Derin Saray ve Doğu Perinçek

Nihat Genç yazdı...

Derin Saray ve Doğu Perinçek

Uzun zamandır, Buckingham sarayının bağlantılar ağı konuşuluyor, altın ticareti, Zarrab, derin Azerbaycan, Socar, Pelikan grubu, Azeri oligarklar, Ağar, Çakıcı, Sedat Peker ilişkileri, Enver Altaylı telefonuna takılan Mücahit Aslan ve İbrahim Kalın, Vakıfbank, Halk Bank, Ziraat Bankası ve bu bermuda şeytan üçgeninde kaybolan 128 milyar dolar ve dolandırıcı bitcoin borsası ve aşağı mahalle Osmanlı Ocakları ve pudra şekeri gibi bilimum ağzı kapatılmamış bir Derin Saray'dan konuşuluyor.

Büyük dava ve fikir adamı Doğu Perinçek'le röportajımıza geçmeden önce, çok kısa, sayın Perinçek, Derin Saray üzerine söylemek istediğiniz ya da Sayın Perinçek Sağlık Bakanı 'tam kapanma derken' 'cumhuriyet' kapatılmayacak değil mi?

-Cumhuriyet Mustafa Kemal'in cumhuriyeti kimse kapatamaz. Sarayın da derini merini olmaz, saray bizim saraydır, bakın, park bahçeye halkımız saray der, zaten ne demiş Tayyip Bey 'millet bahçesi'.  Saray milletin bahçesidir... Saray 'cumhuriyetimizin bahçesidir'.

-Sayın Perinçek, hızınız maşallah hiç bir şey kaybetmemiş, öncelikle kırmayıp geldiğiniz için teşekkürler, sayın Perinçek, milli cepheye katkılarınızı takdir etmemek elde değil, sayın Perinçek çocukluğunuz saraylarda mı geçti, saraya ilginiz tam olarak ne zaman başladı!

-Şimdi bize iftira atıyorlar biz milli savaş diyoruz onlar saray savaşı diyor... Biz milli üretim diyoruz. Saray üretiyor mu? Üretmiyorsa milli değil, biz açık açık söylüyoruz!

-Anlıyorum sayın Perinçek, dobra dobra söylüyorsunuz ama sanki şöyle saraya göğsünü siper etme durumu var sanki, sizi de kırmayayım ama... Hani ünlü komutanımız Selahaddin'in çadırında haşhaşiler kılıcı çeker ve Selahaddin'e ölümcül hamle yaparken Selahaddin'in fedaisi ünlü Bozkuş Selahaddin'e göğsünü siper eder ya, işte tam öyle. Saray fedaisi deyince aklıma hep Bozkuş gelir. Bakın sayın Bozkurt Bahçeli'nin saray fedailiğine soyunması da milli tarihimiz için az tesadüf değil. Hatta hatta hatta Sayın Perinçek, Selahaddin'in Şam'daki mezarını gelip restore eden Alman kralı II. Wilhem ki aynı zamanda Enver'in Talat'ın ağzının suyunu akıtıp pişpişleyen değil mi?

-Orasını burasını bilmem, bakın dilenciler harabeler yıkık dökük evler varsa o zaman saraydan hesap sorarsın, bir de ne dedin Bozkuş... Evet, ne fedaisi kardeşim, biz milli cepheden yanayız, son anketler Vatan Partisi'nin patlama yaptığını söylüyor, iktidar alternatifi olarak tek başına kaldık. Saraya da üretim öğretiyoruz. Diğer (meşhur) cümlem neydi hatırlatın, (-hukuk alt...) (evet, o kadar şey altın devri yaşıyor ki), hukuk altın devrini yaşıyor!

-Sayın Perinçek, coşkulu iddialı konuştuğunuzda sizi seyretmek size doya doya bakmak ruhuma çok iyi geliyor! Ama sizi de biraz eleştirmem lazım. Bakın altın devri deyince, doğru, her dönemin adı ayrı. 128 milyardan sonra şimdi de 500 ton altından bahsediliyor, hani bir dönem Lale devri bir dönem Samur kürkü devriydi, bir dönem dolar devri, doğrusun, şimdi de altın hukuk tunç taş dönemi yaşıyoruz.

-Altın madenleri ruhsatlarımızı millileştireceğiz, kim söylüyor bunu bizden başka, bakın, bir de aramıza yeni katılan Cem Küçük söylüyor, -arkadaşlar, mikrofon tutun Cem Küçük'e, 'altın madenlerimizi millileştireceğiz' diye bağırsın dost düşman çatlasın... Biz sefalet vaat etmiyoruz, altın dönemi başlatıyoruz. Cem Küçük de altın gibi çocuk!

