“Cumhuriyet gazetesine karşı son günlerde yürütülen yoğun saldırıların odak noktası olan e-ticaret yasasına ilişkin eleştirel haberlerin benzerleri, aynı dönemde iktidar yanlısı yayın organları dahil birçok gazete ve internet haber sitelerinde yayımlandı.”

Cumhuriyet gazetesini çeşitli ortamlarda karalamaya, suçlamaya çalışan bu grup, yine savcılığa başvurarak savcılık tarafından kovuşturma açılsın istedi. Cumhuriyet başsavcılığı herhangi bir suç oluşmadığı için kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi.

Tüm yapılan hareketler ortada kaldı.

Yoğun saldırılar karşısında, Basın Konseyi başkanlığı da yapmış duayen gazeteci Oktay Ekşi’ye başvurdum. Cumhuriyet gazetesinde ve diğer tüm gazetelerde bu konuyla ilgili yayımlanan tüm haberleri inceleyerek objektif bir rapor vermesini rica ettim. Oktay Ekşi raporunda şöyle diyor:

“Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bu haberlerin basın meslek ilkelerine hiçbir ters yanını görmedim.”

‘İSTİFAM İSTENİYOR’

Cumhuriyet gazetesine 1992 yılında İlhan Selçuk’un davetiyle geldim. Kesintisiz 16 yıl şirketin yönetim kurulu başkanlığını yaptım. İlhan ağabeyin vakıf başkanlığı süresinde vakıf başkan vekilliği yaptım. Yüzlerce makale yazdım. 30 yıldır Cumhuriyet’in içindeyim, Cumhuriyet emekçileriyle birlikte gazetenin yaşaması için çalışıyorum. Ancak okuyucularımız, CUMOK’lar, yazarlarımızın büyük çoğunluğu bu kadar kritik bir dönemde gazetenin başından ayrılmamın doğru olmadığını belirtiyorlar.

Bundan 25 gün önce 22 Mayıs 2023 tarihli vakıf yönetim kurulu toplantısında 5 saat tüm konular konuşuldu. Bu aşamada göreve devam etmek için güven oyuna başvurulmasını istedim.

12 üyenin 9’u bana güven oyu verince, diğer üç üye de güven oyu verdiler. Yani oybirliği ile güven oyu aldım.

Ancak şimdi bu üç üye ısrarla istifamı istiyor: Son 25 günde ne oldu, kimlerle konuşuldu da bu üç üye ısrarla benim istifamı istiyor?

Karmaşa yaratarak kamuoyunu harekete geçirmek, üzerimde kamuoyu baskısı uygulamak istiyorlar.

Tartışılan iki konuyu yukarıda anlattım. Her iki konuda da vakıf yönetim kurulu üyeleri savcılığa başvurdu. Her iki konuda da cumhuriyet başsavcılığı suçun oluşmadığını ve kovuşturmaya yer olmadığını belirterek takipsizlik kararı verdi.

Şimdi, istifamı isteyenlere sormak istiyorum:

Masumiyet karinesi diye bağırıyoruz. Neden hukuka ve masumiyet karinesine saygı duymuyorsunuz?

Bir başka önemli konu vakıf yönetim kurulunda konuşulan konuların yalan yanlış dışarıya sızdırılmasıdır. Nerede adalet, sadakat ve Vakıf üyeliği sorumluluğu…

GENEL YAYIN YÖNETMENİ

Tuncay Mollaveisoğlu Bodrum’da yaşıyordu. Onun İzmir bürosunun başına gelmesi, oradan genel yayın yönetmeni olması için birinci derecede gayret gösterdim.

Altı aydır genel yayın yönetmenliği yapıyordu. Ne yazık ki Cumhuriyet gazetesinin içinden yetişmeyenler, onun ruhunu özümseyemiyorlar.

Yazdığı son yazıda gazetenin saygınlığını yaralayıcı, vakıf yönetim kurulu üyelerinin onurlarını kırıcı cümleleri çıkarırsa yazının yayımlanacağını söyledim: Yoksa dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir gazetenin böylesi saldırılarla dolu bir yazıyı yayımlamasının mümkün olmadığını belirttim.

