Dalmaçya'da tarih ve deniz orgu: Dalgaların müziği eşliğinde Zadar

Gürcan Elbek yazdı

Dalmaçya'da tarih ve deniz orgu: Dalgaların müziği eşliğinde Zadar

Sekiz haftayı aşan, arabam Kara Şimşek’le yaptığım ve çok zevk aldığım Balkanlar ağırlıklı gezinin beş haftası geride kalmıştı. Uzun süreli ve bol duraklı bu geziyi, adım adım bu köşede paylaşıyoruz. Yazıların tümüne https://www.veryansintv.com/kose-yazilari/gurcan-elbek bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Geçen hafta mimari açıdan benzer yapıları taşıyan İstria Yarımadası’ndaydık.

İlgili yazı: Merhaba Hırvatistan: İstria yarımadası

Rovinj’den sabahın erken saatlerinde ayrılacaktım. 

Rovinj’de son anlar.

Bu hafta ise Dalmaçya kıyısındaki tarih boyunca kesintisiz yaşamın sürdüğü en eski yerleşimlerden biri olan Roma ve Venedik etkilerinin yoğun olarak görüldüğü Zadar’a yolumuz düşüyor. Zadar bu dönemlerin mimari etkilerinin halen görülebildiği tarihi bir kent. 

Yoğun yağmur altında Rovinj’den Zadar’a doğru…

İstria Yarımadası’nın kısa keşfini yapıp genel duyguyu aldıktan sonra yoluma devam ediyordum. Niyetim Rijeka’ya ulaşıp, arkadaşım Rok’un önerdiği Zadar’a doğru ilerlemekti. Yoluma Dalmaçya kıyısı boyunca devam edecektim.

Split-Zagreb otobanına çıktığımda hava iyice kötüleşmişti. Sert rüzgarların estiği, yağmurlu ve sisli bir gündü. Doğal olarak hava da soğumuştu. Takvim yaprağı 02 Eylül 2014’ü gösteriyordu. İki gün evvelki yaz havasından eser kalmıştı.

Zadar’a gidşte yol görüntüleri

Rijeka’ya giden yolda 5-6 km uzunluğundaki tünellerden geçiyordum. En az dört adet upuzun tünelden geçmiştim. Tünellerden sonra devam ettiğim yolda, fırtına şeklinde esmeye devam eden rüzgar eşliğinde, gri, iç karartıcı bir hava eşliğinde yola devam ediyorduk. Bu tip havaların bende yarattığı hüznün etkisiyle ilerliyordum.

Rijeka’dan sonraki tünellerden biri

Kara Şimşek’i sallayan kuvvetli rüzgarda, hüzünlü ruh halimin eşlik ettiği nostaljik bir yolculuk oluyordu. Nedense aklıma Ankara günlerim gelmişti. Yola not düştüğüm ses kayıtlarında o günleri ve duygularımı anlatmışım. Saatte 80 km süratle ile ilerlediğimiz yolda araba hakimiyetine dikkat etmek gerekiyordu. Bu kısmen zorlu anlarda Kra Şimşek ile olan dostluğum pekişiyordu.

Motosikletli gezginler Lazaros ve Yorgo ile tanışma…

Otobanda Zagreb, Split ayrımından Dalmaçya kıyısına doğru dönmüştüm. Ses kayıt cihazına kıyıdan Türkiye’ye dönüş yolumun başladığını ve Türkiye’yi özlediğimi söylediğim cümleleri kaydediyordum. Zihnim oradan oraya uçuyordu. Aklıma gelen projeleri ve daha sonra yapmayı tasarladığım yolculuklara ilişkin notları anlatıyordum ses kayıt cihazıma.

Yollarda çok sayıda, Kara Şimşek’in akrabası (Megane-1) arabaların varlığı dikkatimi çekiyordu. Bu yağmurlu ve rüzgarlı havada araba ile zorlanırken o çetin şartlarda sürüş yapan iki motorcunun yanından geçtim. Ne kadar çok zorlanabileceklerini düşündüm. Biraz ilerledikten sonra birşeyler yemek için bir benzinciye girip mola verdim.

Az sonra sırılsıklam halleriyle iki motorcu da burada mola verdiler. Merhaba sohbeti sonrası, muhabbete başladık. Bu kişiler, Yunan Lazaros ve Yorgo idi. Yolumun devamında Selanik’e uğrayacağımı söylediğimde buluşmak için telefonlarımızı aldık. Onlar Split’e gidiyorlardı ve sonrasında Yunanistan’a döneceklerdi. Mola sonrası Zadar’a yaklaşırken hava bir miktar sakinleyecekti.