-Sayın Perinçek, lafı ağzımdan aldınız vallahi tevafukun böylesi, Trabzon'un ilçesi Arsin de 'altın' demekmiş, Çakıcı da Arsin doğumlu 'altın gibi çocuk' diyorlar, vallahi Ağar da ülkemize altın devir yaşattı, altın devri, Zarrap, Socar ve milli cephe, altından kale... (......?!)Bayılacağım, bu kadar yalana şakadan da olsa dayanamadım sayın Perinçek özür dilerim bir tuhaflık hissettim, bir saniye lütfen toparlarım, altın deyince başım döndü midem bulandı.

-Arkadaşlar, bir su... Nihat arkadaşa bir su.....

-Şimdi biraz iyiyim, sağ olun, sanki sayın Perinçek milli yerli deyince yanına altın, Socar, Ağar, Cengiz Holding, Ethem Sancak, pek uyuyor da bizim cumhuriyetçilerin adı pek uymuyor. Yani onca mücadeleden gelip birden Socar'a Sancak'a Cengiz Holding'e milli deyince beyin mide kaldıramadı. Sayın Perinçek sizde değil hepimizde bir problem var, bugünlerde tanıdığım ne kadar cumhuriyetçi kemalist var ulusal kanalda Hilal Kaplan seyredince kusmaya başlıyor, yani ne bileyim, söylediklerimizle giydiklerimiz iddialarımızla fikirlerimiz sanki hiç tutmuyor! Bilmiyorum Sayın Perinçek b.ku başkaları yiyor ama ha bire biz kusuyoruz.

-Nasıl yani?

-Kısaca milli cephe lafları dönemine uymuyor sanki. Hani sinema tiyatro kostüm depoları vardır, her döneme ayrı kostümler... Mesela Halikarnas balıkçısının dönemini yaşıyorsak sandalet giyip konuşabiliriz, şimdi ama Beştepe sarayına sandaletle giremezsin, tuhaflık burada...

-Doğru diyorsun, tabii, kıyafetlerin sosyal bir felsefesi vardır, yoksul insanlar çıplak paçavra giyer, zenginler daha başka...

-Hah anlatabildim, şimdi de diyorum ki dürüst olalım, saraya yanaştığımıza saraya girmek üzere olduğumuza göre saraylı gibi giyinmeliyiz, o zaman çelişki tenakuz zıtlık ortadan kalkar kusmayız.

-Milli cephe kusmaz, üretim başlayınca kimse kusmayacak, tabii her yerin protokolu var, Mustafa Kemal'in giydiklerini bugün siz giyebilir misiniz?

-Hayır sayın Perinçek yine tam anlatamadım, fikren saraylı olabiliriz ama saraylı gibi giyinecek paramız imkanımız yok... Bakın burada elli yazar her gün yazıyor çiziyoruz adamın pudra şekeri kadar parayı hala kazanamadık. Bir onların giysilerine bakın bir bize. 

-Laf mı bu, mağazaya gider alırsın, yani seninki de iş mi, Arap krallarının sarayına giriyoruz diye şimdi onlar gibi uzun beyaz etek mi giyeceğiz, güldürmeyin...

-Hayır oraya gelmeyelim Sayın Perinçek kavga çıkar aramızda, Arap şeyhlerinin yanında oturan genelkurmay başkanımızı unuttun galiba, hani İslam ordusu kuruluyordu. Ben diyorum ki satın alacak durumumuz yok, milli cephe diyorsun da milli cephenin bir kılığı kıyafeti yok, tişörtle de sarayda vatan cephesi olmaz milli cephelik yapılmaz, saraya girip çıkan arkadaşlarınıza bir sorsanız elbiselerini 'kiralık' verebilirler mi?

  -Anlayamadım...

  -Bunu hiç düşünmedin biliyorum ama bu benim için çok büyük sorun, sakın gülmeyin Sayın Perinçek, sırf 'kiralık' elden düşme saraylı AKP'li elbiseleri bulmak için Çukurambar'a gittim, orada kafe-kitaplık-flört-internetten kız düşürme mekanlarına uğruyorum, saray çıkışı buraya uğrayan arkadaşlardan kiralık elbise alabilir miyim, diye...

-Dert edinme güzel kardeşim, saray dediğin yer senin benim gibi insanlar senin benim köylüm memleketlim yerli milli insanlar, sen canını sıkma bulup buluştururuz.