Tuncay Mollaveisoğlu, istifa etme gerekçelerini raporlayan bu yazıda ısrar etti. Kavga etmeden ağabey-kardeş gibi ayrıldık. Basın yaşamında başarılarının devamını dilerim.

SORU

Önemli soru şudur: Bu grup, neden gazetemizi ve gazetenin yöneticilerini suçlamak, karalamak için kimi sosyal medyayı kullanıyor? Niçin Cumhuriyet gazetesinin, yöneticilerinin ve çalışanlarının haksız yere iktidarın yandaş medyasında hedef gösterilmesine neden oluyor? Neden vakıf yönetim kurulunda bu konuları görüşmek yerine kamuoyunu etkilemeye çalışıyor?

Tüm veriler ve gelişmeler öyle gösteriyor ki karşımızdaki olay, birtakım gerekçeler yaratılarak Cumhuriyet gazetesini ele geçirme olayıdır.

Cumhuriyet gazetesi bir Kuvayı Milliye kurumudur. İşgal edilemez, satılamaz, satın alınamaz.

Yazımı önemli bir deyişle bağlıyorum. Şöyle ki:

“Rüzgârsız bir havada dönen fırıldağın elbette bir üfleyeni vardır.”

MOLLAVEİSOĞLU: ÇİKOLATA KUTUSUNDA PARA ALDILAR

Alev Coşkun, yazısında Tuncay Mollaveisoğlu’nu işaret ederek, “Altı aydır genel yayın yönetmenliği yapıyordu. Ne yazık ki Cumhuriyet gazetesinin içinden yetişmeyenler, onun ruhunu özümseyemiyorlar” demişti.

Coşkun’un sözlerine, görevden alınan Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Mollaveisoğlu, sosyal medyadan yanıt verdi:

“Alev Coşkun “Cumhuriyet gazetesinden yetişmeyenler onun ruhunu özümseyemiyorlar” diyerek beni eleştirmiş. Gazeteden yetiştirdiğiniz isimler Uğur Mumcu’nun fotoğrafları ile dolu odada çikolata kutusunda para aldılar. Haber yaptılar. Evet ben o ruhu bilmiyorum. Dümdüz gazeteciyim.”

ÜÇ VAKIF YÖNETİCİSİNDEN İSTİFA ÇAĞRISI

Dün Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Barış Doster, avukat Turan Karakaş ile Birol Başaran ortak bir açıklama yayınlayarak, Vakıf Başkanı Alev Coşkun, İrfan Hüseyin Yıldız ve Işık Kansu’yu istifa etmeye davet etmişti.

İstifa çağrısında şu ifadeler yer almıştı:

“Cumhuriyet gazetesinde bir süredir önceki genel yayın yönetmeni Arif Kızılyalın, mevcut reklam müdürü Esra Bozok ve mali işler müdürü Osman Selçuk Özer’in dahil olduğu, bir e ticaret firmasından ( çikolata kutusu içinde 500 bin TL ) kayıtdışı para alınarak haber yapılması konusu ile ilgili mücadele veriyoruz.

Biz gazetenin vakıf yöneticileri olarak yine vakıf yönetiminde yer alan diğer arkadaşlarımıza ve vakıf başkanına etik dışı, ahlak dışı, gazetecilik ilkelerine zarar veren ve Cumhuriyet gazetesi ile asla yan yana anılmaması gereken olayla ilgili gereğinin yapılmasını istedik. Bu tartışma aylarca sürdü.

Vakıf avukatı olan aynı zamanda hukuk işlerinden sorumlu üyesi olan Turan Karakaş gördüğü hukuksuzluk karşısında harekete geçti. Olayla ilgili suç duyurusunda bulundu. Bu suç duyurusunun ardından vakıf, Alev Coşkun başkanlığında 22/05/ 2023 tarihinde tek gündem ile bu olayı konuşmak üzere toplandı.

Toplantıya Alev Coşkun, Işık Kansu, İrfan Hüseyin Yıldız, Ali Sirmen, Şükran Soner, Hamdi Yaver Aktan, Birol Başaran, Turan Karakaş, Barış Doster bizzat katıldı. Cumhuriyet Vakfı’nın 12 üyesinden 9’u hazır bulunurken 3 üye vekalet gönderdi.