Zadar’a yaklaşırken yoldan görünümler

Kalinka şarkısının sıcaklığıyla bir merhaba…

Kara Şimşek’i Zadar’da sokaklardan birinde yol kenarına park ederek kısa bir yürüyüş yaptım. Bu yol kenarına park edebilme serbestisi ruhuma çok iyi geliyor, büyük kentlerdeki park yeri sıkıntısını yaşamamak hoşuma gidiyordu.

Zadar’a ulaşmadan evvel yağan yağmurun etkisiyle sokaklar ıslaktı. Hava biraz nemli olsa da hafif rüzgarın sebep olduğu serinlik rahatlatıcıydı. Birçok ufak meydanı olan Zadar’ın o an dolaştığım kısmında, bir sokak müzisyeninin çaldığı Kalinka şarkısı beni karşılıyordu. Sırbistan’da o kadar iyi ilişkiler içinde vakit geçirmiştim ki, Hırvatlar sanki bana daha soğuk davranıyorlar gibi geliyordu.

 Zadar'da meydanda Kalinka şarkısı


Zadar’dan ilk görüntüler.

Kutu yataklardan oluşan müthiş hostel…

Kısa bir süre daha dolaştıktan sonra hostelime yöneldim. Kutu gibi yataklardan oluşan hostel merkezi bir konumdaydı. Ranza tipi yataklar, baş ucunda küçük raflar, elektrik prizleri ve iyi bir internet bağlantısıyla çok kullanışlı bir mekandı. Bugüne değin kaldığım hosteller arasında en iyilerin biriydi. Yataktığım kutu gibi ranza üstü, dışarıyla irtibatı kesen jaluzi tarzı perdeler, tertemiz yatak takımlarıyla son derece konforluydu. Zadar’ın tarihi meydanlarından birine bakan bir görüş alanı vardı. Hemen eşyalarımı bu kutu gibi küçücük ama düzenli hostele bırakıp tekrar dışarı çıktım.

Hostelden görünümler.

Tarihi Zadar’ın küçük meydanları…

Zadar’da ufak ölçekte birçok meydan bulunuyor. Bunlardan biri Beş Kuyu Meydanı ismiyle anılıyor. Zengin su kaynağı yaratan bu kuyuların Türk kuşatmalarında şehrin direnişi için en önemli varlıklardan biri olduğu söyleniyordu. Kuyunun hemen yanındaki Kraliçe Jelana Parkı da dinlenmek ve huzurlu anlar geçirmek için ideal bir noktaydı. Bunların hemen yanındaki Petar Zoranica Meydanı da restoranlarla çevrili ferah ve renkli bir mekan. Bu meydanda, arkeolojik kalıntıları, zemine döşenmiş camlı geçitler üzerinde yürürken izleyebiliyorsunuz. Bunlardan başka, Halk Meydanı denilen kafelerle dolu başka bir alan bulunuyor. Zadar merkezinde birçok arkeolojik ve tarihi yapı da bulunmakta. 9. Yüzyıldan kalma Aziz Donatas Kilisesi ibadete kapalı ama ziyarete açık. Kilise, akustik özellikleri nedeniyle ufak çaplı konserler için kullanılıyormuş. Buranın yakınındaki 183 basamaklı Çan Kule’sine tırmanarak kenti kuşbakışı izlemek de mümkün. Bu iyi korunmuş tarih ağırlıklı yapılanmanın dışında kentin bir de modern binalardan oluşan kesimi de bulunmakta.

Zadar’ın küçük ve tarihi meydanları

Deniz Orgu...

Zadar gelişimin ana nedeni Deniz Orgu denen yapıyı görmek ve burada dalgaların hareketinden oluşan doğal sesleri dinlemekti.

Genelde sokaklarının zemini, mermer ve kireçtaşı ile döşenmiş Zadar’da, yıllardır yürünülen yollar aşınma sebebiyle pırıl pırıl parlıyordu. Bu tip sokaklardan ilerleyerek Deniz Orgu’nun bulunduğu yere geldim.

Deniz Orgu, deniz dalgalarının merdiven gibi yapılmış sahil yolunda bu maksatla açılmış deliklerden basınçla ittiği havanın yaptığı doğal bir müzik entrümanıydı. Taşların içine açılmış boru gibi oyuklardan, denizin dalgalarının salımına göre sesler çıkaran bir yapıydı. Sahilde yürümeye başladığımda, dalgaların vuruşuna uygun biçimde, rastlantısal seslerle oluşan doğal müziği dinlemeye başlamıştım. İnsanlar çoluk çocuk sahilin bu bölgesinde oturup, orgun, denizin dalgalarına göre çıkardığı sesleri dinliyorlardı. Ben de ahaliye katılıp, merdivenlerde oturarak bu müziğin çağrısına kulak veriyordum.