-Sayın Perinçek, artık röportaja geçelim, Hilal Kaplan'ı cumhuriyetçi kadınlar derneğine genel başkan yapacağınız söyleniyor!

-Hilal hanımla tanıştık ulusal ekranlarına da çıkmaya başladı çok büyük iyileşmeler var, yerli milli cepheye hareket getiriyor, sonunda herkes milli cepheye gelecek, iki de bir Hilal hanımı eski twitleriyle vuruyorlar akıllarınca küçük düşürüyorlar, Hilal hanım aslında cesareti azmi kararlılığıyla...

-Sözünüzü kesiyorum, siz söyleyince düşündüm, Hilal hanımın burnu da eski köy enstitülerindeki hortumlara benziyor, o köy enstitülerindeki kazma kürek resimlerini Hilal hanımın eşarbına basma entarisine patates baskısını yapıversek. Tamı tamına milli cephe olacak... Bir de yüzüne karşı söyleyemiyorum ama siz söyleyin sanki sarayın yemeklerini fazla kaçırıyor bugünlerde, yanaklarından tereyağı alnından kuyruk yağı kulaklarından zeytinyağı süzülüyor.

-Bakın, o da bir kardeşim, o kadar aşağılanmasına izin vermem, bakın, Osmanlı saray mutfağı sofraları öyle böyle konuşulur abartılır ama dikkat ettiniz mi madem o kadar şatafatlı sofraları vardır neden obez olmuş bir tek sultanımız yok, hepsi filinta gibi, tıpkı Tayyip Erdoğan bey gibi...

-Doğru diyorsunuz sayın Perinçek, benim ballı börekli sofra teorim tutmuyor, bakın Nagehan Alçı bile incecik eti gitmiş kıkırdağı kalmış... Sayın Perinçek aslında röportaj bahane, sizi saraylıların doğum günlerini öğrenmek için yalandan çağırdım.

Emine Erdoğan'a doğum gününde mesaj atabilmem lazım ve bir hediye almalıyım, bilmiyorum saraya başka nasıl yaklaşılır... Mesela geçen Kocatepe Camii'nde AKP'li bir arkadaş gördüm, farzı bitirdi, nafile namaza geçti, hayrola dedim, kıldığın nafile mi kaza mı? Hayır dedi, bugün Recep sultanının doğum günü. İnanın Sayın Perinçek nasıl ezildim. Yerin dibine girdim. Sen ki bu ülkenin önde gelen yazarısın Tayyip Erdoğan'ın kutlu doğum gününden haberdar olma. Yani sayın Perinçek geçtim kılıksız halimizi sultanımızın ruh haline de hiç uygun değiliz.

-Ruh hali deyince, doğru diyorsunuz, milli ruh, bakın Bahçeli'nin sadece ruhu kalmış, ruh olmadan millisi olmaz, biz de ihmal ediyoruz, Tayyip Erdoğan'ın milli heyecan ve endişeleriyle senkronize olamıyoruz, atıyorum, mesela, Libya dönüşü günün önemine uygun Esenboğa'da develerle karşılamalıyız, ama nerede bu incelik?

-Doğru diyorsunuz Sayın Perinçek, ama yavaş yavaş öğrenebiliriz, mesela her sarayda gümüş temizleme sabunları vardır, şimdi saraya girmek isteyen önce gümüşleri temizleyerek işe başlamalı.

-Bu işin altı üstü yok, milli cepheyi güçlendirmek için en alttan başlamalıyız, bakın, ben yetmiş uzun yıldır Türk solunu tanırım, saray sofrası dedin mi solcunun aklına gelen tek tatlı sakız muhallebisidir, yani bizler basit ve sade bir muhallebiden hoşlanırız, milli cephemiz işte saraya da bu sadeliği öğretecek...

-Ama sayın Perinçek bir sürü arkadaşımız görgüsüzlük yapıyor, saraya milli cepheye dahil olmak için değil sınıf atlamak için atlıyorlar, ve hepsi taklit antikalar satın alıyorlar, yok şu Abdülhamit'in yüzüğü yok şu Abdülaziz'in cezvesi, hiçbiri orijinal değil, uyduruk.

-Ben mesela Tansu Çiller iktidar olunca Yeniköy sahilinde Tansu'ya komşu olmak için yalı alanlar bilirim... Doğru diyorsun, suistimal ediliyor her şey, şu Osmanlı torunu Nurhan Sultan güya Osmanlı eşyaları üretiyor satıyor, komik, çocukça, cahilce şeyler, kim alır onları, hiç birinin ağırlığı yok. Ben partiye hiç birini koymadım. Ama çocuklara da söyledim İlber Oltaylı'nın maskot anahtarlığını yaptırdık kongrede satacağız.