Olaylar basına yansımadan önce yapılan bu son toplantıda Alev Coşkun söz konusu paranın kendi insiyatifi ile alındığını söyleyerek TÜRMOB başkan yardımcısı olan ve aynı zamanda vakfın saymanı olan ve vakıf şirketinin yeminli denetçisi konumunda görev yapan Hüseyin Yıldız’dan konunun üzerinin örtülmesini istedi. Vakıf saymanı İrfan Hüseyin Yıldız Alev Coşkun’un ‘kapatalım’ önerisine karşılık ‘bir formül bulup kapatacağını’ taahhüt etmiştir. Vakıf üyesi Turan Karakaş ‘biz burada bir suç dosyasını kapatmak için oturmadık’ diyerek tepki gösterdi…

Buna karşılık vakıf üyelerinden Barış Doster, Turan Karakaş, Birol Başaran bizzat ve Özalp Birol ise gönderdiği mektup ile olayın kapatılmasının yanlış ve vahim olacağını yargı yolu ile sorumluların gereğinin yapılması gerektiğini, vakfın sorumluları açığa almasının şart olduğunu ifade ettiler.

Toplantıda Vakıf Genel Sekreteri Işık Kansu ise Alev Coşkun ve Hüseyin Yıldız‘la birlikte hareket edeceğini ifade ederek olayın kapatılması yönünde ısrarcı oldu… Son günlerde gazetede ‘iç güçler gazeteyi ele geçirmek istiyor’ konulu örtü haberleri kaleme alan kişi de Işık Kansu’dur.

Toplantı sonrasında gazetenin genel yayın yönetmeni Tuncay Mollaveisoğlu konuyu kapatmaya zorlanmıştır. Mollaveisoğlu ise gazetenin itibarı zarar görmeden derhal gereğinin yapılmasını Alev Coşkun’dan istemiştir. Üstelik konu basına yansımadan, gazete zarar görmeden bir an önce gereği yapılsın diye 16. Noterden alev coşkuna bir ihtarname çekmiştir.

Olay yargıya ve basına yansıdıktan sonra Mollaveisoglu’nun kaleme aldığı yazının her satırı doğrudur ve gazeteyi, meslek ilkelerini, bizlerin itibarını korumaya yöneliktir.

Kendisinin onurlu duruşunu kutluyor, ahlaksızlığa karşı çıktığı için künyeden çıkarılmasını kınıyoruz. Olayda adı geçen şüphelilerin de hala gazetenin künyesinde yer almasını ve göreve devam etmesini suçun örtülmesinin gayreti olarak görüyoruz.

Cumhuriyet gazetesi Atatürk’ün kurucusu olduğu 100 yıllık büyük marka ve değerdir. Bu gazete vakıf yönetiminden önce de vardı.. Üç beş kişinin çoğunluk imzasıyla gazetenin idaresinde yer alan yukardaki isimlerin karıştığı etik ve hukuk dışı olaylara müsaade edilmesi, okurların gazeteye sanki operasyon varmış gibi aldatılması kabul edilemez…

Söz konusu korkunç olayın gereğini yapmayan Alev Coşkun’u İrfan Hüseyin Yıldız’ı ve Işık Kansu’yı istifaya davet ediyoruz.”

CUMHURİYET, RESMEN DUYURDU: YAZILARINA SON VERDİK

Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet Vakfı yöneticisi Prof. Dr. Barış Doster’in yazılarına son verdiğini resmen duyurdu.

“Cumhuriyet’ten Barış Doster açıklaması” başlığı ile yapılan açıklamada, “Prof. Dr. Barış Doster’in Cumhuriyet’te yayımlanan yazılarına bugünden başlayarak son verilmiştir. Bu karar; Doster’in, gazetenin yayımlanmasından sorumlu Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu’nda alınan kimi kararlara da uymayarak, Yönetim Kurulu üyesi olduğu vakıf aleyhine Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurular üzerine verilmiştir. Okurlarımıza saygıyla duyurulur” denildi.

Cumhuriyet Vakfı’ndan suçlamalara yanıt… Alev Coşkun istifa çağrılarına ne dedi?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 17 Haziran 2023, 15:35

    Alev Coşkun un solculuğu parayı görene kadar

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!