Deniz Orgu, Zadar, Hırvatistan.

Bu konumlandırmanın az gerisinde de, 10-15 metre çapında güneş enerjisiyle pillerini dolduran dairesel bir güneş panelini andıran elektronik bir zemin vardı. Üzeri camla kaplı bu zeminde, gündüz depolanan güneş enerjisi, akşam dalgaların oluşturduğu bu doğal org seslerine eşlik edecek ışık gösterisi için kullanılacaktı.

 Deniz Orgu bölgesinde güneş pili gibi çalışan dairevi zemin.

Bir saatten fazla, Deniz Orgu’ndan gelen sesleri dinleyip, ses kayıt cihazıma doğanın yaptığı bu müziği kaydettim. Bu orijinal düzenekten çıkan sesleri dinlemek çok huzur vermişti.

Zadar Deniz Orgu’ndan sesler.


Zadar, Deniz Orgu.

Kentin merkezinde ve çevresinde koylarda denize girmek mümkün. Zadar’ın denizi turkuvaz sularıyla kentin merkezinde yer alan Deniz Orgu bölgesinde de yüzmeye olanak sağlayan tertemiz haliyle size değişik olanaklar sunuyor.

Cam Müzesi…

Zadar’da ziyaret ettiğim ikinci yer, meşhur Cam Müzesi oldu. Burada arkeolojik bulgular içinde yüzyıllara hatta binlerce yıllık geçmişe uzanan cam işçiliğine ait bulguları izliyordum. Bu müze cama ve arkeolojiye ilgisi olanların mutlaka gitmesi gereken bir yer. Tarihin içinde camın aldığı rolü burada görmeniz mümkün. Süs eşyalarından, günlük ev aletlerine ve camcılık sanatına ilişkin yüzlerce örneği izleyip, panolarda bölgenin tarihine bir de bu açıdan bakabilirsiniz.

Cam Müzesi’nden görüntüler.

Cam Müzesi’nde cam işçiliğinin günümüzde nasıl gerçekleştiğini gösteren ve aktif üretimde bulunan bir atölye de bulunmakta. Burada ziyaretçilerin katılımı, hatta bireysel denemelerine imkan tanıyan uygulamalı işleri izlemek mümkün oluyor.

Cam Müzesi’ndeki atölyeden görünümler.

Müzede değişik arkeolojik bulgular da sergileniyordu. Müzenin bahçesinden tarihi limanı ve şehrin modern kısmını da izlemeniz mümkün.

Cam Müzesi bahçesinden Zadar’ın görünümü.

Deniz Orgu’nun bulunduğu sahilde günbatımı…

Günbatımında tekrar Deniz Orgu’nun bulunduğu bölgeye gittim. Alfred Hitchcock’un, Zadar'ın dünyada günbatımlarının en güzel izleneceği yerlerden biri olduğunu ifade ettiği söyleniyor. Sanırım Hitchcock, Şeytan Sofrası’ndan gün batımını görmediğinden böyle demiş diye düşünüyordum. Ancak, Deniz Orgu’nun bulunduğu bu yerde de günbatımı gerçekten güzeldi.

Deniz Orgu bölgesinden gün batımı, Zadar.

Gün boyu güneş ışınlarından depolanan enerji ile çok güzel görsel bir şölen haline gelen yerdeki dairevi enstalasyon, dalgaların oluşturduğu müzikle uyumlu biçimde yanıp sönmesini izliyordum. Deniz Orgu’nun müziğine eşlik eden renk cümbüşünü seyretmek keyifli oluyordu.

Deniz Orgu bölgesi ve güneş pillerinden zeminin gece görünümü.

Gece Deniz Orgu ve zemindeki ışıklı yerleştirme.

Parçalanan koskoca güzel ülke Yugoslavya’nın trajedisine bir bakış…

Deniz Orgu’ndan kalkıp sokak müzisyenlerinin olduğu belediye binasının bulunduğu meydana gelmeden önce bir iki bara girdim. Ancak sokaklarda olmak bana daha fazla keyif veriyordu. İki şişe bira alıp, Belediye binasının bulunduğu meydanın bir kenarında mermer basamaklara oturup etrafı izlemeye başladım.

 Zadar’daki barlardan biri (gündüz ve gece).