Çünkü ağırlığı olmayanın haysiyeti de olmaz, ucuz eşya ahlakınızı da bedeninizi de ucuzlatır, bu ucuz taklitlerden hiç hoşlanmadım, bakın biz üretim ekonomisine geçtiğimizde...

-İmamoğlu milyon dolarlar ödedi padişah tablolarına...

-Yahu İmamoğlu dediğinin hiç bir organında zarafet yok, siyaseten henüz var olmamış birinden bahsetmeyin bana.

-Doğru diyorsunuz Sayın Perinçek, tarihi mirasımıza saygıyla nezaketle titizlikle riayet etmeliyiz, nerede o eski zerafet nezaket, saray ve malikanelerde çalışanlar eskiden leydilik dersi alırdı, sayın Perinçek, Vatan Partisi leydilik kursları veriyor mu, haberimiz olsun, önce benim ihtiyacım var...

-Evet sevgili Nihat Genç, hoş eğlenceli bir röportaj yaptık, seni yıllardan beri tanırım, yazılarına nasıl ruhunu verdiğini iyi bilirim, gerçi bilmeyen mi var, o gün hangi yazıyı yazsan sokağa o yazının kostümüyle çıkarsın, pencereden baktım bir gün, yahu bu Nihat Genç niye jakoben gibi giyinmiş dedim, dediler ki, Sayın Perinçek Nihat Genç bugün jakobenleri yazmış o yüzden, sonra baktım, SS subayı sonra baktım gladyatör gibi giyinmişsin, bence de insan yazdığını yaşamalı... Şimdi seni daha iyi anladım sen 'saray savaşı' diyenlerden değilsin sen diyorsun ki madem saray milli cephe olmuş o halde saray gibi düşünüp konuşalım, işte beni yormadan beni anlamış biri, teşekkür ederim...

-Çok sağ olun Doğu Perinçek bey, yazılarıma ruhumu hatta giysilerimi kattığım o günleri bana da hatırlattın güldük eğlendik, ama bugünlerde işim çok zor, giysi kostüm sıkıntısı çekiyorum, her gün dalkavuk, hacıyatmaz, topaç, zikzak, gibi yazılar yazıyorum ama uygun kostümler bulamıyorum, mesela geçenler 'zikzak'ı yazdım ama uygun bir karayolu kostümüm yoktu.

-Dert ettiğin şeye bak, söyleyeyim çocuklara, ayarlasınlar... Kolayı var, sıkışınca kendinden kaçacaksın. Baktın çıkmaz yola geldik. Bırakıp tüyeceksin. Başka bir yol açacaksın. Çünkü yolu açan sensin. Senin açtığın yol da milli yol milli cephedir. Liderler uçurumdan atlamaz uçurumdan da kaçmaz. Liderler uçurumları da vatan cephesi haline getirir. Dert etme, sıkıştığında beynindeki iddiaları hayalleri geçmişini bunca eziyet işkenceyle alınan yolları hepsini çöpe at gitsin... Arkadaşlarını eski kitaplarını iddialarını hepsini bir anda çöpe atıver rahatlayıver. Saray rahatlıktır. Taç tek kişiye takılır. Tahta tek kişi oturur. Senin .ötün rahat değilse milli vatan nereye oturacak!

-Silezya neresi Sayın Perinçek?

-Ne Silezyası nereden çıktı Silezya...

-Ne bileyim Sayın Perinçek siz öyle saçmalarken beynim dağıldı çok alakasız tarihlere coğrafyalara gitti geldi... Biz hep haklı çıktık ama millet hep bize neden .ötüyle gülüyor. Birinci Silezya savaşı, ikinci Silezya Savaşı, Üçüncü Silezya savaşı, inanın, dördüncü Silezya Savaşı hazır bekliyor. Savaş savaş savaş Silezya Polonya'nın mı Almanya'nın mı Rusya'nın mı hak ettiği toprak bilinmiyor.

Sayın Perinçek artık Silezya için mi savaşıyoruz? Bu toprakların bir tarihi ilk sahipleri kuruluşu vardı hepsini unuttuk mu?

Bu saraydan bize ne, bu yalılar bu sahiller bu yaylalar bu tarikatlar bu vakıflar bu savaş üstüne savaş hepsi yağmalayanları kirletecekti, sayın Perinçek, ne oldu ve neden bizi kirletti?

Bu pislikler hırsızları kirletecekti ne oldu da Sayın Perinçek bizleri pisletiyor!