Meydanın etrafındaki kafelerde de basamaklarda da insanlar vardı. Yanımda oturanlardan biriyle muhabbete başladık. Mostar doğumlu 30’lu yaşlarında biriydi. Biralarımdan birini ona ikram ettim. Konuşma ilerledikçe, duyduklarım kalbime dokunacaktı. O koskoca ülkenin nasıl dağıldığına ve insanların başlarına gelen hazin öykülerden birini dinlemeye başladığımda müzikten kopmuştum.

Mostar doğumlu Hırvat genç adam

Mostar’da doğan bu Hırvat adam, insanların nasıl birbirine girdiğini, ailesini savaşta nasıl kaybettiğini ve kimsesiz kalan bir çocuk olarak ortada kalışını anlatıyordu. Belli bir süre sonra buralara ait olmadığını, Mostar’ın burnunda tüttüğünü söylerken ağlamaya başlamıştı. Mostar’dan ayrılma sonrası yaşadıkları trajediydi. Sahipsiz haliye girdiği zorlu durum sırasında uyuşturucu satmaya başlamış ve yakalanıp hapiste yıllar geçirmişti. Eski bir suçlu olarak iş bulmakta çok güçlük çektiğini ve yaşadığı dertli hayatı anlatmaya başladı. Meydandan birlikte kalkıp, denizi yukarıdan gören bir kafeye gittik.

Genç Hırvat adam, orada da öyküsünü ve duygularını anlatmaya devam etti. Son derece güçlü bir ülke iken, parçalanma sonucu ufacık ülkelere dönüştüklerini ve güçlü Yugoslavya’yı mumla aradıklarını söylüyordu. Bu savaşın anlamsızlığına ve kendi kendilerine yaptıkları kötülüklerin savaş öncesi şovenist söylemlere hiç de uymayan son derece kötü bir noktaya geldiğini belirtiyor ve “Keşke hiç ayrılmayıp, bir kalsaydık” diyordu.

Ertesi sabah Split’e doğru yola çıkacaktım. Genç Hırvat adamın anlattıklarını üzüntüyle dinlemiştim ve canım sıkılmıştı.  

Sabah Zadar sokaklarında…

Tarihi binalarla dolu Zadar’dan ayrılmadan önce son kez sokaklarda dolaşıyordum. Bu çok eski yerleşimli kent tüm dönemleri yansıtacak buluntu ve kalıntılarla doluydu.

Zadar ve civarında yapılacak diğer etkinlikler…

Benim gitmediğim, Zadar çevresinde bulunan milli parklarda yürüyüşler yapmak da mümkünmüş. Yürüyüş parkurlarında dolaşacağınız ve şelaleleri altında yüzme keyfi yaşayabileceğiniz Krka Milli Parkı’nı listenize eklemenizi öneriyorum. Bu tip bölgeler, Zadar’ı, civardaki bölgeleri günlük gezilerle dolaşmanız için ideal bir konaklama noktası haline getiriyor.

Deniz mahsulleri, İtalyan ve Balkan etkisindeki yemekleri ve tatlılarıyla Zadar, gurme keyfi arayanlar için de görülmesi gereken yerlerden biri.

Çevredeki adalar ve koylara yapılacak günlük turlar da Zadar’ı popüler bir turistik gezme noktası haline getiriyor. Hem de pahalı olan Split ve Dubrovnik’ten çok daha ekonomik fiyatlarıyla.

Çok bilinmeyen bir nokta olsa da, Zadar, Hırvatistan’ın Dalmaçya deneyimini makul bedellerle yaşayabileceğiniz bir yer. Ben yağışlı bir gün sonrasında gezsem de genelde güneşli havasıyla çok güzel bir gezi noktası Zadar.

Zadar’ın kuşbakışı görünümünü veren bir drone videosu.

Split’e doğru…

Dalmaçya kıyısındaki ikinci durağım olacak Split’e doğru yol almak için bu güzel kentten ayrılıp yola koyulacaktım. Deniz Harp Okulu öğrencilerinin uygulamalı deniz eğitimlerinde sıklıkla uğradıkları bir liman Split. Ancak bizim 1987 yazında yaptığımız uygulama seyrinde uğradığımız bir yer olmadığından, hakkında çok şeyler duyduğum Split’e gideceğim için heyecan duyuyordum. Güneşli bir gündü ve sağ tarafımda uzanan Dalmaçya sahillerini izleyerek çıktığım yol keyfimi yerine getirmişti.

Kara gün kararıp kalmıyordu. Yol beni ferahlatan bir ruh haline geri döndürmeye yetmişti. 

Sağlık ve huzurla geçecek bir hafta diliyorum.

Saygı ve sevgilerimle.

gurcan.elbek@gmail.com      www.gurcanelbek.com